Başkent ne olur?

Ankara'da seçim sonucunu üç grup seçmenin davranışı belirleyecek: AKP'ye ve CHP'ye oy verenler ile 2002 seçimlerinde herhangi bir partiye oy atmayanlar.
Başkentte AKP kendi seçmeninin desteğini alırsa yeter. CHP ise kazanmak için hem kendi, hem de küçük partilerin seçmeninin desteğini almalı.
Haber: Gürsel DOĞAN / Arşivi

  • SEZGİN TÜZÜN (Veri Araştırma)
    Bu yazıda, (Adapazarı hariç) 15 büyükşehir seçmeninin 1999 genel ve yerel seçimlerde 'milletvekilliği/ilçe ve büyükşehir belediye başkanlığı' için kullandığı oyların farklılaşması ve farklılaşma düzeyi ele alınacak. 15 büyükşehir için 1999-2002 genel milletvekili seçimi sonuçları karşılaştırması ve seçmen davranışlarını etkileyen yönleriyle
    'milletvekilliği-belediye başkanlığı' seçimleri arasındaki ilişki irdelenecek.
    Bu yazı, Veri Araştırma tarafından üretilmekte olan 1983'ten bugüne ulaşan ve gelecek yıllara da uzanacak 'Seçim Coğrafyası' verileri kullanılarak hazırlanmıştır.
    1999'daki genel ve yerel seçimlerde seçmen tercihleri farklılaşması
    Nisan 1999 seçimlerinde hem milletvekilliği hem de belediye başkanlığı seçimi birlikte yapıldı. Tek seçmen kaydıyla aynı anda yapılan üç ayrı seçim, üç ayrı koltuğa göre kullanılan oyların nasıl farklılaştığını irdeleme olanağı yaratmakta. Böylece seçmenin milletvekili seçimlerindeki davranışıyla, ilçe-alt kademe ve/ya da büyükşehir belediye başkanlığı seçimindeki davranış farklarının saptanması mümkün olmakta.

    Nisan 1999 seçimlerinde Ankara, İzmit ve Samsun büyükşehir 'ilçe belediyesi/büyükşehir belediyesi ve milletvekili seçimlerinde' kullanılan oyların partilere dağılımında çok büyük farklar ortaya çıktı. Aynı anda farklı partilere oy verme oranı şehirden şehire önemli değişiklikler gösteriyor.
    Kentlerde yaşanan farklılaşma
    Ankara, İzmit ve Samsun'da partilerin aldıkları oylarda toplam yüzde 45-48 arasında değişen farklar gözlenirken, bu fark İzmir/Gaziantep/ Eskişehir
    /Adana için yüzde 32-35 arasında, Antalya/Konya/Mersin'de de yüzde 15-19 aralığında gerçekleşti.
    Sonuç olarak 15 büyükşehirde aynı andaki üç ayrı seçimde farklı partilere oy verme davranışı partilerin oylarında ortalama yüzde 32.2'lik bir oynama yarattı. Bu farklılaşmanın yaratılabilmesi için kayıtlı her altı seçmenden birinin (yüzde 16.1'i) mutlaka aynı gün yapılan üç seçimin en az ikisinde değişik partilere oy vermesi gerekir. Bu davranış irdelendiğinde, seçmen yöneliş farklılaşmalarının hem kentlere, hem de kentlerin en çok oy alan partisine göre değiştiği de açıkça ortaya çıkmakta.
    1999'dan 2002'ye değişim
    1999 yerel yönetim ve genel milletvekili seçimleri arasında ortaya çıkan seçmen tercihleri farklılaşmasının bugüne ışık tutabilmesi açısından 1999-2002 genel milletvekili seçimlerinin karşılaştırmalı sonuçlarıyla birlikte ele alınması gerekiyor. Böylelikle partilerin oy kayıp ve kazançlarının yönü de irdelenebilir hale geliyor. Önce açıklanması gereken iki önemli nokta var.
    1- Veri Araştırma'nın seçim coğrafyası çalışmaları 1983'ten bugüne yapılmış tüm seçimlerin sonuçlarını bugünün idari yapısına göre düzenleyerek analiz etmekte ve dolayısıyla incelenen mekândaki geçmiş değişim örüntülerinin bugüne taşınması olanağı da böylece yaratılmış olmakta.
