Bahçeli: CHP'nin yaklaşımı PKK maşalarıyla birebir aynı

Bahçeli: CHP'nin yaklaşımı PKK maşalarıyla birebir aynı
Bahçeli: CHP'nin yaklaşımı PKK maşalarıyla birebir aynı
MHP lideri Bahçeli, CHP'nin Kürt sorunu için çözüm önerisine tepki gösterdi: CHP de AKP'nin peşi sıra gitmekte, BDP'yle de birleşerek bölücülüğün şeytan üçgenini oluşturmakta

ANKARA - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’nin Kürt sorununun çözümüne yönelik hazırladığı 10 maddelik paketini ve yarın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’la bu paketi görüşecek olan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. Bahçeli, "CHP’nin yaklaşım ve önerileri, PKK maşalarıyla ve İmralı canisinin saçmalıklarıyla neredeyse bire bir aynıdır. CHP de AKP ’nin peşi sıra gitmekte, BDP’yle de birleşerek bölücülüğün şeytan üçgenini oluşturmaktadır" dedi. Bahçeli, "Cumhuriyet’i kurmakla övünen CHP, şimdi çöküşe giden süreci hızlandırmaktan kıvanç duymaktadır" diye konuştu. ’Kürtaj’ konusuna da değinen Bahçeli, "Biz parti olarak İslami, insani, hukuki ve tıbbi olarak yaptığımız değerlendirmeler neticesinde kürtaja karşıyız" dedi.
MHP Lideri Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında, gündemdeki olaylara ilişkin görüşlerini açıkladı. Türkiye’nin içine girdiği gündem karmaşasının ve istismar enflasyonunun, milletin enerjisini ve heyecanını zayıflattığını ve zaafa düşürdüğünü söyleyen Bahçeli, "Bir mesele çözülmeden, makul ve kabul edilebilir bir noktaya getirilmeden; yeni sorunlar, yeni girdaplar ve yeni muammalar hemen varlığını göstermiştir.Başbakan Erdoğan’ın fantezi fikirleri, provakatif düşünceleri, kışkırtıcı beyanları ülkemizi maalesef çıkmaza sürüklemiş ve fazlasıyla da meşgul etmiştir" diye konuştu.


"YENİ YETME POP MÜZİK İKONLARI GİBİ TEZAHÜRAT GÖRMEKTEDİR"


Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işi gücü bırakarak Başbakan Erdoğan’ın bireysel hedef ve çıkarlarına yönelik seferberlik içine girdiğini ifade eden Bahçeli, "Başkanlık veya yarı başkanlık hesap ve arzularını gerçekleştirmek için yoğun bir çaba göstermiştir. Sanırsınız ki, Türkiye tek kişilik çadır tiyatrosunun sergilendiği bir ülkedir ve Recep Tayyip Erdoğan’dan başka dikkate alınacak ve önemsenecek kimse de kalmamıştır. Sanki bu ülke Başbakan’a miras bırakılmış; keyfi neyi isterse, canı neyi çekerse, aklına ne düşerse yapmak kendisine hak ve helal olarak sunulmuştur.Düzmece methiyeler, gelip geçici iltifatlar ve temelsiz övücü sözler ona yöneliktir. Şovmen gibi takdim edilmekte, yeni yetme pop müzik ikonları gibi tezahürat görmektedir" dedi.


"İTHAM VE İĞRENÇ BENZETME MEDYANIN KUCAĞINA ATILMIŞTIR"


