Başbakan Davutoğlu: İslam Avrupa'nın asli dinidir

Başbakan Davutoğlu: İslam Avrupa'nın asli dinidir
Başbakan Davutoğlu: İslam Avrupa'nın asli dinidir
Zürih'te İsviçre'de yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir araya gelen Başbakan Davutoğlu 'İslam Avrupa'nın asli dinidir ve asli dini olmaya devam edecektir' dedi.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Baden Boveri Platz'da İsviçre'deki Türk toplumu ile bir araya geldiği toplantıda konuştu. Davutoğlu, Berlin'de yakılan Fatih Camisi'ni yerinde ziyaret ettiğini belirterek, "Orada da nerede olursa olsun, her türlü ırkçılığa karşı başımız dik bir şekilde ayakta duracağımızın mesajını verdik. İşte bir kez daha Zürih'ten sesleniyorum; İslam Avrupa'nın asli dinidir ve asli dini olmaya devam edecektir" dedi.

"Dinimizle, dilimizle, örfümüzle Avrupa Birliği'ne gireceğiz"

Berlin'den Türkiye 'ye döndükten sonra Brüksel'e gittiklerini ve orada da Anadolu'nun evlatları tarafından coşkuyla karşılandıklarını ifade eden Davutoğlu, burada Avrupa Birliği liderleriyle, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker ile açık ve net görüşmeler yaptığını hatırlattı.
Türkiye'nin AB yolunda stratejik kararlılığını bir kez daha vurguladıklarını anlatan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Önümüze getirilen engellere rağmen, önyargılara rağmen, her türlü provokasyona rağmen Türkiye, Avrupa Birliği yolunda yürümeye kararlıdır. Neden biliyor musunuz? Hem Türkiyesiz Avrupa büyük bir eksiklik olacaktır ama en önemlisi de sizler için, Avrupa Birliği yolunda yürümeye devam edeceğiz. Madem ki burada bizim kültürümüzü, örfümüzü, dilimizi, dinimizi temsil eden kardeşlerimiz var, madem ki 45 milyon var Avrupa'da Müslüman, işte Türkiye Avrupa Birliği'nin parçası mutlaka olacaktır. Mutlaka bir gün Avrupa Birliği'ne gireceğiz. Yalvarmayacağız, dilenmeyeceğiz, hiç bir özel ayrıcalık beklemeyeceğiz. Başımız dik bir şekilde gireceğiz, onurla gireceğiz. Dinimizle, dilimizle, örfümüzle Avrupa Birliği'ne gireceğiz. Siz aziz Zürihliler, İsviçreliler, siz Avrupa'nın kalbinde böyle dik duruyorsunuz, bize dünyanın her yerinde baş eğmek yakışır mı? Siz bir an bile tereddüt etmeden bizim kültürümüzü Avrupa'da yaşıyorsunuz, biz o kültürden bir zerre dahi fedakarlık eder miyiz? Başımızı eğer miyiz? Eğmeyiz Allah'ın izniyle, eğmedik, eğmiyoruz, eğmeyeceğiz. Biz baş vermiş ama baş eğmemiş Çanakkale'nin yiğitlerinin torunlarıyız."

"Türkiye, AB'ye girmek için çok güçlü diye çekiniyorlar"

Avrupa Birliği'ne kararlı şekilde yollarına devam edeceklerinin, hiç bir şey talep etmeden hiç bir şey dilenmeden, başları vakur bir şekilde gireceklerinin altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"2002'de iktidara geldiğimizde, o zaman yaptığımız görüşmelerde, fısıltı halinde de olsa, bazen de seslerini yükselterek şöyle derlerdi: 'Türkiye Avrupa'ya girmek için çok fakir, çok zayıf, alırsak Avrupa'ya yük olur. Alırsak Türkiye'ye milyarlarca, yüz milyarlarca avro katkı yapmamız beklenir. Türkiye krizden yeni çıkmış fakir bir ülke'. Elhamdülillah onların önünde hiç bir şey talep etmeden, o fakir dedikleri ülke bugün dünyanın yükselen gücü, G-20'nin başkanı. Onlardan, hani başka ülkelere yaptıkları gibi yüz milyarca avro istemeden, talep etmeden, tek başımıza alnımızın teriyle buralara geldik. Milletimizin helal kazançlarından aldığımız vergilerle buraya geldik. Çalışkan milletimizin ahlakıyla buraya geldik, çalışkanlığı ile buraya geldik. Allah bizi hiç bir zaman, hiç bir şekilde namerdin karşısında mahcup etmesin, değil merde namerde bile muhtaç etmesin. Biz o yılları biliriz, 1 milyon dolar için neler yapıldığı yılları biliriz ama şimdi öyle değil. Şimdi de diyorlar ki aynı çevreler 'Türkiye, Avrupa Birliği'ne girmek için çok güçlü. Eğer Avrupa Birliği'ne girerse, Avrupa'nın karakterini değiştirir, Avrupa Parlamentosu'nun dörtte biri Türk olur' diye çekiniyorlar.

12 yılda 'Türkiye zayıf, Avrupa'ya giremez' diyenlerden, 'Türkiye çok güçlü, girerse Avrupa'yı değiştirir' denilen günlere geldiklerini ifade eden Davutoğlu, 'İşte AK Parti yılları bu yıllar. İşte sizin Zürih sokaklarında, İsviçre sokaklarında, ve bütün Türklerin, bütün Avrupa sokaklarında başının dik dolaşmasını sağlayan bu" dedi.

"Avrupa için Türkiye bir şifadır"

Başbakan Davutoğlu, "Buradan bir daha sesleniyorum, Avrupa bir gün küresel güç olacaksa, Türkiye'nin üyeliği ile olacak. Avrupa ekonomisi bu krizden çıkacaksa, Türkiye'nin dinamik nüfusuyla, girişimci kudretiyle çıkacak. Avrupa için biz bir yük değiliz. Avrupa için Türkiye bir şifadır. Hem ırkçılık hastalığına karşı bir şifadır, hem ekonomik durgunluğa karşı bir şifadır hem de Avrupa'nın düşen gücüne karşı, Avrupa'yı ayağa kaldıracak bir şifadır"

Brüksel'den Türkiye'ye döndükten sonra hafta sonu Aydın ve Muğla'ya sonra da Tekirdağ'a kongreler için gittiklerini anlatan Davutoğlu, İsviçre'den döner dönmez de Diyarbakır ve Batman'a gideceklerini söyledi.

Aydın'da yiğit efelerle, Muğla'da Yörük, Türkmen boylarının çocuklarıyla, Tekirdağ'da Rumelili yiğitlerle, Evlad-ı Fatihan'ın torunlarıyla buluştuklarını anlatan Davutoğlu, Cumartesi, Pazar günü de Diyarbakır'da Batman'da Mezopotamya'nın Kürt yiğitleriyle buluşacaklarını söyledi.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"İşte bizim birlik beraberlikten anladığımız budur, Türkmenler, efeler, Evlad-ı Fatihan, Mezopotamya boyları, hepsi yan yana bir arada. Bizim Çözüm Süreci'nden de anladığımız bu. Zeybek oynayan efelerle, halay çeken Diyarbakırlı, Batmanlı yiğitler yan yana. İşte bu al bayrağı Türkiye'nin her yerinde, milli birliğin kardeşliğin sembolü yapan AK Parti zihniyeti bu. Nasıl Türkiye'de, Türkiye'nin doğusuyla batısını, kuzeyiyle güneyini bir araya getirdik biliyorum. Paris'te, Berlin'de, Brüksel'de 3 gün önce Londra'da buluştuğumuz kardeşlerimiz, şimdi burada buluştuğumuz kardeşlerimiz arasında Türkiye'nin doğulusu da var, batılısı da. Anadolulusu da var Rumelilisi de. Kuzeyi de var güneyi de. Türkü de var Kürdü de Sünnisi de var, Alevisi de. İşte Türkiye bu."

"İslam Avrupa'nın asli dinidir"

"Orada da nerede olursa olsun, her türlü ırkçılığa karşı başımız dik bir şekilde ayakta duracağımızın mesajını verdik. İşte bir kez daha Zürih'ten sesleniyorum; İslam Avrupa'nın asli dinidir ve asli dini olarak devam edecektir. Endülüs'ten Osmanlı'ya ve yarım asır önce Anadolu'nun her bir köşesinden çıkıp, o kutsal yürüyüşle buraya gelen, o yiğit insanların getirdiği ve Avrupa'ya ezanla birlikte çil çil kubbe gibi serpiştirdiği, o mescitler, o camiler mutlaka korunacaktır, onlara uzanan ellere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Tekbiri Zürih'e taşıyan kardeşlerimin alnından öpüyorum, Allah sizi yetiştirenlerden razı olsun. Buralara, bu diyarlara tahta bavullarla gelmekle birlikte, fakir bir şekilde gelmekle birlikte, gönlü zengin bir şekilde, imanını koruyan o ilk gurbetçilerimize selam olsun, onların evlatlarına selam olsun. Allah'ın rahmetine kavuşanlara rahmet diliyoruz. Onlar ne mübarek insanlar ki Anadolu'dan Rumeli'den bu diyarlara geldiklerinde, buralara öyle bir tohum ektiler ki Allah'ın izniyle o tohum, Avrupa merkezinde bir adalet çınarı olarak yükselecek. Kimse bunu engelleyemeyecek." AA