Başbakan Davutoğlu: Parti çıkarlarımız ertelenebilir

Başbakan Davutoğlu: Parti çıkarlarımız ertelenebilir
Başbakan Davutoğlu: Parti çıkarlarımız ertelenebilir
Başbakan Ahmet Davutoğlu, ulusa sesleniş konuşmasında koalisyon görüşmelerine değindi: Kişisel çıkarlarımız bir kenardadır, parti çıkarlarımız ertelenebilir, ertelenmeyecek yegane şey ülkemizin geleceğiyle ilgili atılacak adımlardır.

RADİKAL- Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yeni Türkiye Yolunda" adlı ulusa sesleniş konuşması yaptı. Televizyonlarda yayınlanan konuşmasında Davutoğlu, 7 Haziran seçiminin her şeyden önce demokratik usullere uygun bir şekilde ve barış ve huzur içinde gerçekleştiğine vurgu yaptı. "Örnek bir seçim yaşadık. Neticeleri ne olursa olsun bu seçimin oluş süreci güzel bir örneklik teşkil etti" diyen Davutoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

- Neticeleri bağlamında da milli iradenin üstünde hiçbir iradeyi kabul etmiyoruz. Hangi partiye hangi gerekçeyle oy vermiş olursa olsun bütün vatandaşlarımızın tercihi başımızın üzerindedir. Güzel olan şudur; modern, demokratik ülkelerde örneğine az rastlanır şekilde yüzde 85’i aşan bir katılım gerçekleşti. Yine modern demokrasilerde örneğine çok az rastlanır şekilde temsil kabiliyeti yüzde 95’e ulaşan bir parlamentoya sahibiz. Dediğim gibi, bunlar başlı başına önemli değerlerdir. Ülkenin huzuru, istikrarı, kalkınması demokrasiye bağlıdır. Demokrasinin olmadığı yerlerde nasıl büyük ıstırapların yaşandığı, halkın tercihlerinin göz ardı edildiği durumlarda nasıl ülke geleceklerinin karardığının çarpıcı ve açık örnekleri etrafımızda var. Demokrasiden kaçan Suriye başta olmak üzere bölge ülkelerinde nasıl acılar yaşandığını görüyoruz. Ülke birliğinin korunamadığı durumlarda ülkelerin gelecekleriyle ilgili perspektiflerini, vizyonlarını nasıl kaybettiğini görebiliyoruz, nasıl acılar yaşandığını hep beraber görüyoruz.

'DEMOKRASİMİZİ YAŞATTIKÇA AŞAMAYACAĞIMIZ GÜÇLÜK YOK'

- Demokrasimizi yaşattıkça da aziz vatandaşlarım, emin olunuz aşamayacağımız güçlük yoktur. Tek parti iktidarlarından sonra, 50’li yıllarda demokrasiyle açılan alan, o zaman cuntalar ve diğer yollarla ortaya çıkan otoriterleşme eğilimleri sonucunda yaşanan 27 Mayıs darbesiyle bir başka ifrata gitmişti. 60’lı, 70’li yılları 12 Mart muhtırasıyla otoriterleşme ve demokrasiden uzaklaşma, ondan sonra da 70’li yıllarda kaos dönemlerinin yaşandığı bir sarkaç içinde geçirdik. 80’li yıllarda 12 Eylül darbesi yine bir demokrasiden uzaklaşma dönemini, arkasından gelen 90’lı yıllarda ise bir kaos ve ülkenin geleceğini karartan terör olaylarıyla bunlarla birlikte gelişen birtakım krizleri hep beraber yaşadık. 28 Şubat’ın demokrasiden uzaklaşılan acı günleri hepimizin hatırasındadır, hafızasındadır.

- Bizler siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun birleşmemiz gereken temel unsur demokrasimizin korunması, milli iradenin tecelli ettiği parlamentonun, yasama meclisinin görevini bihakkın yerine getirmesidir. Eğer Meclis açıksa, eğer Meclis’te millet temsil ediliyorsa, bu temsil kabiliyeti gerçekleşmişse başka yerlerde, başka kanallarda, başka mahfillerde, başka mekanlarda millet iradesine yönelik olarak yapılacak her tür çalışma milletin iradesini göz ardı etmeyle sonuçlanır.

'MESELELERİN KONUŞULACAĞI YER TBMM'DİR'

- Bugün Meclisimiz açık, bugün siyasi partiler bütün faaliyetlerini özgürce yapabiliyorlar. Ülke için ne istiyorlarsa dile getirebiliyorlar. Eğer farklı kanaatlere sahiplerse en aşırı uçlara sahip olan, anlayışlara sahip olan partiler de Meclis içinde yan yana duruyorlar. Meselelerin konuşulacağı yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Meselelerin konuşulacağı yer meşru siyasi kanallar, meşru siyasi mekanlardır. Bunları şunun için zikrediyorum: 7 Haziran’dan bu yana 2 önemli süreci bir arada yaşıyoruz. Birisi, hükümet kurma süreci, bununla ilgili sizlere detaylı bilgi vereceğim. İkincisi ise özellikle 20 Temmuz Suruç katliamından sonra Türkiye’yi bir terör sarkacına, bir kaos girdabına sokmak isteyen çevrelerle yürütmekte olduğumuz mücadele. Onun için demokrasiyle başladım, demokrasiyle devam edeceğim, demokrasiyle bu konuşmayı bitireceğim. Çünkü Türkiye, otoriter darbe dönemlerinde ve kaostan beslenen terör odaklarının faaliyet yaptığı dönemlerde yıllarını kaybetti. Eğer o yılları tekrar kaybetmeyeceksek, eğer kardeş kavgalarını yaşamayacaksak, yegane teminat demokrasidir, demokrasidir, demokrasidir. İşte onun için sizler hangi tercihte bulunmuş olursanız olun hepinizin tercihleri başımızın üzerindedir ve gelin hep beraber her yerde, her evde özgürlükleri konuşalım, demokrasiyi konuşalım, meşruiyeti konuşalım.

