'CHP seçim vaatlerinde doğru hedef kitleyi yakaladı'

'CHP seçim vaatlerinde doğru hedef kitleyi yakaladı'
'CHP seçim vaatlerinde doğru hedef kitleyi yakaladı'

Fotoğraf: LEVENT KULU

CHP'nin tartışma yaratan seçim vaatleri başkanlık ile çözüm sürecine kilitlenen gündemi ekonomiye odaklandırdığını belirten duayen gazeteci Göngör Uras, iktidara hangi parti gelirse gelsin CHP'nin seçim bildirgesinde öne çıkardığı sorunların bundan sonra da tartışılacağı ve bir sonraki hükümetin programında yer alacağını belirtti.
Haber: BARÇIN YİNANÇ - barcin.yinanc@hdn.com.tr / Arşivi

CHP ’nin seçim bildirgesinde yer alan ekonomik öncelikler sayesinde ana muhalefet partisi uzunca bir süreden sonra ilk kez ekonomi tartışmalarının odağına oturdu. Seçim vaatleri çerçevesinde yapılan “kaynak nerden bulunacak” tartışmalarını duayen gazeteci Göngör Uras’a sorduk. Türkiye’nin en kalıcı gazetelerinden Dünya gazetesinin aynı yerinde 31 yıldır köşesi yayımlanan Uras, aynı zamanda hem Milliyet’e yazıyor hem de NTV ve CNBC-E’de programlara çıkıyor. Uras, Ayşe hanım teyze kavramıyla finansal jargonları kullanmadan ekonomiyi sade vatandaşın anlayacağı şekilde yaptığı yorumlarla ünlü.

CHP seçim dönemlerinde sadece AKP ’yi hedef almakla eleştirilirdi. Bu seçim döneminde kendi ekonomik programı ile ortaya çıktı yine eleştiriliyor. Ne diyorsunuz?

AKP’nin başarısının arkasında sosyal politikalar var, yani sosyal politikalara önem vermesi var. Herhalde CHP bunu farketti.
Birde AKP yanlış bir şey yaptı; bundan önce hep sosyal politikalardaki yaptıklarını ve ekonomideki başarılarını gündeme getiriyordu. AKP bu seçim stratejisinde nedense başkanlık sistemine ağırlık verdi bir de, çözüm sürecine. Bugüne kadar kullandığı malzemeleri, kullanmadı. Bunu CHP herhalde iyi yakaladı.

CHP sosyal politikaları daha da güçlendirecek tedbirlerle ortaya çıktı. CHP’nin bu tedbirler paketi bir kere kamuoyunda ilgi gördü. Neden kamuoyunda ilgi gördü? Çünkü bugüne kadar konuşulmayan bazı konular, yani yeterli görüldüğü için konuşulmayan bazı konularda bir şeyler yapılabileceği intibaını verdi.

Yeterli görülen derken; bunu açalım mı?

Çok kimse asgari ücretle çalışıyor; o asgari ücretin biraz arttırılabileceğini söyledi CHP. Emekliler ücret yetersizliğinden söz ederler, onu arttırabileceğini söyledi CHP.

Bunlar konuşulmuyordu. Asgari ücret konusu, emekli maaşları, esnafın ve çiftçinin vergi yükü konuşulmaya başladı.

AKP sosyal politikalarda önemli adımlar atmıştı, ama o attığı adımlara rağmen, birçok kimse bunun yetersiz olduğunu düşünebiliyordu. Yani bir bekleyiş var kamuoyunda.

Bizim klasik Türk uygulamasıdır; bunu CHP daha başarılı yaptı; hani eskiden “o partiye veriyorsa ben beş kuruş daha fazla veririm” stratejisini daha günümüz şartlarına uydurarak CHP ortaya koydu. Tabi burada dikkat edilirse, kimse CHP’nin söylediği şeyler için “bunlar nereden çıktı bunlar uygulanmaz demiyor da, bunların kaynağı nereden bulunur “ diye soruyor.

