Başbakan konuşurken 'Mücahit Erdoğan' sesleri!

Başbakan konuşurken 'Mücahit Erdoğan' sesleri!
Başbakan konuşurken 'Mücahit Erdoğan' sesleri!
Başbakan Erdoğan, yaklaşık 2.5 saat süren Ak Parti Kongresi'ndeki konuşmasına Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiiri ile başladı. Şiir birçok partiliyi gözyaşına boğdu. Erdoğan, kongreye gelen liderlere teşekkür konuşması yaparken en çok alkışı Hamas lideri Halid Meşal aldı. Salon 'Mücahit Erdoğan' sesleriyle inledi

 Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

"Bize böyle yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime sonsuz hamdediyorum. Bu salonda Türkiye var, salonun dışında Türkiye var. Tüm renkleri, tüm çiçekleri ile bu salonda 75 milyon var.  Bu salonda Ortadoğu, Balkanlar, Avrupa, Asya ve Afrika var. Dünyanın kalbi bu genel kurulda atıyor. İnsanlığın kalbi bu salonda atıyor.

 

SURİYELİ KAHRAMANLARI SELAMLIYORUM

 

Suriye’nin bütün kahramanlarını saygıyla selamlıyorum. Kudüs’ü hasretle selamlıyorum. Mekke, Medine’yi hürmetle selamlıyorum.  Kadın kollarımız kapı kapı dolaştılar. Onun için onlara özellikle şükranlarımı sunuyorum. Bu hareket en çok gençlerin omuzlarınızda yükseldi. Dava taşını gediğine sizler koydunuz. Umudumuz olan gençler bugün sizleri samimiyetle selamlıyorum.  Sınır karakollarında gözünü değil, gönlünü namlunun ucuna koyarak nöbet bekleyen askerimizi, polisimizi özellikle selamlıyorum.

 

ŞEHİTLERİMİZİ MAHCUP ETMEYECEĞİZ


Şehitlerimizin hatırasını asla yere düşürmeyeceğiz. Şehitlerimiz karşısında asla mahcup olmayacağız. Onlardan aldığımız emaneti, namusumuz, onurumuz ve şerefimiz bilecek, vatan için, millet için çalışmaya devam edeceğiz.

 

YOLUMUZ ERBAKAN'IN YOLU


Bu çınarın altında ayrımcılık, zulüm, baskı ötekileştirme yoktur. Süleymaniye, Selimiye ve Mostar vardır. Medeniyet çınarı budur. Bizim yolumuz sevginin yoludur. Bizim yolumuz Sultan Alparslan'ın, Melikşah'ın, Kılıçarslan'ın yoludur. Bizim yolumuz Osman Gazi'nin, Fatih Sultan Mehmed'in, Sultan Süleyman'ın, Yavuz Sultan Selim'in yoludur. Bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal'in, merhum Adnan Menderes'in, merhum Turgut Özal'ın, merhum Necmettin Erbakan'ın yoludur.


HEDEF 2071


Ne diyoruz 'Büyük millet, büyük güç, hedef 2023' Ama bugün buradan bir şey daha hatırlatıyorum. O günleri bizler göremeyeceğiz. Kuvvet, kudret sahibi Allah'tır. Ama 2023 hedefinden sonra inşallah Cumhuriyetimizin 100. yılının dışında bir hedefimiz daha var. O da kuruluşun bininci yılı olacak. Hedef 2071. Nereden geldiğimizi unutmadık. Nereye yürüdüğümüzü de bir an olsun hatıramızdan çıkarmıyoruz. Seçimlerde elde ettiğimiz zafer, AK Parti’nin değil; milletin, yoksulların, gariplerin başarısıdır. AK Parti sadece bize oy verenlerin partisi değil. Sadece bizi seçenlerin iktidarı olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Biz, Türkiye partisidir. 75 milyonun partisiyiz.


10 YIL BOYUNCA KİMSENİN HAYATINA KARIŞMADIK


On yıl boyunca kimsenin hayatına karışmadık. Herkesin hayat tarzına saygı duyduk, garanti altına aldık. Her türlü ayrımcılığı reddeden, 75 milyonu kucaklayan bir anlayışla yola çıktık. Anadolu’da ayağında çarığı olmayan çocukların gözler ışığı gördük.


