Baykal'dan Yıldırım'a istifa çağrısı

TBMM Genel Kurulu, Ulaştırma Bakanı Yıldırım hakkında CHP'nin verdiği gensoru önergesini görüşmek üzere toplandı.

TBMM Genel Kurulu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hakkında CHP'nin verdiği gensoru önergesini görüşmek üzere toplandı. 22. dönem parlamentonun ilk gensorusu olan Yıldırım hakkında verilen gensorunun görüşmelerinde CHP Grubu ve önerge sahibi olarak Genel Başkan Deniz Baykal konuştu. Baykal, 30 dakika süren konuşmasında sert bir üslup kullandı. Sözlerine AKP Kütahya Milletvekili Halil İbrahim Yılmaz'a rahmet dileyerek başlayan Baykal, "İsterdim ki biraz önce saygı duruşu ile andığımız sayın milletvekilimiz gibi tren kazasında vefat edenlerin anısına da saygı duruşunda bulunalım. Ben TBMM'nin bu olay karşısındaki üzüntüsünü bildirmeyi görev biliyorum" dedi.
Kazada ölenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara şifa dileyen CHP lideri, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın 'kimseyi üzmeden, yormadan üzerine düşeni yapması ve istifa etmesi' gerektiğini ifade ederek, "Bu istifa Türkiye'de insana saygının olup olmadığının bir kanıtı olacaktır, bir sınavı olacaktır" diye konuştu. Baykal, hızlandırılmış tren projesinin bilimsel değil, siyasi bir proje olduğunu ve bir faciayla sonuçlandığını dile getirdi. Baykal şöyle devam etti:

İKİ AYDA SONUÇ 39 CENAZE

"Her şey 4 Haziran 2004 günü başladı. Bu tarihte Ankara Garı'nda bir tören vardı ve bu törende sayın başbakan parlak bir konuşma yaptı. Sorunların sevgiyle ve aşkla çözüleceğini, bu projenin Türkiye'de bir medeniyet sıçrayışı gerçekleştireceğini dile getirdi. Bando mızıka yerini almıştı, heyecan doruktaydı. Sayın Başbakan başında kırmızı şapkası ve elinde diskiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hızlandırılmış tren uygulamasını gerçekleştirdi. Sayın bakan bugünün demiryolları günü olarak ilan edilmesi gerektiğin söyledi. Bugün 4 Ağustos 2004. Aradan geçen iki ayda bu projenin sonucu 39 cenazedir, Ankara-İstanbul demiryolu hattının iki haftadır çalıştıralamamış olmasıdır ve bu projenin rafa kaldırılmasıdır."
Baykal, bu faciayı ne Türkiye'de geçmişte yaşanan tren kazalarıyla, ne de başka ülkelerde zaman zaman yaşanan tren kazalarıyla karşılaştırma olanağı olmadığını dile getirirken, "Bu bir kaza değil, hızlandırılmış tren faciasıdır. Bilimde, kitapta, uygulamada hızlandırılmış tren diye bir uygulama yoktur. 140 yıl önce yapılan raylar üzerinde hiçbir bilimsel çalışma yapılmadan, (ben Hızlı Tren yapacağım) derseniz bunun facia dışında bir sonucu olamaz. Bunu ne TCDD yetkilileri istemiştir ne de konuyla ilgili diğer yetkililer... Bu proje tepeden inme siyasi bir projedir. 39 vatandaşımız bu tepeden inme uydurma proje ile hayatını kaybetmiştir. Bu mudur medeniyet sıçraması?" dedi.

'KAZA DENEBİLİR Mİ?'