Başbakan Erdoğan’ın partisinin İstanbul İl Kongresi’nde ’Siz, daha düne kadar, birileri karşısında hazır ola geçip, selam çakıp, aldığınız emir doğrultusunda köşe yazısı yazıyordunuz. Bunları bu tasmalarından kurtaran biz olduk. Ama bunların boynundaki tasma dün ulusaldı, bugün terfi ettiler, uluslararası tasmaları boyunlarına taktılar’ sözlerini değerlendiren Bahçeli, şunları söyledi:
"Tasmanın kime takıldığı, hangi canlıyla ilgili olduğu hepimizce bilinmektedir. Bizim için mühim olan öncelikli husus, bu ağır sözlere kimsenin çıtının dahi çıkmamış olması ve kimsenin üzerine almamasıdır. İşin daha da acı yanı, bu ifadelerin sarf edildiği günün ertesinde, gazete manşetlerinin başka telden çalması ve köşe sahiplerinin karanlıkta ıslık çalan bir ruh haliyle hareket etmeleridir. Dikkat ederseniz tasma sözünden ortada rahatsızlık duyan yoktur. Bize göre bu itham ve iğrenç benzetme medyanın kucağına atılmıştır. ancak tasmadan alınganlık göstermeyenler, birbirini işaret etmeye ve ’ben değil sensin’ yarışına girmişlerdir."


"ÇOBAN KULÜBESİNDE PADİŞAHLIK RÜYASINDAN PİŞMANLIKLARLA UYANACAK"


Başbakan Erdoğan’ın başkanlık hülyasına daldığını savunan Bahçeli, şöşye devam etti:
"Yarı başkanlık sistemi ve atamayla başbakan tayini bu kapsamda dillendirilmekte ve Başbakan’ın icazetiyle kamuoyuna servis edilmektedir. Gelişmeler böyle giderse, bu kafa yapısının kendisinden sonra başbakanlık makamını marjinalleştireceğini ve ufalayacağını işaret etmektedir. Üstelik Türkiye’yi ve devletin varlığını şahsına direk bağlamak ve bu yolla tiranlaşmak için her yolu deneyeceğini göstermektedir. Atamayla oluşturulması planlanan başbakanlık fikrinin başkaca bir izahı bize göre bulunmamaktadır. Şurası açıktır ki, böylesi bir projeyi başka ülkelerde uygulanıyor diyerek ısmarlamak Başbakan Erdoğan’ın demokrasiye ve millet iradesine suikastı, saygısızlığı ve saldırısıyla izah edilebilecektir. Fakat buna Allah’ın izniyle önce Türk milleti, arkasından da Milliyetçi Hareket Partisi izin vermeyecektir. Başbakan Erdoğan, çoban kulübesinde padişahlık rüyası görmekten kısa sürede pişmanlıklarla uyanacak ve önünde yaptıklarının vebaline katlanmaktan başka bir şansı da inşallah olmayacaktır."


"YIKIM VE BÖLÜNME PROJESİ YOLLARI MAYINLAMIŞTIR"


Bölücülüğün ve terör sorununun gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal aldığını ifade eden Bahçeli, "Şehitler yine gelmeye devam etmekte, milli vicdanlar sarsılmayı sürdürmektedir. Dicle Nehri’nin kenarındaki koyundan bile sözde sorumlu olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan şüphesiz şehitlerimizin akan kanının da yegane sorumlusu ve suçlusudur. Başlattığı yıkım ve bölünme projesi ülkemizin dağlarını kana bulamış, yollarını mayınlamış, karakollarını kuşatmış ve hain emelleri teşvik etmiştir. AKP hükümetinin ihanete varan kasıtlı ve ısrarlı adımları neticesinde bölücü terör örgütü PKK, belki de ilk defa vurdukça sonuç alacağını, katlettikçe amacına ulaşacağını görmüştür" dedi.


"BİRLEŞEREK BÖLÜCÜLÜĞÜN ŞEYTAN ÜÇGENİNİ OLUŞTURDULAR"


Başbakan Erdoğan’ın yanlış tutumları ve yönelimlerinin bölücülüğün dip akıntısını hızlandırdığını ifade eden Bahçeli, "Ne büyük bir tesadüftür ki, CHP’de AKP’nin peşi sıra gitmekte, BDP’yle de birleşerek bölücülüğün şeytan üçgenini oluşturmaktadır. Görüldüğü kadarıyla, ana muhalefet partisinin genel başkanı sözde Kürt sorununu çözmek maksadıyla ortaya atılmış ve her zaman olduğu gibi acele ve şaşkınlıktan dolayı foyası dökülmüştür. İşin ilginç tarafı ise AKP, BDP ve CHP’nin aynı bölücülük havzasından ve havasından nasıl istifade ettiklerinin bu vesileyle ortaya çıkmasıdır. Sanki ellerine tutuşturulmuş müşterek metin ve her derde deva reçete vardır da bundan bir bizim haberimiz gecikmeyle olmaktadır" diye konuştu.