CHP DARBELERİN İÇİNDE


Ana muhalefet partisi darbelerin ya fiilen ya fikren içindedir. Ana muhalefet partisinin içinde olmadığı hiçbir darbe yoktur.Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Çoğunluğun azınlığa hükmetmesine karşı çıktık. Azınlığın da çoğunluğa hükmetmesine karşıyız.


'BU YOLA KEFENİMİZİ GİYEREK ÇIKTIK'


Milletin kutsallarına karşı aleni bir savaş yürütüldü. Bu ülkede camilerin kapılarına kilit vuruldu. Şu andaki CHP ‘Siz de akıbetimizin Adnan Menderes gibi olmasını mı istiyorsunuz?’ dedi. Biz Menderes’le başlayan değerlerle siyaset yapıyoruz. Biz Menderes ile başlayan, milleti, milletin değerlerini esas alan bu anlayışla siyaset yapıyoruz. Bunun için kendimize 'muhafazakar demokrat' dedik. Kendimizi böyle tanımladık
Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Turgut Özal’ın dediği gibi ‘Allah’ın verdiği canı sadece Allah alır’ diyerek yola çıktık. Çetelerden korkmadık, tehditlerden korkmadık.


‘KİMSE ARTIK İŞKENCE YAPAMAZ’


Bu ülkede artık hiçkimse sırtını devlete dayayıp işkence yapamaz. Faili meçhullerin üzerini örtemez. Hakkı, hukuku çiğneyemez. Kur’an öğrenmenin yolunu tekrar açtık. Başörtülü kızlarımızın özgürce eğitim görmesinin önünü açtık.


‘ASALAKLARLA MÜCADALE EDİYORUZ’


Karanlık senaryolara karşı bu milletinin enerjisini tüketen asalaklarla mücadele ettik, ediyoruz. Gençler siz de bizim gibi demokrasi dışı müdahalelere izin vermeyeceksiniz. Milli iradeyi canınız pahasına koruyacaksınız. Bu ülkelere darbeler dönemi geri gelmeyecektir. Demokrasiye müdahale eden herkes er geç milletin mahkemesine çıkıp hesap verecektir.


AŞIK VEYSEL SÜRPRİZİ


(Erdoğan, Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ türküsünün sözlerini okudu. Salonda Aşık Veysel’in sesinden bu türkü çalındı)



İSRAİL ÖZÜR DİLEMEDİKÇE


Türkiye dünya genelinde ihtiyaç duyan her ülkeye yardım götürmenin gayreti içindedir. 9 Türk'ü şehit eden İsrail bizden özür dilemedikçe, şehitlerimize tazminat ödemedikçe, Filistin üzerindeki ablukayı kaldırmadıkça ilişkilerimizi asla gözden geçirmeyeceğiz.


'İSLAMAFOBİ İNSANLIK SUÇUDUR'


Nefret suçları ile ırkçılıkla, en etkili şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz. İslamofobi bir insanlık suçudur. Müslümanlara Müslümanların değerlerine yapılan alçakça saldırıları nefretle kınıyoruz.


'ZALİMİN YANINDA OLANLARI TARİH AFFETMEYECEK'


Suriye’de zalim bir iktidar var. 30 bin aşkın insan bu zalim rejim tarafından öldürüldü. Rusya, İran ve Çin’e sesleniyorum; Suriye’de zalim rejimin yanında onları tarih affetmeyecektir. Kendi başbakanına ‘hain’ damgası vuranlarla daha nereye gidebiliriz? Ben bunu tazminata mahkum etmekten bıkmadım, bıkmayacağım.


'IMF'YE 5 MİLYAR DOLAR BORÇ VERECEĞİZ'


Büyüme oranlarında hedefi vuracağız. Faizle zulmeden onlar, şimdi bu zulüm yok. IMF’ye borcu Nisan’da sıfırlıyoruz. IMF’ye 5 milyar dolar borç vereceğiz. Türkiye ekonomisini güven ve istikrar ile bu noktaya getirdik. Kadro tahsisinde en fazla sayıyı öğretmenlere veriyoruz, vermeye devam edeceğiz.


YASSIADA PROJESİ


Artık Yassıada’yı yaslı ada olmaktan çıkarıp, demokrasi ve özgürlük adası yapacağız.


ANAYASADA MASADAN KALKMAYACAĞIZ


Yepyeni bir anayasa şiddetle ihtiyacımız var. Hangi parti bu işi halletmeye varsa, biz onlarla buluşur, azami müşterekleri belirleriz. Biz masadan çekilen olmayacağız.


