Bu da Ergenekon'un meczubu

Bu da Ergenekon'un meczubu
Bu da Ergenekon'un meczubu

18 Ocak 2008?de gözaltına alınan Göktaş serbest bırakıldı.

Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan İhsan Göktaş bazen bir MİT?mensubu oluyor, bazen Scientology'yi deşifre eden kahraman. Ayrıca Kuvayi Milliye'de gizli kameralı casus...
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Ergenekon soruşturmasının binlerce sayfa tutan iddianamesi ve eklerindeki karanlık ilişkilerin, planların ve fişlemelerin arasında saklı ilginç portreler var. Bunlardan biri de Kadıköy Kuvayi Milliye Derneği’ne gidip gelen, Alman ve Türk vatandaşı  olan İhsan Göktaş. Sürekli proje üreten ancak bir türlü tutunamayan İlhan Göktaş, ilginç bir karakter. Aynı ‘derin devlet dolandırıcısı’ Yalçın Tanfer gibi bazen kendisini MİT mensubu olarak tanıtıyor, bir yandan yurtdışı kaynaklı Scientology tarikatının Türkiye yapılanmasını deşifre etme iddiasıyla televizyona çıkıyor, bir yandan da Kuvayi Milliye Derneği’nde gizli kamerayla kayıtlar yapmaya çalışıyor. Çoğu zaman başaramıyor. Önce kendisine ait olmayan bir dükkanı satmaya çalışmakla suçlanarak yakalanıyor, sonra da Ergenekon soruşturmasında...

Göktaş, 1973 Berlin doğumlu. Alman vatandaşı olarak kendisine seçtiği isim ise Isaak Himmelstein. Almanya’da mimarlık bürolarında çalıştı. Kendi deyimiyle Scientology tarikatı tarafından Almanya’dayken ‘avlandı’. Dokuz yıl üyesi olduğu bu tarikat tarafından zorla evlendirildiğini öne sürüyordu. 2004’te eşiyle Türkiye’ye yerleşti.

Tarikatın Türkiye’de yapılanmaya çalıştığını öne sürerek televizyonlara çıktı ve tarikatın Türkiye’deki liderinin olaylı bir şekilde boşandığı eski eşi olduğunu öne sürdü. Anlatımlarına göre tarikatın gerçek yüzünü gördüğü için eşinden boşanmıştı. Tarikatın Türkiye’deki Anayasal düzeni yıkarak kendi ideolojisine göre bir sistem oluşturmaya çalıştığını savunuyordu.

Basına bu tarikat konusunda açıklamalar yapan Göktaş, aynı zamanda üyesi olduğu Kuvayi Milliye Derneği’ni de iki ay sonunda ihbar etmeye hazırlanıyordu. Oysa 2007 Ekim ayında üye olduğu dernekte, başkan Hüseyin Görüm tarafından ‘Kuvayi Milliye Derneği Uluslararası İstihbarat Sorumlusu’ olarak görevlendirilmişti. Görüm’ün dernekte yaptığını öne sürdüğü esrar partilerini gizli kamerayla kaydetmek için bir haber programıyla anlaşmıştı. Birkaç ses kaydı yapmıştı. Bilgisayarına aldığı bir notta  derneğin genel başkanı olacağı yazılıydı.

Bu sırada adı bir dolandırıcılık olayına karıştı. Haziran 2007’de evsiz kalmıştı. Bir arkadaşının aracılığıyla tanıştığı Zeytinburnu Telsiz Mahallesi’nde yaşayan Hasan Karabal isimli esnaf dükkanında kalmasına izin verdi. Ancak bir süre sonra Esenler Giyimkent’te Karabal’ın başka bir dükkanında kalmasının uygun olacağını söyledi. Göktaş altı ay bu dükkanda kaldı. Karabal farkında değildi ama bu sırada Zeytinburnu’ndaki dükkanından tapuları, kimlik fotokopileri, ikametgahı, nufüs cüzdan suretleri, imza beyannamesi çalınmıştı. 

