CHP Uludere katliamı için Araştırma Komisyonu istedi

CHP Uludere katliamı için Araştırma Komisyonu istedi
CHP Uludere katliamı için Araştırma Komisyonu istedi
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Şırnak Uludere'de 35 kişinin öldüğü olayın askeri, ekonomik, güvenlik, sosyolojik vb. tüm yönleriyle araştırılması için Meclis'te araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığı’na verilen araştırma önergesinin gerekçesinde, 29 Haziran 2010 günü Hatay’ın Hassa ilçesi yakınlarında dağa kekik toplamaya giden 4 köylünün terörist sanan askerlerin açtığı ateşle 3 köylünün öldürüldüğü, 1 köylünün de yaralandığı, buna benzer olayın 28 Aralık 2011 günü Şırnak Uludere ilçesi yakınlarında yaşandığı ifade edildi. 

GEREKÇE
Meclis’te konuya ilişkin komisyon kurulmasını isteyen Öztürk, şu soruları yöneltti: 

“28 Aralık 2011 günü saat 21.37- 22.24 arasında Uludere’de, en büyüğü 28 yaşında olan ve aralarında 12,13,14,15,16 yaşlarında çoğu çocuk olan 35 yurttaşımız neden bombalanarak öldürülmüştür? Bu insanların, suçları ve günahları neydi? Öldürülen kişilerin, terörist sanılmaları, terörist sanılarak da öldürülmeleri, bu acı olayın haklı gerekçesi olabilir mi? 

Genelkurmay operasyonun, çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda yapıldığını belirttiğine ve MİT de, ‘istihbaratı biz vermedik.. ‘ dediğine göre Genelkurmay Başkanlığı, sınırdaki hareketliliği, PKK ’ya bağlayan istihbaratı hangi kaynaklardan almıştır? İstihbaratı hangi kurum ya da kurumlar vermiştir?
PKK’nın katırla geçiş yapacağı konusundaki istihbarat, olaydan 10 gün öncesi gelmiş midir? Bu istihbaratı kim vermiştir? F-16 bombardımanı ile ölenler, PKK’lı olmadığına göre istihbarat zaafının nedeni nedir? Yanlış istihbarat sonucu Genelkurmay Başkanlığı, tuzağa mı düşürülmüştür? 

Operasyon yapılırken, Heron’dan alınan görüntülerden sonra karar aşamasında yer istihbaratı da yapılmış mıdır? Yoksa, Heron’dan alınan görüntülerle mi yetinilmiştir?
Amerika-Irak ve Türkiye arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizması, sağlıklı işlemiyor mu? ABD 'nin insansız hava araçlarıyla elde ettiği istihbaratın, ABD istihbarat görevlilerince değerlendirilip işbirliği içinde çalışan Türk Hava Kuvvetlerine ‘bombala’ emri olarak iletildiği doğru mudur? ABD değerlendirilmesinin doğru olup olmadığını, kendi bilgilerimize göre neden değerlendirmeden operasyon yapıyoruz? Bölgede yapılan kaçakçılıktan bölgedeki komutanların bilgisi var mıdır? Burada bazen kaçakçılığa göz yumuluyor mu? Olayda ölen kişilerin, kaçağa gittiklerinin zaten bilindiği doğru mudur? 

Olayın, askere bildirilmesine rağmen hava bombardımanının devam ettiği iddiaları doğru mudur? Askerin kaçakçıları durduğu, köylerine dönmelerine izin vermediği iddiaları doğru mudur? 28 Aralık 2011 günü saat 18.39’da, Irak sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğunu, TSK’nın istihbarat amaçlı kullandığı Heronlar mı yoksa Irak hududu içindeki ABD’nin kontrolündeki ‘Heronlar’ mı tespit etmiştir? 12,13,14,15 yaşındaki çocuklar; neden terör yollarında kaçak mazot, kaçak sigara ve kaçak şeker peşinde ekmek arıyorlar? Liberal ekonomide mazot, sigara neden hala kaçak sokuluyor? Çocuklar, neden hala kaçak mazot, kaçak sigara, kaçak şeker peşinde ölüme koşuyor?” 

“BU OLAY TERÖRLE MÜCADELE GEREKÇESİYLE ÖRTBAS EDİLEMEZ”
Gerekçede, olayın terörle mücadele gerekçesiyle örtbas edilemeyeceği belirtilerek, şöyle denildi: 

“Olayın araştırılıp, bu soruların yanıtlarını istemek, başta ölenlerin yakınları olmak üzere her yurttaşımızın hakkı, olayı araştırıp, soruları yanıtlamak da devletin görevidir. Bu olay, terörle mücadele gerekçesiyle örtbas edilemez. Terörizm karşısında demokrasiler şu temel sorulara yanıt vermek zorundadırlar. Terörist sanılan her önüne gelen kişi, rastgele öldürülebilinir mi? Demokrasi ve insan haklarına tehdit oluşturan terörist, insan haklarından yararlanabilir mi? Soruyu daha genel bir düzeyde sorarsak, demokrasiler, temel değerlerinden ödün vermeden, kendilerini terörizm tehdidine karşı koruyabilirler mi? 

Demokrasiler, demokrasi oldukları için, teröre karşı demokrasi ve insan hakları sınırları içinde mücadele etmek zorundalar. Devletler, demokrasi ve insan haklarından uzaklaştıkça teröristle ortak noktalar oluşmaya başlar. Demokrasileri güçlendiren, olağanüstü durumlarda da demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ilkelerinden vazgeçilmemesidir. Bunun için demokrasiler, teröre karşı tek kolları bağlı olarak mücadele etmek zorundalar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasi ve insan haklarından ödün vermeden terörle mücadele edebilecek güçtedir. Bu nedenle olayın askeri, ekonomik, güvenlik, sosyolojik vb. tüm yönleriyle araştırılması için Anayasa'nın ve Meclis İçtüzüğü ilgili hükümleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını saygıyla arz ederiz.” (ANKA)