Baykal: AB ile tarikat arasında

CHP lideri Baykal, TCK tartışmasında hükümete ve Başbakan Erdoğan'a sert yüklendi: "Siyasi uzlaşma ortamı, AB ile ilişkiler derinden sarsıldı. İlerleme raporuna 20 gün kala, boş bir nedenle rest çekildi. Üstelik bu rest aslında TBMM'ye yönelik. Anlaşılan, Başbakan, tarikatlarla AB arasında sıkışmış."

ANKARA - CHP lideri Deniz Baykal, hükümetin ve özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan'ın TCK tasarısıyla ilgili tavrına sert çıktı. Dün bir basın toplantısı düzenleyen Baykal, Meclis tatile girmeden önce TCK'yı çıkarmayı önerdi, ancak hükümet birkaç saat sonra TBMM'yi tatil etti.
Hükümetin sağduyulu yeni bir değerlendirme yapmasını isteyen Baykal, "Erteleme kararı, hem Türkiye'de siyasi uzlaşma ortamını, hem de Türkiye'nin AB ilişkilerini ciddi şekilde sarstı" dedi. TCK'yı erteleme ve geciktirmenin Türkiye'nin AB'ye karşı elini ve pazarlık gücünü zayıflatacağını açıklayan Baykal, şu anki durumun Türkiye-AB ilişkileri konusunda olumsuzluklara davet anlamına geleceğini ifade etti. Baykal, şunları söyledi:
'Hükümeti uyarıyorum'
"Önümüzdeki günlerde Türkiye, TCK'nın içeriğiyle ilgili bazı maddelerde değişiklikler emrivakisiyle karşı karşıya kalacaksa bu çok büyük yeni sorunların çıkmasına neden olacak. Yanlış olur. Bu noktada hükümeti uyarma gereğini duyuyorum. Böyle bir ihtimalin söz konusu olabileceğini gösteren işaretler var.
İlerleme raporunun açıklanmasına 20 gün kala içeriği boş bir gerilim yaratılarak Erdoğan, 'Türkiye AB'ye mecbur değildir' diyerek rest çekti. Bu Erdoğan'ın içinde bulunduğu sıkıntıyı yansıtan bir söylem. Türkiye-AB ilişkilerinde böyle bir değerlendirme yapmayı gerekli kılacak bir tablo yok. AB'den gelen "Tasarıyı sonuçlandırın" talebi karşısında rest çekilmesinin hiçbir haklı temeli ve nedeni de yok. Başbakan'ın çektiği rest, AB'ye değil, TBMM'ye çekilmiş bir resttir.
Öyle anlaşılıyor ki Başbakan tarikatlarla AB arasında sıkışmış. Siyasetçiler böyle sıkışma durumlarında ülkenin geleceğini gözeterek doğru, cesaretli karar almak durumunda. Başbakan bu sıkışmanın etkisi altında gerekenden fazla kendisini kaptırmış. Ülkeyi yönetmek bu küçük baskıları aşmak demektir. Başbakan bunu aşacak cesareti hızla göstermeli. Yoksa, Başbakan'ın parti içi konforu Türkiye'nin ulusal yararlarını tehdit edebilir."