    2- 1983'ten bugüne genel milletvekili seçimlerinin sonuçlarını aynı idari bölünmeye taşımak mümkün olduğunda, geçmişle bugün arasında bazı düzenlilikleri görebilme olanağı da yaratılmış oluyor. İşte bu olanağın yaratılması bize baçı ipuçları veriyor. Seçmenlerin partilerarası geçişlerine ilişkin bu ilk ipuçları arasında şunlar var;
  • Bir seçimde ya da farklı seçimlerde partilerin en çok oy aldığı illerden en az oy aldığı illere doğru 81 ilin sıralaması her parti için ayrı ayrı yapıldığında, aynı il sıralamasını ortaya çıkaran partilerin birbirleriyle benzeştikleri söylenebilir. Elbette bu sonuç, partilerin aynı seçmen tabanından beslendiklerini göstermek için yeter şart değil.
    Ancak illerden belirli partilere az ya da çok oy çıkmasının ve illerin o partilere verdikleri oylara göre sıra düzenlilikleri sergilemesinin sosyal, ekonomik ve siyasal nedenleri olduğunu ve bu nedenler doğrultusunda
    da belirli benzeşmelerin varlığı ortaya çıkar. Partiler için ayrı ayrı yapılan sıralamalar 'sıra düzenlilik korelasyonu' adı verilen bir istatistik testi kullanımıyla partiler arası ve partilerin oy aldıkları kaynaklar için benzeşme düzeyini sergiler. İşte bu 'sıra düzenlilik' bağıntısının son iki seçimle ilişkili ortaya çıkardığı bazı noktalar;
  • 2002 GP'siyle 1999 DSP'si arasında yüzde 91.3'lük,
  • 2002 AKP'sinin 1999 FP'siyle yüzde 70.2'lik ve 1999 MHP'siyle yüzde 40.8'lik,
  • 2002 CHP'siyle 1999 DSP'si arasında yüzde 64.2'lik aynı yönlü ve güçlü sıra düzenlilik korelasyonları bulunmuştur.



    Bu bulgular, 2002 AKP'sinin FP ve MHP oylarını toplayarak geliştiğini, 1999'daki DSP oylarının 2002 seçimlerinde öncelikle GP'ye ve sonra da CHP'ye kaydığını göstermekte. Bu yapının ortaya çıkardığı sonuç, AKP'nin FP ve MHP oylarını aldığı, DSP'nin yitirdiği oyların öncelikle GP'ye ve sonra CHP'ye kaymasıdır. Tablo, 15 büyükşehirde ortaya çıkan oy kaymalarını, 1999 seçimleri kayıtlı seçmen bazıyla veriyor.
    Kim, nereden oy topladı?
    Tablo, örneğin Adana'da CHP'nin oylarını 13.8 puan, GP'nin de 7.9 puan artırdığı, DSP'nin oy kaybının da 22.9 puan olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla DSP'nin kaybettiği oyların yüzde 94.8'i, CHP ve GP'nin kazandığı oylar olabilir. Aynı şekilde FP'nin ve MHP'nin eksilen oyları AKP'ye gittiği takdirde, Adana kentinde AKP'nin aldığı oyların yüzde 62.1'i bu iki partiden gelmiş olur.
    Tabloda CHP ve GP'nin aldığı oyların DSP'nin kaybettiği oylardan fazla olduğu altı büyükşehirin (Ankara, Erzurum, Antalya, Diyarbakır, Mersin ve İzmir) olması, bu kentlerde CHP ve GP'nin yeni kayıtlı seçmenlerden ya da DSP dışındaki parti seçmenlerinden de oy aldığını gösterir. CHP ve GP'nin oy kazancının DSP'nin oy kaybından az olması ise DSP seçmeninin ya sandık başına gitmediğini ya da GP ve CHP dışındaki partilere de oy verdiklerini gösterir.
    AKP'nin oy kaynağı kentler
    CHP ve GP'nin oy kazanımının çok büyük bölümünün 1999'da DSP'ye oy veren seçmenlerden geldiği ve bu yapının da üç parti arasındaki 'iller sıra düzenlilik' bağıntısı açıklamasını güçlendirdiği söylenebilir.
    Büyükşehirlerden 12'sinde AKP'ye oy veren seçmenlerin üçte ikisine yakın bölümü 1999 seçimlerinde FP ya da MHP'ye oy vermiş. AKP'nin oy kaynağı açısından İzmir, Bursa ve Eskişehir, diğer 12 büyükşehirden ayrılıyor. Ayrıca AKP'ye oy veren seçmenlerin yarıya yakın kısmını FP ve MHP dışındaki partilerden ya da yeni seçmenlerden gelmiş olduğu tablonun sergilediği ilk saptamayı pekiştiren bir başka izlenim.