Göktaş, Giyimkent’te kalırken Esenler’de gittiği pastanede karnını doyuruyordu. Pastanenin sahibi Rasim D. ifadesinde Göktaş için şunları anlattı: “MİT mensubu olduğunu söylüyordu. Ocak 2008’de ‘Buradaki görevim bitti. Giyimkent’te bir dükkanım var. Uygun koşullarda satmak istiyorum. Alıcı bulabilir misin?’ dedi. Ben de tanıdığım bir emlakçıyla tanıştırdım.”
Göktaş ve Kuvayi Milliye Derneği’nden tanıdığı Doğan Özer ile kendisini Hasan Karabal olarak tanıtan bir kişi emlakçıyla buluştu. 215 bin dolara anlaştıktan sonra tapu işlemlerine başlandı. Göktaş ve Özer 1000 dolar kaparo aldı. Ancak daha sonra satıştan vazgeçtiklerini söyleyerek ortadan kayboldular. Dükkan sahibi ‘gerçek’ Hasan Karabal, olaydan emlakçının telefonuyla haberdar oldu. Evraka baktığında kimlik fotokopisinin üzerinde bir başkasının fotoğrafının yerleştirildiğini gördü.  Karabal’ın telefonla ulaştığı İhsan Göktaş, ‘ortaya çıkarttığı’ tarikatın kendisinden intikam almak için bir komplo kurduğunu anlatıyordu. Karabal’ın şikâyeti üzerine Göktaş, Kuvayi Milliye Derneği’nde gözaltına alındı. İfadesinde suç Doğan Özer’e attı.

Ve Ergenekon sanığı
Bundan birkaç gün sonra 18 Ocak 2008’de bu kez Ergenekon operasyonunda örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Savcıya verdiği ifadede örgütle ilgisinin olmadığını, Kuvayi Milliye Derneği’ni ihbar etmek için hazırlıklar yaptığını detaylı şekilde anlattı: “Derneğe narkotik tarafından suçüstü yapılmasını istiyordum. Polise başvuru için hazırlık yapmıştım.“

‘Yüzde 100 mağdurum’
Göktaş, serbest bırakıldıktan sonra incelemek üzere alıkonulan bilgisayarının kendisine verilmesi için savcı Zekeriya Öz’e bozuk Türkçesiyle bir dilekçe yazdı. Göktaş, mağduriyetini şunları sıralıyordu: 
“Bilgisayarımın alınması nedeniyle acil devam çalışmam gereken konuları yüzde 100 durdurdu.

  • 12 ülkeye internetten takım elbise pazarlama yüzde 95 faaliyetlerine başlama aşamasında.
  • Savunma Bakanımız Vecdi Gönül kalemi Kılıç hanım ve Mehmetçik Koruma Vakfı’yla projelendirme aşamasında olduğum Pilotsuz Göktaşgözcüleri Ticari faaliyetlerim yüzde 100 durmuş durumda.
  • Televizyonlarla toplantılar yaptığım gizlilik anlaşmaları bitim aşamasında, ünlü bir sanatçıyla sözleşmelerim tam bitim aşamasında olduğu televizyon programı çalışmalarım yüzde 100 durmuş vaziyette.
  • Uluslararası avukat arama hizmetim bitim aşamasında ve  web mühendislerime sayfaları yapılandırmaları için görev veremiyorum.”
    Göktaş’ın dinlemeye takılan telefon görüşmeleri de ilginç. Ev arkadaşlarına evde makarna olup olmadığını soran Göktaş,  komşunun acıyarak tavuk verdiğini öğrenince seviniyor.  Ayrıca İran Konsolosluğu’na yazdığı 7 Mart 2007 tarihli dilekçede “Selamün Aleykum. Ben İran İslam Cumhuriyeti’nden yüklü miktarda bakır temin etmek istiyorum. Hürmetlerimle” yazıyor.