Başbakan Davutoğlu'ndan 'toplumsal uzlaşı' vurgusu

Başbakan Davutoğlu'ndan 'toplumsal uzlaşı' vurgusu
Başbakan Davutoğlu'ndan 'toplumsal uzlaşı' vurgusu
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran sonrası yeniden hükümeti kurmaları halinde, öncelikli 10 gündemlerinin 'yeni anayasa, çözüm süreci, toplumsal uzlaşı, ekonomide yapısal reform, istihdam, taşeron çalışanlar, emekli gelirleri, yargısal reform, bürokraside düzenleme ve şehirlerin yeniden yapılandırılması' olacağını söyledi. Başbakan Davutoğlu, 'derin devlet' iddialarıyla ilgili soruları da yanıtladı.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu, 8 Haziran’da öncelikle devreye alacakları yapısal konuları içeren 10 maddeyi tespit ettiklerini belirterek, bunun ilk üç sırasında anayasa, çözüm Süreci, toplumsal uzlaşının yer aldığını açıkladı.

Başbakan Davutoğlu, Diyarbakır’da Habertürk canlı yayınında Veyis Ateş moderatörlüğünde gazeteciler Nihal Bengisu Karaca ve Mustafa Kartoğlu’nun sorularını yanıtladı.

Bürokrasinin çok yıprandığını belirten Davutoğlu, bazı bakanlıkların yeniden yapılandırılabileceğini söyledi.

Başbakan Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkan satır başları;

Nihal Bengisu Karaca: 7 Haziran’a çok az kaldı. Genel seçimlerden muhtemeldir ki, Ak Parti iktidarı kurmak için görevlendirilecek. Yazmaya başladınız mı programı? Hükümet programı şekillendi mi kafanızda?

Ben kitap yazarken de aynı şeyi yapıyordum. Demlenme zamanı vardır. Zihninizde birçok şeyi kurarsınız, zihninizde test edersiniz. Sonra onu kaleme almaya başlarsınız. Kaleme aldıkça da billurlaşır. Dikkat ederseniz görevi devraldıktan sonra birkaç gün sonra yeni Başbakan olarak görevlendirildim ve 28 Ağustos’tan 1 Eylül’e kadar 3 gün içinde hükümet programı yazdık. çok iyi bir ekip çalışmasıyla... O günden bugüne de alanda bizzat durumu görmeye çalıştım.Bakanları gidip yerlerinde ziyaret ettim.

Ve çok sayıda paket açıkladık, birçok reform paketine öncülük ettik. Sonra da seçim beyannamemiz oluştu. Daha sonra da Türkiye’nin her yerine giderek, halkı da gözlemleyerek (Başka hiçbir lider Türkiye’nin her yerine gitmedi) toplumsal karşılığı olan ihtiyaçları da tespit ettim. Dolayısıyla dün itibariyle, sabah namazından sonra yaptığım çalışmaları da gözden geçirip arkadaşları da talimatlandırdım.

ÖNCELİKLİ 10 KONU

8 Haziran’da önecelikle ele alacağımız yapısal konuları içeren 10 maddeyi tespit ettim. Bir kısmı hemen yapılacak, bir kısmı süreç içerisinde gerçekleşecek bir yaklaşım. Bu 10 maddeyi başlıklarıyla sıralayayım.

Birincisi Anayasa. Seçim neticesi ne olursa olsun buradan da muhalefet partilerine sesleniyorum; Türkiye artık 12 Eylül anayasasını taşıyamıyor. 8 Haziran’dan itibaren muhalefet partilerine çağrı yapacağım, gerekirse bir araya gelelim şimdiden söylüyorum, bunu davet olarak kabul edebilirler, birlikte oturup şimdiye kadar gerçekleşmemiş bir şeyi yapmaya çalışalım; sivil bir anayasa.

İkincisi, çözüm süreci. Seçimin neticesi ne olursa olsun çözüm süreci istikametinde devam edecek. Yeni durumu değerlendirerek kurmuş olduğumuz çözüm süreci mekanizmasını hemen işletmeye başlayacağız. Yeni hükümet ilk toplantısından sonra çözüm süreci ile ilgili atılacak adımlar konusunda bir şekilde devamlılık sürecek.

