Başbakan'ın konuşmasında yeni bir şey yok

Başbakan'ın konuşmasında yeni bir şey yok
Başbakan'ın konuşmasında yeni bir şey yok
Radikal, bugün Ankara'da yapılan Ak Parti 4. Olağan Büyük Kongresi'ni ve Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını yerinde izledi.

İşte yorumlar:

“Selamlar Belgrad’ın ötesine geçmedi”

Radikal Ankara temsilcisi Deniz Zeyrek:

“Giriş bölümüyle ilgili gözlemim şu: Bir çok yeri selamladı ama Belgrad’ın ötesine geçmedi. 2001-2007 yılları arasında partinin Avrupa Birliği yönelimi çok yüksekti. Ama bugün selam verdiği yerler hep Suriye, Tunus, Gazze gibi yerlerdi. Cumhuriyet ilk kurulduğu sırada, Türkiye’nin ilk kez ilişkiye geçtiği, Osmanlı’nın eski başkentlerine selam gönderdi. Bu da Ak Parti’nin yönelimini ortaya koyan ilginç bir tercihti. Bugün Avrupa’da 6 milyon Türk yaşıyor. Ama Belgrad’ın ötesinde hiçbir ülkeye selam gitmedi. Gelen yabancı konuklarda da öyle bir profil var. Daha çok ortadoğudan, Türki cumhuriyetlerden misafirler var. Avrupa’dan dikkat çeken tek isim eski Almanya başbakanı Schröder idi.

Konuşma, yaratılan beklentiyi pek karşılamadı. En azından etrafımızdaki gazetecilerin tepkisi bu. Manifesto niteliğinde bir konuşma yapacak denilmişti. Buna rağmen hem son 3-4 gündür televizyonda verdiği mesajlar, hem parti toplantılarında verdiği mesajlar vardı konuşmasında. En önemli bulduğum ve altını çizdiğim bölüm, “Yeni bir sayfa açıp, bu sayfayı Kürt kardeşlerimle beraber barışla dolduracağız” ifadesiydi. “Yeni anayasa konusunda kararlıyız” dedi ama konuyu çok üstünkörü geçti. Daha önce konuşmasında başkanlık ya da yarı başkanlık sistemiyle ilgili konuşma yapacağı söylenmişti, ama bu bölümleri okumadı. Özünde hükümetin bu güne kadarki icraatlarını anlatı. Yassı adayı “Özgürlük Adası” yapma projesi ile Kanal İstanbul projesine tekrar vurgu yaptı. Son 1-2 haftadır yapılan halkla ilişkiler ve reklam çalışmalarında sözü edilen manifesto çıkmadı açıkçası. Başbakandan özgürlükler, yeni anayasa, Kürt sorununun çözümü konusunda sürpriz çıkışlar bekleniyordu. Fakat konuşmasında bu bölümler ortalama şekilde geçildi.

Bir taraftan veda kısmı da ilginçti konuşmanın. “Veda etmiyorum, bu son dönem genel başkanlığım. Bunu bir es olarak, mola olarak kabul edin” dedi. Hafif duygusal bir bölümdü.

Kurultay uluslar arası basından çok ilgi gördü. Çok fazla yabancı, canlı yayın yapan basın kuruluşu vardı. Onların bu kadar ilgi göstermesi, Tayyip Erdoğan’ın Ortadoğu coğrafyasında çok önemsenen bir figüre dönüşmüş olduğunun da göstergesi. 2023’ün vizyonunun bundan önceki 10 yılın devamı olduğu belli. Bundan sonra yüzü Doğu’ya dönen, özgürlük ve demokrasi gibi anlayışlarını kendi inançları ve ilkeleri doğrultusunda şekillendirecek bir iktidar vizyonu çizildi.”

 

"Konuşmasından çok gömleği dikkat çekti"

Radikal Haber Koordinatörü Yavuz Oğhan:

“Gazeteciler arasında konuşmasından daha çok, giydiği gömlekteki marka, daha doğrusu logo konuşuldu. Yuvarlak bir sembol vardı. Konuşması bir süre sonra daha az heyecanlı bir hal aldı ve salondakiler gömleğinin sol tarafında bir daireyi andıran işaretin ne manaya geldiğini tartıştılar. Başbakan bunu mesaj vermek için mi giydi, yoksa bir markanın logosu mu gibi sorular yanıtsız kaldı. Nasıl bir mesaj vermek istediğini ben de bilmiyorum. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ’nun Genel Başkan seçildiği kurultayda giydiği gömlek de tartışma yaratmış, markasından fiyatına, hatta gömleği ona kimin aldığına kadar, bütün unsurları gündeme gelmişti.

Kongreden ve başbakanın konuşmasından beklenti çok büyüktü. Kongre tamamen başbakanın konuşmasına kitlenmiş durumdaydı. Konuşma beklendiği gibi bir etki yaratmadı, en azından bende… Başbakan’ın seçimler sonrasında yaptığı balkon konuşmaları daha etkileyiciydi, heyecanı daha yüksekti. Vedası biraz duygusaldı. Konuşmasını desteklemek için bol miktarda şiir kullandı. Ama Kürt meselesinde, uluslar arası meselelerde, içerdeki bu kutuplaşmaya yönelik vereceği mesajlarda beklentiyi karşıladığını söyleyemeyiz.

