BDP'den Erdoğan'a yanıt

BDP'den Erdoğan'a yanıt
BDP'den Erdoğan'a yanıt
'Uludere katliamını hangi hayvan yaptı?' sorusu yüzünden Başbakan'ın 'ölü sevici olarak nitelediği BDP'li Hasip Kaplan yanıt verdi: Kürtajda Papa gibi konuşacak, sezaryende şaşacak, kendini halif sanacak bir konumdadır. Başbakan'ın ruh hali iyi değil

ANKARA - BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, 30 yıllık savaş sürecinde eşini kaybettiğini hatırlatarak, "Biz bu coğrafyada kan dökülmesin, insanlar ölmesin diye mücadele ettik. Ölenler bizim çocuklarımız" dedi.

TBMM'de Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ile beraber bir basın toplantısı düzenleyen Buldan, ilk olarak Cumartesi Anneleriyle beraber dün yaptıkları eylemi anlattı. Halen Aydın Yenipazar Cezaevi'nde kalan Mehmet Ağar'ın 1990-95 yılları arasındaki faili meçhul cinayetlerden sorumlu olduğunun altını çizen Buldan, burada yaptıkları oturma eyleminin amacı ile ilgili, "Orda olup olmadığını bilmediğimiz Ağar'ın 2 yıl gibi komik bir ceza verilmesini protesto ettik. Ayrıca Korkut Eken'in 'onların katili PKK' yönündeki açıklamasını da manidar buluyoruz" diye konuştu.

PKK tarafından kaçırılan AKP yöneticilerine ilişkin "Savaş süreçlerinde böyle şeyler olur, ama biz hiçbir zaman kaçırmaktan, ölmekten ve öldürmekten yana değiliz" yönündeki açıklamasının, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından saptırıldığını belirten Buldan, "Biz bu coğrafyada kan dökülmemesi, insanların yaşamını yitirmemesi için sürekli mücadele ettik. Ölen çocuklar bizim çocuklarımız. Gerilla da polis de asker de olsa, bu coğrafyada yaşanan acılar hepimizin yüreğini yakıyor. Ancak Başbakan savaştan yana politika izlemeyenleri kendisine hedef olarak belirliyor" dedi.


-"BEN ÖLÜMÜN NE OLDUĞUNU BİLİRİM"-


30 yıllık savaş sürecinde eşini kaybettiğini, yetim çocuğunu kendisinin büyüttüğünü ifade eden Buldan, "Ben ölümün ne anlama geldiği çok iyi bilen biriyim. Dolayısıyla Sayın Başbakan ölümü benden daha iyi bilecek bir insan değildir. Ölümün, yetim bir çocuğu büyütmenin ne anlama geldiğini ben Başbakan'dan çok daha iyi bilirim. Bu savaşın bitmesi için de mücadele eden bir insanım. Bu konuda mücadelemiz devam edecek" diyerek, Başbakan'ın bu üslubundan vazgeçmesi gerektiğini söyledi.

Daha sonra söz alan Hasip Kaplan ise, "Toplu katliam, insanlığa karşı işlenen suçların en adisi, alçakçası ve en rezilidir. Uludere, budur" diyerek şöyle konuştu: "Kullandığı kelime ve uslupları siyaset literatürüne kazandıran bu başbakana, sadece siyasetinin Pozantı'da pedofili olduğunu, Uludere'de de zatişahanelerinin İmam Zamzami Abdulbari gibi konuştuğunu buradan altını çizerek hatırlatıyorum. Gitsin okusun öğrensin ne dediğimi. İnsanlık suçu öyle es geçilecek bir olay değil. İkinci dünya savaşınhdan bu yana Yahudi soykırımında Nürenberg mahkemelerinden Bosna Hersek'e, miloşeviç'e, Radkov miladizç'e, Radovan karazdiç'e ve El Beşir'e, Sudan'dan Ruanda'dakilere kadar uluslararası ceza Mahkemesi'ne kadar, günümüze kadarg etiriyorum. Uludere Katliamı bir nevi Srebrenica'dır arkadaşlar, açık söylüyorum burda.Şunu söylüyorum Kürt halkının tarihinde üç tane seçilmiş travma vardır. 33 Kkurşun, Halepçe ve günümüzde Roboski. Roboski'nin baş sorumlusu Başbakan siyaseten emri verendir burda tekrar ediyoruz, ve tarih bunun sorumlusu olarak yazacaktır, bu yazılan tırnak içinde diyorum 'Katil' olarak geçecektir bu sorumlular. Çok açık söylüyorum."


-"ÖLÜ ÇOCUKLARIN BEDENLERİ, SENİ KOVALAYACAK"-

AKP'nin İstanbul İl Kongresi'nin yapıldığı Arena'da Başbakan Erdoğan'ın şov yaptığını belirten Kaplan, "Şovda bu katliamdan hesap soran muhalefeti, bu pervasız diliyle eleştiren Başbakan Kürt halkının düşmanı olduğunu ilan etmiştir" dedi. Kaplan şunları söyledi:
"Elbetteki hesap sormak insanım diyen herkesin sadece Hasip Kaplan'ın BDP'nin, CHP'nin değil, insanlık adına herkesin boynunu borcudur. Ve Uludere katliamı gün ışığına çıkmak zorundadır. Uludere katliamında baş olacaksın, sonra da sorumluluklar taşıyacaksın. Sayın Başbakan ölü çocuklar paramparça bedenleri ile seni kovalayacak, adalet yerini bulana kadar. Çok açık söylüyoruz; Uludere katliamı insanlık suçu olduğu için Uluslararasıdır. Uluslararası hukuka intikal etmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne verdik, BM İnsan Hakları Komiserliği'ne verdik, Türkiye Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tarafı olmayan iki devletten biridir. İsrail olmuştur, Türkiye olmuştur. Neden? Çünkü Uluslararası Ceza Mahkemesi soykırım, savaş suçlarını, insanlığı karşı saldırı suçlarını yargılıyor. 'Siz neden çekinip, korkup imzalamıyorsunuz?' diye soruyoruz. 30 yılda çok şeyler yaşandı bu ülkede ve her birisi insanlık suçu açısından son derece vahim, ağır sonuçlar yaptırımları olan bir durum. Sayın başbakan Ulusal yargıda yırtarız diyor ama ulusal üstü yargıda her an tutuklanabilir, El Beşir gibi. İşte onun ödünü patlatan, korkutan, dehşete düşüren ve 'Uluslararasılaştırıyorlar' deyip kıyameti koparmasının nedeni budur.
Biz Uludere katliamını açıklığa kavuşturana kadar kabusunuz olacağız demiştik, Meclis’e geldiğimiz ilk gün 2 Ocak'ta. Ve Uludere katliamı Başbakan'ın kabusu olmaya başlamıştır. Sayın Başbakan enteresan bir kişilik. Kürtajda Papa gibi konuşacak, sezaryende şaşacak, kendini halif sanacak bir konumdadır. Başbakan'ın ruh hali iyi değil arkadaşlar, samimiyetle söylüyorum. Yine samimiyetle şunu söylemek istiyorum; bu söylem hele başbakanlık makamında oturan birisi tarafından yapılıyorsa ve kontrolsüz bir güçse başı ezilmekle tehdit ediyor."(ANKA)