Bahçeli, Davutoğlu'nun görüşme talebini kabul etmedi çünkü...

Bahçeli, Davutoğlu'nun görüşme talebini kabul etmedi çünkü...
Bahçeli, Davutoğlu'nun görüşme talebini kabul etmedi çünkü...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, "MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görüşme talebini reddetmesinin sebebinini açıkladı. Çetin "Sebebi Davutoğlu'nun terörle mücadeledeki zafiyette sorumluluğu olmasıdır" dedi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin,  MHP lideri Devlet Bahçeli 'nin, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun görüşme talebini neden reddettiğini açıkladı. Çetin, Ankara'daki terör saldırısı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun bazı muhalefet partilerinin liderlerine yönelik görüşme talebine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin toplumsal birliğinin ve dirliğinin dün bir kere daha hedef alındığını belirtti.

Çetin, Türkiye'nin neresinde ve kime yapılırsa yapılsın terör saldırıları üzerinden siyasi tartışmayı ve hesaplaşmayı doğru bulmadıklarını ifade ederek, terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet ve yaralılara acil şifalar diledi. MHP'nin, Türkiye'nin güvenliğini ve vatandaşların esenliğini her türlü siyasi hesabın üzerinde tuttuğunu vurgulayan Çetin, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye tarihinin en büyük can kaybına yol açan terör saldırısının ardından Ahmet Davutoğlu'nun, ülkeyi yöneten başbakan olarak sorumluluğu almak yerine, meseleyi hükümet kurma tartışmalarıyla izah etmeye çalışmasını kınıyoruz.

Türkiye'nin çok uzun süredir yönetim boşluğu yaşadığı ve kontrol edilemez bir şekilde kaosa sürüklendiği çok açıktır. Yaşanan yolsuzluk ve hırsızlıklar başta olmak üzere, bütün hukuksuzlukları örtmek ve saltanatlarını korumak için anayasanın ve yasaların yok sayıldığı kirli bir süreç Türkiye'yi rayından çıkarmıştır. Türkiye son on yılda neredeyse bütün kurumlarının destabilizasyona uğradığı ağır bir travma yaşamaktadır.

BOP ile bütün Afrika ve Ortadoğu ülkelerine fiilen müdahale eden küresel güçler, Türkiye'yi de ordu, emniyet ve istihbarat teşkilatı, yargı, eğitim kurumları ve medya operasyonlarıyla benzer bir karanlığa sürüklemektedir. On yıl önce iyi kötü işleyen bir demokrasiye sahip Türkiye, bugün tek adamın ihtirasları ve varlığı yokluğuyla yönünü tayin etmeye çalışan bir Ortadoğu ülkesi seviyesine düşmektedir. Ülkemizde alışık olmadığımız çok ölümlü bu terör patlamaları, Irak ve Suriye manzaralarıyla örtüşmektedir."

"GÜVENLİK VE İSTİHBARAT TEŞKİLATLARIMIZ NE YAZIK Kİ SINIFTA KALDI"

Çetin, "Türkiye'nin bugün yaşadığı güvenlik sorunları, aslında AKP hükümetlerinin terörle mücadele etmek yerine müzakereyi tercih ettiği son on yılın doğal bir sonucudur" yorumunu yaptı.

Bölücü terörün, Çözüm Süreci sayesinde gücüne güç kattığını, silah, patlayıcı ve militanlarıyla şehirlerde hakimiyet alanları ilan edecek cüreti bulduğunu öne süren Çetin, şöyle devam etti:

"Bugün hatalı olduğu apaçık ortaya çıkan dış politikaları, komşu ülkelerdeki terör ve kaos ortamını Türkiye'ye taşımıştır. Aralarında ne kadar ajan ya da örgüt üyesi olduğunu bilmediğimiz ikibuçuk-üç milyona yaklaşan Suriyeli ellerini kollarını sallayarak ülkemizin her tarafında kontrolsüzce dolaşmaktadır. Kevgire dönen sınırlarımızdan IŞİD, PKK ve PYD militanları günübirlik, Suriye ve Irak'a savaşa gidip gelmekte, hastanelerimizde tedavi edilmektedir.