Kürt meselesi konusunda bir takım yeni şeyler açıklayacağına dair beklenti vardı. Ama buna ilişkin de bir şey söylemedi. Onun yerine beyaz bir sayfa açalım demekle yetindi. “PKK’lılarla kucaklaşanla değil, sizi kucaklayanla kucaklaşın” diyerek Kürtlere bir çağrıda bulundu ve meseleyi bu şekilde geçiştirdi. Bu konuda ileriki günlerde slogan olabilecek bir şey söyledi: İnadına barış, inadına demokrasi, inadına kucaklaşma. Bir de hep hedef olarak 2023 gösteriliyordu. İlk defa biraz daha ileri bir tarihten bahsetti ve 2071 dedi. Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’dan çok fazla bahsetti. 2071 uzak bir zaman ama Başbakan hedef koymayı seven bir lider. 2023’ü kendisi için bir hedef olarak ortaya koymuştu. 2071 hedefinde ise “Biz görmeyiz ama bu gençler bu işi yapacaklar” düşüncesi var. Türkiye’ye hedef verdi, “Türkiye’nin lideriyim” dedi aslında. AKP ’nin o süreç içinde devam etmesi gerektiği mesajını bu şekilde verdi. Amacı aslında gençleri motive etmekti.

Salonda en fazla alkışı herhalde Hamas lideri Halid Meşel aldı. Çünkü Gazze meselesi son derece hassas. Meşel’i tanıttığı anda salon gerçekten çok ciddi inledi, kulaklarımız çınladı.

Şehitlerin hatırasını yerde süründürmeyeceğine dair bir ifadesi vardı Başbakan’ın. Son dönemde PKK’yla görüşme meselesi gündemde ve Başbakan bugün şehitlere çok fazla vurgu yaptı. Hem onlar için sağladığı imkanlardan bahsetti, hem de onların hatıralarıyla ilgili konuştu. Bir yandan PKK meselesini farklı bir boyutta ele alırken, şehitlerin de duygularına hitap etmeye özel önem gösterdi. Din vurgusu çok fazlaydı konuşmasında. Gazeteciler olarak bizlerin dikkatini şu çekti: Adnan Menderes’ten Özal ve Erbakan’aa kadar herkesi andı Başbakan. ‘Milli Görüş gömleğini yeniden giydi’ yorumları bile yapıldı bu tanımlama sonrasında.

Başbakan konuşmasında CHP’ye ağır bir biçimde yüklendi. Uzlaşma mesajı bekleyenleri de şaşırttı.

Dini motiflerin ağırlıklı olduğu bir konuşma yapmayı tercih etti.

Belki de konuşmanın en dikkat çekici bölümü yönetimle ilgili bölümüydü. “Türkiye yönetimde yeni bir sisteme geçmeli” dedi ama o sistemin detaylarına giymedi. Anayasa değişikliğini ise, gerekirse yanlarına bir parti alarak yapabileceklerinin sinyallerini verdi.”

 

"Başkanlık konusunda Parti ne derse onu yapacaktır"

Radikal muhabiri Tarık Işık:

“Özellikle Kürt meselesi ve başkanlık konusunda daha açık mesajlar vereceği düşünülüyordu. Kongreden önce özellikle Kürt meselesi hakkında, manifesto niteliğinde bazı açıklamalar yapacağına dair bir beklenti vardı. Ancak ne Kürt meselesinde, ne de başkanlık konusunda, beklenen seviyede bir söylemi olmadı. Zaten başkanlık konusuna hiç girmedi. Buna karşın bundan sonra parti ona ne görev verirse onu yapacağını söyledi. Ağrı’da konferans ver derlerse oraya, Van’a git derlerde Van’a gideceğini söyledi. Oradan şöyle bir anlam çıkartılabilir: Başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı konusunda partiden bir şey gelirse onu yapacaktır.

Kürt meselesi konusunda daha önce söylediklerini tekrar etti. Silahların susmasına vurgu yaptı, fakat örneğin Oslo sürecinden hiç bahsetmedi, veya PKK’yla herhangi bir görüşme olabilir ya da olacak gibi bir sinyal vermedi.

Erbakan’a atıfta bulundu. Şimdiye kadar böyle bir vurgu yaptığını hiç hatırlamıyorum. “Yolumuz Fatih’in, Menderes’in, Özal’ın yoldur” dedi ve devamında da Erbakan’ın yolu da olduğunu söyledi. Milli Görüş’le yollarının ayrılmasını göz önüne alırsak, o bakımdan dikkat çekici bir cümleydi. AKP’nin kongrelerinde ben hiç “Mücahit Erdoğan” lafını duymamıştım. “Mücahit Erbakan” denir mesela. Fakat bu sefer Mücahit Erdoğan sloganları atıldı. Arada da yine “Kahrolsun İsrail” denildi.

Konuşmasında duygusallık vardı ama konuşmanın bir veda şeklinde olduğu da söylenebilir. Partililerden helallik istedi, hatta bunu birkaç defa tekrar ettirdi. “Benim teşkilat üzerindeki hakkımı helal ediyorum, siz de bana hakkınızı helal edin” dedi. Son kongre olduğu için de bu durum dikkat çekici.

Bence burada bu veda meselesine ve beklenenin altında mesajların verilmesine dikkat etmek gerekiyor. Özellikle Kürt meselesinde daha manifesto niteliğinde bir şeyler bekleniyordu. Bu yoktu.

Halid Meşel yabancı konuklar arasında en fazla alkışı aldı. Neşet Ertaş’ı andı, ki bu makul bir durum. Ertaş yakın zamanda vefat etiği için ondan alıntı yapması, ekranlara onun görüntüsünün yansıtılması filan bana anlamlı geliyor. Ama şöyle de bir şey oldu: “Şimdi size bir sürprizim var” diyerek konuşmasını kesti ve Aşık Veysel’in türküsünü kendi sesinden çaldılar. Ertaş ve Aşık Veysel de Alevidir, burada da bir mesaj vardı bence.”