Başbakan: Bundan sonra Taksim'de, Kadıköy'de miting yok!

Başbakan: Bundan sonra Taksim'de, Kadıköy'de miting yok!
Başbakan: Bundan sonra Taksim'de, Kadıköy'de miting yok!
Başbakan Erdoğan, partisinin Kızılcahamam'daki kampında açılış konuşmasını yaptı. Erdoğan bundan sonra herkesin neresi gösterildiyse orada miting yapacağını söyledi.

Radikal.com.tr - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin Kızılcahamam'da düzenlediği kampın açılışında konuştu. Ekonomik durum, nükleer santra, çözüm süreci ve 1 Mayıs'ta yaşanan polis müdahalesine ilişkin açıklamalar yapan Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

- 4 Mayıs 2013’de AK Parti’nin 20. İstişare toplantısında yeniden bir araya geliyoruz. Bu hiçbir siyasi partinin yaptığı çalışma değil. Türkiye için yeni bir sayfa açılmıştır. Geride bıraktığımız 10,5 yıl sorunların çözümü için mesai sarf ettiğimiz bir süreçti. Yeni dönemde sosyal restorasyona daha fazla ivme kazandıracağız. Artık kartopu değil, bu kartopu bir çığ haline geldi.

- Biz iktidara geldiğimizde enflasyon yüzde 30’du. Enflasyon canavarı kimsenin dilinden düşmüyordu ve Türkiye’nin en önemli sorunlarından biriydi. AK Parti olarak enflasyon meselesini çözmek konusunda tam bir kararlılık sergiledik. Enflasyon 2004’de 30 yıllık bir aranın ardından ilk kez tek haneli orana yüzde 9,3’e geriledi. Dün sabah Nisan ayı enflasyon oranları açıklandı. Yüzde 6,1 olarak gerçekleşti. Dün borsa tüm zamanların rekorunu elde etti. 2002’de Merkez Bankası rezervlerine bakıyoruz 27,5 milyar dolardı. Dün açıklanan rezerv miktarını müjdelemek istiyorum. Merkez Bankası döviz rezervi rekor kırdı ve 135 milyar doları aştı. 


'3. NÜKLEER SANTRALİ KENDİMİZ YAPACAĞIZ'

- Dün Japonya Başbakanı misafirimizdi. Türkiye-Japonya arasında ekonomik ilişkilerimizi nerelere taşıyacağız, onu görüştük. Sonra da önemli bir anlaşmaya adım attık. O da nükleer enerji santralini Türkiye-Japonya arasında, Japonya’nın da Fransa ile birleşerek 22 milyar dolarlık bir yatırımın adımını attık. Bu adımın öncesinde Rusya ile bir anlaşma yaptık. O da 20 milyar dolarlık bir anlaşma. Mersin’de Akkuyu’yu Rusya ile Sinop’takini Japonya ile yapıyoruz. Enerjideki maliyetler düşecek ve ülkemizin enerjide inşallah açığı olmayacak
Aslında şu anda enerjide fazlamız var, eksiğimiz yok. Rusya ile yaptığımız nükleer anlaşması 4 bin 500 megavatlık bir yatırımdır. Şu anda Japonya ile yapmakta olduğumuz anlaşma da 4 bin 500 megavatlık anlaşmadır. Biz 2023’e çok farklı gireceğiz. Hedefimiz Türkiye-Japonya teknik üniversitesi ile birlikte bir adım daha atıyoruz, burada nükleer ve bilişim alanlarında gençleri yetiştirmek hedef. Bir süre sonra Japonya’da da bunun karşıtını kurmak hedef. 3. nükleer santrali kendi beyin gücümüzle inşa etmek istiyoruz. 500’e yaklaşan gencimiz Rusya’da eğitim alıyor şu anda. Yakında Japonya ile de böyle bir süreç başlayacak.

