Bir fotoğrafın hatırlattıkları: CHP'nin 'Ak Günler'i...

Bir fotoğrafın hatırlattıkları: CHP'nin 'Ak Günler'i...
Bir fotoğrafın hatırlattıkları: CHP'nin 'Ak Günler'i...

Karaoğlan efsanesinin başladığı günlerde Ecevit ve Baykal masa tenisi oynarken...

Yandaki fotoğraf, 1970'li yıllara ait. Ecevit ve Baykal masa tenisi oynuyor. Ecevit'in kaleme aldığı "Ak Günlere" başlıklı seçim bildirgesi ile yeni kimliğine bürünen CHP'de artık 'Karaoğlan' efsanesinin başladığı dönem. Bir süre sonra masa tenisindeki bu rekabet olanca şiddetiyle kurultaya taşınacak. Bu fotoğraf CHP'nin sandıktaki son büyük seçim başarısının bir hatırası olarak arşivlerde kalacak...

RADİKAL - Seçim sath-i mailine girilen şu günlerde siyasette gerilim yine zirveye çıktı. CHP ise seçime gidilirken bir yandan istifalarla sarsılıyor diğer yandan yeni ittifak arayışları ile de farklı bir siyasi cephe oluşturmaya çalışıyor. Bu haliyle ana muhalefet yine karışık görünüyor.

Ama aslında CHP tarihi hep parti içi sarsıntılar, çekişmeler ve tartışmalarla dolu. Ve zaten tam da bu özelliğin CHP'nin demokratik bir parti olmasından ileri geldiği, ömrü CHP'de geçmiş olanların söylediği bir şey.

Bu fotoğraf da CHP'nin belki de en sıkıntılı zamanlarından birini yaşandığı ama aynı zamanda seçim başarıları kazandığı bir döneme ait.

Vatan'da yayınlanan fotoğrafta Bülent Ecevit ile Deniz Baykal masa tenisi oynarken görülüyor.

CHP'de 'Karaoğlan' efsanesinin başladığı yıllar... 14 Ekim 1973 seçimleri kapıya dayanmış. CHP, Ecevit'in çizdiği 'yeni sol' kimliğiyle ilk kez halkın karşısında sınav verecek.

'AK GÜNLERE' BİLDİRGESİ...

Ecevit'in daktilosundan çıkan 'ak günlere' adını taşıyan seçim bildirgesi, CHP'nin yeni politikalarının da özeti gibi. Bu bildirgede CHP, "geniş halk topluluklarını yoksullaştırmak ve sömürmek yoluyla sermaye birikimini hızlandırma ve tekelci sermaye gruplarının elinde yoğunlaştırma amacını güden bu çağdışı ekonomi anlayışı" yerine kalkınma modeli olarak, "köylü kooperatiflerinin, sosyal güvenlik ve yardımlaşma kurumlarının, sendikaların, yurtdışındaki işçi ortaklıklarının ve benzeri halk ortaklıklarının girişimlerinden oluşan sektör" öneriyor. Yabancı sermayeye sınırlama getirileceği vaat ediliyor.

Vaatler bitmiyor: "DGM'lerin işçi haklarını ve sendikacılığını tehdit etmesinin önlenmesi, memur sendikalarının yeniden kurulması, tarım iş kanunun derhal çıkarılması, kıdem tazminatının bir yıla yarım aylık yerine, bir yıla bir aylık düzenden hesaplanması, işsizlik sigortasının kurulması, toplu sözleşme yetkisi için işçi referandumu uygulanması, KİT'leri doğrudan doğruya çalışanların yönetmesi, sosyal güvenlikten yoksun ev kadınlarının sosyal sigortadan yararlandırılması, kadınların daha erken yaşta emekli olabilmesi..."

"Ak Günlere" bildirgesinde CHP'nin klasikleşmiş "dinsel konulardan kaçınma" eğiliminin terk edildiği de açıkça beyan ediliyordu. "CHP Türk halkının dinsel inançlarının, dine bağlılığının, demokratik yoldan ve sosyal adaletle kalkınma için bir engel değil, tersine kolaylaştırıcı bir etken olduğu kanısındadır" ifadeleri dikkat çekiyordu.

'BU PARTİYE ACIYIN'

1973 seçimlerinde yüzde 33.3'lük oy oranıyla 185 milletvekili çıkaran CHP, iktidar adayı oluyordu. Ancak bu başarılar CHP'deki iç çekişmeleri hiç bitirmedi.

8 Mart 1976'da, aralarında Deniz Baykal'ın da bulunduğu 5 Yönetim Kurulu üyesinin istifası, parti içi soğuk savaşı iyice su yüzüne çıkarır. Baykal'a siyasi kariyeri boyunca takılan o 'hizipçi' lakabı işte o günlerden kalmadır.

CHP tarihinde ilk kez, taşlı sopalı kongrelere sahne olur. Ecevit, artık patlar:

"Yurtta herkes CHP'de neyin kavgasının yapıldığını bilmek istiyor, ancak anlayamıyor... Buraya hep dedikodularla geliyorsunuz. Bu partiye vurmayın, acıyın..."