    Başkentte seçimi üç grup belirleyecek
    Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırlarında yaşayan her üç kayıtlı seçmenden yaklaşık biri (yüzde 29'u), 1999 yerel ve genel seçimlerinde belediye başkanlığı ve milletvekilliği için farklı partilere oy kullandı. İlçe ve büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerinde partilerin oy oran değişimi yüzde 27.5'lik (binde 275) farklılaşma gösterirken, belediye seçimiyle milletvekili seçimi arasındaki fark, ilkinin iki katı (binde 581).
    DSP ve MHP'de durum
    1999 genel milletvekili seçimlerinde kayıtlı seçmenlerin binde 209'unun (yüzde 20.9) oyunu alan DSP, belediye başkanlığı seçiminde binde 121 oy kaybıyla karşılaşıyor. Bu oy kaybı, DSP'yi yerel yönetim seçimlerinde seçilme potasının dışına itiyor.
    MHP Ankara'da milletvekili seçimlerinin binde 170 (yüzde 17) oy oranıyla ikinci partisi iken, ilçe belediyelerinde durumunu korumasına karşın büyükşehir belediye başkanlığında önemli bir oy kaybıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum milletvekilliği seçiminin üçüncü ve dördüncü partileri olan FP ile CHP'yi büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde karşı karşıya bırakıyor.
    FP ve CHP nereden destek aldı?
    Bu yarışın taraflarının FP ile CHP oluşu, CHP'nin kayıtlı seçmenlerin binde 139'u (yüzde 13.9), FP'nin ise binde 138'i (yüzde 13.8) düzeyinde diğer partilerden destek alabilmiş olmalarıyla mümkün oluyor. CHP desteğini ağırlıkla DSP'ye oy veren seçmenden alırken, FP, başta MHP olmak üzere ANAP, DYP ve diğer sağ partilerden aldığı destekle büyükşehir belediye başkanlığını kazanıyor. Bu sonuca, CHP'nin genel milletvekili seçimlerinde FP'den daha az seçmen desteğine sahip olması yol açıyor. Çünkü her iki partinin de büyükşehir belediye başkanlığı için kendi seçmenleri dışından sağladıkları oy birbirine eşit.
    Ankara büyükşehir seçmeninin 1999 ve 2002 genel milletvekili seçimlerindeki
    yönelişlerinin karşılaştırılması önemli farklılaşmalar ortaya koyuyor. 2002 seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısı 1999 seçimlerine göre binde 160 yükseliyor. Buna karşın DSP, FP (SP), MHP, ANAP ve DYP büyük oy kaybı yaşıyor. 1999 milletvekili seçiminde aldıkları oya ek olarak, CHP kayıtlı seçmenin binde 161'i, DEHAP (HADEP) da binde 9'u kadar yeni oy kazanırken, iki yeni partiden AKP 337, GP ise 65 puanlık oy topluyor.
    Bu sonuçlarla, bugünkü belediye başkanlığı seçimini değerlendirirsek, ilk akılda tutulması gereken nokta 1999 seçimlerinin ortaya çıkardığı belediye başkanlığı/milletvekili seçimleri arasındaki binde 581'lik (yüzde 58.1) oy oranı farklılaşmasıdır.



    Seçmene sahip çıkmak şart
    Bu durumda Ankara büyükşehir ve ilçelerinde üç grup seçmenin davranışı belediye başkanlığı seçimini kazanacak partiyi belirleyecek. İlk grup AKP'ye oy veren seçmenler ki, 1999 kayıtlı seçmen bazına göre bu grubun büyüklüğü binde 337. İkinci grup CHP'ye oy verenler, bunların ağırlığı da binde 289. Üçüncü grup 2002 seçiminde oy vermeyenler, ağırlığı binde 208.
    Bir tarafa yönlendirilmesi zor da olsa bir dördüncü grup var, küçük/ küçülmüş partilerin seçmenleri. Bunların bir kısmı AKP, bir kısmı da CHP seçmeninin davranışlarına benzer parti tercihleri sergileyebilir.
    Sonuç olarak AKP kendi seçmeninin, CHP ise hem kendi seçmeninin tam desteğini, hem de güçlü aday sunamayan partilerin seçmenleri tarafından desteklenecek bir aday gösterebilirse Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı kazanabilir.
    2002 seçiminde sandık başına gitmemiş seçmeni ve yeni kayıtlı seçmenleri sandık başına çekebilen bir başkan adayı olabilirse, o adayın partisi seçimde şansını artıracak.


