CHP lideri ağlamamak için kendini zor tuttu

CHP lideri ağlamamak için kendini zor tuttu
CHP lideri ağlamamak için kendini zor tuttu
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kendisi için hazırlanan "Anadolu'nun Kemal'i, Türkiye'nin Başbakanı" belgeselinin galasına katıldı. Belgeseli izleyen CHP lideri konuşması sırasında hayatından kesitler anlatırken duygusal anlar yaşadı.

RADİKAL- CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kendisi için hazırlanan   "Anadolu’nun Kemal’i, Türkiye’nin Başbakanı” belgeselinin İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu’nda düzenlenen galasına  katıldı. CHP'liler ile birlikte belgeseli izleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra konuşmak için kürsüye geldi. Geçmişte yaşadıklarını anlatan Kılıçdaroğlu ağlamamak için kendini zor tuttu.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu’nda “Anadolu’nun Kemal’i, Türkiye’nin Başbakanı” belgeselinin galasına katılmak için geldiği salona "Başbakan Kılıçdaroğlu", "Halkın umudu Kılıçdaroğlu" sloganları ile girdi. Belgeseli izlemeden önce konuşan CHP lideri şunları söyledi: “Hepimizin üzerine titremesi gereken temel kurum Cumhuriyet. Ben kendimi Cumhuriyete borçlu hissediyorum. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmamız gerekiyor.Cumhuriyeti siyasal görüşü ne olursa olsun yaşam tarzı ne olursa olsun inancı ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan herkesin savunması gerekiyor. Elbette ki cumhuriyet olmasaydı ne ben burada olabilirdim ne de arkadaşlarım burada olabilirdi. Kimse burada olamazdı.Ben belgeseli izlemedim, ben de merak ediyorum."

BELGESELİ CHP'LİLER İLE BİRLİKTE İZLEDİ 

Belgeseli salonu dolduran CHP'liler ile birlikte izleyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra ise çıktığı kürsüde gözyaşlarını tutamadı. Konuşmasında geçmişte yaşadıklarını anlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şunlara vurgu yaptı: 

BİR HAYAL DE DİYEBİLİRSİNİZ
Bir hedefim var. Bir hayal de diyebilirsiniz. Neden biz 3. Sınıf demokrasiye razı oluyoruz. Bizim hedefimiz bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi getirmek. Sorunları aşabiliriz.

BİR KAPIDAN BİR SÜRÜ ÇOCUK DIŞARIYA FIRLIYOR
Babam köyden dedemle beraber Nazimiye’ye geliyorlar. Caddede yürürken bir zil çalıyor, bir kapıdan bir sürü çocuk dışarıya fırlıyor.

BABAMIN YAŞI BÜYÜK DİYE ALMIYORLAR
Babam dedeme dönüp bunlar kimin çocukları diye soruyor. Dedem burası ev değil, okul diyor. Babam ‘nem de okula gitmek istiyorum’ diyor.Dedem göndermek istemiyor. Babam beni okula göndermezseniz yemek yemem’ deyip direniyor. Babamın yaşı büyük diye almıyorlar. Mahkeme kararı ile yaşını küçültüp okula kaydını yaptırıyorlar.

AMA BEN BU ÜLKE İÇİN PIRIL PIRIL 3 ÇOCUK YETİŞTİRDİM
İlkokul mezunu zaten. Annem de ablam da okuma yazma bilmez. Ama ben bu ülke için pırıl pırıl 3 çocuk yetiştirdim. Hangi anne baba çocuklarının okumamasını ister.