"CHP, ÇÖKÜŞE GİDEN SÜRECİ HIZLANDIRMAKTAN KIVANÇ DUYUYOR"


CHP’nin, 31 Mayıs 2012 tarihinde TBMM Başkanlığı’na çözüm için sunduğu bazı önerileri hatırlatan Bahçeli şunları söyledi: CHP’nin Meclis’e sunduğu metnin yalnızca iki yerinde teröre dolaylı atıf yapmış ve her şeyi sözde Kürt sorununa bağlamıştır. Dikkatimizi daha da fazla çeken bir başka husus ise, CHP’ye göre ülkede bölücü terör diye bir sorunun olmadığıyla ilgilidir. Kısacası, öneri setinde sözde Kürt sorunu her şeyin başına koyulmuş ve böylelikle CHP bu konudaki niyet ve kalitesini gözler önüne açıkça sermiştir. Şurasını hemen söylemek isterim ki CHP’nin yaklaşım ve önerileri PKK maşalarıyla ve İmralı canisinin saçmalıklarıyla neredeyse bire bir aynıdır. PKK ağzı, bölücü lügati, bölünme parolasının şifreleri CHP tarafından sahiplenilmiştir. Kandil ve İmralı’nın akil adamlar önerisi Sayın Kılıçdaroğlu’nda cevap bulmuş ve kendisini harekete geçirmiştir. Bizim bu tespitimizin ve iddiamızın dayanakları ve kayıtları geçmişin raflarında görmesini bilenlere her şeyiyle açıktır: Yeni CHP’nin sözüm ona terörle mücadele diye sunduğu teklifler aslında PKK’nın dünden razı olup benimsediği bölünmeye çanak tutacak şirretlikler ve ihanet hazırlıklarıdır. Yeni CHP bölücülüğün sığ sularında demir atmış, burada teröristlere filika ve can simidi imal etmeye yönelmiştir. Cumhuriyet’i kurmakla övünen CHP, şimdi de çöküşe giden süreci hızlandırmaktan kıvanç duymaktadır."


"FİKİR ALIŞVERİŞİNDE BULUNACAK BİR NİYETİMİZ YOK"


Başbakan Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarın yapacağı görüşmeyi değerlendiren Bahçeli, CHP’nin Genel Başkanı siyasi partileri ziyaret edeceğini ifade etmiş, ilk olumlu cevap da doğal olarak aynı derin ve karanlık sularda birlikte kulaç attığı, aynı bölücülük takımında beraber oynadığı Başbakan Erdoğan’dan gelmiştir. Ne acıdır ki, AKP, CHP, BDP ve PKK el ele vermiş, Türk milletine ölüm tarlaları açmak amacıyla amansız bir yarışa girmişlerdir. Bu açıdan bizim hiç kimseyle sözde Kürt sorunu bağlamında görüşecek ve fikir alışverişinde bulunacak bir niyetimiz ve merakımız yoktur. Girdikleri bölücülük katarında arka arkaya dizilen AKP’nin, CHP’nin, BDP’nin ve PKK’nın eninde sonunda raydan çıkıp devrileceklerine inanıyor ve bunu yapacak aziz milletime sonuna kadar da güveniyorum" dedi.
THY PERSONELİNİN İŞTEN ÇIKARILMALARI
Bahçeli, "Türk Hava Yolları personeline gösterilen zalimlikler, kürtaj konusunda tepkisini dile getiren hanımefendilere yönelen şiddet sahneleri, ileri demokrasinin uydurmadan ibaret olduğunu yeniden tescillemiştir. Havacılık hizmetlerine grev yasağını öngören yasanın Meclis’te görüşülmesine itirazlarını dile getiren Hava İş Sendikası mensuplarına tahammülsüz ve acımasız uygulamalar AKP’nin insafsızlığını ve merhametten nasibini almadığını bir kez daha göstermiştir. Havacılık hizmetlerinde grev hakkı hemen hemen dünyanın her yerinde mevcuttur. Türk Hava Yolları personelinden mağdur olanların sorunları çözülmeli, işten çıkartılanlar bir an önce eski görevlerine iade edilmelidir" diye konuştu.


