Bütçe yerine zirve kavgası

'Radikal duyurdu'
TBMM'deki bütçe görüşmelerinde AB zirvesi konuşuldu. Başbakan Erdoğan'ı suçlayan CHP lideri Baykal, "Bilgi karartılması yapılıyor' dedi. Baykal şöyle konuştu: "Kargayı bülbül diye yutturamazsınız. Zirve kararlarının resmi çevirisi yapılıp dağıtılmadı. Kararları Radikal gazetesi duyurdu" dedi.
'Rumlar onayladı'
DYP lideri Ağar, "Türkiye-AB ilişkisi, Cuma-Robinson ilişkisi olamaz" diye konuştu. Eleştirileri Erdoğan yanıtladı: "Baykal yanlış metin üzerinden konuştu. Net müzakere tarihi alındı. Hedef tam üyelik. Onay verenler içinde Güney Kıbrıs da var."

ANKARA - TBMM'deki dünkü bütçe görüşmelerine AB'nin 17 Aralık zirvesi damgasını vurdu. İlk söz alan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, iktidarın zirve kararlarının ardından Türkiye'de bayram havası yaratmak istediğini, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Kızılay'daki gösteriler sırasında 'Bayramınız kutlu olsun' dediğini anımsattı. Oluşturulan bayram havasının dayanağını bakanlar, milletvekilleri ve halkın bilmediğini ileri süren CHP lideri Baykal, şunları söyledi:
"Niye sevinmemiz gerektiğini üç gün oldu kimse söylemedi. Başbakan'ın 17 Aralık açıklaması da bir bilgi karartmasıdır. Çünkü Başbakan'ın yaptığı açıklama doğru değil.
'Kararları Radikal duyurdu'
Brüksel zirvesi kararlarının resmi çevirisi yapılarak dağıtılmadı. Kararları Radikal gazetesi duyurdu. Vatandaşlar, 'Bu kadar gürültü koparıldığına göre AB'ye giriyoruz' diye düşünebilir. Ne yazık ki gerçek bu değil. Türkiye'ye verilen bizi tam üyeliğe taşıyacak bir güzergâhın haritası değil. Türkiye'ye AB tarihinde ilk kez ikinci çember içinde yer alma önerisi yapıldı. Özel, farklı bir üyelik teklif ediliyor. Tam üyelik görünmüyor. Ucu açıklık da bunun için konuldu. Bayram yaptığınız, sonuçlanmayacağı bize ifade edilmiş bir müzakeredir. Karar metninin 23. maddesinde bu yazıldı, biz de kabul ettik.
Türkiye'ye özel muamele hakkı üye ülkelere de tanındı. Dışişleri Bakanı'nın Brüksel'e gitmeden açıkladığı sekiz kırmızı çizgi vardı, hepsi aşıldı. Ne kadar çalışırsanız çalışın kargayı bülbül diye yutturamazsınız. Mızrak çuvala girmez. Tam üyeliğimiz üye ülkelerin hazmetmesine bırakıldı. 2.8 milyar dolarlık Airbus uçaklarının alımı da yetmedi, mali yardımlar tümüyle kapatıldı. Bunun bizi götüreceği yer tam üyelik değil.
Erdoğan'la Gül çözüm olmadan Kıbrıs Rum Kesimi'nin tanınmayacağını söyledi. Ciddi bir açmazın içine girildi. Alınan tarih, Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanıma şartlı bir tarihtir. Biz AB için destek verdik, ama ortaya çıkan yüzümüzü ağartacak, iftihar edilecek bir nokta değil. Bu nedenle TBMM'de genel görüşme açılmasını isteyeceğiz."
Ağar: Ne bayramı?
DYP lideri Mehmet Ağar da, anlaşmanın tam üyeliğe gitmediğini savundu. Ağar, "Ne bayramı kutluyorsunuz? Meselenin temeli Türkiye'nin menfaatlerini korumaktır. İç politika çıkarlarının ötesinde bir milli menfaat meselesi olduğu açıktır. Türkiye-AB ilişkisi Cuma-Robinson ilişkisi olamaz. Böyle bir kafa Türkiye'yi temsil edemez" dedi.
Erdoğan: Hedef tam üyelik
Daha sonra Başbakan Erdoğan eleştirileri yanıtladı. Türkiye'nin AB'den net bir müzakere tarihi aldığını belirten Erdoğan, Baykal'ın, zirve kararıyla ilgili değerlendirmelerini yanlış bir metin üzerinden yaptığını ileri sürdü. Baykal'ın, "Türkiye'ye ikinci sınıf üyelik veriliyor" sözlerini eleştiren Erdoğan, "Siz kendinizi ikinci sınıf kabul ediyorsanız bir şey diyemem. Bu millet birinci sınıftır ve bunun gereğini orada ortaya koymuştur" diye seslendi. Erdoğan, özetle şöyle konuştu:
"Tarih 3 Ekim 2005, hedef de tam üyelik. 25 ülkenin tamamı onay verdi. Aralarında Güney Kıbrıs da var. Kıbrıs'la ilgili olarak, katılım müzakereleri başlamadan önce, uyum protokolünde gerekli uyarlamalar
üzerinde anlaşmaya varılıp bunlar sonuçlandırıldıktan sonra hazır olunacağı beyan edilmiştir. Sözü edilen protokolün imzalanması, tanıma anlamı taşımamaktadır.
'Güney Kıbrıs'ı tanımadık'
Türkiye 25 üyeyle müzakere yürütecek. Bunlardan birini tanımaksızın müzakere pozisyonunu elde etmemiz, esasen milli çıkarlarımızı koruma konusundaki hassasiyetimizi oluşturmakta. Uluslararası literatürde dolaylı tanıma, fiili tanıma, doğrudan tanıma var. Dolayısıyla biz, AB protokolünü imzalamanın tanıma anlamına gelmediğini, Rumların, Kıbrıs Türklerini temsil edemeyeceklerini de açıkça zirvede ortaya koyduk. Tanıma anlamına gelmeyeceği Balkenende, Schröder, Blair ve AB Komisyon Başkanı Barroso tarafından da açıklandı.
'Ucu açık' olayı şudur; Müzakerelerin başlangıç ve bitiş tarihi diye bir şey yok. Bugüne kadar hiç böyle bir tarih belirlenmedi. "Tam üyelikle ilgili bir garanti yoktur", ifadesine takılıyorsanız, bu bizden önceki adaylar için de söz konusuydu. İngiltere'yle müzakereler 11.5 yıl sürdü. Fransa İngiltere'yi iki kez veto etti. Siz hep bardağın boş tarafından bakıyorsunuz. Eğer dolu tarafına bakarsanız bayramı siz de yaşarsınız."