'7 HAZİRAN SONRASI YENİ BİR TABLO ORTAYA ÇIKTI'

- Birisi demokrasiye tehdit oluşturmuşsa hangi ideoloji adına bunu yapmış olursa olsun hep beraber karşı çıkalım. Birileri bir grup vatandaşın özgürlüklerini kısıtlayacaksa, hep beraber anlaşmasam da 'onun özgürlüğü benim onurumdur' diyebilelim. Bunu demediğimiz zaman ülkemize ve geleceğine kurulan tuzaklara teslim olmak zorunda kalırız. 7 Haziran seçimi sonrasında yeni bir tablo ortaya çıktı. 13 yıllık istikrarlı ve özgürlük-güvenlik dengesini gözeten, demokratik hakları yayan ve demokratik haklarla birlikte kamu düzenini koruyan istikrarlı bir dönemi yaşadık. Bunun getirdiği olumlu sonuçları da birlikte gördük.

'KRİTİK HÜKÜMET KURMA SÜRECİNİ YÜRÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ' 

- Türkiye’de, 8 Haziran sabahı bir kaos beklentisi içinde olanların beklentilerini boşa çıkarmanın mutluluğunu da yaşadık. 8 Haziran sabahında Türkiye’de bir geçiş dönemi, hükümetsizlikten kaynaklanan ekonomik sıkıntılar bekleyenler şunu gördüler; kararlı bir şekilde hükümet etme iradesini yürüten bir hükümetin varlığı Türkiye’de ekonomik bakımdan yaşanması muhtemel sıkıntıları giderdiği gibi ülke ekonomisi üzerinde en ufak bir baskı oluşturmadan Türkiye’de bu kritik hükümet kurma sürecini yürütmeye devam ediyoruz.

- Sayın Cumhurbaşkanımızdan 9 Temmuz’da hükümeti kurma görevini aldım. Ondan önce 1 Temmuz’da yeni Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı'nı seçtik. Cumhurbaşkanımız da Anayasa'nın bir gereği olarak görevi en büyük partinin, Mecliste temsil edilen en büyük Grubun Başkanı olarak bendenize tevdi etti. Bu görevi aldığımda yaklaşık bir yıldır yürütmekte olduğum Başbakanlık sorumluluğunu her zamankinden daha ağır bir şekilde omuzlarımda hissettim hepiniz adına. Şimdi sizlere evlerinizde, sofralarınızda belki yemek yerken şu taahhütte bulunuyorum: Nasıl son 9-10 ay içinde Başbakanlık görevini sadece hizmet aşkıyla yaptıysam, emin olunuz ki Hükümet kurma görevini de sadece ve sadece sizlerin huzuru için en iyi şekilde yapmaya gayret ediyorum.

'PARTİ ÇIKARLARIMIZ ERTELENEBİLİR'

- Kişisel çıkarlarımız bir kenardadır, parti çıkarlarımız ertelenebilir, ertelenmeyecek yegane şey ülkemizin geleceğiyle ilgili atılacak adımlardır. Bir taraftan hükümet kurma çalışmaları yürütüyoruz, bir taraftan da ülkemizin geleceği için başlattığımız projeleri hayata geçiriyoruz. İşte Ramazan’dan da bilistifade birçok iftar programını özellikle büyük projelerin olduğu yerlerde gerçekleştirerek bu projelerin takibini yakından izledim. Başta üçüncü köprünün, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün inşasında iftar ettiğim emekçi kardeşlerime teşekkür ederek ifade ediyorum; emin olunuz ki Türkiye hiçbir şekilde bir dakika dahi vaktini kaybetmeyecek şekilde yoluna devam etmektedir.

' MHP İLE DE TEMASLARIMIZ DEVAM EDİYOR'

- Cumhuriyet Halk Partisi ile karşılıklı mutabakat içinde ilk tur görüşmeler sonrasında heyetlerin bir ortak hükümet kurma zeminini sınamak, görüşmek üzere bir araya gelmesine karar verdik ve şu anda bu çalışmalar devam ediyor. 

- Milliyetçi Hareket Partisi ile de temaslarımız devam ediyor. HDP ile de eş başkanlarıyla bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye bayrama bütün bu süreçlerden sağlıklı bir şekilde geçerek iyi bir bayram idrak etti. Herkes de meşruiyet çizgisi içinde Türkiye yoluna devam ediyor kanaati uyandı. Demokrasimiz teminat altında kanaati uyandı. Bayramı çok güzel idrak ettik. Ama bizler bu çaba içindeyken bazı şer odakları bayram sonrası için son derece tehlikeli, kirli oyunlara kalkıştılar. Aynen geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda Kobani bahane edilerek şehirlerimizi bir şekilde yağmaya, baskıya muhatap kılan şiddet olaylarını organize edenler gibi, Ramazan Bayramı'nı müteakip 20 Temmuz sabahı Suruç’ta alçakça bir katliamla yüz yüze geldik. Bu katliamı yapan DAEŞ Terör örgütü hem Türkiye’ye bir bütün olarak saldırdı hem de İslam dinine ve inancımıza en büyük, algı oluşturma bakımından en büyük darbeyi vuran tavırlarını sürdürdü.

(AA)