Bakan Eroğlu: İstanbul'un 2060 yılına kadar su problemini tamamen çözdük

Bakan Eroğlu: İstanbul'un 2060 yılına kadar su problemini tamamen çözdük
Bakan Eroğlu: İstanbul'un 2060 yılına kadar su problemini tamamen çözdük
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, İstanbul'un 2060 yılına kadar su problemini tamamen çözdüklerini söyledi.

Dilhun GENÇDAL - Yaşar KAÇMAZ

İSTANBUL - Bakan Eroğlu, İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından düzenlenen "Su Konularından Sorumlu Bakanlar Konferansı"na katıldı. Kur’an-ı Kerim okunarak başlanan konferansta konuşan Veysel Eroğlu, günümüzde, su ile ilgili konularda işbirliğinin her zamankinden daha önemli olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

"Su kıtlığının arttığı, su kaynakları üzerindeki baskının giderek fazlalaştığı, su ile ilgili afetlerin daha sık meydana geldiği ve iklim değişikliğinin de etkisiyle, su ile ilgili birçok problemin yaşandığı dünyamızda, su güveniliği sorunuyla başa çıkabilmek için su kaynaklarının etkili yönetimi ve bölgesel ve uluslararası işbirliği bütün ülkeler için öncelikli konular haline gelmiştir. Bugün burada bulunmanız, bu işbirliğine olan desteğinizi ve kararlılığınızı doğrulamakta ve çok önemli bir adımı temsil etmektedir. Türkiye olarak, suyun komşu ülkeler ve bölgedeki diğer ülkeler ile aramızda işbirliği ve dostluk kaynağı olması gerektiğine inanıyoruz. Bu hedefe ulaşma yolunda zorluklarla karşılaşabiliriz, ancak biz bu zorlukları engel olarak değil, birer vasıta olarak görmeyi tercih ediyoruz. Bugüne kadar Irak, Suriye ve Yunanistan da dahil olmak üzere, komşularımızla iyi su yönetimi alanında birçok ikili anlaşma yapmış bulunmaktayız. Bu çerçevede, Türkiye-Suriye sınırında Asi Nehri üzerinde inşa edilecek olan Dostluk Barajı, komşu ülkeler arasında su konusunda işbirliği ve barışın mükemmel bir örneğidir."

SÜRDÜRÜLEBİLİR SU YÖNETİMİ KONUSUNDA İŞBİRLİĞİ YAPMAKTAYIZ
Gerek su konusunda, gerekse bakanlığıyla ilgili bütün konularda komşu ve bölgedeki ülkelerle işbirliğine çok önem verdiklerini vurgulayan Eroğlu, "İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi onbeş ülke ile su, meteoroloji, ormancılık alanlarında otuz anlaşma imzalanmış olup, dört anlaşmanın ise görüşmeleri devam etmektedir. Ormancılık alanındaki bilgi ve tecrübelerimizi uluslararası alanda paylaşmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim. Sürdürdüğümüz uluslararası işbirliği faaliyetleri kapsamında, Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Orta Afrika’daki 20’den fazla ülkeden uzmanlara her yıl entegre havza yönetimi, sürdürülebilir orman yönetimi, fidan ve tohum üretimi, erozyon ve çölleşmeyle mücadele konularında eğitim vermekteyiz" dedi.

Eroğlu, Türkiye olarak, fakirlikle mücadelenin ancak etkin bir uluslararası işbirliği ile sağlanabileceğini düşündüklerini anlatarak, şöyle konuştu:

"Afrika kıtasına yönelik çalışmalarımız kapsamında öncelikle Afrika’da yaşanmakta olan su kıtlığı ile mücadele gayesiyle içmesuyu kuyuları açılmakta ve sürdürülebilir su yönetimi konusunda işbirliği yapmaktayız. Afrika’da yaşanan su sıkıntılarına çözüm bulmak gayesiyle ile Bakanlığımız ile TİKA Etiyopya, Sudan, Burkina Faso, Somali ve Nijer’de yaklaşık 930 bin kişiye içme suyu temin edilmesine öncülük etmiştir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Afrika’da yaptığı çalışmalar neticesinde yüzbinlerce kişi temiz içme ve kullanma suyuna kavuşmuştur. Yaşanan su kıtlığı dolayısıyla Mali, Senegal, Gine, Gambia, Gana, Benin ve Togo’da da sondaj çalışmalarına başlanılması hedeflenmektedir. Bakanlığımca Çölleşme ve erozyonla mücadele alanında Afrika’da toplam 115 kişiye eğitim verilmiştir."