Yani demek ki bir ihtiyaca bir yaraya dokundu ve bir beklentiye cevap verdi.

Demek ki bunlar kamuoyunda kabul edilebilir bir şeydir. CHP iktidar olur veya olamaz, önümüzdeki dönemde, AKP yönetimde kalır kalamaz, ne olursa olsun bir kere kafalar karıştı. Önümüzdeki dönemde, CHP iktidar olamasa bile, iktidara gelecek partiler mutlaka CHP’nin söylediklerini gündeme, programlarına alacaklar.

Türkiye’de, sınırlı sayıda kamu çalışanı var. Ama çok büyük ölçüde emekli var; yani emekli kamudan çok şey bekliyor. İkincisi Türkiye’de işçilerin çok büyük bölümü asgari ücretle çalışıyor, yani emekliler ve asgari ücretliler çok önemli bir kesim. Bunlara bir de gençleri ilave edin, oy verebilecek olanları.

Yakalanan hedef kitle Türkiye’de reylerde etkin olabilecek hedef kitledir; bu bakımdan önemlidir.

Türkiye çok büyük genç nüfusa sahip deyip dururduk; meğer Türkiye aynı zamanda emeklilerle dolup taşıyormuş.

Türkiye’de emekli sayısı çalışan sayısına yaklaştı. Bir de Türkiye’de normal olarak sol partiler bugüne kadar hep işçilere dayanır. Ama bizim işçilerimiz sendikalaşmadığı için dikkat ederseniz, hiç bir sendikalı hareketlenmeden söz edilmiyor sadece asgari ücretler. Türkiye’de çalışanların çok büyük bir bölümü özel sektörde ve asgari ücretli.

CHP’nin ortaya koyduğu bu politikalar aslında AKP’yle aynı; yani olandan vermek. Çalışma imkanı olmayanlara yahut ta üretim imkanı kısıtlı olanlara vermektir. Halbuki bir ekonomide bunun bir sınırı var. Olanı dağıtmak tabi önemlidir, ama mühim olan olanı arttırmaktır. AKP son zamanlarda olanı artırmada yavaşladı.

CHP’deki eksiklik de olanı arttırma konusunda. Mevcut olanı paylaştırmak başka, olanı arttırmak başka. Esas olan, olanı arttıracaksınız ki devamlı bir gelir yaratılsın, istihdam yaratılsın. AKP bunu ihmal etti yeni programında, ama CHP’nin programında da yok bu.

Çalışan nüfusla emekli olan nüfus arasındaki denge çok bozuldu. Şimdi siz emekliye daha fazla verdiğiniz zaman, onu ancak çalışandan alıp vereceksiniz çünkü çalışanların gelirini düşürmek zorunda kalacaksınız, Asgari ücreti arttıracaksınız ama asgari ücretin hepsi kamuda çalışmıyor, asgari ücretlilerin çok azı kamuda çalışıyor. Asgari ücret özel sektör sorunudur. Asgari ücreti arttırabilmeniz için siz işverenlere asgari ücret artırın diyeceksiniz. Yani maliyet yapısının, üretim yapısının değiştirmesi lazım. Yani bunların bu yan etkilerini de dikkate almakta yarar var.

Ama şu anda Haziran seçimleri geldiği için bunların hesabına girecek bir ortam yok.

Ama bir ekonomist olarak bunların yeterince konuşulmadığını mı söylüyorsunuz?

Mesele şu bu bir ekonomik program değil. Siz bir seçim beyannamesi yapıyorsunuz. Herşeyin kaynağı da bulunur; ben eski bir planlamacı olarak kaynağı bulurum; nasıl bulurum kaynağı, rant vergisi getiriyorum derim. Ama ben rant vergisi getiriyorum dediğim zaman politikacı bunun riskini belki alamaz. Mesela ben iç borçlanmayı arttırırım, bütçe açığını büyütürüm ama politikacı eleştirilirim diye söylemek istemez. Onun için tekrar ediyorum; bu tür önerileri, seçim vaatlerine koyma başkadır, bunların finansmanının nasıl olacağının ince detayına girmek başkadır.