PARDESÜM OLSA İYİ OLURDU…

Babamın 7 çocuğuna birden ayakkabı aldığını hiç hatırlamıyorum. Babamızla çok fazla muhatap olmazdık. Bir derdimiz varsa annemize söylerdik. Üniversiteye geldik. Herkesin pardesüsü vardı, benim yoktu. Babama yazıyorum mektubu aile için. Mektubun altına bir cümle yazdım: Pardesüm olsa iyi olurdu…

ÇOCUKLARIMIN AYAĞINDA LASTİK AYAKKABI YOK
Ben bir mücadeleyi verdim. Benim ayağımda lastik ayakkabı yok. Çocuklarımın ayağında lastik ayakkabı yok. Onlar güzel ayakkabı giyiyor. Ama Ermenek’teki Recep amca lastik ayakkabı giyiyorsa bu hepimizin ortak derdi olmalı. Siyaset budur. Toplum için siyaset yapmalıyız. Bireysel başarılarımız olabilir ama önemli olan toplumsal başarıların altına imza atmaktır. Biz becerebilir miyiz? Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırabilir miyiz? Evet yapabiliriz. Özgürlüklerden yana tavır koymamız gerekiyor.

HAYATINDAKİ DEĞERLER SAHNEDE

Kılıçdaroğlu'nun konuşması sonrasında CHP liderinin eşi, kızları, torunu, abileri, okul ve iş arkadaşları tek tek sahneye çıktı.
Sahneye çıkanların isimleri şöyle: Eşi Selvi Kılıçdaroğlu, kızı Azime Aslı Nadir, kızı Zeynep Kılıçdaroğlu, torunu Duru, ikiz kardeşi Adil Kılıçdaroğlu, abileri Yusuf Ziya ve Ali Kılıçdaroğlu, iş arkadaşı Rıza Çelikkol, okul arkadaşları Ali Kaya, Mehmet Topçu, Sezai Çam, Şinasi Seçkin...

TEŞEKKÜR ETTİM, ALDIM BAVULU VE OTOBÜSE BİNDİM
1980’li yıllar. Devlet beni bir yıl süreyle Fransa’ya gönderiyor. Gitmeden önce gidip annemin babamın elini öpeyim, yaşlılar ölüm var kalım var diye Tunceli’ye gittim. Dönüşte bir el çantasına kitaplarımı da koydum. Askeri darbe var, yollarda arama var. Elazığ’a girerken askerler kimlik taraması yapacağız, herkes bavulunun başında beklesin dedi. En üstteki kitap 2’nci 5 Yıllık Kalkınma Planı. Asker aldı ‘sen bunların taşınmasının yasak olduğunu bilmiyor musun’ dedi. Hesap uzmanıyım dedim. Kimliği istedi, verdim. Darbe olmuş, Süleyman bey gitmişti. Herkes bavulunu toplasın dedi, benden sonraki bavullara bakmadı, sen bekle dedi. Gitti kimliğimi ilerde komutanına verdi. Komutan bu kitapların taşınmasının yasak olduğunu bilmiyor musun dedi. Bir süre sonra seni affediyorum dedi, bir daha görmeyeyim. Teşekkür ettim. Aldım bavulu, otobüse bindim. Böyle bir dönemi yaşadım. Bugün geldiğimiz nokta benzer tabloları yaşatıyor. Biz bunları aşmak zorundayız. Yazarların, çizerlerin hapiste olduğu ülkeyi asla kabullenmemeliyiz.

KİŞİSEL BAŞARILAR ELBETTE ÇOK ÖNEMLİ
Ne diyor Nazım: Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine
Çocuklarımın hepsi çok iyi. Oğlum Güney Kore’de. Hiçbir yükü yok bana. Güney Kore’nin bursunu kazandı ve gitti. Kişisel başarılar elbette çok önemli. Ama benim cumhuriyete borcum var. Toplumsal başarılara da imza atmak istiyorum. Eğer bu ideallerimi paylaşıyorsanız o zaman adresimiz CHP.

ÇOK DAHA GÜZEL BİR TÜRKİYE BIRAKMAK...
Cumhuriyeti kuranlar ağır bedeller ödediler ama bize güzel bir Türkiye bıraktılar. Bizim hedefimiz çocuklarımıza çok daha güzel bir Türkiye bırakmak. Çok küçük bir köy, küçük bir mezra. Cumhuriyetin beni buralara taşıdığı bir süreci yaşadım. Biz bu süreci demokrasi ile barışla taçlandırmak zorundayız.