29 BÜYÜKŞEHİR


16 büyükşehir sayısını 29’a çıkarmak için düzenleme yapacağız.


'BU BİR VEDA DEĞİL'


13 yıl önce cezaevine girerken evimin önünde yaptığım konuşmada bunun veda olmadığını söyledim. Bunun bir es olduğunu söyledim. Cezaevindeki molanın ardından barış, hürriyet için mücadele verdik. Biz, ‘Koltuğa yapışanlardan olmayacağız' dedik. Bu bir veda değil, bir estir, duraktır. Yorgunluğun, dinlenmenin molası değil. Bu bir sözün, bir vaadin yerine getirilmesidir. Bu molada yine milletin hizmetinde olacağız. Partim bana ve arkadaşlarıma hangi görevi verirse yerine getirmeye çalışacağız.


'AİLEM BENİ AFFETSİN, ONLARI İHMAL ETTİM'


Ailem, eşim ve çocuklarım beni affetsin. En önce anlardan helallik istiyorum. Millete hizmet uğruna onları ihmal ettiğim dönemler oldu. Annem geceleri bizi bekler, biz duvarlara afişler asardık.


'MANŞETLERE ŞERBETLİYİZ'


Bu dönem de millete hizmete devam edeceğim, ardından kenara çekilip başka görevler üstleneceğiz. Kimse endişe etmesin, bu dava yerde kalmaz. Bu harekete kendini adayacak birçok arkadaşımız var. Bu davada nifak olmaz, olmamalıdır. Biz manşetlere karşı şerbetliyiz, manşetlere çarpışarak bugünlere geldik. Benim için ‘Muhtar bile olamaz’ dediler. Onların nasıl bir hesabı varsa, milletin de Allah’ın da bir hesabı vardır. Şahıslar gelip geçicidir, kalıcı olan geride bırakılan eserlerdir. Omurga korunuyor, hücreler tazeleniyor. Son kez genel başkanlığa aday oluyorum.


PARTİLİLERDEN HELLALİK İSTEDİ


Partim ne derse onu yapacağım. Sonra başka görevlerde başka alanlarda inşallah yine birlikte olacağız. Tüm teşkilatımdan helallik istiyorum. Hakkımı helal ediyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun."



 

 

KARAKOÇ'UN ŞİİRİ



Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiiri şöyle:

Gelin gülle başlayalım atalara uyarak
Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine
Bir anda yükselen bir bülbül sesi
-Erken erken karlar ortasında
Güneş dönmüş ışık saçan bir yumurta-
Bana geri getirir eski günleri
...Paslanmış demir bir kapı açılır
Küf tutmuş kilitler gıcırdarken
Ta karanlıklar içinde birden
Bir türkü gibi yükselirsin sen
Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken
Söyleyemediğim ateşten kelimeleri
Şuuraltım patlamış bir bomba gibi
Saçar ortalığa zamanın
Ağaran saçın toz toprağını
Bana ne Paris'ten
Newyork'tan Londra'dan
Moskova'dan Pekin'den
Senin yanında
Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu
Geceme gündüzüme
Gözlerin
Lale Devrinden bir pencere
Ellerin
Baki'den Nefi'den Şeyh Galib'den
Kucağıma dökülen
Altın leylak

III

Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarla
Tırmanmışlar surlarıma burçlarıma
Kimi ırmaklardan yansıma
Kimi kayalardan kırpılma
Kimi öteki dünyadan bir çarpılma
İçi ölümle dolu
Dönen bir huni
Doğarken güneş
Kesilmiş ölü yüzlerden
Bir mozayik minyatürlerden
Dokunur tenimize
Soğuk bir azrail ürpertisiyle ay
Ve birden senin sesin gelir dört yandan
Menekşe kokulu sütunlardan
Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan
Gözlerine ait belgeler sunulur
Ey aşkın kutlu kitabı
Uçarı hayallere yataklık eden
Peri bacalarının yasağı
Gönlümün celladı acı mezmur
Bana bıraktığın yazıt bu mudur
Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi
Senden bir gök
Senden yıldızlar ördüler
Ateş böcekleri
O gece dört yanıma
Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı
Sen bir anne gibi tuttun ufukları
Ve çocuklar gülle anne arasında
Seninle güller arasında
Tuhaf bir ışık bulup eridiler
Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler
Aramızdaki sırra
Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar
Gençlik monologları
Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından
Bana getiren
Yasamız vardı
Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne
Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben

IV

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili