Başbakan Davutoğlu: Can Dündar ve Erdem Gül tutuksuz yargılanabilirdi

Başbakan Davutoğlu: Can Dündar ve Erdem Gül tutuksuz yargılanabilirdi
Başbakan Davutoğlu: Can Dündar ve Erdem Gül tutuksuz yargılanabilirdi
Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasıyla ilgili konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu "Hukuki bir süreçtir, hükümetimizin müdahil olduğu bir konu değil. Bu tür durumlarda tutuklama istisnai bir durumdur. Tutuksuz yargılanmaları daha doğru olabilirdi" dedi.

Diyarbakır'da saldırıya ilişkin açıklama yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün tutuklanması hakkında konuştu. Davutoğlu, "Biz de olayı takip ediyoruz. Bu hukuki bir süreçtir. Herhangi bir şekilde hükümetimizin, yürütmenin müdahil olduğu bir konu değil. Aylardır devam eden bir hukuki süreç. Basın özgürlüğü esastır. Devlet sırlarını ifşa ve bu çerçevede yapılan faaliyetlerin hukuk sistemi içinde suç teşkil etmesi söz konusu. Ama bu konuda yargıyı verecek olan ben değilim. Hiçbir şekilde hukuki süreçlere müdahil olmadık, olmayız. Hükmü verecek olan bağımsız mahkemelerdir" dedi.

"TUTUKSUZ YARGILANMASI DAHA DOĞRU OLABİLECEĞİ DÜŞÜNÜLEBİLİR"

Dündar ve Gül'ün tutuksuz yargılanmasının daha doğru olabileceğini dile getiren Davutoğlu, "Var olan hukuki kurallara riayet esastır. Son dönemde Suriye'de yaşanan gelişmelere baktığımızda da MIT TIR'ları etrafında geçmişte yapılan spekülasyonların, devlet sırrını ifşa etme yönünde devletin içine sızmış olan bazı unsurların bu konuda uluslararası camiada Türkiye'yi mahkum etmek üzere yaptığı çalışmaların hepimiz farkındayız. Bayırbucak'ta yaşananlar bunları çok daha açık şekilde ortaya koyuyor. Bu tür durumlarda tutuklu yargılanma istisnai bir durumdur. Normalde kamuoyunca maruf kişiler tutuksuz da yargılanabilir. Bu nihayet mahkemenin takdiridir. Tutuksuz yargılanması esas itibariyle daha doğru olabileceği düşünülebilir. Ancak bu bizim hükmedeceğimiz bir husus değil" dedi.

"ATEŞ ÇEMBERİNİN İÇİNDE OLAN BİR ÜLKE OLDUĞUMUZU EN İYİ RUSYA BİLMEKTEDİR"

Hatay sınırında Türk savaş uçakları tarafından Türkiye hava sahasının ihlal edildiği gerekçesiyle SU-24 tipi uçağın düşürülmesine ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dün Suriye hududunda yaşanan gelişmeler bağlamında ortaya çıkan durumu bütün detayları ele aldık. Hem güvenlik ve askeri tedbirler bağlamında hem ekonomik ilişkiler, enerji ve diğer boyutlarıyla ele aldık. Biz Rusya ile olan ilişkilerimize önem veriyoruz. Rusya dostumuzdur, komşumuzdur. Aramızda çok köklü ekonomik, sosyal ilişkiler söz konusudur. Türkiye ateş çemberinin içinde olan bir ülkedir. Bunu da en iyi Rusya bilmektedir. Ateş çemberinin içinde olan bir ülke olarak kendi hava sahasını koruma konusunda bir kararlılık içinde olmasından daha doğal bir durum yok. Hava sahasını, kara ve deniz sahasını. Bu konuda da açıkladığımız angajman kuralları defaatlerce Rusya nezdinde açıkladığımız angajman kuralları var."

 "KANALLAR AÇIK OLMASINA RAĞMEN RUSYA TARAFINDAN BİR BİLGİ AKTARILMIŞ DEĞİL"

Düşürülen uçağın aidiyetinin bilinmediğine ve Rusya tarafından bu konuda kendilerine herhangi bir bilgi aktarılmadığına dikkat çeken Davutoğlu, açıklamasında şunları kaydetti: "Olayın olduğu anda uçağın milliyetiyle ilgili hiçbir bilgi söz konusu değil. Rusya tarafından bize aktarılan bir bilgi de söz konusu değil. 'Bizim uçaklarımız şu bölgede operasyon yapmaktadır' diye kanallar açık olmasına rağmen böyle bir bilgi aktarılmış değil. Angajman kuralları gereği sınırımıza ön bildirim olmaksızın yaklaşan milliyeti belli olmayan her uçak hasım telakki edilir. Karşı tarafta bir iç savaş söz konusu. Bu Rusya'yı hedef alan angajman kuralı ve uygulaması değil"