  • İSMET DEMİRDÖĞEN
    Sorunlarına göre başkent ve 'başköy'
    ANKARA - Cumhuriyet'in başkenti, memur ve kamu işçilerinin yoğunlukta olduğu, bürokrasisi ve diplomatik misyonuyla bir memurkent. Finans sektörünün terk ettiği, sanayisi gelişmediği için artık göç bile almayan Ankara, yaşam biçimi ve sorunlarıyla 'Başkent' ve 'başköy' olarak ikiye ayrılmış durumda. 3.5 milyon kişinin yaşadığı, 10 üniversitesi bulunan kentte okur yazarlık oranı yüzde 93.26. Ankara, bu oranla Türkiye ikincisi.
    Kaçak yapı sayısı 400 binden fazla. Kent merkezini bile göremediğini sıkılarak söyleyen insanların yaşadığı başkentin sorunları yıllardır aynı. Yalnızca sıralaması değişiyor. Krizlerin ardından ilk sıraya 'yoksulluk ve işsizlik' yerleşmiş durumda. Bitmeyen ve çözülmeyen sorunlar da ulaşım, trafik ve Mamak çöplüğü olarak öne çıkıyor.
    ---------------------------
    Gökçek: Bir dönem daha görev istiyorum

    İŞSİZLİK Vatandaşları iş sahibi yapabilmek için belediyede, devlette istihdam diye bir konuyu düşünmek en hatalı yol. İlk, orta ve lise mezunları iş bulamıyor.
    Tek çözüm meslek öğretmek. Gazi Üniversitesi'yle kurslar açtık, 226 branşta 45 bin kişi meslek sahibi oldu. Yani balık tutmayı öğrettik. 16 bin 600 kişi işe girdi, bir kısmı da kendi işyerlerini kurdu. Bel-Mek kurslarımızda da 90 bin kadın 22 branşta meslek sahibi oldu.
    500 özürlüyü akülü araç dağıtarak belli yerlerde çeşitli ürünlerin satıcısı yapacağız. 'Hanımeller' projesiyle kadınların ürettiği malları bir merkezde toplayıp turistik yerlerde sattıracağız ya da ihraç edeceğiz. Sincan'da sürekli açık olacak fuar alanı ve ticaret merkezi kuracağız. Bu da 10 bin kişiye istihdam olanağı sağlayacak. İvedik Organize Sanayi Bölgesi'ni açacağız, burada da 150 bin kişiye istihdam sağlanacak.
    ULAŞIM Köklü çözüm metro. 40 kilometrelik metro inşaatı devam ediyor. Bunu tek başımıza yapamayız. Hükümet desteği gerekli. 2006 yılına kadar bitireceğiz.
    TRAFİK 1994 yılında trafikte 300 bin araç vardı, şimdi 900 bin araç var. 600 bin araç için 1500 km. yol gerek. Bu olmadığına göre trafikte akışkanlığı sağlamak lazım. Bunun için de alt-üst geçitler vazgeçilmez. 10 yılda 48 tane alt-üst geçit yaptık. 45 dakikada ulaşılan yerlerde süre 15 dakikaya düştü. 30 tane daha yapacağız.
    Otopark sorunu Ulus ve Çankaya bölgesinde var.
    Ulus'ta tarihi kent projesiyle Hergele Meydanı'nda katlı otopark yapacağız. Çankaya'da ise çözüm asansörlü-raflı otopark sisteminde. 1994'te altı tane getirdim ama Doğan Taşdelen 'taş' koydu. Apartmanlar arasındaki bahçeleri birleştirip trafik ve otopark sorunu çözülecek.
    ÇÖP Mamak çöplüğünü kaldırma işi 16 ay önce ihale edildi. Ama şirket sözünü tutmadı ve harekete geçmedi. Muhtemelen ihaleyi iptal edip yeniden çıkacağız. 18 ay daha gerekecek. Ama kesinlikle kapanacak.
    GECEKONDU Gecekondular imara geçecek, dönüşüm projeleriyle vatandaşı konut sahibi yapacağız. Hak sahibi olmayanları da hükümetin 10 yıl vadeli konut projesini bizim dönüşüm projelerine uyarlayıp kira öder gibi konut sahibi yapacağız. 488 bin konut için planlama yapılmış durumda. Projelerimi bitirebilmek için bir dönem daha başkentlilerden görev istiyorum.
    K İ M D İ R ?
    1948, Ankara doğumlu. Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi. Fotoğrafçılık yaptı, market işletti. 1984'te ANAP'tan Keçiören Belediye Başkanı seçildi. 1989'da kaybetti. Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne getirildi. 1991'de alındı.
    RP-MHP-IDP ittifakından Ankara Milletvekili seçildi. 1994 ve 1999'da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. AKP kurulurken uzak kaldı, Demokrat Parti' ye katıldı. Geçen yıl girdiği AKP'den yine aday.
    ---------------------------
    Sıfır yoksulluk sözü
    SHP adayı Murat Karayalçın iddialı: 650 bin yoksul için yıllık 244 trilyonluk paket hazırladık. Yatırımlara teşvik verilecek. Sıfır yoksulluk vaat ediyorum.

    İŞSİZLİK İktisadi gerilemeye bağlı olarak yoksulluğun ve işsizliğin artması en temel sorun. Ankara gelir sıralamasında 6. sıradan 13. sıraya düştü. Kentte işsizlik yüzde 13 ve gençler çoğunlukta. Ankara'da 650 bin kişi yoksulluk çizgisinin altında yaşıyor. Sorunu çözmek için Ankara teşvikleri uygulayacağım.
    Kuracağımız İktisadi ve Toplumsal Konsey, projeleri değerlendirip teşvikleri dağıtacak. İstihdam sayısına göre yatırımlara teşvik vereceğiz. Bu altyapı, doğalgaz, su gibi hizmetlerin indirimli veya bedelsiz verilmesi biçiminde olacak.
    'Balık tutma öğretilecek'
    650 bin yoksul için yıllık 244 trilyon liralık bir paket hazırladık. Vatandaşa hem balık verilecek, hem balık tutma öğretilecek hem de olta sahibi olması sağlanacak. Üç hizmet sunacağız: Kurslar, yarım zamanlı istihdam, okul saatlerinde bedava taşımacılık. Maddi ve gıda yardımları da sürdürülecek.
    Eğitim ve sağlık sektörünü özel destekleyeceğim. Yeni üniversiteler kurulacak, Hacettepe tıp havzası yabancı ülkelerden hastaların geldiği sağlık merkezi olacak. Siteler esnafı desteklenecek. Ankara yoksulluğu yenecek, büfe kuyrukları ve yardım alan insanların teşhiri bitecek. Sıfır yoksulluk vaat ediyorum.
    ULAŞIM Yolları genişletmenin sınırına gelindi. Raylı sistemden başka çare yok. Her yıl raylı sisteme 4-5 kilometre eklemek gerekiyor.
    TRAFİK Kızılay'ı otoyola dönüştürme girişimini dehşetle izledim. Çözüm toplutaşımacılıkta. Ankara, Gazi, Kurtuluş liseleri, Mimar Kemal Ortaokulu gibi okulların altlarını otopark olarak kullanacağız. Gelirini de okullarla paylaşacağız.
    ÇÖP Mamak çöplüğü kaldırılacak, yeşil alan yapılacak. Kurulacak 10 ara istasyonla çöpler paketlenip kargo haline getirilecek, buradan Çadırtepe'deki alana taşınacak.
    GECEKONDU Batıkent ve Dikmen Vadisi bizim projemiz. Dikmen Vadisi gecekondu sorununu çözen en uygar, en ileri model. Bu proje bir destan. Bu destanın diğer parçaları Hatip Çayı ve Çubuk Çayı Vadisi'nde yazılacak. Vadi projeleriyle gecekondular tasfiye edilecek.
    K İ M D İ R ?
    1943 yılında Samsun'da doğdu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat-Maliye Bölümü'nden mezun oldu. İngiltere'de kalkınma ekonomisi üzerine yüksek lisans yaptı. DPT'de uzman olarak çalıştı. 1978-1979 yıllarında Köyişleri Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı görevini yürüttü. Kent Koop'u ve Batıkent'i kurdu. 1993 yılında Fransız hükümetince Legion D'Honneur Şövalye Nişanı'na layık görüldü. 1989'da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçildi. Erdal İnönü'nün çekilme kararı üzerine Eylül 1993'te SHP Genel Başkanı seçildi ve belediyeyi bıraktı. Hükümete girdi ve Başbakan Yardımcısı oldu. SHP'nin CHP ile birleşmesi üzerine hükümetten ayrıldı. 1995'te Samsun'dan milletvekili seçildi. CHP'de Parti Meclisi üyesi iken Deniz Baykal yönetimine tepki göstererek arkadaşlarıyla birlikte istifa edip Sosyal Demokrat Halk Partisi'ni(SHP) kurdu. Karayalçın, evli ve bir çocuk babası.
    ---------------------------
    Ateş: Ankara'da kimse aç ve açıkta kalmayacak

    İŞSİZLİK Yoksulluk ve işsizliği yenmeyi temel hedef edindik. Ankara'da bir tane organize sanayi bölgesi var. Onun da doğalgazı, altyapısı yok. Oysa Gaziantep'te dördüncü organize sanayi bölgesi yapılıyor. Seçilir seçilmez yerli-yabancı uluslararası yatırımcı kuruluşları davet edeceğim. Arsasını vereceğim, altyapısını yapacağım, doğalgazını bağlayacağım. Tek koşulum şu olacak: Üst düzey yöneticilerini getirecekler, ama mühendisi, sekreteri ve diğer elemanları Ankara'dan almalarını isteyeceğim.