Konuyla ilgili bilim adamları ve sendikaların uyarılarının dikkate alınmadığını ve bazı demiryolları çalışanlarının gösterdikleri tepki sonucu istifa etme durumunda kaldıklarını bildiren Baykal, bir tren yolcusunun kaza öncesinde 'Bu tren kaza yapacak' diye noter tasdikli belge aldığını kaydetti.
"Tüm bunlara karşın bu olaya kaza denebilir mi, böyle bir devlet anlayışı olabilir mi? Bunun siyasi sorumluluğu yok mu? Türkiye demokratik bir hukuk devleti ise bunun hesabını vermek zorundasınız" diyen Baykal, kaza sonrasında delillerin yok edildiğini ve karakutunun nerede olduğunun hala bilinmediğini öne sürdü. Kaza sonrasında olay yerine giderek incelemelerde bulunduğunu ve kaza yapan makinistleri ziyaret etmek istediğini ifade eden Baykal, şöyle konuştu:
"Adalet Bakanı'nın, 'tamam hemen görüşebilirsiniz' demesine karşın bu izin verilmedi. Van'da Emniyet Müdürlüğü basılıyor, gözaltındaki kişi ve 40 kilo eroin alınıyor. Emniyet güçleri tekme tokat dövülüyor kimsenin gıkı çıkmıyor. Ama Türkiye'de ana muhalefet partisinin genel başkanı bir kaza sonrasında kaza yapan makinistleri görmek istemesine karşın bu izin verilmiyor ve o makinistler kaçırılıyor. Bu tür uygulamalar dünyanın hangi demokratik ve hukuk devletinde görülür."

'SORUMLULUĞUN ALTINDAN KALKAMAZSINIZ'

Baykal, Demiryolları İdaresi'nin, bilim aleminin, uzmanlar kendi içinde böyle bir proje üretmediklerini kaydederken, bu projenin bilimsel, teknik bir proje değil, tepeden inme, siyasi bir proje olduğunu söyledi.
CHP lideri, olayın hukuki ve cezai sorumluluğu kadar siyasi sorumluluğunun da bulunduğunu belirtirken, "İyi niyetli olabilirsiniz ama bu olayın sorumluluğunun altından kalkamazsınız. Bunun hesabını mutlak vermek durumundasınız" dedi.

'PROJEYİ NİYE DEVAM ETTİREMİYORSUNUZ?'

Her kazadan sonra elbette bakanların istifa etmesinin gerekmediğini ama olayda siyasi sorumluluk bulunması durumunda bakanların istifa etmesi gerektiğini dile getiren Baykal, şunları kaydetti:
"39 kişi öldü, iki makinist tutuklu. Yolu tamir ettiniz, yolda bir eksiklik yok. Niye hızlandırılmış tren uygulamasına devam etmiyorsunuz? İki haftadır Türkiye'nin en önemli demiryolu hattı kapalı. İkinci Dünya Savaşı'nda kapanmamıştı o hat. Şimdi o iki makinist tutuklu, iki yeni makinisti koyun da görüverelim oluyor mu olmuyor mu?Olamaması neyi gösteriyor. Bu suçluluğun itirafıdır" şeklinde konuştu.
İngiltere, Hindistan, Mısır ve Çin'de yaşanan tren kazalarıyla ilgili örnekler veren ve bu kazaların ardından sorumlu bakanların istifa ettiğini anlatan Baykal, bu olayların yaşandığı yerlerde kazaların siyasi boyutunun Türkiye'de yaşanan kazanın siyasi boyutu kadar belirgin olmadığını ifade etti. Bu facianın siyasetin sonucu olarak ortaya çıktığını yineleyen Baykal, "bu, gösteriş yapma hevesinin, demiryolu gibi uzmanlık gerektiren bir konuda beden dilimizden anlayanlarla iş tutalım anlayışının neden olduğu bir facia" dedi. Ulaştırma Bakanı Yıldırım'ın istifa etmesi gerektiğini yineleyen Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın bakan kimseyi üzmeden, yormadan üzerine düşeni yapmalıdır ve istifa etmelidir. Bu istifa Türkiye'de insana saygının olup olmadığının bir kanıtı olacaktır, bir sınavı olacaktır. Eğer insana saygı varsa, değer verme söz konusuysa bu noktada istifa etmeyeceksiniz de ne zaman istifa edeceksiniz? 39 değil, kaç vatandaşımızın kaybolması gerekiyordu istifa için. Demiryollarında facia yetmiyor başka nerede facia arıyoruz, havayollarında mı, deniz yollarında mı?"
AKP'li milletvekillerine gensoruya ret oyu vermeleri durumda bu facianın sorumluluğuna ortak olacaklarını söyledi. Meclis'te şu sıralarda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yapılan suçlamalara yanıt veriyor.