"KÜRTAJA KARŞIYIZ VE ONAYLAMIYORUZ"


Başbakan Erdoğan’ın ’Her kürtaj bir Uludure’dir’ sözünün her tarafa çekilebilecek sakıncalarla dolu olduğunu ifade eden Bahçeli şunları söyledi: "Bu tartışmanın ortasında İstanbul’daki üçüncü köprü ihalesi gözle kaş arasında yapılmış ve yine yandaşlar abat edilmiştir. Şurası bir gerçektir ki Başbakan’ın kürtaj ile Uludere’yi eşitlemesi ve aynı hizaya getirmesi, değirmende yoğurt öğüten zek? noksanlığıyla bir ve aynı anlama gelmektedir. Madem her kürtaj bir cinayettir, bu durumda sormak lazımdır ki; Başbakan Erdoğan 9.5 yıldır nerededir ve bu cinayete neden göz yummuştur? Kürtaja cinayet diyen Başbakan, 2004 yılında serbest bıraktığı zinayı nasıl açıklayacak ve bu konudaki sicilini nasıl temize çıkaracaktır? İfade etmek isterim ki biz parti olarak İslami, insani, hukuki ve tıbbi olarak yaptığımız değerlendirmeler neticesinde kürtaja karşıyız ve onaylamıyoruz. Ancak tıbbi gerekçelerle birlikte, ruhsal ve psikolojik gerekler hayat ve varlık meselesi haline gelmişse elbette belirli bir süreyi aşmamak kaydıyla kürtaja izin verilmesi mümkün olabilecektir."
Sezaryenin ise bambaşka bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini söyleyen Bahçeli, "Sezarlen, kürtajla aynı kategoride değerlendirilmemelidir. Başbakan, Nazi bakışıyla topluma şekil ve biçim vermeyi bırakmalı, ayakkabısı olmayan, anasıyla çöplüklerden ekmek toplayan ve yarınları kararmış hayatta olan bebeklerimize ve çocuklarımıza başını çevirmelidir. Anne karnındaki yavrunun hakkını savunduğu kadar, gözlerini dünyaya açmış yavruların hakkını ve güvenliğini gözetmeli ve sorumluluğunun mutlaka idrakinde olmalıdır" dedi.


"SURİYE’DE ŞİDDET KORKUTUCU BOYUTLARA ULAŞTI"


Dış politika alanında gergin bir bekleyişin ve körüklenmiş cepheleşmelerin gittikçe yaygınlık kazandığını belirten Bahçeli, Suriye’de katliamlar ve şiddet sahneleri korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Esad için gündeme gelen ve ABD tarafından önerilen Yemen formülü de henüz bir karşılık ve cevap bulmamıştır.
Aslına bakılırsa Suriye’deki muhaliflerin de masum olmadığı aksine her geçen gün Esad’ın ileri sürdüğü gibi dışarıdan destekli terör gruplarının arttığı da bir gerçektir. Suriye’de hiçbir çareye şimdilik merhem olamayan Annan Planı her şeye rağmen uluslararası toplumun Suriye konusundaki sığınacağı liman olmayı sürdürmektedir. Irak’ta karşımıza çıkan buhran en başta bizi kaygılandırmaktadır.Özellikle son birkaç aydır Irak’la yaşanan sürtüşmeler geri dönüşü zor bir sürece kapı aralamıştır. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Irak’ın kuzeyine belirli aralıklarla ziyaretler düzenlemiş, ancak sıra Türkmen kenti Kerkük’e gelince nedense duyarsızlık had safhaya ulaşmıştır" diye konuştu. (dha)