Üçüncüsü, toplumsal uzlaşı. Bütün toplum kesimlerinin görüşlerini de ifade edeceği bir iletişimin canlı olacağı bir dönem. Yani derdi olan herkesle yeni bir iletişim kanalının açılması.

Dördüncüsü, ekonomide yapısal reform. Bu çerçevede 25 öncelikli dönüşüm programını açıkladık. Ekonomide yapısal dönüşümü takip eden bir mekanizma kuracağız.

Beşincisi, istihdam. Bu seçim çerçevesinde bütün Türkiye’yi gezdiğimde gördüm ki, birçok sorun var ama bizim geleceğe dönük en önemli meselemiz ekonomi , istihdamı artırmak.

Altıncısı taşeron sorunu çözülecek.

Yedincisi emekli gelirlerinde düzenleme yapılacak. Şeffaflık yasası devreye sokulacak.

Sekizincisi, yargı reformu. Türkiye’de yargının kendini yenilemesine ihtiyaç var. Yargı reformu stratejisini adım adım uygulayacağız.

Dokuzuncusu, bürokrasi ehliyet, liyakat şeklinde yeniden düzenlenecek.

Onuncusu, şehirler yeniden yapılandırılacak.

ÇÖZÜM SÜRECİ: SİLAHI BIRAKACAKLAR MI BİZE SÖYLEMELERİ LAZIM

Çözüm sürecinin kilitlendiği yer; silahlar bırakılacak mı bırakılmayacak mı? Bize çıkıp söylemeleri lazım. Biz silahları bırakacağız dedikleri takdirde her şey konuşulur hiçbir sınır tanımadan. 8 Haziran’dan sonrası kimi muhatap alacağımızı gözden geçireceğiz.

Siirt’deydim bana isimlerini verdiler. 5 genç dağa kaldırılıyor. Aileleri tehdit ediliyor. Muhtarlar tehdit ediliyor. Tabi biz bunların karşısında tedbir alacağız. 1 Ekim’de görüştüğümüz Demirtaş, eğer 6 Ekim’de ayaklanın diye tweet atıp, silahlanın diye tweet atıyorsa burada bir niyet problemi var demek. Bizim açımızdan çözüm sürecinde kesintiye uğrayan şey, bununla ilgili olarak belli tarafların kendi gündemlerini dayatmaları.

Silahsızlanma... Bir kere duydunuz mu Demirtaş’tan artık silahı gömmemiz lazım dediğini gördünüz mü? HDP’ye destek veren aydınlar ki çoğunu tanıyorum, o destek mesajının içinde HDP PKK ile arasına mesafe koysun diyebiliyor mu? Çözüm sürecinin kilitlendiği yer burası. Silahları bırakacaklar mı bırakmayacaklar mı? Ama benim elimde silah olacak, ben de bu silahı istediğim zaman kullanacağım. 7 Haziran’da barajı aşmazsam silah kullanacağım yaklaşımına gelirse, çözüm süreci devam eder, muhatap olma nitelğini bu unsurlar kaybeder.

Buradan Diyarbakır’dan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum, kimse 8 Haziran’da 6-7 Ekim olayları gibi olaylar olur, devlet de sessiz kalır diye düşünmesin. Bir daha 6-7 Ekim olaylarını yaşatmayız biz.

“ARTIK PERDE GERİSİNDE GİZEMLİ BİR DEVLET YOK”

Şırnak’ta 2 tane can gitti. Hangi partiden olduğu önemli değil. Ne yaptı açıklamasında? Ağrı Diyadin gibi bir senaryo geliştirmeye çalışıyorlar. Onu da neredeyse Ak Parti yaptı diyecekler. Tarayanlar belli, vefat edenler belli. Perde gerisinde gizemli bir devlet var demeye çalışıyorlar. Hayır arkadaşlar, devlet artık meşruiyet içerisinde. Her şeyi ile kamuoyundayız biz. Ama meşruiyet içinde olmayan bir PKK var. Meşruiyet içinde olmayan paralel yapılar var. Bunlar hem son dönemdeki paralel yapı hem de eş başkan şeklinde belediye başkanlarına talimat veren PKK’lıları kastediyorum. Demirtaş’a da talimat veren yerler var. O yüzden konuşamıyor.

