Bütçede sert kavga

Ofer'le görüşme
Maliye Bakanı Unakıtan'ın Ofer görüşmesi nedeniyle istifasını isteyen CHP lideri Baykal, Başbakan'a şöyle dedi: "Hangi Erdoğan'sın, Hikmetyar'ın önünde diz çöken mi, Anıtkabir'de saygı duruşu yapan mı?"
'Gelişerek değiştim'
Erdoğan, Unakıtan eleştirisini "İddiasını ispatlamayan... Buraya üç nokta koyuyurum" diye yanıtladı. "Ben gelişerek değiştim diyen" Başbakan, Baykal'a bakanlığı dönemindeki enerji kuyruklarını hatırlattı.

ANKARA - TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe görüşmeleri, Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP lideri Deniz Baykal arasında sert söz düellosuna sahne oldu. Baykal, Erdoğan'a "Hangi Erdoğan'sın, Hikmetyar'ın önünde diz çöken mi, 'Anıtkabir'de sap gibi duruyorlar' deyip sonra saygı duruşunda bulunan mı?" diye sordu. Erdoğan ise, bu konuyu 'sakız gibi çiğnemekle' suçladığı Baykal'ı "O zaman Afganistan başbakanıydı, şimdi farklı safta olduğu için desteklemiyorum. Değişerek geliştim" diye yanıtladı.
Baykal, konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı:
Çirkin bürokratları kim getiriyor: Mahkemede sizinle ilgili beraat veren hâkim birdenbire önemli noktalara geliyor. Yolsuzluklar buralardan besleniyor.
Önemli devlet kademelerine bilim ve teknolojiden anlayan değil, vücut dilinizden anlayanları getiriyorsunuz. Bunun sonucunda yolsuzluk olayları patlıyor. Ak enerji, çirkin bürokrat, çirkin politikacı, çirkin iş adamları... Bunları kim getiriyor bu görevlere?
Kapıkule operasyonu: Kritik bir noktada olan ve görevden uzaklaştırdığınız bir bürokratın operasyonu. Gebze gümrük kaçaklığı ile ilgili mahkeme tutanaklarında bir müsteşar yardımcısı kaçakçıdan kızına Peugeot 307 istiyor. Bu olayların içinde yer tutan şahsiyetler, Kapıkule tablosunun bir ölçüde içinde, AKP zihniyetinden, bal tutan parmağını yalar, devlet olanaklarından bizim arkadaşlarımız da yararlansınlar anlayışı ile hareket ediyorlar.
Eski sözler
Hangi Tayyip Erdoğan: Başbakan 'Bize göre demokrasi bir araçtır. Eğer halk totaliter bir rejim istiyorsa buna saygı duymalıyız. Kemalizm'i kitlelere zorla dikte etmiştir. 1923'ten bu yana sürekli olarak bir gerileyişin içindedir. 27 etnik grup yaşamakta. Bunların varlıklarının da tanınması gerekir. Türkiye Türklerindir tezi yanlıştır. İnanç birlikteliği bu insanların bütünlüğünü sağlayabilir' diyor. Ben ulusal kimliğimiz, devletimizin yapısı ile ilgili 30 yıl önce ne söylüyorsam bugün de söylüyorum. Ama başbakan aynı şeyleri düşünüyor mu bilmiyorum. Başbakan Mevlana'yı anma törenlerinde 'ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi ol' demişti. Ben öyle olmaya çalışıyorum. Merak ediyorum, sayın Başbakan hangi Recep Tayyip Erdoğan'dır? Bu okuduğum mu, yoksa Anayasa üzerine yemin etmiş Erdoğan mı? Hikmetyar'ın önünde diz çöken Erdoğan mı, Anıtkabir'de saygı duruşu yapan mı? Seçimden önce 'dokunulmazlıkları kaldıracağım' diyen mi, yoksa 'kaldırmayacağım' diyen mi? Sıkıştığında 'tek millet' diyen mi 'gerekirse eyaletler sistemi' diyen Erdoğan mı? 'Maaşım yetmiyor' diyen mi kurduğu şirketleri trilyonlarca liraya satan mı? Yeni Zelanda'da 'bedelli' diyen mi Ankara'da 'bu konuda çalışma yok' diyen mi? 'Anıtkabir'in önünde sap gibi duruyorlar' diyen mi, saygı duruşunda bulunan mı?
