Bir işçinin mektubu: AK Parti'ye neden oy verdim?

Bir işçinin mektubu: AK Parti'ye neden oy verdim?
Bir işçinin mektubu: AK Parti'ye neden oy verdim?
Gebze'de çalışan bir fabrika işçisi, 7 Haziran'da sandığa gitmediği halde 1 Kasım'da neden AKP'ye oy verdiğini anlattığı sade mektup, bu seçimde "istikrar" olarak vurgulanan ekonomik endişelerin oy davranışlarında ne kadar etkili olduğunu gözler önüne seriyor.

RADİKAL - Türkiye 1 Kasım seçimlerinin ardından parlamentodaki yemin töreni tartışmalarına ve yeni hükümet senaryolarına odaklandı. Ancak 7 Haziran ile 1 Kasım'daki sandık sonuçlarının arasındaki büyük fark merak uyandırmaya devam ediyor.

AKP'nin 5 aylık bir sürede oylarını yüzde 9 oranında artırarak çok rahat bir şekilde tek başına iktidar olmasıyla ilgili birçok analiz yapıldı. 'Terör korkusu' ve 'istikrar arayışı' en çok vurgulanan noktalar oldu.

7 Haziran seçimlerinde oy kullanmayan ancak 1 Kasım'da AK Parti'ye oy veren bir işçinin dün Evrensel gazetesinde yayınlanan mektubu da bu tartışmalara ışık tutacak bir içerikte.

Gebze'de Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren "Artemis" isimli bir fabrikada çalışan, iki çocuk babası bir işçi; 15 yıl vadeyle satın aldığı evin taksitlerinde artış yaşanacağı endişesiyle sandığa gittiğini ve bu endişeyle oy verdiğini aktarıyor. Tuzla Aydınlı'daki TOKİ konutlarında oturduğunu belirten bu işçi, aynı konut bölgesinde oturan 6 bin kişi olduğunu, çoğunluğu fabrika işçisi olan bu ailelerin de uzun vadeli borçlanmayla konut aldıklarını ve sık sık toplantılar düzenleyen TOKİ yönetimi tarafından "istikrar bozulursa, zar zor aldığını eviniz de gider” sözleriyle uyarıldığını aktarıyor.

Evrensel'de dün yayınlanan mektup şöyle:

20 yıllık işçilik yaşamımda ilk kez bir gazeteye yazı yazıyorum. Bu mektubu yazıp yazmama konusunda çok düşündüm. Fabrikadaki birkaç işçi arkadaşımın cesaret vermesiyle yazmaya zorda olsa karar verdim. Çalıştığım fabrikadaki bazı arkadaşların yazdığı yazıların Evrensel’de yayınlanması beni ayrıca teşvik etti. Ama yazmaya çalıştığım mektup, benim için biraz sıkıntılı bir durumdu.

Ben Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Artemis fabrikasında 17 yıldır çalışmaktayım. Aylık ücretim 1650 liradır. Ayrıca yılda 3 ikramiyemiz vardır. 2 çocuğum var ve hepsi de okula gitmektedir. Bütün işçilik hayatımda ilk kez bu seneki 1 Mayıs’a fabrikadaki arkadaşlarla birlikte Gebze’de katıldım. Önceden 1 Mayıs’ı televizyonlarda izler, doğrusu olumsuz düşünürdüm. Hatta 1 Mayıs’a gideceğimi eşime bile söylemedim. Ancak arkadaşlarla metal işçilerinin grev ziyaretlerine, Gebze'deki Emek Partisi’nin düzenlediği Soma ile ilgili panele fabrikadaki arkadaşlarla birlikte gitmem, 1 Mayıs’a katılma konusunda bana yardımcı oldu. Fabrika pankartımızın arkasında arkadaşlarla yürümek başka fabrikaların işçileriyle bir arada olmak beni çok etkiledi.

Gebze Organize’deki Arçelik LG işçilerinin direnişine kendimce katkılar sundum. Çalıştığım bölümde Arçelik LG işçileri için yardım toplamada görev aldım. Birkaç kez direniş çadırını ziyaret ettim. Hayatım boyunca MHP ve AKP’ye oy verdim. Haziran’daki seçimde sandığa gitmedim. Gitseydim Haziranda AKP’ye ya da MHP’ye oy vermeyecektim. HDP’ye oy vermeye de sıcak bakmadım. Fabrikamızda 2-3 tane Kürt işçi var. Onlarla herhangi bir sürtüşmem, onları hor görme gibi bir tutumum olmadı. Bence bir tarafta işçiler var, diğer yanda patronlar var. Bu bölünme dışındaki Türk-Kürt bölünmesi hepimize zarar  verir.

Ben 15 yıl borçlanarak Tuzla Aydınlı’da bulunan TOKİ konutlarından ev aldım. Daha 13 yıllık borcum var. Ayda aidat dahil 530 lira ödeme yapıyorum. Taksitlerimiz 6 ayda bir enflasyon kadar artıyor. Haziran’dan sonra hükümet kurulaması sonucu benimle aynı durumda olan binlerce işçiyi istikrar bozulacak kaygısı aldı. Benim oturduğum TOKİ konutlarında yaklaşık ailelerle birlikte 6000 insan yaşamaktadır. TOKİ’den 15 yıl borçlanarak ev alanların büyük çoğunluğu benim gibi fabrikalarda çalışan işçilerdir. TOKİ yönetimi bizlere yaptıkları toplantılarda sürekli olarak “İstikrar bozulursa, AK Parti tek başına hükümet kuramazsa taksitleriniz çok artar. Bakın döviz fırladı gitti, faizler arttı zar zor ev sahibi oldunuz. Yanlış yaparsanız eviniz de gider” dediler. Ben fabrikaya geldiğimde kendimi güvende hissederken, yaşadığım konutlara gittiğimde kendimi yalnız, çaresiz hissetmeye başladım. Fabrikada başka şeyleri konuşurken eve gittiğimde başka şeyleri konuşur hale gelmiştim. TOKİ  yönetimi neredeyse 3 gün arayla oturanlarla toplantı yapar hale gelmişti.

Ben 1 Kasım seçimlerinde oyumu AKP’ye verirken, bir işçi gibi değil TOKİ’den 15 yıl borçlanarak ev almış birisi gibi davranmak zorunda kaldım.