Bülent Arınç: En ağır cezaları vermek lazım

Bülent Arınç: En ağır cezaları vermek lazım
Bülent Arınç: En ağır cezaları vermek lazım
Başbakan Yardımcısı Arınç, Özgecan Aslan'ın öldürülmesine ilişkin, "Bunları çözmemiz lazım, bunlara imkan ve fırsat vermemek lazım, bunları yapanlara en ağır cezaları vermek lazım" dedi."

RADİKAL - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Mersin'in Tarsus ilçesinde üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'ın öldürülmesine ilişkin, "Böyle bir varlığı vahşice katleden, ona karşı şiddet kullanan, ona eziyet eden, onun haysiyetini, onurunu yerlerde sürükleyen vahşiler ve katillerin aramızda dolaşıyor olması, bizi çok üzüyor. Öldüğü, yaralandığı, yüzüne tokat, darbe yediği için hepimiz çok üzgünüz. Bunları çözmemiz lazım, bunlara imkan ve fırsat vermemek lazım, bunları yapanlara en ağır cezaları vermek lazım" dedi.

Arınç, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi'nde düzenlenen "Başarılı Esnaf Kadınlara Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmada, BESOB'un 105 oda ve 90 bin üyesiyle esnaf ve sanatkarları başarıyla temsil ettiğini söyledi.

Her toplantıda esnaf ve sanatkarın korunması, perakende ticaretin düzenlenmesiyle ilgili kanunun çıkarması gerektiğini dile getirdiğini hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:

"İnanın 20 yıldır parlamentodayım. 20 yıldır takip ettiğimiz bu konuyu ne hikmetse özellikle AVM'ler, büyük alışveriş merkezleri, onların ödediği vergiler, yurt dışı, yurt içi lobileri böyle bir kanunun çıkmasına engel oluyordu ancak ısrarlarımız yerine geldi. Geçtiğimiz bayramlaşmada yine bu salonda 'Bunu mutlaka çıkaracağız' diye söz vermiştim. Gider gitmez Bakanlar Kurulunda ele aldık. Süratle Gümrük ve Ticaret Bakanlığı sevk etti. Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonunun da katkısıyla geçtiğimiz bir ay içinde bu kanun çıktı. Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanarak yürürlüğe sokulmuş oldu. Hayırlı olsun. Esnaf ve sanatkarımızı koruyan, onlara yeni imkanlar tanıyan, kolaylıklar temin eden bir kanun olarak yürürlükte."

BURSASPOR'A DESTEK ÇAĞRISI
Kestel ilçesinde, esnaf ve sanatkarlara ayrılan, Türkiye 'de bir ilk olacak büyüklükteki iş yerlerinin telefon altyapısının Türk Telekom tarafından ücretsiz yapıldığını anlatan Arınç, bunun karşılığının 10 milyon lira olduğunu ifade ederek, Türk Telekom Bursa Bölge Müdürlüğü yetkililerine teşekkür etti.

Arınç, Bursaspor'un şehrin en büyük değerlerinden biri olduğunu belirterek, "Bursaspor'a maddi ve manevi sahip çıkılırsa o takım başarıdan başarıya koşar. Hangi maça çıkarsa çıksın, 'Arkasında Bursa var' diyerek ona göre oynar. Eğer arkasında 3 milyonluk Bursa yoksa en zayıf takıma bile yenilir ama isterse Real Madrid ile oynasın, 'Bursa benim arkamda' diye düşünürse Allah'ın izniyle iki tane atar" diye konuştu.

Bursaspor'u madden güçlendirmek gerektiğini vurgulayan Arınç, kulübün bu konuda ciddi bir desteğe ihtiyaç duyduğunu anlattı.

Başbakan Yardımcısı Arınç, inşaatına devam edilen stadyumu anımsatarak, "Türkiye'de örnekleri yoktur ama dünyadaki ilk 10 stadyumdan birini Bursa'ya kazandıran Büyükşehir Belediye Başkanlığı inşallah 3-5 ay içinde bitecek Timsah Arena Stadyumu'nun olduğu gibi her şeyini Bursaspor'a devretti. Bunu başka bir belediye başkanı yapar mı bu kadar bilmiyorum ama Bursaspor hastası olursa bir adam yapar. Recep Altepe bunu yaptı ve belki 250-300 milyon liraya mal olan bu stadın kullanılmasını, gelir temin etmesini, Bursaspor'a bir kazanç yolu olarak gösterdi. Bu, örnek alınacak bir davranıştır" ifadesini kullandı.

"GEREKLİ TEDBİRLERİ ALACAĞIZ"

Başarılı girişimci kadınları teşvik ettiklerini, mikrokredi uygulamaları sayesinde 3-5 bin lira kredi alıp, ayda 500 lira ödeye ödeye kendi işinden para kazanan kadınları kutladığını söyleyen Arınç, mikrokredi uygulamasının dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Bangladeş kökenli Prof. Dr. Muhammed Yunus'un dünyaya tanıttığı bir sistem olduğunu ifade etti.

