Bu iktidar 28 Şubat'a hizmet ediyor

Bu iktidar 28 Şubat'a hizmet ediyor
Bu iktidar 28 Şubat'a hizmet ediyor
28 Şubat sürecinin en yakın tanıklarından Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan: "28 Şubat süreci hedefini buldu. Milli Görüş gitti. Tam da istenilen türde iktidar geldi."
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi
AYÇA ÖRER - ayca.orer@radikal.com.tr / Arşivi

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Fatih Erbakan
28 Şubat’ın hedeflerinden Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan “Eskiden laik kesim iktidardı, şimdi mütedeyyin kesim ama ikisi de aynı şeye hizmet ediyor” diyor, 28 Şubat’ın hedefini bulduğunu söylüyor. Erbakan’a göre, şimdiki iktidar Milli Görüş’ün devamı değil, 28 Şubat’ta istenenleri gerçekleştiriyor.
28 Şubat’ın ne için meydana geldiğini, neden olduğunu konuşmak gerek. 54. hükümette birtakım çok önemli icraatlar ve ilkler yapıldı. Bir tanesi denk bütçenin gerçekleştirilmesiydi. Türkiye dışarıdan borç almıyor ve dışarıya faiz ödemiyordu. Dışarıdan Amerikan Doları almamak için ilk adım atılmıştı. İran’la atılan adımın ardından 60 tane Müslüman ülkeyle aynı şeyin yapılması söz konusuydu. Bunu büyük bir tehlike olarak addettiler. Rahmetli babam daha sonra ABD Büyükelçiliği’nden kriptolu bir belge gönderildiğini açıkladı. Bu benzer operasyonlar D8 hükümetlerinin hepsine yapıldı.
Evde aile olarak çok hissetmedik. Rahmetli babam parti meselelerini, devlet meselelerini çok fazla eve getiren biri değildi. Ama tansiyonun yükseldiğini görüyorduk.
Şimdi laik kesimi dışlayan bir tablo ortaya çıkmaya başladı. Bunu değerlendirmek lazım. 28 Şubat’ta ve daha önceki dönemlerde dış güçler laik kesimin arkasında durarak mı kendi planlarını uygulamak istedi? Şimdi başka bir kesimi mi kullanıyorlar? Cumhuriyetin başından beri etkin olan laik kesimlerin geri plana alındığını görüyoruz. Bir dönem laik kesim koltukta oturuyordu, mütedeyyin kesim ayaktaydı; şimdi tam tersi.
28 Şubat Milli Görüş’e karşı yapıldı ama sonra yine Milli Görüş geleneğinden yeni bir yapı iktidara geldi demek doğru olmaz çünkü Milli Görüş’ün icraatları, temel değerlerine sahip insanlar iktidar olmadılar. Tam tersine mütedeyyin, namaz kılan, oruç tutan ama önceki iktidarın uygulamalarını ufak tefek düzenlemelerle sürdüren insanlar iktidarda. 28 Şubat’a karşı bir hareket olacaksa, Milli Görüş’ün aslının iktidara gelmesi gerekirdi.
Kişiye özel darbe yapılmış oldu. Hiç başka bir partiye zarar vermeyen, Refah Partisi’ni hedef alan bir darbeydi. Milli Görüş’ün aslını, özünü savunan, bunlardan taviz vermeyen kadrolar tasfiye edilmek istendi. Dış güçle rle çok sorunu olmayan kesim ön plana çıkarıldı. Refah Partisi’nin kapatılması da çok ağır bir olaydı. 4 milyon üyesi vardı partinin. Ortada fiili bir suç yoktu. Erbakan Hoca’ya özel bir darbe yapılmış oldu. En büyük zararı, Milli Görüş’ün kadroları görmüş oldu.

Refah Partisi’nin de yanlışları oldu

Eski Refah Partisi Milletvekili ve Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış
28 Şubat sürecinde Refah Partisi’nin milletvekiliydi ve aynı zamanda Susurluk Araştırma Komisyonu Başkanı’ydı . Elkatmış o dönemde 28 Şubat’ın kamu görevlileri üzerinde yarattığı baskı ve olumsuz hava nedeniyle bilgi akışını önlediğini, yargı görevlilerine verilen irtica brifingleriyle de dikkatlerin Susurluk olayı dışına çıkarıldığını söylüyor.