Türkiye'de bugün devlet sistemi durmuş, resmen kaos ve terör hakim olmuştur. Haziran ayından bu yana 150'yi aşkın asker ve polisimizin şehit edilmesi, 250'ye yaklaşan sivil vatandaşımızın ölümü hiçbir demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Devlet sistemi işlediği takdirde, sorumlulardan hesap sorulması ve tekrarına müsaade edilmemesi gerekir."

Şefkat Çetin, tehdit ne kadar büyük olursa olsun Türkiye gibi güçlü bir devletin terör saldırılarına bu kadar asker ve sivil kurban vermesinin normal olmadığını belirtti.

Dünyanın her yerinde güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının ilk vazifesinin önleyici tedbirler almak olduğuna işaret eden Çetin, "Türkiye'de son yıllarda yaşanan çok sayıda büyük ölümlü terör eylemleri, güvenlik ve istihbarat teşkilatlarımızın ne yazık ki sınıfta kaldığını göstermektedir. Ankara'da Ulus ve Kumrular'da, Reyhanlı'da ve Ankara Tren Garı'ndaki vahşi terör saldırılarını önceden öğrenerek tedbir alamayanlar, facia sonrasında sorumluyu bulsalar bile, devletin caydırıcılık gücü yitirilmekte ve tekrarının önüne geçilememektedir" ifadelerini kullandı.

"PARTİMİZ TARAFINDAN SAMİMİ BULUNMAMIŞTIR"

Yaşanan her terör saldırısının ve kaybedilen canların sorumlusunun, doğrudan hükümet ve güvenlik bürokrasisi olduğunu iddia eden Çetin, tren garında 100'e yakın ölü ve 400 yaralı varken, İçişleri Bakanının "Herhangi bir güvenlik sorunu yok" açıklamasının "tam bir deve kuşu politikası" olduğunu bildirdi.

Şefkat Çetin, son terör saldırısının ardından bazı muhalefet parti liderlerine yapılan görüşme talebine ilişkin de şunları ifade etti:

"Terörle mücadele konusunda izlediği hatalı politikalarıyla güven vermeyen Ahmet Davutoğlu'nun görüşme talebi, partimiz tarafından samimi bulunmamıştır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin görüşme talebini reddetmesinin sebebi, Davutoğlu'nun terörle mücadeledeki zafiyette sorumluluğu olmasıdır. Ahmet Davutoğlu ve Tayyip Erdoğan terörle mücadelede samimi iseler evvela teröre cesaret veren çözüm ihanetinden vazgeçtiklerini, içinde sakladıkları buzdolabının fişini çektiklerini ilan etmelidirler."

MHP'nin, terörü ve teröristi lanetlediği gibi, terörü destekleyenlerin ve teröre göz yumanların da en büyük düşmanı olduğunu belirten Çetin, "Terör meselesine bütüncül bir şekilde yaklaşılmadıkça, yani terörü yapanlar kadar destekleyen güçlerle de mücadele edilmedikçe kesin sonuç alınması mümkün değildir" değerlendirmesini yaptı.

Çetin, şunları kaydetti:
"Türkiye, yeniden gerçek bir millet ve tek vücut olduğunu hatırlamalı, her türlü ayrılıkçı ve ayrıştırmacı politikalara karşı tavrını göstermelidir. Devlet hukuk zemininde görevini yapar hale getirilmeli, başta güvenlik ve yargı birimleri olmak üzere bütün organlar anayasadan aldıkları yetkilerini tekrar kullanmaya başlamalıdır. Görevlerini yapmayanlardan hesabı ise canı yanan bu millet en kısa zamanda mutlaka soracaktır."

AA