- Artık İstanbul’a iki havalimanı yetmiyor. İnmek isteyen uçakların havada 45 dakika tur attığını biliyoruz. Bunlar bir sıkıntı. İstanbul’a üçüncü bir havalimanı gerekiyordu. İstanbul’da helikopterle uçuşlar yaptık, neresi uygundur diye. Rüzgar uçuş haritaları çıkarıldı. Sonunda şu andaki ihalesini yaptığımız alana karar verdik. İstanbul’umuzun eski Kemerburgaz çevresi. Ağaçlı falan buralar taş ocaklarıydı, bu bölgede havalimanı yapılması kararını verdik. Bu ihale yüz milyon yıl kapasiteli bir ihale. Yılda 100 milyon yolcu buradan taşınabilecek. Buranın maliyeti yaklaşık olarak 10 milyar Euro tutarındaki yatırımın ihalesi gerçekleşti. Süreç başladı. Bu ihale ile ilgili kararımızı vereceğiz, imzalar atılacak. Bize ödeyecekleri para 22 milyar Euro. Yılda ortalama 900 milyon Euro ödeyecekler. Burada tabii bir de artı bunun KDV’si var. KDV ile yaklaşık 28 milyar Euro civarında bir rakama ulaşacağız. Tüm bunlar tek bir gün içinde gerçekleşti. Tek bir gün içinde gerçekleşen sevindirici haberlere ek olarak geçtiğimiz hafta içinde Nisan ayı ihracatımızı artış gösterdi. Bu arada Türkiye için tarihi bir dönüm noktasına da 10 gün kaldı... 14 Mayıs Salı günü IMF’ye son dilim borcumuzu ödüyoruz. Ve artık IMF’ye olan borcu kapatıyoruz

- Artık ilk iki köprü otomobillere ve şehir içi ulaşım araçlarına hizmet verecek ki ulaşım burada rahatlayacak. Üçüncü köprü ayrı bir zenginlik olacak. Köprü ve raylı sistem yapılacak. Avrupa ve Anadolu yakasında da Yüksek Hızlı Treni inşa edeceğiz. Hem denizin altından hem de denizin üstünden geçişi sağlamış olacağız. Hedefimiz 3. köprünün temel atmasını 29 Ekim’e yetiştirmek. Fetih aynı zamanda açılıştır. İstanbul’u yeni bir ufka kazandıralım istiyoruz.

1999'DA GENELKURMAY MI HÜKÜMET'E BAĞLIYDI, HÜKÜMET Mİ GENELKURMAY'A?

- Akşam başını yastığa koyanlar sabah nasıl uyanacaklarını bilmiyorlardı. Öyle bir Türkiye vardı. Siyasetin seyrinin nereye varacağını hesap edemeyen bir Türkiye vardı. Bugün 10 yıl sonrasının planını yapan bir Türkiye’ye ulaştık. Yıl 1999... 16 Şubat’ta terör örgütünün elebaşısı Kenya’dan güvenlik güçlerimize teslim ediliyor ve Türkiye’ye getiriliyor. Ve İmralı’ya konuluyor. 28 Mayıs 1999’da Ecevit başbakanlığında MHP ’nin ve ANAP’ın ortaklığında 57. Hükümet kuruluyor. 57. Hükümet'te de İmralı ile görüşmeler yapılıyor. Terörün sona ermesi için elebaşları ile ilk temas merhum Özal zamanında gerçekleşiyor. Bu süreçte Özal hayatını kaybediyor. Erbakan hocanın başbakanlığında da aynı şekilde temas yoluyla terörü sonlandırma çalışmaları yapıyor. 28 Şubat müdahalesi bu süreci de akamete uğratıyor. 56 ve 57. hükümetler döneminde de İmralı ile görüşmeler yapılıyor. Arşivleri var. Elimizde mevcut. Tıpkı merhum Özal döneminde, Erbakan döneminde olduğu gibi 56. Ve 57. hükümetler dönemlerinde de İmralı ile temas edilmiş ve uzun görüşmeler yapılmıştır. Bugün İmralı ile görüşmeden dolayı bizi eleştiren MHP Genel Başkanı o zaman görüşmelerde iktidardadır. Yanında da CHP ’nin yavrusu DSP var. Merhum Ecevit’in eşi bugün CHP’dedir. Bahçeli bize değil kendilerine hakaret ediyor. Bahçeli, hükümet ortağı olduğun dönemde İmralı ile görüşmeler yapıldı. Bu ihanet midir? Biz hiçbir pazarlığın içinde değiliz. Peki o dönem siz hangi pazarlığı yaptınız? Lütfen bunu açıklayın. İdamın kaldırılması tartışması ya da pazarlığına hiç girmiyorum. Şimdi 'biz görüşmedik' diyorlar. Bahçeli iktidar olduğunda İmralı ile yapılan görüşmelerden habersizse bu daha vahimdir. 1999’da Genelkurmay mı size bağlıydı, yoksa hükümetiniz mi Genelkurmay’a bağlıydı?

