@ismailsaymaz

Bu işe BDP tabanı da ikna olmadı

Bu işe BDP tabanı da ikna olmadı
Bu işe BDP tabanı da ikna olmadı

Aygün ün kaçırılması Tunceli de protesto edildi.

Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi
CAN GÜLERYÜZLÜ / Arşivi

TUNCELİ- Şerafettin Halis, başkanlığını yürüttüğü BDP Tunceli İl Binası’nda, Hüseyin Aygün’e dair soruları, uzun uzun düşünerek yanıtlıyor. PKK ’nın resmi açıklamaları ile Aygün’ün kaçırılmasının Tunceli’deki algılanışı arasındaki makas, eski Tunceli Milletvekili Halis dahil, BDP’lilerde de açık bir sıkıntı yaratıyor. Aygün hakkında ‘şikâyetler’ bulunduğu açıklamasından, ‘özel savaş yürütücüsü’ olduğu iddiasına dek, PKK’nın ileri sürdüğü gerekçeler BDP tabanını da ikna etmiyor. Aygün’ün bırakılması, Tunceli’de işte bu ruh halinin sonucu olarak görülüyor.
CHP ’li Aygün’ün kaçırılması geniş bir kitlesellikle protesto edilmese de bu eylemin BDP’lileri bile ikna edemediği gözleniyor. PKK’nın yaptığı açıklamalar da bu yönde değerlendiriliyor. PKK ilk açıklamasında Aygün’ün “İdari ve hukuki işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakılacağını” bildirmişti. Bu, tepkili kamuoyunu sakinleştirme şeklinde yorumlanıyordu. Ardından HPG’nin açıklaması geldi. Açıklamada Aygün’ün ‘halkın yoğun şikayetleri’ üzerine gözaltına alındığı iddia edildi. Açıklamada, eylemin amacı “Dersim’de geliştirilmek istenen barajlara dikkat çekmek ve Aygün’ün kirli politikaların hizmetine girmemesi gerekliliğini hatırlatmak” diye izah edildi. BDP’yi gerekçelere ikna etmeye yönelik bu sav, en son Peri Suyu’daki baraj karşıtı köylüleri ziyaret eden Aygün için gerçekdışı. 

Halis’in ‘izahı’
PKK’nın açıklamaları çoğu Tunceliliyi ikna etmeye yetmiyor. Sokakta, ‘adlarını açıklamaktan’ imtina ederek görüşlerini açıklayanlar Aygün’ün kaçırılmasına tepkili. BDP İl Başkanı ve bir önceki dönem Tunceli Milletvekili olan Şerafettin Halis, “Aygün örgüt için doğal bir hedef midir?” sorusuna karşılık, “Örgüt için hedef olacağını düşünmüyorum. Fakat silahlı örgütlerin bir partiye göre eleştiriye tahammül sınırları daha dar olabilir. Aygün’ün hedef olmaktan ziyade genel bir politikanın özgün bir durumu olarak kabul etmek gerekir” diyor. Halis bile, Aygün’ün ‘özel savaş yürütücüsü’ olduğunu söylemiyor. Aygün hakkındaki şikayetlerin ne olduğu konusundaki bir izah getirmiyor. Aygün’ün kaçırıldığını ilk işittiğinde, “Keşke olmasaydı” dediğini ifade ederken, tekil örneklerden çok, bölgedeki savaş koşullarına karşı çıkmak gerektiğini savunuyor. Halis, BDP tabanındaki bir rahatsızlığı da reddetmiyor: “Eleştirel olarak yaklaştığımız insanların böyle bir eylemle karşılaşması bizi sevindirmez. Tunceli insanı kaldı ki hısım akraba ve dost kirvedir. ‘Bizim gibi düşünmeyen kimsenin iyi ki başına bu iş gelmiş’ demeyiz. Bu bizim partinin aktörlerine yansıdığı kadar üyelerine de yansıyor.”

Ricciardone: Aygün’ün kaçırılması aptalca
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye ziyaretinden sonra Hüseyin Aygün’ün PKK tarafından kaçırıldığını anımsatarak, “Bunu kuvvetle kınıyoruz ve Türk halkı, hükümeti ve Meclisi ile dayanışmamızı ifade etmek istiyorum. Ailesinin de yanındayız” dedi. Olayın kendisini hem resmi hem de kişisel olarak çok etkilediğini belirten Ricciardone, şöyle konuştu: “Aynen Türkler gibi tepki verdim. Ne kadar güçlü duygulara sahip olduğumuzu ifade etmek istedim. Kılıçdaroğlu ’na telefon ettim. Duyduğum öfkeyi ifade ettim. Meclis Başkanı’na mektup gönderdim. ABD’nin bu işin arkasında olduğunu söyledim. Bu kabul edilemez. Çok aptalca. Hem Türk halkının hem de Kürt halkının hiç kimsenin çıkarına değil. Türkiye’nin özgürlük ve adaleti açısından hiç işe yaramayacak. Müzakereler açısından da...”