Bu kredilerin geri dönüşünün yüzde 100 olduğu bilgisini veren Arınç, "Çünkü kadınlar bu konuda çok daha dürüst erkeklere göre, çok daha çalışkan, sözüne çok daha bağlıdırlar" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının giderek arttığını vurgulayan Arınç, şöyle konuştu:

"Biz de son 25 dönüşüm programı içinde en az 9 tanesini aile ve kadınlarla ilgili olarak ortaya koyduk. Mesela ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunmasıyla ilgili bir tedbirimizi Başbakanımız geçtiğimiz günlerde açıkladı. Kadınlar çalışıyor, çocuk sahibi oluyor, çocuklarına daha fazla zaman ayırmaları, onların eğitimiyle hayatıyla daha çok ilgilenmeleri, eşlerine daha çok zaman ayırmaları gerekiyor. Maalesef Türkiye'de bir sosyal facia olarak evliliğin artmakta olduğu ama boşanmanın onun biraz daha önüne geçtiğini görüyoruz. Bu çok yanlış, çok üzücü bir olay. Boşanmaların onlarca sebebi olabilir ama bu sebepleri ortadan kaldırmak, mutlu bir aile yuvasını meydana getirmek zorundayız. Anayasanın bir maddesi ailenin, bir maddesi de gençliğin korunmasıdır. Ailenin korunmasıyla ilgili gerekli tedbirleri alacağız. Dolayısıyla çocuğun daha ilk yıllarda mutlaka anne şefkatine ihtiyacı vardır. Onu beslemek, büyütmek, annenin evladının yanında olması çok daha önemlidir. Bu yüzden çalışan kadınlar için Sayın Başbakanımızın açıkladığı program, gazetelerde, televizyonlarda belki yeteri kadar verilmemiş olabilir ama çok önemlidir. O yüzden biz çalışan kadın olacak ama çocuğuna, evine daha fazla zaman ayırabilecek, bunun imkanlarını hazırlıyoruz."

"KATİLLERİN ARAMIZDA DOLAŞIYOR OLMASI BİZİ ÜZÜYOR"

Bazı mesleklerin ölmeye yüz tuttuğunu anımsatan Arınç, "Bunlar için de faizsiz krediler vereceğiz, miktarları da yüksek olacak. Halk Bankasının muslukları, esnaf ve sanatkarımız için Allah'ın izniyle daha çok açıldı, daha çok imkan var. Bunlardan hep beraber istifade etmeliyiz" görüşlerini iletti.

Esnaf ve sanatkarların memleketin omurgası olduğunu dile getiren Arınç, esnaf ve sanatkar kitlesinin içinden bir tane bile hırsız, uğursuz, ırz düşmanı, memleket haini çıkmadığını, bundan sonra da çıkmayacağını ifade etti.

Arınç, kadınların, kızların, hanımların çok mukaddes varlıklar olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:

"Hepimizin hamdolsun annesi var, ölenlere Hak, rahmet etsin. Hepimiz onu çok severiz. Eşimiz, kendi kızımız, torunumuz, kardeşimiz var. Böyle bir varlık, bizim her zaman çok sevdiğimiz bir varlık olarak her zaman el üstünde tutulmaya değer. Böyle bir varlığı vahşice katleden, ona karşı şiddet kullanan, ona eziyet eden, onun haysiyetini, onurunu yerlerde sürükleyen vahşiler ve katillerin aramızda dolaşıyor olması, bizi çok üzüyor. Öldüğü, yaralandığı, yüzüne tokat, darbe yediği için hepimiz çok üzgünüz. Bunları çözmemiz lazım. Bunlara imkan ve fırsat vermemek lazım. Bunları yapanlara en ağır cezaları vermek lazım. Biz bunları yapıyoruz. Aklımızın erdiği bütün tedbirleri de alıyoruz. Ne var ki öyle bir rüzgar esiyor ki bunlar, hala devam ediyor. Aklımızın ermediği, sizin bildiğiniz bir şey varsa ne olur söyleyin, onu da yapalım. Bu hepimizin meselesidir çünkü. Hepimiz bu toplulukta kadınımızla erkeğimizle çocuklarımızla akrabalarımızla mutlu, huzurlu yaşamak isteriz. Herkes birbirinin yüzünün gülmesini ister. Bu memleketimiz eskiden böyle değildi. Sokağın ortasında anlatamayacağınız vahşeti işleyen insanlar, eskiden bu ülkede yoktu, yetişmemişti, yetişmiyordu. Ne oldu bize ki hangi değerlerimizi kaybettik ki bu vahşiler bugün her gün gazete sayfalarında, televizyonlarda bizleri üzüyor ve mahcup ediyor? İnşallah son bulması temennisiyle bütün kadınlarımıza, şiddet gören, mutsuz olan, aile bağlarından kopan korunma altına alınan bütün kadınlarımıza da mutluluklar diliyorum."