- Bahçeli iktidarda olduğunda İmralı ile yapılan görüşmelerin ardından örgüte çağrı yapıyor. Terörist unsurların derhal sınır dışına çıkması çağrısını yapıyor. Sınır dışına çıkışlar başlıyor. Ama birileri yurt dışına çıkanlara operasyon yapıyor. 500 terörist etkisiz hale getiriliyor. Çekilme süreci sabote ediliyor. MHP’nin içinde bulunduğu hükümet terör örgütünün yeniden toparlanmasına olanak sağlıyor. 2002’de teröristler ülkeye yeniden giriş yapıyorlar. AK Parti’nin reformları karşısında terör örgütü 2004’de yeniden eylemlerine başlıyor. Bazı soru işaretlerini hep içimize attık. İşin içinde iş var, karanlık bir tezgah var. Yoksul halk çocukları şehit olurken birileri o kurdukları tezgahta kan alıp kan sattılar. Bu ülkede terör hiçbir zaman sadece terör olmadı. Bu ülkede hep terörün kanlı yüzünü gösterdiler. Terör üzerinden siyasete yön vermek istediler. Ama biz artık buna dur diyoruz. Artık terörü doğuran sebepleri de konuşacağız, artık soru işaretlerine cevap arayacağız  Şu Diyarbakır Cezaevi'ni, kanlı baskınlar ve müdahaleleri daha yüksek sesle konuşacağız. Bu ülkede terörden büyük paralar kazananlar, terörden güç devşirenler konuşulmadı. Konuşulmasına da müsaade edilmedi.

- Kim derdi ki MHP ve İşçi Partisi aynı safta buluşacak ve ortak eylem yapacak. Ortak çıkarlar en sağ uçtaki Bahçeli ile en sol uçtaki İşçi Partisi’ni birleştirdi. Bayramınız kutlu olsun
MHP Genel Başkanı bir yandan, "Biz İP’nin yedeği değiliz" diyor, bir yandan İP genel Başkanı’nı Silivri’den çıkarmak istiyor. Akilllere gösterilen tepkilerin kayıtları var. Bir avuç MHP’linin İP ile yan yana olduğu görülüyor. Hepsi tespitimiz. TGB diye bir örgüt var. Bunlarla MHP İl Başkanlarının yan yana olduğu çok açık görülüyor. Emin olun bu tezgah Kahramanmaraş’ta kurulan tezgahla aynıdır. Bize karşı kurulan bu tezgah Çorum’daki, Gaziosmanpaşa’daki, Taksim Meydanı'ndaki tezgahla aynıdır.

TÜRKİYE ÇAPINDA AKİLLERİ PROTESTO EDEN KİŞİ SAYISI: 4 BİN 987


- Çözüm sürecine karşı gösterilen dirence ve akil insanlara gösterilen protestolara iyi bakın. Statükonun elinde kalan tek sığınak terördür. CHP, MHP ve diğerlerinin ayakta kalmak için tutunabilecekleri tek dal vardır. O da terördür. 1999 süreci nasıl engellendiyse bugün de bu süreç aynı tezgahla engellenmek istiyor. Biz bu tezgahı, bu oyunu bozarız ve bozuyoruz
Süreci kamuoyuna anlatmak için farklı kesimlerden 63 isim belirledik. Akil insanlar heyeti adı altında 63 isim 7 coğrafi bölgemizde bir aydır çalışıyorlar. Akil insanlar heyeti teşekkül ederken bazı densizler bu heyeti Kurtuluş Savaşı sırasında oluşturulan Heyeti Nasiha’ya benzetme gafletinde bulundular. Mehmet Akif işte bu irşat heyetinin içinde yer alıyordu. Anadolu’yu şehir şehir dolaşarak halkı İstiklal Mücadelesi etrafında birleşmeye çağırıyordu. Biz irşat heyetini seçtik ve onlar görevini yapıyor… Akil insanlar heyeti sadece gerçekleri anlatmak şu anda çok başarılı faaliyetler yürütüyorlar. Ayın 9’unda da Akil insanlar heyetinin başkanları ile bir aylık değerlendirmeyi yapacağız. Bir aydır sahada faaliyet gösteren akil insanlara karşı Türkiye’de yapılan eylemlere katılan kişi sayısı 4 bin 987. Çoğunluğu MHP ve İP’den oluşuyor. Çoğu isim bir çok eylemde gözüküyor. Ama biz de öyle bir medya var ki. Haberlere bakınca sanki bütün şehir ayakta gibi gösteriliyor.


