Bahçeli'den, kurultay çağrısı yapan isimlere sert sözler

Bahçeli'den, kurultay çağrısı yapan isimlere sert sözler
Bahçeli'den, kurultay çağrısı yapan isimlere sert sözler
MHP lideri Devlet Bahçeli, olağanüstü kurultay isteyen ve genel başkan adaylığını açıklayan isimlere sert çıktı. Bahçeli Sinan Oğan'ın parti üyesi olmadığını dile getirirken, bir adayın ise Fetullah Gülen hareketinin siyasi figürü olduğunu ileri sürdü.

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Rus uçağının düşürülmesi konusunda hükümete destek veren Bahçeli, tahir Elçi'nin öldürülmesiyle ilgili de Tahir Elçi ismini duyunca timsah gözyaşları dökenler şehit polisleri ağızlarına alacak şerefli duruşu gösteremeyecek kadar çürümüşlerdir" dedi. Grup toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bahçeli, genel başkan adaylarına sert sözlerle yüklendi. Bahçeli'nin, 3 adaydan birini Fetullah Gülen hareketinin siyasi figürü olarak dillendirmesi kimi kastettiği tartışılmaya başlandı. 

MHP lideri Bahçeli Grup toplantısında ise yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

Artık geçmişten ders alarak geleceğe bakılmalıdır. Oyalanacak vakit yoktur. Boş işlerle avunulacak zaman da kalmamıştır. Türkiye kontrolsüzce tırmanan gerilimin tesirindedir. Ne Erdoğan'ın ne Davutoğlu'nun sığınacağı herhangi bir mazeret kalmamıştır. 64. Hükümet'le birlikte allame damatlar Türkiye'yi enerji cenneti yapmak için bakanlık koltuğuna oturmuşlardır. Nasılsa devir evlatlar, damatlar, dünürler, hısımlar, yandaşlar devridir.

TAHİR ELÇİ'NİN ÖLDÜRÜLMESİ

28 Kasım günü Diyarbakır'da Tahir Elçi silahlı saldırıda öldürülmüştür 2 polisimiz de şehit edilmiştir. Şiddet kimden gelirse gelsin lanetliyorum. Failin PKK'lı olduğu güçlü bir ihtimal olarak karşımızdadır. Devletin düştüğü içler acısı hal hepimizi kahretmektedir. Devletin düştüğü içler acısı hal hepimizi kahretmektedir. Diyarbakır'da Cumhuriyet Savcıları görevlerini yapamayacak duruma geldilerse herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmektedir. Bir yanda barış hikayeleri yazıp, diğer yanda savaş tamtamları çalanları; bir yanda çözümü diline dolayıp diğer yanda katilinin sırtını sıvazlayanları ne Allah affedecek, ne de Türk milleti hoş görecektir. Dahası Tahir Elçi ismini duyunca timsah gözyaşları dökenler, şehit polisleri ağızlarına alacak şerefli duruşu gösteremeyecek kadar çürümüşlerdir. Unutmayınız, Fırat'a kıyanlar, Türk devletine silah çeken canilerdir. Terör hiçbir hedef gözetmeden, hiçbir acıma ve insani kaygı gütmeden öldürmekte, yok etmekte, Türkiye'nin kuyusunu kazmaktadır. Ve bunun da adına istikrar denilmektedir. Beyaz Toroslara davetiye çıkaran, teröristlerin hendeklere, barikatlara, sokak aralarına insanlık namusunu gömmelerini uzaktan uzağa izleyen Davutoğlu olan biteni nasıl karşılamaktadır?" 

''SIFIR SORUN SIRF SORUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR''

AKP'nin dış politikadaki tüm amaçları birer birer buharlaşmıştır. Kavgalı olmadığımız hiçbir komşu kalmamıştır. Sıfır sorun sırf soruna dönüşmüştür. Başbakan dış politikada hem sürekliliği hem de değişimi baz aldık dese de bu asılsızdır.Ne zamanki kardeş Esad seslenişi kanlı Esed sövgüsüyle yer değiştirmiş, ne zaman ki Ortadoğu'da imkân ve kabiliyetlerimizin ötesinde bir politika takip edilmeye başlanmış, işte o zaman Türkiye sorun ithal eden ve yalnızlığa mahkûm bir ülke haline getirilmiştir. AKP'nin dış politikadaki tüm tasavvur, teklif ve amaçları birer birer buharlaşmıştır. Türkiye'nin etrafı adeta husumet çemberine alınmıştır. Kavgalı olmadığımız, ters düşmediğimiz hiçbir komşu kalmamıştır. Stratejik derinlik stratejik sığlığa, sıfır sorun sırf soruna, çok boyutlu politika söylemi boyutu kalmamış irtifa ve değer kaybına dönüşmüştür.

RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİ

24 Kasım sabahı Hatay Yayladağı bölgesinde uçaklarımız Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağına müdahale etmiştir. Ölen pilot bir kaç gün önce Rusya'ya teslim edilmiştir. Türk hava sahasını ihlal eden taraf Rusya'dır. Putin ateşe adeta benzinle gitmektedir. Rusya gerginlik ve kutuplaşma politkalarıyla Ortadoğu'ya iyice konuşlanmayı amaçlamaktadır.

Erdoğan uçak düşürülmesine otomatik tepki derken, sahibinin sesini duymayan Davutoğlu emri ben verdim demiştir. 22 Haziran 2012 tarihinde, Suriye yönetimi tarafından vurularak düşürülen ve iki evladımızın şehadetine neden olan RF-4E Fantom tipi uçağımızın hemen ardından angajman kuralları değiştirilmişti. Rusya Federasyon'unun sınırlarımızın hemen ötesinde askeri operasyonlar yaptığı, bilhassa karadan ilerleyen Esad güçlerine alan açmak amacıyla Türkmen Dağı'nı havadan bombaladığı bilinmektedir. Rusya uzunca bir süredir, askeri kapasitesini arttırarak Ortadoğu'daki sancılı ve krizli ortamı fırsata dönüştürmek ve yeni nüfuz alanları oluşturmak için faaliyettedir. Bu son olayda Türk Hava Sahası'nı ihlal eden taraf Rusya'dır. Suriye'de askeri üstler oluşturup veya mevcutları takviye ve tahkim ederek Ukrayna'da sonra Ortadoğu'ya gözünü çeviren de bu ülkedir. Düşen uçaktan sonra Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkileri iyice gerilmiştir. Rusya Devlet Başkanı Putin ateşe adeta benzinle gitmektedir. Putin; komşu ve dost bir ülke tarafından sırtlarından bıçaklandıklarını, Türkiye'nin teröristlerin suç ortağı olduğunu, IŞİD'i koruduğunu ve bu örgütten petrol aldığını açıklamıştır. Erdoğan ise IŞİD'le petrol ticaretinin ispatlanması halinde görevini bırakacağını, aksi halde Putin'in makamında durup durmayacağını sorgulamıştır. Erdoğan'ın iç siyasetteki alışkanlıklarını dış politikada da sürdürmesi Türkiye adına talihsizliktir. Putin ABD ile anlaştıklarını, Türkiye'nin ise buna riayet etmediğini belirtmiştir.

Rusya Federasyonu kesinlikle haksız, kesinlikle art niyetlidir. Putin yönetiminin Türkiye'yle ilişkileri soğumaya alması, özür beklentisi, tazminat dayatması, sözde suçluların cezalandırma talebi ve ekonomik yaptırımlara başvurması skandaldır. Rusya'da işadamlarımızın gözaltına alınmaları, 1 Ocak 2016'dan itibaren Türk vatandaşlarının Rusya'da işe alınmalarına yasak getirilmesi, Türkiye'de üretilmiş ürünlerin Rusya'ya giriş yasağı konması, turizm ve seyahat acentelerinin baskı görmesi ve vizesiz seyahatlerin sona erdirilme tedbirleri tehlikeli bloklaşmanın işaretleridir. Rusya düşen uçağı dert ettiği kadar, şu sorular üzerine de düşünecek dirayeti gösterebilmelidir: Türkmen Dağı'nda üzerlerine bomba bırakılan ve bin yıldır yurdu yuvası gördüğü topraklarda vahşi saldırılara uğrayan Bayır-Bucak Türkmenleri'nin hak ve hukukunu ne yapacağız, bu kardeşlerimizin dramlarını nasıl izah edeceğiz? Rusya'nın sınırlarımızda ne işi vardır? S-400 füzelerinin Lazkiye'de konuşlandırılması, Rus donanmasına ait gemilerin vızır vızır boğazlarımızdan geçişi hangi amaçlara dönüktür? Rus uçaklarının uçacak başka yeri mi kalmamıştır? Yaklaşık bir ayda 82 Türkmen kardeşimizin öldürülmesine, sayıları 350'yi aşan kardeşlerimizin yaralanmasına post-modern Çarlığa özenen Putin ne diyecektir? Gürcistan'da, Ukrayna'da ve son olarak da Suriye'de stratejik yayılma ve işgal hesabı yapan Putin yönetimi Türk milletini ne zannetmektedir? Rusya'dan Korkunç İvan çıkmıştır, ama bizden korkak bir irade çıkmasına en başta büyük Türk milleti müsaade etmeyecektir

''RUSYA KESİNLİKLE HAKSIZ VE ART NİYETLİDİR''

Rusya kesinlikle haksız kesinlikle art niyetlidir. Rusya'nın özür beklentisi tazminat dayatması ve ekonomik yaptırımlara başvurması skandaldır. Rusya'nın sınırlarımızda ne işi vardır?