Abbas yolcu: Şiir okumak güzeldir de, okuduğun şiiri hak edebilmek lazım. O şiirin sorumluluğunu üstlenmek gerekir. Geldiğiniz nokta hayal kırıklığı yarattı. Bu iktidar Abbas yolcudur, bütün işaretler bunu gösteriyor.
'Geçmişinizi biliriz'
Hükümet adına kürsüye gelen Erdoğan ise, şunları söyledi:
Geçmişinizi biliyoruz: Baykal, eline bazı fotokopiler ve gazeteler alarak kürsüde konuştu. Eğer ben fotokopileri çıkarmaya başlarsam, cemaziyelevveliniz (geçmişiniz) çok kötü. Sayın Baykal, bakanlık yaptığınız dönemlerde enerji kuyruklarını nasıl oluşturduğunuzu, burada milletvekillerinin nasıl üşüdüğünü biliyoruz. Kuyruklarda nasıl beklendiğini çok iyi biliyoruz.
Gelişerek değiştim: Bazı şeyleri sakız gibi çiğniyorsunuz. Hikmetyar'ın önünde diz çöktü, diyorsunuz. Bu olay 1986'da oldu. Ben o zaman bir partinin il başkanıydım. O zaman Hikmetyar, İslam ülkeleri ekonomik işbirliği toplantısına resmi davetli olarak gelmiştir. Afganistan Başbakanı olarak. O zaman onların verdiği mücadeleyi herkes alkışlıyordu. Şimdiki farklı safta desteklemiyorum. (CHP sıralarından "Değiştin mi" sözü üzerine) Değiştim, gelişerek değiştim. 30 yıl öncesinde kalmadım, çağ atladım.
Atatürk üzerinden siyaset: Siz bu ülkenin en eski partisi olarak hava atıyorsunuz. Atatürk'ün üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Gazetelere boy boy ilan verdiniz, ama bu millet sizi yine iktidar yapmadı, yapmayacak zaten, böyle bir beklenti içine girmeyin.
'El hareketi yapma'
Haliniz perişan: Kamuoyu araştırmaları yapıyoruz; biliyorum siz de yapıyorsunuz. Durumu görüyorsunuz. Sizin yaptığınız bize de geliyor. Perişan halinizi görüyoruz, üzülüyorum. (Baykal'ın elini sallaması üzerine) El kol hareketi yapma, saygılı ol. Bir genel başkan el kol hareketiyle konuşmaz, diliyle konuşur. Bu millet el-kol hareketlerini yapanları sandığa gömdü. Sizi de gömecek.
Sıkıntım yok: Benim maaşım yetmiyor, diye bir ifadem olmamıştır. Schröder'le beraber olduğumuz bir ortamda onların başbakanlarının aldığı maaşla bizdeki başbakanın maaşının mukayesesini yaptım. Hamdolsun, böyle bir sıkıntım yok.
'Canım benim...'
Erdoğan'ın konuşması sırasında ilginç diyaloglar da yaşandı. CHP'li Akif Hamzaçebi'nin vergi konusunu anımsatması üzerine isimleri karıştıran Erdoğan, "Akif Beki sen vergi topla" dedi. CHP'nin konuşmasını sabote ettiğini ileri süren Erdoğan, CHP'li Ali Kemal Deveciler'in eleştirisini sürdürmesi üzerine, "Canım benim biraz sabırlı ol.
Oraya geleceğim" diye konuştu.
Kavgaya ramak kaldı
Erdoğan'ın konuşmasının ardından CHP Grup Başkanvekili Ali Topuz, "Başbakan'ın söylediği her şey bizim için söylediklerine benziyorsa vay ülkenin haline. Cumhuriyet tarihinde böyle bir başbakanımız olduğu için üzüntü duyuyorum" dedi.
Bu sözlere AKP sıralarından büyük tepki geldi. Başkanvekili Alptekin'in AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik'e söz vermesi ise CHP'lileri kızdırdı. Tartışmanın büyümesi üzerine Başkanvekili Alptekin oturuma ara verdi. Ancak ara da tartışmaları bitirmedi. CHP'li Topuz ile TBMM Genel Sekreteri AKP'li Rauf Bozkurt'la tartışırken, AKP'li Abdülbaki Türkoğlu, CHP'lilerin üzerine yürüdü. AKP Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa, kendi milletvekilinin yumruk atmasını önlerken, AKP'li İdare Amiri Fevzi Berdibek, CHP'li Ercenk'i kucaklayıp kürsünün önünden uzaklaştırdı. İki partinin milletvekilleri birbirine girerken, CHP lideri Baykal, çözümü Meclis'i boşaltmakta buldu. Bütçe yasası AKP'lilerin oylarıyla kabul edildi.