Evet ama kaynak tartışması da yapılıyor yine de. Siz bu tartışmayı nasıl görüyorsunuz?

Çok yararlı görüyorum. Bir kere bazı sosyal sorunların öne çıkmasına, az da olsa, bu işin kaynağı ne dendiğinde üretim sorununun gündeme gelmesine, yani sanayi yapılaşmasının gündeme gelmesine imkan verdi. Bütün bunlar önümüzdeki dönem kim iktidara gelirse gelsin gündemde olacak. Çünkü bizi başkanlık tartışması ile onun yanındaki çözüm süreci ikileminden çıkardı.
Yalnız bir konuya tekrar döneyim; Türkiye’de gelir dağılımında bozukluk var. Bütün bu kaynak sorunu gündeme geldiği zaman hep arkasında bunun gelir dağılımı sorunu vardır. Yani nereden aldık nereye vereceğim ben dendiği zaman; varlıklı olandan alıp az gelirliye verebilecek misin, aşşağıdaki kesime verebilecek misin? İşin özünde bu yatar. Türkiye’de bu çok önemli bir noktadır çünkü şimdi alt kesimi eğer üretici kılamazsanız, varlıklıdan alıp alt kesime vermek kaynakları tüketime yöneltmektir? Üst kesimde varlık; servet var ama bu servet daha çok üretimin kaynağı olacak bir servettir; alt kesime gidecek kaynak ise tüketime gidecek bir servettir. Türkiye’de alt gelir grubuna kaynak geldiği zaman, alt gelir grubunun harcamaları artacaktır; o ekonomiye dinamizm getirecektir, üretim artacaktır. Ama siz eğer bu üretim yapısında talebi artırırsanız, bizim bugünkü üretim yapımız, tarımda da sanayide de ithalata bağımlı olduğu için, döviz ihtiyacı artacak, ve cari açık büyüyecektir. Yani o yüzden iç talebi canlandırırken şunu da unutmayacaksınız ki, bu ancak tarımda ve sanayide yapının ithalata bağımlılıktan kurtulması ile mümkün olabilir. Bu da bir günde olmayacak bir şeydir, öncelikle de bu işlere öncelik vermek lazımdır.

Peki AKP de, CHP de doğru noktalara parmak basmıyorsa, bu bizi, geçmişin popülizm yarışına mı götürüyor?

Biraz önce de söyledim, seçim programı başka, ekonomiyi yönetmek başka. Vaat başka ekonomi politikaları başkadır.

Vatandaş neye göre karar verecek?

Vatandaş vaade bakacak. Vatandaş ekonomi politikasından anlamaz. Vatandaş vaade bakar.

Yani her seçim vaat yarışıdır diye bakacağız o zaman.

Doğrudur, öyledir. Sadece bizim ülkede değil her ülkede öyledir.

Dolayısıyla da CHP için deniyor ki artık siyaset yapmayı öğrendi “bol keseden atıyor” deniyor.

Şimdi bir dakika! Bol keseden atmak başka, şimdi bol keseden atmanın da bir sınırı var; o kadar öyle kolay değil. Niye herkes şimdi tartışıyor kaynak var mı diye? Bol keseden attı mı atmadı mı diye. Sokaktaki insan çeviriyor beni ,ben kaç senedir asgari ücretle çalışıyorum acaba 1500 lira verirler mi bana diye soruyor. Yani seçim vaadi palavradır demek pek kolay değil. Eskiden tek madde üzerinde bunlar kolaydı; mazotu indireceğim yahut çay fiyatını indireceğim gibi tek madde üzerinde konuşmak kolaydı. Şimdi böyle değil.

