Çelik: 'Örgüt içi infaz demedim'

Çelik: 'Örgüt içi infaz demedim'
Çelik: 'Örgüt içi infaz demedim'
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik Paris suikastinin ardından yaptığı açıklamasına tepki gösteren Kışanak ve Demirtaş'a 'hadlerini aştılar' dedi. Çelik, "Ben ihtimallerden söz ettim' şeklinde konuştu.

ANKARA - Hüseyin Çelik, Paris’te gerçekleşen suikast ile ilgili olarak da, "Türkiye’nin başlattığı barış sürecine sıkılmış bir kurşundur. Araştırmaların sonucu ortaya çıkmadan söyleceklerimiz tahminlerden ibarettir" şeklinde konuştu.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, Kanal 24’de Hakan Çelik’in sunduğu Moderatör Haftasonu programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Paris’te PKK ’nın 3 kadın yöneticisine yönelik suikast ile ilgili üçüncü aktörlerin olayla ilgili olabileceğine dair sorulan, "İran parmağı olabilir mi ya da 3 ülkeler nasıl devreye giriyor?" şeklindeki soruya Çelik şu yanıtı verdi: "İran özellikle parmağının olabileceği üzerinde duranlar daha önce İran’ın yaptığı bazı infazlardan yola çıkabiliyor. Oradan buradan da gelse, iç hesaplaşma da olsa, Türkiye’nin başlattığı barış sürecine sıkılmış bir kurşundur. Araştırmaların sonucu ortaya çıkmadan söyleyeceklerimiz tahminlerden ibarettir. Böyle hassa bir mevzuda tahminlerimiz olacaktır. Kesin bir ifade kullanmak biraz sıkıntılı olabilir."


"EFELENEREK, BİZİ TEHDİT EDEREK, HADLERİNİ AŞAN KONUŞMALAR YAPTILAR"

Hüseyin Çelik, Paris’teki suikastın ardından BDP Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş’ın açıklamaları hakkında, "Gerek Demirtaş, gerekse Kışanak, yaptıkları açıklamalarda efelenerek, bizi tehdit ederek, hadlerini aşan konuşmalar yaptılar. Sayın Başbakanımızın Afrika’dan dönerken uçakta yaptığı açıklamalarla benim yaptığım açıklamalar aşağı yukarı, yüzde yüz aynı açıklamalardır. Biz bunları söylerken ihtimallerden söz ettik" dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik, Kanal 24’de Hakan Çelik’in sunduğu Moderatör Haftasonu programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Paris’teki suikast İmralı ile görüşmeleri etkileyecek mi?" sorusuna Hüseyin Çelik şöyle yanıt verdi:
"Ben iki ihtimalden söz etti, ‘Cinayetin oluş şekli de incelendiğinde bu bana bir örgüt içi hesaplaşma gibi görünüyor’ dedim. Ben ’örgüt içi hesaplaşmadır’ demedim. Kelimelerin altındaki anlamları bilirim. Ben dil eğitimi görmüş bir insanım. ‘Gibi’ ne anlama geldiğini bilirim. ‘Görünüyor’un ne manaya geldiğini bilenlerden birisiyim. Ardından da ilave ettim. Dedim ki; ‘Son zamanlarda başlattığımız İmralı ile görüşme sürecinin sabote etmeye yönelik bir çaba, bir gayret de olabilir’ dedim. Ben bunları söylerken de rastgele ilk aklıma geleni söylemiş değilim. Bir kere Sakine Cansız’ın örgüt içindeki konumunu bilen birisiyim. 1991’de nişanlısı Mehmet Şener’in PKK tarafından Suriye’nin Kamışlı kentinde infaz edildiğini biliyorum. Sonra örgüt içerisinde Sakine Cansız etrafında örgüt içerisindeki itilafları, uzaklaştırılması, sonra tekrar dönmesi gibi hadiseleri de çok yakında bilen birisiyim. Oradaki esas hedef Sakine Cansız’dır. Yanındaki diğer iki bayan çok ön planda kimseler değil. Bütün bu açıklamalardan sonra, ‘bir iç hesaplaşmadır’ dedim. Ama bu ‘iç’ kelimesine üzerine alınanlar, BDP’li Eş Başkanlar oldular. Gerek Demirtaş, gerekse Kışanak, yaptıkları açıklamalarda efelenerek, bizi tehdit ederek, hadlerini aşan konuşmalar yaptılar. Sayın Başbakanımızın Afrika’dan dönerken uçakta yaptığı açıklamalarla benim yaptığım açıklamalar aşağı yukarı, yüzde yüz aynı açıklamalardır. Biz bunları söylerken ihtimallerden söz ettik. Elimizde kesin net, bilgiler yok. Temenni ederiz ki bir an önce bu ortaya çıkarılır ve bunun arkasındaki niyet ve kim olduğu da kamuoyu tarafından öğrenilir."


