Çevik Paşa'nın önünü Hasan Celal Güzel açmış

Çevik Paşa'nın önünü Hasan Celal Güzel açmış
Çevik Paşa'nın önünü Hasan Celal Güzel açmış
Güzel, Başbakanlık Müsteşarı iken, Çevik Bir'i ona 'milliyetçi-muhafazakar' diye övmüşler. Güzel, Bir'i terfi listesinin ilk sırasına koymuş.
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

Çevik Bir Paşa’nın ‘namaz’ haberini hatırlarsınız. Hani, 28 Şubat soruşturmasından dolayı gözaltında olduğu sürece beş vakit namazını aksatmamış. Çevik Bir gibi ‘irtica ile mücadele’ eden 28 Şubat’ın simgesi olmuş bir ismin namazı-niyazı nereden bakılsa büyük haberdi. Beklendiği gibi gürültüsü de büyük oldu ama daha mürekkebi kurumadan yalanlandı. ‘Resmen’ yalanlansa da Çevik Bir’in sorgu süresince namazını aksatmadığını söyleyenler az değil. 28 Şubat’ın koordinatörü görülen kudretli generalin özel hayatına ‘balans ayarı’ yapıp yapmadığı kendisini ilgilendirir. Namazı-niyazı kendine. Zaten savcılar da kendisine ‘Namaz Hocası’ndan değil, post-modern darbeden sorular sordular. Ayetel Kürsi’yi bilmediğinden değil, demokrasiye müdahaleden içeri alındı. Çevik Paşa’nın geçmiş ilişkilerine bakıldığında ‘muhafazakâr’ çevrelerle dirsek teması olduğu görülüyor. Paşa, sürekli ‘sağ’dan yol almış. 

Milliyetçi-muhafazakarların gözdesi 
Çevik Paşa, 12 Eylül’den sonra ‘milliyetçi-muhafazakâr’ kitlenin gözdesiymiş. Kenan Paşa Cumhurbaşkanı olarak Köşk’e çıkınca yaveri Çevik Bir’di. Evren’den sonra Turgut Özal ve ANAP iktidarı da Bir’i kollamış. Belki tuhaf gelecek ama Bir’in ‘terfi’ etmesi için emek harcayanlardan biri de 28 Şubat’ta hapis yatan, hakkında yüzlerce dava açılan Hasan Celal Güzel. Özal’ın ilk yıllarında 38 yaşında Türkiye ’nin en genç Başbakanlık Müsteşarı olan Hasan Celal Güzel, kudretli bir bürokrattı. Merkez sağdaki çoğu siyasetçi onun tezgâhından geçmiştir. Kadrocuydu. Listeler hazırlar, devletin kritik yerlerine güvendiği isimleri yerleştirirdi. ‘Komünist’leri sevmez, doğal olarak ‘milliyetçi-muhafazakar’ isimleri tercih ederdi. 

12 Eylül’ün üzerinden 3-4 yıl geçtikten sonra ANAP iktidar olsa da asker etkisi sürüyordu. Buna rağmen Hasan Celal Güzel boş durmuyor, milliyetçi-dindar subayların önünü açmaya çalışıyordu. Yine liste hazırlamış, bizzat tanıdığı ve ya güvendiği isimlerden gelen subayların çetelesini çıkarmıştı. İşte Çevik Bir’in adı da o listeye girmişti… O günlerde muhafazakâr bir gazeteci-yazar Hasan Celal’e uğradı. Çevik Bir’i öyle bir refere etti ki, Bir Paşa kendine listenin üst sıralarında yer buldu. Güzel, listeyi Turgut Özal’a sundu. Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) toplantısına girmeden isimler üzerinde son kez çalıştılar. Şûrada tayin ve terfiler belli olduktan sonra müjdeyi Turgut Özal verdi. Vakit kaybetmeden telefonla Güzel’i arayan Özal, “Hasan, o iş tamam” dedi. Çevik Paşa tuğgeneral olmuştu. Hasan Celal Güzel 29 yıl sonra bu olayı anlatırken Çevik Bir’in o günlerde kendisine, ‘Dürüst, darbelere karşı, milliyetçi-muhafazakâr ve inançlı bir Türk subayı’ olarak lanse edildiğini söylüyor. ‘İrtica’ mücadelesi için yola çıkan 28 Şubatçılar ve Çevik Bir komik durumlara da düşmüştü. Erbakan’ın istifasından sonra görevi devralan Mesut Yılmaz, başbakan olduktan bir süre sonra askeri oyalamaya başladı. BÇG’yi sulandırdı, Başbakanlık’ta Takip Kurulu kuruldu. İşin başına geçen Müsteşar Yardımcısı RP’li değildi ama imam hatipliydi. Kısa sürede bu durum anlaşılınca Çevik Paşa’nın kara listesinde birinci sıraya yerleşti. BTK, müsteşarlar ve bakanlık temsilcilerinden oluşuyor, düzenli toplanıp ‘irtica’yı konuşuyordu. Ramazan ayına denk gelince de toplu halde ‘iftar’ yapılıyordu. 

Özkasnak’a AK Parti teklifi 
28 Şubat denilince akla gelen subayların başında Erol Özkasnak Paşa da gelir. Çevik Bir’le birlikte medyaya ‘ayar’ veren isimdi. Aynı kaderi paylaştılar ve yolları tank yürüttükleri Sincan’daki cezaevinde birleşti. Özkasnak Paşa, 28 Şubat’ın ardından terfi alamamıştı. Özkasnak, emekli olduktan sonra Ankara’da sosyal hayata girdi. AK Parti Ankara il yönetiminde olan Abdullah Tüze ile yakın dosttu. Tüze, Ankara’nın en büyük sinema işletmecilerinden ve tanınmış bir isim. Siyasete girmek istiyordu ve kanal arıyordu. Aklındaki parti CHP idi. Siyasi çevresi olan Tüze, Önder Sav ile bağlantı kurdu ama sonuç alamadı. Baktı CHP olmuyor, Özkasnak’a sürpriz bir teklif yaptı: “Paşam, gel AK Parti’de siyaset yap. Bizden aday ol.” Yıl 2002 idi ve AK Parti’nin, Erdoğan’ın ne olacağı belirsizliğini koruyordu. Özkasnak, bu teklif karşısında sadece sustu. Zaten aday olmak istese de Erdoğan, Gül hele de Arınç’ın buna geçit vermeyeceği belliydi.

BÇG’den yargılandı 
Hasan Celal Güzel, Batı Çalışma Grubu faaliyetlerini duyurunca hakkında ‘devlet suçunu ifşa etme suçundan’ dava açılmıştı.