@bahadir_ozgr

Bu dava benim içimi rahatlattı

Bu dava benim içimi rahatlattı
Bu dava benim içimi rahatlattı

Şefik Fenmen

Haber: BAHADIR ÖZGÜR / Arşivi

Meclis Şeref Salonu, 12 Eylül darbesinden altı gün sonra, ‘aziz vatandaşlar’ adına Meclis iradesine el koyan generaller için özenle hazırlandı. Salonun duvarlarına tabana kadar yayılan lacivert kadife perdeler asıldı. Türk bayrağı örtülü kürsünün önüne, içinde kırmızı beyaz glayörlerin bulunduğu iki büyük vazo yerleştirildi. Kürsünün sol tarafına yönetime el kolan generaller, sağ tarafına onların atadığı siviller sıralandı. Protokol Müdürü Şefik Fenmen, salonu son bir kez kontrol ettikten sonra generalleri kürsüye davet etti. Yeminler bitince de, üst balkonda bekleyen Senfoni Orkestrası Şefi Gürel Aykal’a başıyla işaret verdi. Ardından gür bir sesle bağırdı: Kutlama töreni...!
O gün, Evren’in yanı başındaki Fenmen için gerçekten de ıstırap vericiydi. Generalleri çağırırken aklından uçak kazasından birlikte kurtulduğu Menderes’in idamı, Ecevit ile Demirel’in tutuklanması ve hepsinden öte Batılı bir yönetim tarzı istediği için sürgünde öldürülen dedesi Mithat Paşa geçti. Hayatı boyunca seçilmişlere hizmet eden bu paşa torunu, şimdi iktidara zorla gelmiş bir paşanın kusursuz gösterisinin mimarı olmuştu.
32 yıl sonra Radikal’in aradığı Fenmen, “İlk defa siz sordunuz. Anlatıp rahatlayayım” dedi. Ve o günkü duygularını şöyle aktardı: “Ben Mithat Paşa’nın torunuyum. Menderes’in protokol müdürlüğünü yaptım. O da bir darbe sonucu idam edildi. Bu olayı hiç unutamadım. Dışişleri bu görevi verdi, mecbur yaptım. İnanın benim için çok acıydı. Bir gün bu davanın açılacağını ümit ediyordum. Sonunda oldu. İçim rahatladı.” (RADİKAL)