"BU TÜR KRİZ DURUMLARINDA İLETİŞİM KANALLARI AÇIK OLMALI"

Davutoğlu, "Ümit ederiz Rusya bu derin dostluk ilişkilerimiz bağlamında bunu değerlendirir ve olayı birlikte ele alarak herhangi bir tırmanmaya, gerilime izin vermeden çözebiliriz. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın pazartesi günü Sayın Putin ile Paris'te görüşme gerçekleştirme ihtimali önemlidir. Ümit ederiz bu gerçekleşir. Dışişleri Bakanımız verdiğimiz talimatla Rusya Dışişleri Bakanı ile görüştü. İletişim kanallarını kapalı tutmamak lazım bu tür kriz durumlarında, iletişim kanalları açık olmalı" diye konuştu.

"OLABİLECEK HER SENARYOYLA İLGİLİ BÜTÜN İHTİMALLERİ VE ALINABİLECEK TEDBİRLERİ GÖRÜŞTÜK"

64'üncü Hükümet'in ilk Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiye ve Rusya arasında yaşanan gelişmeler ve olabilecek her senaryo üzerinde konuştuklarını belirten Davutoğlu, "Olay kendi çerçevesi içinde ele alınmalı. Diğer yerlere sirayet etmemeli. Biz dün Bakanlar Kurulu'nda yaptığımız değerlendirmelerde olabilecek her senaryo, olabilecek her gelişmeyle ilgili bütün ihtimalleri ve alınabilecek tedbirleri de görüştük. Bütün bakanlara gerekli talimatları verdim. Bu olayın Türkiye'nin ekonomisini ve diğer enerji güvenliği başta olmak üzere diğer konularını etkilemeden çözülmesi konusunda da gerekli adımlar atılacak" ifadelerini kullandı.

"ÖNEMLİ OLAN TÜRKİYE-RUSYA ARASINDA DAHA YÜKSEK ÖLÇEKLİ BİR KRİZİN YAŞANMAMASI"

Bakanlıklar arasında bir koordinasyon ve süreç yönetim komitesinin oluşturulduğunu açıklayan Davutoğlu, "Özellikle ekonomik bağlamda Sayın Mehmet Şimşek'in başkanlığında. Önemli olan bizim için Suriye krizi sebebiyle Türkiye-Rusya arasında daha yüksek ölçekli bir krizin yaşanmamasıdır. Bunu engellemek için elimizden geleni yapacağız" şeklinde konuştu.

"ALACAĞIMIZ TEDBİRİ KİMSEYE SORMAYIZ"

Daha önce 3 kez ihlal olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "3 ihlalde de Rusya tarafıyla temasa geçildi. En üst düzeyde bunları kendileriyle paylaştık. Bir daha ihlal olmaması için yapılması gerekenleri konuştuk. 3 husus önemli. Türkiye'nin kara, hava, deniz sınır güvenliğini kimseyle tartışma konusu yapmayız. Alacağımız tedbiri de kimseye sormayız. Bütün ülkeler için geçerli. Bizim sınır güvenliğimizi ihlal eden herhangi bir tarafın da Türkiye'yi suçlama hakkı yoktur" dedi.

 "SURİYE, TÜRKİYE'NİN KOMŞUSUDUR"

Başbakan Davutoğlu, "Suriye, Türkiye'nin komşusudur. Rusya'nın veya herhangi bir başka ülkenin etkilenmesinden daha çok biz etkileniyoruz. Orada Rusya'nın havadan, İran'ın karadan, birçok unsurun yürüttüğü operasyonlardan kaçanlar Türkiye'ye geliyor, yeni bir mülteci dalgası olarak. Türkiye sadece sınır güVenliği bağlamında değil, mülteci dosyası bağlamında da etkileniyor" açıklamasında bulundu.

"KİMSE DEAŞ'A KARŞI VERİLEN BİR MÜCADELEYLE MEŞRU KILAMAZ"

Bayırbucak Türkmenleri arasında tek bir IŞİD mensubunun olmadığını vurgulayan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer DEAŞ'a karşı bir mücadele edilecekse DEAŞ'a karşı edilmeli. Bayırbucak Türkmenleri arasında tek bir DEAŞ mensubu yok. Kızıldağ'da Türkmen Dağı'nda tek bir DEAŞ mensubu yok. Kimse bunu DEAŞ'a karşı verilen bir mücadeleyle meşru kılamaz. Gelin o zaman aynı hava sahası içinde iki koalisyonun yan yana operasyon yapmasının risklerini ortadan kaldıralım. O zaman bir koordinasyon gerekir. Olmazsa işte bu tür kazalar söz konusu olur. Bunu bir Türk-Rus krizi olarak değil, Suriye'de çözülmeyen bir krizin taraflara hepimize ödettiği bir bedel olarak görmek gerekir"

DHA