Baykal: Tipik bir din istismarı yolu

Geri adım atılmadı
AKP, üniversiteye girişte imam-hatipliler lehine katsayı değişiklikleri öngören YÖK tasarısında geri adım atmadı. Tasarı, bütün itirazlara rağmen dün Meclis'te ele alındı. CHP'lilerin engellemeye çalıştığı düzenlemenin görüşmelerinde tartışmalar sertti.
'Çatışmasız yol bulalım'
Baykal Genel Kurul'da, "Kavga tohumu ekmeden imam-hatiplinin yargıç, vali olmasını sağlayalım. Tasarı, din eğitimi almış Müslüman öğrenci-almamış öğrenci ayrımı yaratır. Dini istismarın tipik yolu bu" dedi.

ANKARA - AKP, üniversiteye girişte imam-hatip mezunları lehine katsayı oranlarında değişiklik öngören tartışmalı YÖK yasa tasarısında geri adım atmadı. Tasarı, tüm itirazlara rağmen hükümetin daha önce belirlediği program çerçevesinde dün Meclis'te ele alındı. CHP'lilerin, içtüzüğün tüm hükümlerinden yararlanarak engellemeye çalıştığı tasarının görüşmeleri oldukça tartışmalı geçti.
Baykal'ın ricasına ret
CHP Grup Başkanvekili Haluk Koç, sabah saatlerinde AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik'i arayarak, tasarı üzerinde partisi adına Genel Başkan Deniz Baykal'ın konuşmak istediğini belirterek, "Sayın Genel Başkan bugün
İstanbul'da. Tasarıyı Genel Kurul'a indirecekseniz, bugün indirmeyin" ricasında bulundu. Bu ricayı AKP kabul etmeyince Baykal, İstanbul'a gitmeyip Meclis'e geldi.
Genel Kurul öncesi AKP yönetimi, milletvekillerini hem Meclis'te olmaları hem de görüşmelerde 'gerginlik, tartışma ya da kavga' yaratacak girişimlerde bulunmamaları konusunda uyardı. Genel Kurul'da önce tasarının görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi AKP oylarıyla kabul edildi.
Eğitime ipotek
Daha sonra tasarının bütünü üzerindeki görüşmelere geçildi. Tasarının bütünü üzerinde CHP adına Baykal konuştu. Tasarıyı 'siyasetin eğitime ipotek koyması' olarak niteleyen Baykal, amacın imam-hatiplerdeki 65 bin öğrencinin önünü açıp, onları ayrıcalıklı bir konuma getirmek olduğunu söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
"Biz 65 bin öğrencimizin her yere gelme hakkına saygı duyuyoruz. O çocuklarımızın bir kültür farklılaşması içinden geçirilerek oralara getirme
girişimini siyasi istikrar ve rejim bakımından kaygıyla karşılıyoruz. Öyle bir düzenleme yapalım ki, 65 bin öğrenci öğretmen, yargıç, kaymakam, vali olabilsin. Onlar her şey olsun. Ancak bunu toplumumuza bir çatışma tohumu ekmeden yapalım."
Tasarıyla 'dini eğitim almış Müslüman öğrencilerle dini eğitim almamış öğrenciler' ayrışmasının gündeme geleceğini kaydeden Baykal, tasarıyı
'dini istismarın tipik yolu' olarak da niteledi.
'Her söz tutulmuyor'
Erdoğan'ın, "Söz verdim çıkacak" dediğini anımsatan Baykal, "Başbakan,
'Dokunulmazlıkları kaldıracağız' diye de 70 milyonun önünde söz vermişti. O sözü tutma gereğini hissetmiyor. İmam-hatiplerle ilgili sözünü tutması kesinlikle uygun düşmüyor" dedi.
Baykal, tasarıyla Türkiye'nin gerginliğe sürüklendiğini de belirterek bir haftada ortaya çıkan faiz ve kur artışının faturasının 2.5 milyar dolar olduğunu ifade etti.
Tasarıyla hükümetin 'uzlaşma, demokrasiyi toplumsal mutabakat arayışı olarak anlama' anlayışını geride bıraktığını kaydeden Baykal, AKP'nin 'gerekirse dayatarak yaparım' gibi bir noktaya geldiğini savundu. Baykal, "Yasanın sonuçlanıncaya kadar geçireceği süreçte aklın egemen olmasını diliyorum. Dayatmanın sürdürülmesi pek çok sıkıntıyı beraberinde getirir. Size destek veren pek çok çevre kırıp dökülmeye başladı" diye bitirdi.
Daha sonra İstanbul'a geçerek Ekonomi Muhabirleri Derneği'nin toplantısına katılan Baykal, tasarı yasalaşırsa Anaya Mahkemesi'ne iptal başvurusu yapacaklarını açıkladı.
AKP adına konuşan Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç, Anayasa'nın, 'Din eğitimi ve öğretimi devletin gözetimi ve denetimi altında verilir' hükmünü getirdiğini, 24. maddenin bu konuda devlete görev verdiğini söyledi. Altıkulaç, şöyle dedi:
"Dini eğitim ihtiyacını karşılamak için vatandaş çocuğunu avukat, doktor yapmak istese İHL'ye gönderiyor. Anayasa'nın 24. maddesindeki zorunlu din eğitimi dışında vatandaşın çocuğunun ihtiyacı olan din eğitimi ve öğretimi konusunu bu Meclis çözerse, bu muhalefet de desteklerse İHL'ye olan
ilgi azalacak, sayıları düşecektir. Bu okullardaki öğrencilerin sayısının çoğalmasından rahatsız oluyorsanız size el uzatıyorum. Gelin Anayasa'nın 24. maddesinde emredilen hususu nasıl yerine getireceğimizi birlikte tartışalım."
'Veto edilse de yetişir'
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise tasarının tümü üzerinde yaptığı konuşmada şunları söyledi: "'Bu yasanın arkasında kim var' deniliyor. Oy oranı diye kabul ederseniz yüzde 42 ile biz. MHP bu yasanın arkasındadır, SP ve DYP bu yasayı destekliyor. İki eğitim sendikası bu yasayı destekliyor." Çelik, CHP'lilerin sorularını yanıtlarken de yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi durumunda bile bu yılki sınavlara yetişeceğini söyledi.
Çelik özür diledi
Çelik'in konuşmasının ardından tasarının maddelerinin görüşülmesine geçildi. CHP'liler her yolu kullanarak tasarıyı engellemeye çalıştı. CHP'li Ufuk Özkan, Çelik'e "80 yıllık sorunları çözmeye çalıştığınızı söylüyorsunuz. 80 yıllık sorun Cumhuriyet mi?" sorusunu yöneltti. Çelik, "Biz ne getirsek, 'Cumhuriyet elden gidiyor' diye bağırıyorsunuz. Elden giden Cumhuriyet değil, CHP'dir. Siz farkında değilsiniz" deyince tansiyon yükseldi. Sataşma gerekçesiyle söz alan CHP'li Haluk Koç, Çelik'in CHP'den özür dilemesini istedi. Bunun üzerine Çelik, "Sizin bizi tenkit ettiğiniz gibi bizim de sizi tenkit etmeye hakkımız var. Bunu bir hakaret olarak algıladıysanız özür diliyorum" dedi.
Önergelerin ardından yapılan oylamalarda tasarının birinci, ikinci ve üçüncü maddeleri AKP milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. Radikal'in baskıya girdiği saatlerde YÖK tasarısının dördüncü maddesi üzerindeki görüşmeler devam ediyordu.