Barzani ne ister?

Barzani ne ister?
Barzani ne ister?
Türkiye, Barzani'ye tam güven sahibi değil. Nihai hedefinin 'Büyük Kürdistan' olduğu da düşünülüyor. Ancak karşılıklı çıkarlar işleri değiştiriyor.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

Türkiye’de Kürt sorununa sivil çözüm arayışları ne zaman tıkanıp güvenlikçi çözüm yöntemleri devreye girerse Kuzey Iraklı Kürt lider Mesud Barzani’nin adını duymaya başlarız. Bütün söylemlerin ana objesi PKK ’nın Türkiye sınırları dışında bulduğu ‘güvenli bölgeler’ olur ve doğal olarak da söz dönüp dolaşıp Barzani’ye gelir. Ankara ile Erbil arasında baş döndüren bir trafik başlar. Bugünlerde de Suriye’de ortaya çıkan Kürt gerçeği karşısında Barzani günleri yaşıyoruz. Esad’ın Suriye’deki Kürt illerinde yönetimi kendi isteği ile PKK’ya yakın PYD’ye devretmesi üzerine yaşanan gelişmelerin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan Erbil’e kalabalık bir heyet gönderdi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığındaki heyetin temasları da Türkiye’de hayli ses çıkardı. 

Barzani’ye güvenilir mi? 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, katıldığı Erbil ziyaretinden sonra ziyaretin ana fikrini açıkladı. Barzani’ye verdikleri temel mesaj, “Türkiye’nin istikrarı Kuzey Irak’ın istikrarıdır. Bizim istikrarımızı bozacak gelişmeleri desteklemeniz kendi istikrarınızı bozacağınız anlamına gelir” olmuştu. Çelik’e göre Barzani de Türk heyetini rahatlatmıştı: Ne Kuzey Irak’ta ne Suriye’de terör unsurlarına prim verilmeyecekti. Peki, yaklaşık 15 yıldır kontrol ettiği topraklarda PKK’ya her türlü fırsatı sunan, “PKK’ya engel ol” çağrılarına “Kürdü Kürde kırdırmam” tarzı yanıtlar veren, romantik anlarında “Büyük Kürdistan” çıkışlarını saklayamayan, Bütün dünyanın Kürtlerinin hamiliğine soyunan Barzani’nin bu sözüne güvenilebilir mi? Doğrusunu isterseniz yaklaşık 20 yıldır bölgeyi izleyen biri olarak bu soruya tek yanıtım var: Zor...
Ancak bazı hedeflere ulaşmak için Barzani’ye güvenmek şart değil. O yüzden hükümetin Barzani ile ilgili genel tutumu iki sözcükle özetlenebilir: ‘İhtiyatlı iyimserlik’ 

Nihai hedefi ne? 
Doğrusunu isterseniz, ne AK Parti yöneticileri, ne de Türkiye bürokrasisi Barzani’ye tam güven sahibi... Ancak konjonktür ve karşılıklı çıkarlar hesabı yapıldığında şöyle bir hesap ortaya çıkıyor: Barzani’nin nihai hedefi elbetteki Büyük Kürdistan... Bu işlerle ilgili üst düzey bir yetkili Barzani’nin bu hedefini anlatırken aynen şu ifadeyi kullanıyor: “ABD’den, Avrupa’dan aldığı bu destekle, Bağımsız Kürt devleti kurmayı, Suriye, İran ve Türkiye’deki Kürtlerin de hamisi olmayı hayal etmemesi gerizekalılıktır...”
Peki Barzani’nin bu hayali biline biline Ankara neden Barzani’ye oynuyor? Yanıtı açık. Barzani’nin gücünü koruması için ABD’nin desteği yetmez. Avrupa’nın desteği Barzani’nin kişisel güvenliğini bile sağlamaz. Hele hele Şii liderler Maliki’nin ve Es Sadr’ın bu kadar hedefi olmuşken, yanıbaşında güçlü bir hami şart. O hami İran olabilir mi? Son dönemdeki mesafeye ve İran’ın ABD ile ilişkileri yüzünden duyduğu güvensizliğe bakılırsa imkânsız. Geriye kalıyor Türkiye... 8-10 milyar dolarlık dış ticaret, Türkmenler ya da Kuzey Irak’taki PKK varlığı gibi gerekçelerle kendisini hedef tahtasına koymayan, tersine işbirliği yapmak isteyen bir Türkiye hükümeti. Yapması gereken tek şey, bu ilişkiyi PKK gölgesi altında bırakmamak. Yani topraklarındaki PKK’yı engellemese de doğrudan lojistik destek vermemek.

Kabine değişikliği sinyalleri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çıkışından sonra AK Parti’nin yeni teşkilat yapılanması ve 2014 hazırlıkları yeniden konuşulmaya başlandı. Kulislere göre, Başbakan Tayyip Erdoğan, Büyük Kurultay öncesinde kabinede 3. dönemi dolduran bazı bakanları kabine dışına çıkaracak ve Parti yönetiminde görevlendirecek. Yeni hükümette de bugüne dek çok istedikleri halde Bakanlık koltuğu göremeyen bazı parti yöneticilerine yer verecek. Kulislere bakılırsa, bu kabine değişikliği iki üç kişiyle de sınırlı kalmayacak. Bu durum da 3 dönem şartından rahatsız olan kabinenin önemli isimlerinin pek hoşuna gitmiyor gibi.

AK Parti’nin vicdanlı kadınları
AK Parti’nin son MKYK toplantısından önemli haberler sızdı. Yalanlanmayan bu haberlere göre, Ayşe Böhürler ile Ayşenur Bahçekapılı, İstanbul Terörle Mücadele Müdürlüğüne geçmişte işkence ile suçlanan Sedat Selim Ay’ın atanması nedeniyle İdris Naim Şahin’i eleştirmişti. Başbakan’ın açık bir şekilde Şahin’e destek vermesi Bahçekapılı’ya geri adım attırsa da Böhürler’in sonuna kadar atamayla ilgili eleştirilerinin arkasında durduğu söyleniyor. Böhürler daha önce de başka bir MKYK toplantısında kürtaj ile ilgili görüşlerini aynı cesaretle dile getirmişti. MKYK toplantılarında Şahin’le ilgili eleştirilerini ortaya koyan bir isim de Ağrı Milletvekili Fatma Salman Kotan olmuştu. Kotan’ın sıkıntısı da Şahin’in Kürt meselesi ve BDP ’lilerle ilgili sözlerinin memleketinde çok tepki çekmesiydi. Bakalım, Sonbahar’da AK Partinin yeni yönetimi oluşurken bu çıkışlarıyla İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasinin yanında konumlanan kadın üyeler mi kalacak, eleştiri oklarını yönelttikleri İçişleri Bakanı Şahin mi?