Baykal'dan 1 Mart tezkeresi vurgusu

Baykal'dan 1 Mart tezkeresi vurgusu
Baykal'dan 1 Mart tezkeresi vurgusu
En yaşlı üye' sıfatıyla geçici Meclis Başkanlığı yapan CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, açılışta yaptığı konuşmasında kuvvetler ayrılığı ve uzlaşma çağrısı yaptı. 1 Mart tezkeresine vurgu yapan Baykal, "Bu Ortadoğu cehennemini 12 yıl önce öngörerek karşı çıkmıştır. Bugün TBMM'nin yine kendisine yakışanı yapacağına inanıyorum" dedi.

En yaşlı üye' sıfatıyla geçici Meclis Başkanlığı yapan CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Meclis'in açılışında bir konuşma yaptı. Baykal "TBMM'nin önümüze gelmekte olan yeni tehditler, tehlikeler ve teklifler karşısında yine kendisine yakışanı yapacağına ve Türkiye'nin ateşe atılmasına izin vermeyeceğine inanıyorum. Dinci ya da ırkçı terör karşısında en sağlam güvence Cumhuriyetimizin temel felsefesidir. Devlet ya da cemaat eliyle din ve mezhep dayatmanın nelere yol açmakta olduğunu görüyoruz. Bizim devletimiz bir ırk, kan ve kafatası devleti değil siyasi bir bilinç devletidir. TBMM'yi hakkı olan saygın konuma taşımakla yükümlüyüz" dedi.

Baykal: Çıkıp konuşacağım

Baykal konuşmasında şunlara vurgu yaptı:

Sayın milletvekilleri sizleri geçici başkanınız olarak saygıyla selamlıyorum. 7 Haziran'dan TBMM'de bir hükümet kurulabilmesi için partiler arasında bir uzlaşmayı gerçekleştirmek zorunluluğu vardı. Bugün ise TBMM'de hükümet kurabilmesi için partiler arasında uzlaşma artık bir zorunluluk olmaktan çıkmış görünüyor. Bu durum bir büyük yanılgıya yol açmamalıdır. Bugün bir tek parti hükümetinin kurulabilecek olması ülkede bir büyük uzlaşma ihtiyacını ortadan kaldırmamış tam tersine belki daha da arttırmıştır.  Milletin Parlamento'ya yansıyan siyasi iradesinin hükümet dışında kalan bölümünü yok sayma tuzağına daha kolayca düşülebilmektedir. İktidar ile muhalefet arasında bir ortak anlayışın ve diyaloğun kopması hızla yargının ve adaletin siyasi denetim altına alınmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına, basının susturulmasına doğru bir sürüklenişi de beraberinde getirmektedir.

 "TBMM'Yİ HAKKI OLAN SAYGIN KONUMA TAŞIMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ"

Yaşadıklarımızın, gözlem ve birikimlerimizin ışığında siyasal kimliklerimizin ötesinde kuvvetler ayrımının ve Meclis üstünlüğünü yargı bağımsızlığının ve adaletin ve hukuk devletinin kıymetini bir kez daha kavramış insanlar olarak TBMM'yi hakkı olan saygın konuma taşımakla yükümlüyüz. Demokrasi özünde iktidar ile muhalefetin bir temel uzlaşma ve diyalog içinde çalışmasına dayanır. Bu da şeffaf olmayı hem Parlamento'da hem de yargıda hesap vermeyi göze alabilecek hükümetlerin varlığını gerektirir

'12 YIL ÖNCE BU CEHENNEMİ GÖRDÜLER'

Tarihsel bir kırılmanın yaşandığı bir bölgede görev yapacağız. Yeni güç merkezlerinin şekillenmekte olduğuna tanık oluyoruz. Ortadoğu'nun haritası kanlı bir süreçle yeniden çiziliyor. Mazlum milletimizin büyük fedakarlıklarla gerçekleştirdiği Kurtuluş Savaşı'nın üyeleri olarak bu acıyı izliyoruz. 2 milyon 200 bin mülteciye kollarını açmış olarak bu konuda en büyük fedakarlığı yapmış durumdayız. Ortadoğu'daki yangının Türkiye'ye sıçramasına engel olmak zorundayız. Ne kadar onur vericidir ki TBMM 1 Mart 2003'te tezkereyi redderek şerefli bir karar almıştır. Bu kararı alanlar bu Ortadoğu cehennemini 12 yıl önce öngörerek karşı çıkmıştır. Bugün TBMM'nin yine kendisine yakışanı yapacağına inanıyorum. Dinci ya da ırkçı terör karşısında en sağlam güvence Cumhuriyetimizin temel felsefesidir. Bu en şerefli mirastır. Bu mirasın temelinde din, inanç, mezhep, ırk ayrımı yapmadan eşit vatandaş saymaktadır. Bizim devletimiz bir siyasi bilinç devletidir. Birlikte inşa ettiğimiz, içinde olmayı seçtiğimiz bir devlettir. 

 "DİNCİ YA DA IRKÇI TERÖR KARŞISINDA EN SAĞLAM GÜVENCE CUMHURİYETİMİZİN TEMEL FELSEFESİDİR"

TBMM'nin önümüze gelmekte olan yeni tehditler, tehlikeler ve teklifler karşısında yine kendisine yakışanı yapacağına ve Türkiye'nin  ateşe atılmasına izin vermeyeceğine inanıyorum. Dinci ya da ırkçı terör karşısında en sağlam güvence Cumhuriyetimizin temel felsefesidir. Bu en şerefli mirastır. TBMM'nin temelinde yatan bu anlayış ulusal birliğimizin güvencesidir. Din, mezhep ve etnik kimlik savaşları Cumhuriyetimizin temelini oluşturan bu temelin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Hepimiz aynı siyasi birliğin paydaşıyız. İşte o halka Türk milleti denilmektedir.

"BİZİM DEVLETİMİZ BİR IRK, KAN VE KAFATASI DEVLETİ DEĞİL SİYASİ BİR BİLİNÇ DEVLETİDİR"

Bizim devletimiz bir ırk, kan ve kafatası devleti değildir. Siyasi bir bilinç devletidir. İçine doğduğumuz değil içinde olmayı seçtiğimiz devlettir. Herkesin dini, inancı, mezhebi onun şerefidir. Ama siyasetimiz bir ırk, etnik kimlik, iman, soy sop siyaseti değildir. Olmamalıdır. Bu barış ve kardeşliğimizin güvencesidir.

 "DEVLET YA DA CEMAAT ELİYLE DİN VE MEZHEP DAYATMANIN NELERE YOL AÇMAKTA OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"

Laikliği dinsizlik diye sunup tahrip etmenin devlet ya da cemaat eliyle din ve mezhep dayatmanın nelere yol açmakta olduğunu görüyoruz. Devleti cemaatleştirmenin sakıncalarını görenlerin artık devlet marifeti ile mezhep ve din dayatmanın sakıncalarını da göreceklerini umuyorum. Başta bu Meclisi kuran ve yöneten Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aramızdan ayrılanları selamlıyorum. Bütün vatan evlatlarını saygıyla selamlıyorum. Teröre kurban giden bütün insanları selamlıyorum. Cumhuriyetimizle insanları birleştirip, bütünleştirmeyi başarırsak, siyasetimizin temelinde hukuku, bağımsız ve tarafsız yargıyı yerleştirebilirsek en saygın ülkelerden biri olacağız. 

DHA