'Üç noktalı' Unakıtan tartışması
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yalanladığı Ofer ailesiyle görüşmeler, bütçe oturumun ateşli tartışmalarından birini oluşturdu. Başbakan Tayyip Erdoğan, Unakıtan'ı istifaya çağıran Deniz Baykal'a, "İddiasını ispatlamayan.. Ben oraya üç nokta koyuyorum" diye karşılık verdi.
Baykal, dünkü bütçe görüşmelerinde, Erdoğan ile Unakıtan'ın gerçekleşmediğini öne sürdükleri görüşmeleri ve mektuplaşmaları, Tempo dergisinde yer alan belgelerden okudu. Unakıtan'ın, "Mektup yoktur, imza sahtedir, otel buluşması yoktur" dediğini anımsatan Baykal şunları söyledi:
"Başbakan önce 'Buluşmadım' dedi, sonra görüştüğünü itiraf etti. Ofer Genel Müdürü de geldi. Bütün bunlar konuşuldu. Maliye Bakanı, Türkiye'nin en güvenilmesi gereken insanı. 'Buluşma yok' dedi ama, Tempo dergisi 'Unakıtan yalan söylüyor' diyor. Buluşma Ceylan Otel'de olmuştur. Bakan, Edirne dönüşünde gelmiştir. Buluşmada oğlu da vardır. Hâlâ reddetmeyi sürdürüyor. Maliye Bakanı, 'O mektup yok, imza sahtedir, toplantı olmamıştır' iddialarını söylemeye devam edemez. Ben bunu aklıma, zekâma, ahlakıma, milletin sağduyusuna saygısızlık sayıyorum. Millet kör, âlem sersem, bunlar akıllı öyle mi? Maliye Bakanı gelecek burada itiraf edecek, özür dileyecek, istifa edecek, istifa... Halka saygı, demokrasiye inanç, hukuk, ahlak varsa, bu bakan, buradan istifa edecek."
CHP milletvekillerinin ayakta alkışları arasında AKP milletvekillerine seslenen Baykal, "Zulme, yanlışa tanık olunuyorsa, direnililir. Eğer direnemiyorsanız, gücünüz yetmiyorsa en azından buğz edeceksiniz (sevmemek, nefret etmek, kalben benimsememek). Hem direnemiyorsun, hem de zalime alkış tutuyorsun" diye konuştu.
Bülent Ersoy'lu savunma
Sataşma olduğu gerekçesiyle söz alan Maliye Bakanı Unakıtan ise kendisini savunurken, Bülent Ersoy'un Baykal hakkındaki iddialarını anımsattı. Baykal'ın kendisi hakkında 'anlamsız ve yakışıksız iftiralarda' bulunduğunu ileri süren Unakıtan, dergide yer alan haberleri tekzip ettiğini, ancak yayımlanmadığını söyledi. Unakıtan şunları kaydetti:
"Sayın Baykal, bu kadar yalan dolu bir senaryoyu, kalkıp gerçekmiş gibi burada söylemek, bir genel başkanın ağzına yakışır mı? Sizin hakkınızda Bülent Ersoy neler söyledi, onu mu alıp gelelim buraya? Bunları söylemek sizi yükseltmez sayın Baykal... Bir insanın, muhalifiniz de olsa şahsiyetine en önce sizin dikkat etmenizi, özellikle hatırlatmak istiyorum."
'Belden aşağı vuruyorsunuz'
Daha sonra kürsüye gelen Başbakan Erdoğan da bakanını şu sözlerle savundu:
"Yattınız, kalktınız sadece bakanıma belden aşağı vurmaktan başka bir şey yapmadınız. Aynı şeyleri konuştunuz, aynı ifadeleri kullandınız. Oğlundan başladınız, eşinden çıktınız. Bir edep var, adap var ya... Nasıl bunu yaparsınız?