- Biraz önce bahsettiğim o karanlık tezgahta medyadan isimler var. Kamera oyunlarını biliriz, kamera şakalarını da biliriz. Aynı medya aynı oyunları 1 Mayıs için de sergiledi. Ellerinde demir olan, molotof olan çocuklar çiçek çocukları. Ama polis faşist. Sonra Başbakan bağırıp çağırıyor. Tabii ki bağıracağım. Sen kalkar da her tarafı yakıp yıkan, elinde sapanlarla emniyet güçlerime karşı bu tür terörist eylem gerçekleştirenleri savunursan bundan yaralanan bir insan olarak evet ben bağırım. CHP’nin gazı polisin gazından daha tehlikelidir.
Polisin gazı sadece göz yaşartır ama CHP’nin gazı zehirler. Vali Bey haftalar öncesinden "buralarda yayalaştırma çalışması var, risk alamayız" demesine rağmen sendikalar benden de randevu istediler. Pazartesi akşamı Genel Merkez’de görüştük. Türk-İş, Hak-İş, KESK ve Tabipler Birliği. Kendilerine rica edercesine, "Bakın iktidarımıza kadar bu ülkede 1 Mayıs’ın tatil edilmesi var mıydı? Burada ben riski alamam. Taksim’de olmaz. Ben bu meydanı sizden iyi biliyorum" dedim. "Bu alan bizim için anlamlı" dediler. "Buna müsaade edemeyiz" dedim. "Gidin Kazlıçeşme’de yapın" dedim. ‘Anlamı var’ dediler. E ben de geçmişte Taksim’de miting yaptım. Ama belki yarın Taksim'de miting alanı olmayacak. Yasak olmasına rağmen ben burada miting yaparım diyemezsin. Sana neresi gösterilirse orada miting yapmak zorundasın. Burası hukuk devleti.

- Yeni miting alanları yapılınca Kadıköy’de de mitinge izin vermeyeceğiz. En ufak savrulma olunca esnafın camı çerçevesi iniyor. Hayat duruyor. Ulaşım bunlardan dolayı durduruldu. Ama derdi bağcıyı dövmek. Şimdi de bağcı AK Parti. Çünkü onların ideolojisine ters AK Parti’yi nasıl döveriz derdindeler ama dövemeyeceksin. Yargı sapanla taş atanları bırakanları bırakıyor. Sen o taşları, demir bilyeleri kullananları bu kadar rahat bırakırsanız bu ülkede terörle mücadele zorlaşır, çözüm süreci de zora sokulur. 

'CEMİL ÇİÇEK BİR GÜN KILIÇDAROĞLU'NA RASTLAMIŞ'


- Akil İnsanlar İç Anadolu heyeti randevu istemiş Kılıçdaroğlu’ndan. Ama o randevu vermemiş. Süreci bilmiyoruz diyen sen değil misin? Bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Kılıçdaroğlu ilmi ayağına gönderiyoruz ama istemiyorsun. Aynı şeyi bize de yaptı. Bunların tek anladığı kavga gürültü. Bunların 80 öncesini de biliriz. Bizden randevu istediler, verdik. Yanlarında birkaç adamla geldi. Aradan bir sene geçti. Bu arada Meclis Başkanımız bir gün uçakta Kılıçdaroğlu’na rastlıyor. "Çözelim şu işi sen bir kişi görevlendir, Başbakan da bir kişi görevlendirsin" diyor. Ben Cemil Bey’e Beşir Bey’i görevlendirdiğimi söyledim. O da Loğoğlu’nun ismini veriyor. Ama sonra temas kesiliyor. Bunların helva yapmak gibi bir derdi yok. İnanın çok rahat yalanı kullanıyor Kılıçdaroğlu.

- Malum medya kuruluşlarının art niyetli yayınlarının aksine akil isimler bu sürece çok büyük hizmetler ediyor. Çözüm sürecine destek yüzde 58’den 70’e tırmandı. CHP ve MHP’ye oy vereceğini söyleyenlerin dahi yüzde 40 ile 50 arasında süreci desteklediğini görüyoruz. Şehit aileleri de sürecin başarılı olmasını istiyor. Çözüm süreci bir pazarlık, bir al-ver süreci asla ve asla değildir. Taviz ve geri adım atma süreci değildir. Silahın çare olmadığı görülmüştür. Herkes müsterih olsun. Kimsenin tereddüdü olmasın. Bu süreç herkes için hayırlı bir süreçtir. Son 4 aydır terör nedeniyle gençlerimiz ölmüyor. 30 yıllık terör gölgesi Türkiye üzerinden yavaş yavaş kalkıyor. Silah ve şiddet yerini siyasete bırakıyor. Milli bütünlüğümüz ve demokrasimiz güçleniyor, ekonomimiz şahlanıyor. Şu anda İslam coğrafyasında bir çok evde Türkiye’nin bu meseleyi çözmesi için dualar ediliyor. Biz bu ülkede siyasi Kürtçülüğü de, siyasi Lazlığı da hepsini reddediyoruz. 81 vilayette varız. Ama ne MHP ne CHP Sivas’ın ötesine geçemiyorlar.