SUYUMUZ, İHTİYAÇLARI KARŞILAMAK İÇİN HER ZAMAN DOĞRU YERDE DEĞİL
"Genel anlayışın aksine, Türkiye tatlı su kaynakları açısından zengin bir ülke değildir. Su kaynaklarımız topraklarımız üzerinde eşit dağılmamıştır. Topografyamız kimi zaman suya erişmemize engel olmaktadır" diyen Eroğlu, şunları söyledi:

"Suyumuz, mevcut ve öngörülen ihtiyaçları karşılamak için her zaman doğru zamanda, doğru yerde değildir. Ayrıca nehir akımlarımız değişkendir. Bunların yanı sıra, nüfus artışı, hızlı şehirleşme ve sanayileşme, bizi su kaynaklarımızı etkin şekilde kullanmak ve korumaya mecbur etmektedir. Bu bakımdan kirliliği önlemek, azaltmak, atıksuyu arıtmak, yeniden kullanmak ve sulama metotlarımızı geliştirerek, sudan tasarruf etmek için bütün imkanlarımızı kullanıyoruz. Bir menba ülke olarak Türkiye, kirliliği önlemek, azaltmak için çalışmalar yaparak ve su tasarrufu için modern sulama tekniklerini benimseyerek, Fırat-Dicle sularını mümkün olduğunca sorumlu bir biçimde kullanmaktadır. Misal olarak, Dicle Nehri’nde kirliliği azaltmak maksadıyla Siirt’te atıksu arıtma tesisi inşa ettik, Diyarbakır, Batman’da da bu tesislerin inşasını sürdürüyoruz. Ayrıca, havza bazında damla başına daha fazla ürün elde etmek için daha verimli sulama tekniklerini benimsedik. Türkiye’de yağmurla beslenen ziraat neredeyse maksimum seviyede gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden, zirai verimliliğin arttırılması için modern sulama tekniklerinin kullanımı zaruri hale gelmiştir. Bu anlamda, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) basit bir su geliştirme projesinden, verimli su yönetimine geçişin tanınmış bir örneğidir. Ayrıca, İstanbul 15 milyon nüfusuyla gerçekten dünyanın incisi bir şehirdir. Ancak bu şehir geçmişte, Sayın Başbakanımızın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan önce susuzdu. Ancak bizler gayretli çalışmalar ile İstanbul’un 2060 yılına kadar su problemini tamamen çözdük. Ayrıca topografya engelinin üstesinden gelebilmek ve hem ülkemiz sınırları içinde, hem de uluslararası olarak, suyun bol olduğu alanlardan suya ihtiyaç duyulan alanlara iletilmesi için en son teknolojileri kullanıyoruz. Misal olarak Büyük Melen Projesi ile Melen Çayı’ndan İstanbul’a su getirmek için 185 km uzunluğunda isale hattı ve tünelleri hattını inşa ettik. Projenin ikinci fazının inşasına devam ediyoruz. 2014 yılında bu projenin tamamlanması ile İstanbul’a yılda 1 milyar metreküp su taşınacak ve böylelikle İstanbul’un içme suyu ihtiyacının üçte ikisi karşılanacaktır. Aynı proje kapsamında İstanbul Boğazı’nda deniz seviyesinin 135 metre altında 3 bin 145 metre uzunluğunda bir tünel inşa ettik. Bu su iletim tünelinin derinlik ve büyüklük açısından dünyada bir eşi yoktur. Melen Tüneli iki kıtayı birleştirmesi ile de dünyada bir ilktir."

İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) içme suyu iletmek için dev bir proje başlattıklarını belirten Eroğlu, "Bu proje için Akdeniz’de, deniz seviyesinin 250 metre altında 80 km uzunluğunda yüksek yoğunluklu polietilen boru hattı döşenecek ve Anamur Nehri’nden KKTC’ye su iletimi gerçekleştirilecektir. Proje tamamlandığında boru hattı ile yılda 75 milyon metreküp su taşınabilecek. Proje ile KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacı karşılanacak ve 5 bin hektarlık bir alan sulanarak, ülke tarımı canlandırılacaktır. Buna benzer bir proje Gazze’ye veya bölgede suya ihtiyaç duyan diğer ülkelere su iletilmesi için gerçekleştirilebilir. Bunun için gerekli teknoloji ve tesislere sahibiz ve bu konuda işbirliğine açığız" dedi.

"SU FONU" OLUŞTURMA HEDEFİ
Suyun bir işbirliği kaynağı olması gerektiğine, faydaların paylaşımı esasına inandıklarını kaydeden Eroğlu, "Bu minval üzere, bölgemizdeki su sıkıntısı çeken az gelişmiş ülkelere teknoloji transferi ve kapasite geliştirme konularında yardımcı olmak için bir ’Su Fonu’ oluşturmayı hedefliyoruz ve zengin bütün ülkelerden bu konuda destek bekliyoruz" diye konuştu.