    Ankara yabancı turist gelirine sahip olmayan tek başkent. İstanbul'da bile Ankara'yı Beypazarı kadar tanıyorlar. Anadolu' da kurulan medeniyetlerin izleri var, ama tanıtılmıyor. Tarih ve sağlık turizmini özellikle ve öncelikle harekete geçireceğim.
    Sabahın ilk saatleriyle başlayan ekmek kuyruklarını, üretim kapasitesini artırarak kaldıracağım. Hipermarketleri şehir dışına çıkaracağım. Akşamları aç yatan öğrenci sorununu çözeceğim. Belediye olanaklarını öğrencilerin barınma, beslenme ve sağlık sorunlarının çözümünde kullanacağım. Ankara'da kimse aç ve açıkta kalmayacak.
    ULAŞIM Dokuz yılda raylı sisteme bir kilometre bile eklenmedi. Yol genişletmenin, kavşak yapmanın sorunu çözemediği görüldü. Ana ulaşım planına uygun olarak ilçeleri raylı sistemle birbirine bağlayacağım. Vatandaş kentin bir ucundan bir ucuna raylı sistemle gidecek. Kaynağı da yap-işlet-devret modeliyle bulacağım.
    TRAFİK Raylı sistemle birlikte şehiriçi trafik rahatlayacak. Otopark sorununu ise okulların, parkların ve pazaryerlerinin altına katlı otoparklar yaparak çözeceğim. Belediye vatandaşın zamanını çalıyor. Duraklarda otobüslerin saatleri bile artık yazılı değil. Otobüslerin saatleri oturuncaya kadar duraklarda oturup bekleyeceğim.
    ÇÖP Mamak çöplüğünü kapatacağım. Ankara'nın dört bölgesine çöp toplama merkezleri kuracağım, Çadırtepe'deki çöplüğü hemen tamamlayacağım. Çöpler çevreyi kirletmeden buraya taşınacak.
    GECEKONDU Ankara eskiden daha bakımlıydı, şimdi kırsal kente dönüştü. Gecekondular modern binalarla yer değiştirecek. Halk mağdur edilmeden kent dokusuna uygun modern binalara taşınacak.
    K İ M D İ R ?
    1953 yılında Tunceli'de doğdu.
    Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Enstitüsü'nden mezun oldu. Gazetecilik ve yayıncılık yaptığı dönemlerde Yankı dergisinin yazıişleri müdürü oldu. DİSK'e bağlı Basın-İş Yönetim Kurulu üyeliği ve Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanlığı'nda bulundu. CHP'de Ankara İl Başkanlığı yaptı, ardından 1987'de milletvekili seçildi. CHP'nin barajı aşamaması nedeniyle bir süre dışarıda kaldığı parlamentoya 2002 seçimleriyle yeniden Ankara Milletvekili olarak döndü. CHP'de Merkez Yönetim Kurulu üyesiyken TBMM Başkanvekili seçildi. Ateş, evli ve üç çocuk babası.
    ---------------------------
    DSP adayı İçli: Gecekonduda oturanlara villa

    İŞSİZLİK Ana ilkemiz örnek bir başkent yaratmak. Bu çerçevede insan ve halk öncelikli bir belediyecilik anlayışı öneriyoruz. Yoksulluk ve işsizliği yenmek için milyonlarca projemiz, hayallerimiz var. Ankara'ya kimlik kazandıracağız ve turizm-tarih kenti yapacağız.
    Evde üretimi teşvik edeceğiz. Gençleri ve kadınları meslek sahibi yapacağız. Elişlerini panayırlarda pazarlayacağız. Kooperatifleşmeyi sağlayacağız. Yeni iş olanakları için çekim merkezleri oluşturacağız. Yeni kazançlar sağlamakla birlikte giderleri mutlaka düşüreceğiz. Su, doğalgaz ve ulaşım giderleri düşürülecek.
    ULAŞIM Ankara'nın en önemli sorunlarından biri ulaşım. Kentte araç öncelikli bir ulaşım anlayışı hâkim. Oysa insan öncelikli bir anlayış gerekli. Estetikten yoksun alt-üst geçişlerle pahalı projelerle hep gün kurtarıldı. Ankara'da raylı sistemi yaygınlaştıracağız. Biz, araçlara göre değil insanlara göre tasarlanmış geçitler yapacağız.