“BİZDEKİ KÜRT TEMSİLİ HDP’DEN DAHA AZ DEĞİL”

Buraya gelip Kürt vatandaşlarımıza diyoruz ki, Kürt temsilliği bizdedir, oy vermeyin HDP’ye. Çünkü bizdeki Kürt adaylar HDP’den daha az değil ki? Kürtlerin baraj problemi yok, HDP’nin baraj problemi var. Batı’da ekonomist dergisi yazıyor; Kürtlere neden oy verilmedi? Sanki Kürtlerin seçilme diye bir problemi var. Allah aşkına Bakanlar Kurulu’ndan Türk, Gürcü, Kürt kökenli bakanlar var. Ne farkı var, Mehmet Şimşek’in Kürt olmasıyla, Faruk Çelik’in gürcü olması ya da benim Türkmen olmam...

“NÜFUS ARTAR İŞSİZLİK OLURSA JAPONYA-YUNANİSTAN DENKLEMİNE DÜŞEBİLİRSİNİZ”

Gelişmiş ekonomiler dahi yaşlandığı zaman tehlikeye giriyor. Bizim hedefimiz güçlü nüfus, dinamik nüfus ve kalkınan ekonomi. Eğer nüfustan vazgeçerseniz ekonomi dinamik olamıyor. Eğer nüfus artar işsizlik olursa da Japonya-Yunanistan denklemine düşebilirsiniz. Nüfusla birlikte ekonomik büyüme de olacak. Bir ikincisi de Arge ağırlıklı ekonomiyi geliştirdikçe emek yoğun ekonomiden uzaklaşma. Kadın istihdamı, çalışma hayatına girişleri çok arttı. Buna rağmen biz 6 yılda 6 milyon istihdam sağladık. Son bir yılda 1 milyon 320 bin istihdam. İşsizlik rakamlarının düşmemesinin sebebi nüfus artıyor.

“1991 YILINDA ÖYLE BİR EMEKLİLİK POLİTİKASI YAPILDI Kİ...”

Gelecek yıl ek bir bir milyon, iki milyon alım artışı olarak çalışıyoruz. Toplumu bir bütün olarak değerlendirmek, ekonomik kalkınmayı bir bütün olarak ele almak lazım. 1991 yılında öyle bir emeklilik politikası yapıldı ki hala bedelini ödüyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde 42 yaşında, 45 yaşında emeklilik yok. Türkiye’de 39 yaşına kadar düştü maalesef. İnsanların en verimli çalışma yaşı 55 yaşı. Seyyahen zam yaptık. Bunların ticaret yapmaları durumunda, emekliliklerin yani, yüzde 15 prim desteği alıyorlar ki emekliler ticaret yapıyorsa üzerindeki yük azalsın diye. Biz bunu yüzde 5’e çektik, ilerde bu da olmayacak. vergide kolaylık sağladık. Sosyal desteklerle birlikte emeklilerimize sahip çıktık, daha da çıkacağız.

STAJYERLERE ÜCRET DÜZENLEMESİ

Biz Türkiye’nin her iline üniversite kurarak oradaki gençlerin hayat standardını yükselttik. Şimdi stajyer olarak çalışanlara da ücret düzenlemesi getiriyoruz. Eğitim, staj, iş. Stajını alacak istihdam edecek. 3 yıl ustalık eğitimi almış bir esnaf bir yer açtığında faizsiz kredi vereceğiz.

SURİYELİ MÜLTECİLERİN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU

Nihal Bengisu Karaca: Suriyeli mülteciler Türkiye’de işsizliğe neden olacaklar diye bir düşünce var...

Kılıçdaroğlu ’nun bazı ifadelerini alın, Almanca’ya çevirin ve Almanya’da Türklerle ilgili yayınlayın, biz buna nefret suçu deriz, ırkçılık deriz. PEGİDA denen örgütün Türkler için söylediklerini aynen Kılıçdaroğlu Suriyeliler için söylüyor.

MİT TIRLARINDA NE VARDI?

Veyis Ateş: MİT TIR'larında ne vardı?

