Burkay'dan yeni 'gülümse'ler

Burkay'dan yeni 'gülümse'ler
Burkay'dan yeni 'gülümse'ler
Ünlü Kürt siyasetçi ve aydını Kemal Burkay'ın Türkiye'ye dönüşü altı ay oldu. Dile kolay, tam 31 yıl sürgünde yaşamıştı.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Burkay, ülkesine yine sosyalist, ancak partisiz olarak döndü. Doğduğu topraklara, yani Dersim’e gitti. Hayatta kalan akrabalarını, dostlarını ziyaret etti. Daha çok İstanbul ve Ankara’da bulunsa da Akdeniz’i de gezdi. Türkiye’deki değişimi gözlemledi. 

Kemal Burkay’ı daha çok gazete sayfalarında, TV ekranlarında görüyoruz. Barış mesajları veriyor. Demokratikleşmeyi, açılımı savunuyor. Silahların susmasını istiyor ve en ağır eleştirileri de Öcalan ve PKK’ya yönelik yapıyor. Burkay, PKK’yı ‘derin devlet’in kurduğunu, Öcalan’ın da ‘Ergenekon’ denetiminde olduğunu söylemişti. Burkay, Öcalan ile bugüne kadar iki kez görüşmüş. İlk görüşme Ankara’da 1980 öncesi olmuş. Öcalan, Burkay’ın bürosuna gelmiş, aklındaki ‘ideolojik bir sorun’la ilgili düşüncelerini almış. İkinci görüşme Bekaa Vadisi’nde olmuş. Orada da Öcalan, “Bizi artık Esad’a bağladılar” diyerek Suriye devletinin emrine girdiğini söylemiş. Burkay’ın açıklamalarından PKK/BDP kanadı hoşnut değil. Zaten Burkay’a gelişinden beri sıcak bakmamışlar. BDP’den sadece Selahattin Demirtaş “Hoş geldiniz” telefonu açmış. Burkay da Diyarbakır’a gittiğinde Osman Baydemir’i makamında ziyaret etmiş. Hepsi bu. Öcalan ile Burkay’ın orta bir özelliği, ikisinin de devlet memurluğu geçmişi olması. Öcalan kısa süre Tapu Kadastro’da çalışmıştı. Burkay da öğrenciliği sırasında üç yıl Tarım Bakanlığı’nda görev yapmış. Hatta mesai arkadaşı bir kadın, “Ben Kürdüm” lafını duyunca Burkay’a, “Estağfurullah” bile demiş. O günleri gülerek anlatıyor Burkay. 

Arınç’la gizli görüşme 
Kemal Burkay’a BDP’den çok AK Partililerin sıcak davranması gözlerden kaçmıyor. Türkiye’ye geldikten sonra Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’la görüşme biliniyor. Burkay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın annesi vefat ettiğinde başsağlığında bulunmuş. Bir de kamuoyunun bilmediği bir görüşme var. Geçen hafta gerçekleşti. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Kemal Burkay bir araya geldi, 1 saate yakın görüştü. Arınç, Türkiye’ye dönüşü öncesi de Avrupa’da Burkay ile görüşen ve ülkesine dönmesi için çağrı yapan isimdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dönüşüne sıcak baktığı Kemal Burkay’la henüz görüşmedi. CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu “Hoş geldiniz” telefonu açmış. 

Korumaları geri gönderdi 
Devlet, can güvenliğini risk altında görmüş olacak ki, Burkay’a Türkiye’ye gelir gelmez dört koruma birden tahsis etmiş. Tehdit alsa da korkmadığını söyleyen Burkay, korumaları geri göndermiş. İstanbul Valiliği’ne yazılı başvuru yaparak koruma istemediğini söylemiş.
Burkay, siyasi mücadelesinden belki daha fazla şairliği ile de geniş kitlelerce tanındı. Sezen Aksu’nun muhteşem sesiyle dillerden düşürmediği ‘Gülümse’ şiiri Burkay’a ait. Burkay, son iki yılda 15 civarında yeni şiir yazmış. Bunlar bir süre sonra kitap halinde basılacak. Sezen Aksu da Burkay’ı telefonla arayıp görüşen isimlerden. Belki yakında yüz yüze gelirler, Sezen Aksu, yeni kasetine bestelediği bir Burkay şiiri koyar.

Son şiiri: Yolcu 
Dün o körfez yoluna gittim
Eski bir dostu arar gibi
Ama yüzümü okşayan yel
Ey transit yolcu dedi bana
Aradığın geçmişi bulamazsın
Yıllar onu çoktan alıp gitti

Hrant, 2015 kurbanı mı?
Hrant Dink davasında verilen karar kimseyi tatmin etmedi. Yargı süreci henüz bitmiş olmasa da herkesin aklından aynı soru geçiyor. Katil, destekçileri, ilişki ağları, ihmaller, azmettiriciler bu kadar ortada iken, nasıl olur da ‘örgüt’e rastlanmaz? Yargı çevrelerini çok iyi bilen bir arkadaşım ilginç şeyler anlattı. “Biliyor musun, Hrant ve adalet 2015’e kurban edildi” dedi. “Nasıl yani?” diye sorunca başladı anlatmaya. “Biliyorsun 2015 yılı Ermeni olaylarının 100. yıldönümü. Ermeniler, özellikle diyaspora 2015’e hazırlanıyor. Dünya genelinde etkinlikler düzenlenecek. Türkiye’yi iyice mahkûm etmeye çalışacaklar. İşin sonunda tazminat talepleri de var…” Sözünü kestim. Bunlar bildiğimiz şeylerdi. “İyi de bunun mahkemeyle ne ilgisi var?” dedim. “Çok ilgisi var” diyen arkadaşım devam etti: “Benim duyduğum ‘Devlet’ harekete geçmiş. Dink davasında örgüt kararı çıkması durumunda Türkiye Cumhuriyeti’nin sıkıntıya gireceğini, Ermenilerin bunu uluslararası platformda aleyhimize kullanacağını münasip bir dille mahkeme heyetine anlatmış; ikna etmişler.”