Başbakan Davutoğlu: Sabah akşam Başkanlık konuşamayız

Başbakan Davutoğlu: Sabah akşam Başkanlık konuşamayız
Başbakan Davutoğlu: Sabah akşam Başkanlık konuşamayız
Bulgaristan dönüşü uçakta gazetecilerle konuşan Başbakan Davutoğlu, "Sabahtan akşama her gün başkanlık üzerinde konuşsak biz bunu şu anda çıkarabilir miyiz? O zaman işimizi yapmaya devam edeceğiz" dedi.

RADİKAL – Başbakan Ahmet Davutoğlu önceki gece Bulgaristan’dan dönerken uçakta kendisine eşlik eden gazetecilerle sohbet etti. Gündemdeki konulara ilişkin sorulara da yanıt veren Davutoğlu’nun özellikle Başkanlık Sistemi tartışmalarına ilişkin sözleri dikkat çekti. Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık gündeme getirdiği “çift başlılık” konusuyla ilgili olarak, “Çift başlılık yeni bir konu değil” derken, Evren, Demirel ve Sezer’in cumhurbaşkanlığı yaptıkları dönemde başbakanlara yönelik uygulamalarını hatırlattı.

Ancak Davutoğlu’nun esas ilginç sözleri Başkanlık Sistemi’ne ilişkin olanlardı. Davutoğlu, tartışmalara ilişkin olarak, “Bu tartışmayı bir uzlaşı olana kadar sükunetle götürmek ama kesinlikle ülke gündemindeki ana noktaları ıskalamamak” gerektiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Sabahtan akşama her gün başkanlık üzerinde konuşsak biz bunu şu anda çıkarabilir miyiz? O zaman işimizi yapmaya devam edeceğiz.”

ÇİFT BAŞLILIK HEP VARDI: Çift başlılık yeni bir konu değil. Daha önce Cumhurbaşkanı Evren ile Özal arasında sıkıntı vardı. Demirel ile Özal’ın yaşadığı süreç de var. Özal’ın ömrünü tüketen bir süreçtir o. Demirel’in de zorlandığı bir süreçtir. 28 Şubat döneminde Demirel, kendisi Cumhurbaşkanı idi ve bu sefer kendisi Erbakan’a aynı otoriteyi uyguladı. Ahmet Necdet Sezer, kendisini Cumhurbaşkanı yapan Başbakan Ecevit’le nasıl bir kriz yaşadı, anayasa kitapçığı üzerinden... Sezer’in ilk dönemde Sayın Başbakanımıza nasıl engel olduğunu hepiniz hatırlarsınız. Bu çift başlılık hikâyesi sanki bugün çıkmış gibi bir yaklaşım, yanlış.

SİYASİ SORUMLULUK BİRLİKTE, HUKUKİ SORUMLULUK BENDE: Bunun en fazla ağırlığını hisseden benim herhalde. Çünkü hukuken sorumlusunuz. Alınan her kararın hesabı Başbakanlık makamı tarafından verilir. Nihai kertede 20 sene sonra biri bugünlerde niye terörle mücadele başlattınız diye sorarsa, sorumlusu biziz. Çünkü direktifini nihayet siz vermek durumunda kalırsınız. Peki bugün ne oluyor? Biz Cumhurbaşkanımızla bunları istişare ederek yapıyoruz. Siyasi sorumluluk birlikte. Fakat böyle bir dengesizlik olduğunu herkesin görmesi lazım. Benim de kanaatim Cumhurbaşkanımızla aynı. Hukuki sorumluluk kimdeyse, yetki de onda olmalı. Sorumluluk ve yetki arasında karmaşa ortadan kalkmalı.

‘BENİM TERCİHİM…’: Şimdi benim tercihim, sistemin en net sistem olması. Partili cumhurbaşkanlığı veya başka modeller şu anki krizi aştı zannedilir ama 20 sene 30 sene sonra da bu sistem yaşayacak. Yani 30 sene sonra bizler olmayacağız. O zaman Türkiye en iyi şekilde nasıl idare edilir diye düşünüp konuşmamız lazım.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇIKLAMALARI: (CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hürriyet’e, anayasanın ilk dört maddesinin kırmızı çizgileri olduğunu belirterek, ‘Başkanlık sistemiyle gelecekse hiç gelmesin’ demeci) Mülakatı okuduğumda olumlu yönlerini görmeye gayret ettim. Açıklamalarının olumlu unsurlar taşıdığını düşünüyorum. ‘İlk dört madde dışında her şey tartışabiliriz, hatta destek veririz’ diyor. Bu önemli.

Başkanlığa hayır diyorsa, ne getiriyorsa getirsin. Başka bir parti ne getiriyorsa getirsin. Rahatlıkla konuşabiliriz. Tek başına AK Parti’nin yapabileceği bir şey değil bu. 

SABAH AKŞAM BAŞKANLIK KONUŞAMAYIZ: Peki o zaman ne yapacağız? Bu tartışmayı bir uzlaşı olana kadar sükunetle götürmek ama kesinlikle ülke gündemindeki ana noktaları ıskalamamak. Yani ben sabah kalktığımda bir taraftan Cizre’de, Silopi’de yürüyen operasyonu düşünmek zorundayım. Bir taraftan Suriye ve Irak sınırındaki her hareketliliği gözetmek zorundayım. Bir taraftan Rusya ile ilişkilere bakmak zorundayım. Brüksel’e gidip vize muafiyetiyle ilgili süreci düşünmek durumundayım. Sabahtan akşama her gün başkanlık üzerinde konuşsak biz bunu şu anda çıkarabilir miyiz? O zaman işimizi yapmaya devam edeceğiz. Elimizdeki sistemi en iyi şekilde işletmeye devam edeceğiz.