"Devlet işleyişi bakımından ve bu işin zamanlaması bakımından 2 şeye dikkat çekeceğim. Dünyanın herhangi bir yerinde devletin bir kurumu devletin bir başka kurumunun verilen talimat gereği yaptığı bir faaliyeti bir suçmuş gibi yansıtabilir mi?  Yani Amerika'da istihbarat örgütü bir faaliyet yapıyor ama Pentagon o faaliyete baskın yapıyor. Siyasi otorite bir talimat vermişse, siyasi otoriteye bağlı bir kurum, siyasi otoriteden izin almadan o talimata müdahale etmesi açık bir suçtur. Evet o günlerde Bayırbucak'ta çok ciddi çatışmalar oluyordu. Bugün Suriye Türkmenlerini temsilen o zaman Suriye Türkmen Cephesi'nin Başkanı da açıklama yaptı.

Biz talimat vereceğiz Türkmenleri koruyacaksınız diye, bir başka grup, buradan bir darbe vuralım diye gelip orada onu yapacaklar ve bu da basın özgürlüğü olacak değil mi? Amirinden izin almadan kimin haddine baskın yapmak? Millete yönelik bir eylemdir bu. Onların görevi değil o.  Peki zamanlaması? Onun için casusluk diyorum. Bir, o günleri çok iyi hatırlıyorum. Ondan iki gün önce, Harran'da komşu ülkelerin dışişlkeri bakanlarıyla mültecilerle ilgili toplantı yapmışız. Sonra 100'ü aşkın diplomatla ben ADana'ya gitmişim. Öncesi bu.

"BİR TAŞLA KAÇ KUŞ VURUYOR"

Gittikten bir gün sonra bu yapılıyor. Sonrasıyla ilgili, pazartesi başbakanımız brüksel'e gidecek, salı günü de ben BM'de Suriye rejimi muhalifleri görüşmesine katılacağım. Bakın bu casusluğpu yapanlar bir taşla kaç kuş vuruyor.
Aslında teröristlere yardım ediyorlar diyor, büyükelçiler konferansına gölge düşürüyor, başbakanın gündemini AB değil de Suriye'ye kaydırıyor. Dört, beni iki gün sonraki toplantıya Türkiye'yi suçlayacak gündem oluşturuyor. Yani muhakeme edilmesi gereken, suriye rejiminin eline koz veriyor. bu açık bir casusluk faaliyetidir. Bakın zamanlamayı da yöntemi de söylüyorum.

"İÇİNDE NE OLDUĞU KİMSEYİ İLGİLENDİRMEZ"

Bu kadar şimdi niye çıkarıyorlar bunu? şunu vermek için, teröristleri destekleyen bir akparti seçime gidiyor. Peki içinde ne var? İçinde ne olduğu kimseyi ilgilendirmez.

BDDK'NIN BANK ASYA'YI TMSF'YE DEVRETMESİ

Seçimden bir hafta önce diye ertelenmez. Bir hafta sonra olsun diye geri bırakılmaz. İtirazı olanın da hukuk kapıları açık. Paralelle mücadele kendi doğası içinde ayrıca yürütülür. Ama bu bankanın normal bankacılık işlevi dışına çıkmasının sebebi bu paralel yapıyla ilişkileri. Normalde ekonomide çok basit bir kural vardır. Bütün ekonomie eğitiminde de işleyişinde de rasyonel aktör kuralı. Mesela kimse durup durduğu yerde zarar etmek istemez. Kimse gereksiz bir yatırım yapmaz.

Halbuki baktığınızda bu yapıda irrasyonel bir tavır ile belli kaynakların toparlanarak belli yerlere aktarılması üzerine yürüyen bir çerçeve var. Hukuka uygun olduysa yine dokunulmadı. sAhibi bilinmeyen ortaklar, gerçek ortak niteliği taşımayan ortaklar doğduğunda işte o zaman bankacılık sisteminin dışına çıkılıyor.

Kim ortak bilinir, kredi neredfe kullanılır bilir. Aksi takdirde bütün o şeyi devletin ödemesi gerekir. Normal Türkiye'deki bankacılık sistemine uyulması gereken kurallara işlemlere uyulmadığı için, bu soruların cevabı olmadığı için hem para yatıranların korunması hem sistemin korunması için BDDK'nın işlemidir.  Mudilerin hukuku korunur. Yönetimin şeylerinin bu hukukları zedeleyecek şekilde davranılmasıdır.