Bu, bir siyasetin ahlakına sığmıyor. Bakanımı eleştirirsin, yanlışlarını söylersin ama, önerini de getirirsin. Siz bunu yapmıyorsunuz, sadece duyumlarla hareket ediyorsunuz. Bu işin esası bellidir. Müddei (iddia eden) iddiasını ispatla mükelleftir. İddiasını ispatlayamayan... Ben işte oraya üç tane nokta koyuyorum."


Mumcu: Yolsuzluk ve işsizlik derinleşti
Bütçenin tümü üzerindeki ilk görüşmelerde AKP'lilerle sık sık polemiğe giren ve yönelttiği sorularla onları tartışmaya çeken Anavatan lideri Erkan Mumcu, bu kez amacına ulaşamadı.
AKP yönetimi, milletvekillerini sık sık uyararak laf atmalarını önledi. Mumcu'yu 'yok sayma' stratejisine Başbakan Tayyip Erdoğan da katıldı. Erdoğan, Mumcu konuşmasını tamamlarken TBMM'ye geldi. Kuliste soru sormak isteyen gazetecilere, "Baykal kürsüye çıkıyor, onu dinledikten sonra" karşılığını veren Erdoğan, içeri girdiğinde Mumcu'nun süresini uzattığını ve kürsüde olduğunu görünce ara bölmede kaldı ve salona girmedi. Erdoğan, Mumcu kürsüden indikten sonra alkışlar arasında salona girdi.
'Yapamadığınızı itiraf edin'
Konuşmasında hükümetin enkaz edebiyatı yaptığını savunan Mumcu ise şunları söyledi: "Şikâyete değil çare bulmaya geldiniz. Yoksulluk, işsizlik derinleşti. Boşanma davaları had safhada. Cicim ayları geçti, dördüncü yıldasınız, ama hâlâ geçmişi gösteriyorsunuz. Yani ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorsunuz. Yapamadığınızı itiraf edin."
Erdoğan'ın kendisi hakkında yolsuzluk ve hesap sorma imalarında bulunduğunu da belirten Mumcu, "İma korkakların dilidir. 'Damardan girdim, hesabını sorarım' biçimindeki ima korkaklığının arkasına saklanmayın. Şimdi gürültüyle bastırabilirsiniz, ama vicdanınızın sesini bastıramazsınız" dedi.


AKP'li vekillerden fıkralı yanıtlar
Bütçe görüşmelerinde AKP adına önce İstanbul Milletvekili Alaattin Büyükkaya söz aldı. Büyükkaya, halkın eski iktidarları gönderip yerine kendilerini getirdiğini Temel fıkrası ile anlattı. Fıkra şöyle:
"Temel ile Fadime evlenmişler ve Fadime güzel bir kadın değil. Temel'in eşiyle iyi geçinmesi lazım, sürekli iltifat yapıyor. 'Sen ne kadar güzelsin, ölüyü bile diriltirsin' diyor. Bir süre sonra Temel ölüyor. Fadime 'Süsleneyim mezarına gideyim, belki Temel dirilir' diyor. Bir gün, iki gün, beş gün... Halk kadıncağız aklını oynattı diye düşünüyor. 'Fadime bu ne haldir, her gün süslenip geliyorsun' diyorlar. Fadime, 'Rahmetli sen ölüyü bile diriltirsin diyordu' karşılığını veriyor. Köylüler diyor ki, 'Temel seni aldatmış. Bir, sen güzel değilsin, iki giden hiçbir zaman geri gelmez.' Takdiri milletimize sunuyorum."
Öteki dünyadan haberler
AKP adına konuşan Nurettin Canikli ise şu fıkrayı anlattı: "Futbol hastası olan biri yakın arkadaşı rahatsızlanınca, ziyaretine gidiyor ve kulağına eğilip, 'Sen gidicisin, öbür tarafta futbol var mı bana ilet' diyor. Bu kişi vefat ediyor ve diğeri rüyasında arkadaşını görüyor. Ölen 'Sana iki haberim var birisi iyi, ikincisi kötü. Burada çok güzel futbol olayları var. İyi bir takımımız var, her çarşamba maç yapıyoruz. Kötü haber de şu, önümüzdeki çarşamba kaleye sen geçiyorsun' diyor. Muhalefet, 2007 seçimlerinde de kalede kalmaya devam edecek."