    TRAFİK Kent merkezlerini insanlara açacağız, araçlara sınırlama getireceğiz. Merkezleri araç trafiğinden arındıracağız. Zorunluluk dışında araçların merkeze girmesine izin vermeyeceğiz. Binalara 'Harç öde, otopark yapma zorunluluğundan kurtul' hakkı vermeyeceğiz. Otoparklar zorunlu olacak.
    ÇÖP Kentte hâlâ Mamak çöplüğünün duruyor olması bir yüzkarası.
    İmrahor Vadisi ve yeraltı sularını kirleten çöplüğü kapatacağız. Üzerine yeşil alan yapılacak. Yeni çöplük alanları belirleyeceğiz.
    GECEKONDU Kent merkezindeki gecekondular kimileri için yeni rant kapısı görülüyor. Gözlerini yoksulların evlerine diktiler. Çıkar gruplarına rant sağlamadan ve halkın hakkı gözetilerek dönüşüm projeleri uygulayacağız. Sadece zenginler bahçeli evlerde oturur anlayışını yıkarak gecekondu sahiplerini bir araya getirip, iki-üç katlı bahçeli ev yapmalarını sağlayacağız.
    K İ M D İ R ?
    1957'de Çorlu'da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1994'te DSP'nin Yenimahalle belediye başkan adayı oldu ancak kazanamadı. 1999'da Ankara Milletvekili seçildi. DSP'den kopuşların yaşandığı süreçte Devlet Bakanlığı görevine getirildi. DSP'de Rahşan Ecevit'in güvendiği isimler arasında ve Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor. İçli, evli ve iki çocuk babası.


    Eski seçimlerden seçmeler
    Milli Şef'ten 'satılık mebuslar!'
    Türkiye'de tek parti döneminin sonu olan 1946 seçimlerine kadar halk milletvekillerini doğrudan seçmezdi. Seçimler iki aşamalıydı. İlk aşamada birinci seçmenler (müntehib-i evveller) ikinci seçmenleri (müntehib-i sanileri) seçerdi. Sonra ikinci seçmenler de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerini (mebusları) seçmek için oy kullanırdı. İlan edilen CHP milletvekili adayı listesi, o seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısına eşit olarak ilan edilirdi. Dolayısıyla ilan edilen listedeki bütün isimlerin milletvekili seçilmesi kesindi.
    Milli Şef İsmet İnönü döneminde yapılan 1943 seçimlerinde aday sayılarında bir değişiklik yapılmıştı. Bazı seçim çevrelerinde, seçilecek milletvekili sayısından daha fazla milletvekili adayı gösterilmişti. Böylece ikinci seçmenlere sınırlı da olsa bir tercih hakkı verilmişti. Bir örneğini bu köşeye de koyduğumuz aday listesinde de görüleceği üzere, İstanbul'da 23 milletvekilliği için toplam 31 aday gösterilmişti. Böylece tek parti döneminin milletvekilleri, seçilebilmek için ilk kez siyasi rekabet içine giriyordu. Ancak bu karardan milletvekilleri pek de hoşnut olmamıştı.
    Gelenek olduğu üzere, 1943 seçimleri öncesinde, 23 Şubat'ta, İsmet İnönü CHP'nin milletvekili adaylarını açıklamıştı. Ama listede toplam 38 seçim çevresinde, seçilecek milletvekili sayısından fazla aday gösterilmişti. Milletvekili seçimleri 28 Şubat'ta yapılacaktı.
    Seçilecek milletvekili sayısından fazla aday gösterilmesi, tekparti döneminin bir tür atamayla seçilmeye alışmış milletvekillerinde ciddi bir rahatsızlık uyandırmıştı. Hatta bunlardan bir kısmı, oy istemek, kendilerini beğendirmek için halkın ayağına gitmeyi İsmet Paşa'nın kendilerini 'satılığa' çıkarması biçiminde yorumlamıştı.
    Milletvekillerinin siyasal rekabet içine girmekten rahatsız olmasının bir nedeni seçkinci siyaset düşüncesiydi. Ama öte yandan haksız da sayılmazlardı! Zira seçimler 2. Dünya Savaşı'nın yokluk ortamında yapılmaktaydı. Hükümet ekonomik konularda birçok tedbiri yürürlüğe koymuş, seferberlik hali hüküm sürmekteydi. Milli Koruma Kanunu ve Varlık Vergisi Kanunu gibi tartışmalı düzenlemeler yapılmıştı. Üstelik bu yasaların uygulanması sırasında yaşanan keyfilik, toplumun çeşitli kesimlerinde huzursuzluk ve telafisi zor kırgınlıklar yaratmıştı. İşte bu ortamda, milletvekilleri, oy istemek için seçmenin ayağına hangi yüzle gideceklerini
    düşünüyordu.