Geçmişe oranla vatandaş daha bilinçli diyebilir miyiz?

Seçmenlerin iki duygusu var; biri dini duygular, öbürü de ekonomik duygular. Dini duygularda bir yargı yapma imkanı yok. Ama ekonomide daha iyi yaşam özlemi nedeniyle insanlar biraz daha fazla değerleme yapıyor. Ama dini duygular ile hareket edenlerin o konuda bir şey yaptıklarını sanmıyorum.

Siz genelde vatandaşın neye bakarak oy verdiğini düşünüyorsunuz?

Yüzde 60 din, yüzde 40 ekonomi. Dini duygu dediğim zaman ona inanç paketi diyelim; içinde laiklik var; tarikatlar da var, samimi inançlı Müslümanlığın getirdiği geleneksellik de var, Osmanlı özlemi de var Atatürk düşmanlığı da var, yani bunun içinde her şey var.

Ekonomiye geri dönersek diyorsunuz ki eskiye oranla vatandaş bol keseden atmaya daha temkinli.

Evet; Türkiye dışa açıldı, herkes paranın önemini anlamaya başladı. Herkes daha iyi yaşam özlemi içinde. Yani köyden şehire göç etti, şehirde televizyonu görüyorlar başka insanların nasıl yaşadığını gösteriyorlar, herkesin bir özlemi var. Bu özlemlerin de gerçekleşmesinin arkasında para var.

Toparlamak gerekirse seçim bildirgeleri özellikle CHP’ninki ekonomiye dair hassas noktaları tartışmaya açtı diyorsunuz.

Doğrudur, ama bu konuşulan şeyler önümüzdeki dönem kim iktidara gelirse gelsin onun da programında olacaktır diyorum.

Ama diyorsunuz ki, bu konuşulanların üzerine başka şeyler de eklemek lazım.

O ayrı; o olmazsa zaten önümüzdeki dönemde Türk ekonomisi geriye gider. Zaten Türk ekonomisi artık geriye gitmeye başlamıştır. Bizde hala krediyi ucuzlat lafı var. Ucuz kredi olunca herkes yatırım yapar sanılıyor. Hayır, yani yatırım yapamamanın nedeni ucuz kredi değil. Ürettiğin mali satamamaktır. Ürettiğin malı neden satamıyorsun? Bir, iç talep yetersiz, iki, dışarıda satılabilecek malı üretemiyorsun. Bunun da arkasında hiç tartışılmayan bir konu var: eğitim. Türkiye’de eğitim yapımız çok rezil, yani bozuk değil rezil. Biz eğitimi sadece eğitim binası, öğretmen sayısı ve öğrenci sayısıyla görüyoruz. Öğretmenlerimiz, maalesef çok yeteneksiz olduğu için, siz ne yaparsanız yapın, iyi öğrenci yetiştiremezsiniz. Son zamanlarda artan üniversitelerde de maalesef üniversite hocalarımız yetersiz.

İkincisi din eğitimiyle bilim eğitimini ayırmamız lazım, bunlar olmadan mevcut insan kapasitenizle hiç bir şey yapamazsınız.
Bir ülkede eğer bir teşebbüs yoksa, yatırım yapılmıyorsa, üretim yapılmıyorsa, eğitim sistemi düzgün değilse, siz istediğiniz kadar insanları mutlu etmek için, işçilerin ücretini emeklilerin maaşını arttırın, peki o ülkede, o ülkeyi kim ileri götürecek? O ülkeyi ileri götürecek olan önce insan yapısı, eğitim. Ondan sonra üretim, üretimi kim yapacak? Yatırımcı yapacak. Yani bir talep olacak, önünü görecek, bir şeyler yapacak., Biz şimdi vaatler üzerinde konuştuk; ama o vaatlerin yanında üretim yapısı, eğitimin hiç bir şekilde gündeme gelmemesi de büyük bir sıkıntıdır.