''RUS UÇAKLARININ UÇACAK BAŞKA YERİ Mİ KALMAMIŞTIR?''
Rus uçaklarının uçacak başka yeri mi kalmamıştır? Türkmen Dağı Türkün öz yurdudur ve Türk kalacaktır. Konu artık milli bir hal almıştır. Rusya karşısında yerimiz kuşkusuz Türkiye'nin yanıdır.'

"TÜRKİYE-AB YAKINLAŞMASININ AMACI, MÜLTECİ KRİZİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN TÜRKİYE'NİN KULLANILMA NİYETİDİR"

Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı vesilesiyle dün Fransa'da bulunması ve Putin ile görüşme zemini araması da sonuç vermemiştir. Putin Erdoğan'la görüşmemiştir. Ve bu pekâlâ kendi bileceği bir iştir. Bunlar oluyorken Davutoğlu'nun 29 Kasım'da Brüksel'i apar topar ziyareti ve Ekim 2016'dan sonra Avrupa'ya vizesiz seyahati müjdelemesi tarafımızca garip ve şaibeli karşılanmıştır. AKP hükümetinin her sıkıştığında AB limanına yanaşma özelliği tekrar nüksetmiştir. 2011 yılından beri yapılamayan AB zirvesinin toplanması, göstermelik Türkiye-AB yakınlaşmasının tek amacı, AB ülkelerini tehdit eden mülteci krizinin çözümü için Türkiye'nin kullanılma niyetidir. AB'nin Türkiye'ye 3 milyar Avro vaadinin, vizesiz seyahat imkanı sunma adımının bir bedeli vardır; ve bu bedel de Türkiye'nin göçmen merkezi olması, Avrupa'nın toplama kampı haline getirilmesidir. Davutoğlu'nun bunlara evet demesi, AB'nin kaçak göçmen mevcudu veya girişinden arınmak amacıyla verdiği rüşvete tamah etmesi milli onurla 180 derece terstir.

BİR ADAY FETULLAH GÜLEN'İN TEMSİLCİSİ

MHP'de 1 Kasım seçimleri sonrası partinin başarısız olduğunu öne süren Selim Kaptanoğlu, Sinan Oğan, Meral Akşener ve Koray Aydın kurultay çağrısı yapıp adaylıklarını açıkladı. Grup toplantısı sonrası gazetecilerin kurultay çağrılarıyla ilgili sorularını yanıtlayan MHP lideri Devlet Bahçeli, parti içi muhalefete sert sözlerle yüklendi. Olağanüstü kurultay çağrılarını partiyi CHP'lileştirme çabası olarak niteleyen Bahçeli,  şunları söyledi: Daha çıkacak olan adaylar olduğu kanaatindeyim. Şu an 3 arkadaşımız genel başkanlığa talip olmuştur. Bunlardan bir tanesinin zaten aday olma imkanı yok davası Yargıtay'dadır ihraç edilmiştir. Bazıları ise gündeme gelmiştir ve MHP'yi CHP'lileştirme gibi bir kötü alışkanlığı partimize de yaşatmak istemektedir. Bunların içinde birisi vardır ki gelecekte hep beraber göreceksiniz Fethullah Gülen hareketinin siyasi figürü olarak MHP'de görevlendirilme meselesidir. Bu da ne ona ne de bir başkasına fayda getirmez. Herkes aklını başına alsın.''

KİMİ KASTETTİ?

Bahçeli'nin Genel Başkan adaylarından bir tanesi için, isim vermeden Gülen bağlantılı olduğuna ilişkin iddiası, Ankara'da siyasi kulisleri hareketlendirdi. MHP'de bugüne kadar Genel Başkan adayı olarak Sinan Oğan, Koray Aydın ve son olarak da Meral Akşener Genel Başkan adayı olacaklarının işaretini vermişti.

Kulislere göre, Bahçeli'nin açıklamasında "bir tanesinin zaten aday olma hakkı yoktur, davası Yargıtay'dadır" sözleri, 7 Haziran seçimlerinden sonra MHP'den ihraç edilen, ancak mahkeme kararıyla partiye geri dönen Sinan Ogan'ı işaret ediyor.

Diğer adaylardan Koray Aydın, 7 Haziran seçimleri sonrasında bizzat Bahçeli'nin işaretiyle, MHP grubu tarafından TBMM Başkanvekili seçilmişti. Aydın, 1 Kasım seçimlerinde de yine Trabzon'dan MHP milletvekili adayı olmuş, ancak seçilememişti. Meral Akşener ise, 7 Haziran seçimlerine MHP İstanbul Milletvekili adayı olarak girmiş ve seçilmiş, ancak 1 Kasım seçimlerinde MHP milletvekili aday listelerine konulmamıştı.