    Faik Ahmet Barutçu'nun anılarından yaptığımız aşağıdaki alıntı, CHP milletvekili adaylarının bu durum karşısındaki yakınmalarını içermektedir:
    "Memleketin her tarafında ikinci seçmen intihapları bugün bitiyor. Mebus intihabının henüz hangi gün yapılacağı ve namzetlerin ne şekilde intihaba arz edileceği hakkında hiçbir malumat sızmış değildir. Geçen intihapta olduğu gibi intihaptan mebus namzedinden fazla olarak gösterilecek namzetler arasında bir yoklama yaptırılacak mıdır? İntihap dairesiyle alakası sadece o dairenin mebusluğunu üzerinde taşımaktan ibaret olan ve intihap dairesi halkından bulunmayan mebuslar yoklamanın mahsurlarını ve zamanın yapmağa müsait olmayan şartlarını mütemadiyen propaganda etmekle meşguldürler. Bir mebusun reisicumhura kadar isal edilen şu sözleri dikkate değer:
    Osman Niyazi (Balıkesir, 20 seneden beri Balıkesir Mebusu): Harekâtımda daima İnkılabı ve Şeflerimi düşündüm. Bana şimdi git halktan rey iste demek, beni satılığa çıkarmaktır. Şef eğer beni satacaksa dellal eline vermeğe lüzum yoktur.
    Bir mebus-Sadri Artım, Kütahya: Ben bir gazeteciyim. Şef son seyahatinde, Bursa'daki nutuklarında halkın, (yiyecek politikası konusunda) Cumhuriyet hükümetlerine beklenen yardımı yapmadığını söyledikten sonra, benim ne yazmış olacağımı tahmin edebilirsiniz.
    Şimdi bana o halktan rey alacaksınız demek ve beni onun takdirine arz etmek doğru olur mu?
    Bir diğer mebus-Ziya Gevher, Çanakkale: Milli Koruma Kanunu'nu ve Varlık Vergisi'ni kabul eden bu Meclis, büyük mesuliyetlere angajedir. Hizmetleri nispetinde mesuliyetleri de büyük olan bu Meclis'in azası arasında esaslı tebeddülat beklenemez. Tebeddülata meydan verecek ve bilhassa intihap dairesi halkından olmayan mebusları müşkül durumlara düşürecek ihtimallere yer vermemek lazımdır."
    [Faik Ahmet Barutçu; Siyasi Hatıralar Milli Mücadeleden Demokrasiye 1. Cilt (Ankara: 21. Yüzyıl Yayınları, 2001) s.611-612]
    Köyü şaşırdı
    1957 seçimlerinde Antalya'nın bir köyünde propaganda konuşması yapan bir aday:
    - "Buğdaya 10 kuruş zam yapacağız" demiş.
    Bu söz üzerine dinleyiciler kendisini yuhalamış.
    Adayın konuşma yaptığı köy, buğday yetiştirmemekte ve ekmeklik buğdayını da civar köylerden almaktaymış.
    Bir seçim anısı


    Türk seçmeni bazen işi mizaha da vurur, halktan oy istemenin bir yolunu bulur. 1970'li yıllarda bir belediye başkan adayı işte böyle propaganda yapmıştı.
    İlk seçim plaklarından-1973

    Demirel Marşı: 'Demirel Demirel, iktidara yine gel...'
    Türkiye'de plaklı seçim propagandası 1973 seçimleriyle başlamıştı. Bu dönemde siyasal partiler, partilerini ve liderlerini öven plaklar çıkarmışlardır. Bu plaklardan biri Adalet Partisi tarafından hazırlanmış ve seçim meydanlarında sıkça çalınmıştır. Plakta yer alan marşlardan biri 'Demirel' adını taşımaktadır.
    Sözler
    Demirel Demirel iktidara yine gel,
    Millet seni istiyor kimse olamaz engel.
    En zor engeli azminle devirdin,
    Onardın vatanı cennete çevirdin,
    Açlığı yokluğu götürdün,
    Refahı huzuru getirdin,
    Barajlar köprüler fabrikalar açtın,
    Milliyet uğrunda yılmadan savaştın,
    En yüksek zirveye ulaştın,
    Bize nurlu ufuklar açtın,
    Tarihler yazacak yaptığın hizmeti,
    Gururla anacak seni Türk milleti,
    Allah'a emanet olasın,
    Daima sağlıkla kalasın.
    [Yılmaz Türkoğlu; 'Demirel Marşı' (H.E.-A)]
    ------------------------------------------------------
    YARIN: İZMİR VE SAMSUN