Susurluk Komisyonu’nda o dönem inkâr edilenlerin bugün itiraf edilmesi, bir kısım insanların şimdi ifadeye çağrılmaları ve bu kişilerin konuşmaya başlaması olumlu gelişmelerdir. Bu durum baskıların ortadan kalktığının ve artık ülkemizin normalleşmeye başladığının göstergesidir.
Susurluk ve Ergenekon hepsi derin devletin bir organizasyonudur. Bunlar farklı şeyler değildir. Dikkat edilirse aktörlerinin birçoğu aynı kişilerdir. Konjonktüre göre kimi zaman çete ve mafya olarak kimi zaman vurgun ve soygun kimi zaman terör ve kimi zamanda darbeci olarak faaliyet göstermektedirler.
28 Şubat karanlık bir dönemdir. Bu dönemde baskı, şantaj ve devletin soyulması vardır. Parlamentonun ve hükümetin üzerinde asker, medya ve yargı baskısı vardı. 28 Şubat Türk siyasi tarihinde karanlık bir dönem ve kara bir leke olarak tarihe geçmiştir.
Kamuoyunu kışkırtılıyordu bazı medyada yalan yanlış haber ve yorumlarla kamuoyunu tahrik ediyorlardı. Susurlukçulara, çete ve mafyaya dokunamayan yargı ise RP’lilere ve muhafazakâr kesimlere ise gözdağı veriyordu. Halkımız bunlardan olumsuz etkileniyordu. Fakat meclis grubumuz ve parti tabanımız daha da bilinçleniyor halk arasında ki bu korku ve tedirginliği yenmek için daha fazla gayret ve çaba gösteriyordu.
Elbette bizler de yanlışlıklar yapmış olabiliriz. Ancak yapılanlar ve söylenenler demokrasiye müdahaleyi ve askıya alınmasını gerektirmez.
28 Şubat muhafazakâr kesimin ve halkımızın bilinçlenmesine sebep olmuştur. Bu nedenle de 2002 ve daha sonraki seçimlerde muhafazakâr AKP iktidar oldu.

BÇG’yi ortaya çıkartınca bizi hain ilan ettiler

Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu
1997’de Orgeneral Çevik Bir’in emriyle, Batı Çalışma Grubu (BÇG) adında bir birim oluşturulduğunu tespit etti. Ve bu birimin hazırladığı bir taslağı dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’e vermesiyle darbe planı hazırlandığı ortaya çıktı. Genelkurmay TSK’ye ait belgelerin Deniz Kuvvetleri’nden nasıl dışarı çıkarıldığı konusunda soruşturma başlattı. Emniyet İstihbarat Dairesi’nde geçici görevle çalışan polis kökenli deniz onbaşı Kadir Sarmusak’tan şüphelenen askeri savcılık Sarmusak’ı sorguladı. Orakoğlu ise bilgi ve belge çalmaya azmettirmekten
dolayı yargılandı.

O süreçte PKK ile ilgili savcılıktan alınmış dinleme kayıtları vardı. TSK içinde bir grubun PKK’dan Sabri Ok ile görüştüğünü tespit ettik. Bunlarla ilgili çalışmalarımızı yaparken Batı Çalışma Grubu belgesini tespit ettik. Genel müdürü aradım, o İçişleri Bakanı’nı, Bakan Çiller’i aradı, Bakan Erbakan’a, Erbakan da Demirel’e iletti belgeleri. Demirel bu belgeyle ilgili gerekli hukuki işlemleri yapacağına belgeyi tekrar Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdi. Hakkımızda tahkikat başlatıldı. Türkiye’yi darbe sürecine götürecek bir belgeyi bulduğumuz için bizlere de vatan haini, köstebek gibi suçlamalar yönetildi.
28 Şubat sürecinin en önemli olaylardan biri Susurluk’tur. Biz o süreçte Mehmet Ağar’ın Çevik Bir’le bir görüşme yaptığını tespit etmiştik. Çevik Bir ve ekibi tarafından siyasilere ve yargıya brifing verilmişti. Bir işbirliği olduğu yönünde bilgilerimiz vardı o süreçte. 28 Şubat’ta MGK’nın devleti ele geçirdiğini düşünüyorum. 28 Şubat’ın diğer darbelerden farkı emir komuta zinciri içerisinde yapılmamış olmasıdır.

Şimdi ne yapıyorlar?

FADİME ŞAHİN: 28 Şubat’ın en magazinel ismiydi. Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz’le yaşadıklarını anlatıyor, “Ben her zaman dindar bir insandım. Dini duygularım sömürüldü” diyordu. 13 yıl sonra Adana’da yaşadığı, evlendiği ortaya çıktı.
MÜSLÜM GÜNDÜZ: 28 Şubat ik-limini yaratan isimlerin başında sayıldı. Tanınması, 28 Aralık’ta kameralar eşliğinde yaşanan baskınla oldu. Tutuklandı. Halen 500 müridiyle Elazığ’da ortaya çıktı.
ALİ KALKANCI: Fadime Şahin olayının diğer aktörüydü. Tutuklandı. Uzun süre sonra işadamı olarak ortaya çıktı. Büyükçekmece’deki fabrikasında 2 milyon Captagon ele geçirildi.

YARIN: Eski İÜ Rektörü Kemal Alemdaoğlu Gazeteci Mehmet Ali Birand, Seyhan Soylu (Sisi)