"KAN KUSUP KIZILCIK ŞERBETİ İÇTİK İDYECEĞİZ"

Hüseyin Çelik, barış süreci konusunda Afrika ve Mandela’dan örnek vererek şunları kaydetti: "93-94’de Mandela ile beyaz yönetim arasında barış görüşmelerinin zirvede olduğu dönemde Chris Hinn bir beyaz tarafından katledildi. Siyahi öfke bütün Afrika’yı kapladı. Mandela, aklı selim sahibi Mandela, devlet TV’sinde, ‘Ben bugün evladı öldürülmüş bir babanın ruh hali içindeyim. Ancak ben öç ve intikam naraları atmıyorum. Eğer galeyana gelirseniz, eğer öfkenize mağlup olursanız, bu cinayeti işleyenlerin amacına hizmet etmiş olursunuz. Bunu yapmayın, yapmayalım’ dedi. Mandela’nın bu çağrısı, bu sağduyu çağrısı Afrika’da barışı getirdi. Netice itibariyle Fethullah Gülen hoca efendinin birkaç gün önce yaptığı açıklamayı da bu kapsamda değerlendirmek istiyorum. Hoca efendi diyor ki; ‘gerekirse, kan kusup kızılcık şerbeti içtik diyeceğiz.’ Zaman zaman bağrınıza taş basarsınız."


BAŞBAKAN GÖVDESİNİ TAŞIN ALTINA KOYDU

Kürt sorununun çözümü konusunda sürecin akıl ile yönetilmesi gerektiğini dikkat çeken Hüseyin Çelik, "Duygularımız aklımızın önüne çıkarsa kaybederiz. Ama aklımız duygularımız yönetirse kazanırız. Bu duygusuzluk anlamına gelmez. Eğer biz duygu dünyamızı kaybedersek, şefkat, merhamet, sevgi ortadan kalkarsa biz bu toplumda hayırlı işler, güzel şeyler yapamayız. Bu kavga, bu kan, bu kin devam eder. Ama sevginin, aşkın, demokrasinin ve hukukun yönlendirdiği bir toplumda yaşamak istiyorsak, duygularımız olacak, başkasının dertleri ile dertleneceğiz, empati kuracağız ve evladı öldürülen bir annenin babanın yerine kendimizi koyacağız. Bu kan ve gözyaşının bizlere neler kaybettirdiğini görmeye çalışacağız. Kinleri, nefretleri değil, sevgileri büyütmeye çalışacağız. AK Parti Hükümeti bunu yapmaya çalışıyor ve Sayın Başbakan elini değil gövdesini taşın altına koydu. Ak Parti Hükümet ve parti koydu" dedi.


"DAĞDAKİ TERÖRİST DE ÖLMESİN İSTİYORUZ"

Kamuoyunda "Başbakan isterse bu biter" şeklinde yoğun bir söylem olduğunu belirten Hüseyin Çelik, bunu özellikle BDP’lilerin çok söylediğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "İstemiyor ki bitmiyor şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Peki ‘Başbakan yapsın, ne yapsın?’ soruyorsunuz. CHP de bitirsin diyor, MHP de diyor. Nasıl bitirelim? Bunu bitirmek için, siyaset biliminin bize verdiği imkanlar, aklın bize verdiği imkanlar, açtığı bütün yol, terörde sağduyu imkanının doğması hepsi, devreye sokulmaya çalışılıyor. Bu konuda da çok mesafe kaydettik. Biz terörle, teröristle Kürt vatandaşlarımızı ayıran bir süreç başlattık. AK Parti bunu çözemezse daha sonra bu işin çözülmesi çok daha zordur. Alttan birbirine kin ve nefretle bakan bir neslin gelmesi beni endişelendiriyor. Genetik bir nefretin, genetik bir kinin büyümesi beni açıkçası endişelendiriyor. Eğer biz bu meseleyi hal yoluna koymazsak, tarih de bizi affetmez, gelecek nesillerimiz de. Ölenlerin büyük bir çoğunluğu bu ülkenin insanlarıdır. Onlardan bizden diye bir şey yoktur. Dağdaki terörist de ölmesin istiyoruz biz. Bıraksın silahını." (DHA)