CHP'de kurultay: AKP Başbağlar'a, HDP Rojava'ya gider ama biz...

CHP'de kurultay: AKP Başbağlar'a, HDP Rojava'ya gider ama biz...
CHP'de kurultay: AKP Başbağlar'a, HDP Rojava'ya gider ama biz...
CHP'de 'özgürlükçüler' ya da 'sol kanat' olarak anılan ve aralarında Melda Onur, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba gibi isimlerin de bulunduğu milletvekilleri ile kurultayı konuştuk.
Haber: BARIŞ AVŞAR - baris.avsar@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL – Kemal Kılıçdaroğlu ’nun genel başkanlığı döneminde CHP ’de ‘kısmen durulan’ kurultay gündemi Cumhurbaşkanlığı seçimi ve alınan sonucun ardından tekrar öne çıktı. 

Muharrem İnce’nin adaylığı doğrudan Genel Başkanlık makamını ve parti yönetimini hedef alan ‘ulusalcı’ kanadın eleştirilerinin en üst ifadesi oldu. Bu kanattaki farklı milletvekillerinin eleştirileri ve adaylıkları da halen gündemde…

Kılıçdaroğlu ve yakın kurmayları ise gerek kurultay kararı alma konusunda gösterilen ‘kendinden emin’ tutum, gerek ‘sonuç ne olursa olsun tasfiye olmaz’ şeklindeki açıklamaları, gerekse Sarıgül gibi isimlerin destekleri ile kurultaydan ‘güçlenerek çıkma’ stratejisi yürütüyor.

Parti içinde öne çıkan bir diğer kesim ise ‘özgürlükçüler’ ya da ‘sol kanat’ olarak anılan ve aralarında Melda Onur, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba gibi isimlerin de bulunduğu milletvekilleri. Bu gruptakiler ağırlıklı olarak Kılıçdaroğlu’nu destekleyecek gibi görünüyor. Ve hepsi de kurultayı ‘bütünleşme, yenilenme, güçlenme fırsatı’ olarak değerlendirdiklerini söylüyor. Özgürlükçü vekiller sınırı buradan çizip ötesine pek geçmese de içlerinde ‘ulusalcı’ kanada ilişkin sert değerlendirmeler yapanlar da var.

HDP’nin de cumhurbaşkanı adaylığı teklifi ile ismi seçim öncesi sıkça gündeme gelen Rıza Türmen üç gün önce yaptığı, ‘hem ulusalcı hem solcu olunmaz’ açıklaması ile öne çıktı. Bizim görüştüğümüz Sezgin Tanrıkulu, Melda Onur ve Veli Ağbaba da seçim sonucuna ilişkin eleştiriler getirmekle birlikte ulusalcılara ilişkin de tepkileri daha keskin görünüyor. Ancak yine de bu kanatta da farklı pozisyonlar belirleyenler var. Örneğin İlhan Cihaner, kurultay gündemine ilişkin pek konuşmak istemiyor. Veli Ağbaba ise Kılıçdaroğlu’na açık desteğini ifade ederek ekliyor: Bunun adı ulusalcılık değil, statükoculuk!

İşte Sezgin Tanrıkulu, Melda Onur ve Veli Ağbaba’nın kurultay öncesi Radikal'e yaptıkları değerlendirmeler:


SEZGİN TANRIKULU: SEÇİMDE HEPİMİZ BAŞARISIZDIK


Kurultay için iki aday var ortada. Değerlendirmeniz ne yönde, nasıl bir tavrınız olacak?
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra parti içinde genel başkana yönelik ağır ve haksız eleştiriler ortaya çıktı. Genel başkan da tüzükten kaynaklanan yetkisini kullanarak olağanüstü kurultay çağrısı yaptı. Bu hem Türkiye hem de CHP için parti içi demokrasi adına önemli bir adımdır. CHP yeni bir fırsat elde etme eşiğindedir. Partimiz yeni bir vizyonla, içerikle ve kadroyla yola çıkma şansı yakalayacak. Biz ise yazmanıza bile gerek yok, elbette Kılıçdaroğlu’yla beraberiz.

Bu desteği verdiğinize göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki başarısızlıkta Genel Başkan ve genel merkezin sorumluluğu olmadığını ya da gitmelerini gerektirecek kadar öne çıkmadığını düşünüyorsunuz o halde?

Kuşkusuz başarılı bir sonuç alınamadı. Bunun da bütün eleştirileri MYK’da yapıldı ve kurultayda da yapılacak. Ancak başarı ve başarısızlık kolektiftir. Bunu sadece genel başkan ya da MYK’ya yıkmak haksızlıktır. Düz üyesinden, seçmenine, Parti Meclisi üyesine kadar tüm partinin sorumluluğu söz konusudur.



MELDA ONUR: ACİL BİR SOL AÇILIM YAPMALIYIZ


Muharrem Bey’in adaylığını ve kurultay öncesi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP’de olabilecek, olması gereken de şeyler bunlar. Genel başkanlık için daha fazla aday çıkabilir, çıkmalıdır da. Daha önce de çok adaylı kurultaylar yapıldı partimizde. Demokratik bir süreç işler ve partiye hizmet etmiş herkes genel başkanlık gibi bir göreve aday olabilir.

Mevcut adaylar içerisinde tercihiniz neden ve kime olur?

Durun bekleyin bakalım, belki yeni adaylar çıkar… Belki bir kadın aday da çıkar. (Gülerek) Belki de ben aday olurum… Şaka bir yana 2015 seçimleri öncesinde yalpalamayan bir genel başkan ortaya çıkmalı. Açıklamalarında farklı ifadeleri olabilir ama yalpalamaya izin vermeyen bir genel başkan olmalı. Biz solun merkeze en yakın partisiyiz, 10 enerji sarf edip 1 sağ oy alacağımıza 5 enerji sarf edip 1 sol oy alabilmeliyiz. O anneleri babaları CHP örgütlerini oluşturan ama kendileri CHP’den uzak duran çocuklarımızı kazanmalıyız. Bugün acil olarak sola açılımı gerçekleştirmeliyiz. Genel Başkan olacak kişi de bu yönde çalışmalı…


VELİ AĞBABA: HEM BAŞBAĞLAR’A, HEM SİVAS’A, HEM ROJAVA’YA GİDEBİLEN TEK PARTİYİZ AMA…

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında ortaya çıkan tabloyu ve kurultaya gidilen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim için bir şanstır bu süreç. 2015 seçimleri öncesinde yenilenmenin ve bir heyecan ortaya çıkarmanın fırsatıdır. Tasfiye değil bütünleşme ve AKP faşizmine karşı birlik olma fırsatıdır.


CHP’de her kurultay için bu ‘bütünleşme’ söylemi kullanılıyor fakat kurultaylardan sonra gelen seçimlerin ardından parti içi muhalefetten tepkiler gelip yeniden kurultaya gidiliyor. Son dönemde de bu ‘parti içi muhalefet’ görevini daha çok ‘ulusalcılar’ üstleniyor. Sonuçta da ‘bütünleşme’den çok ‘yeniden ayrışana kadar’ bekleme durumu ortaya çıkıyor?

Bakın demokratik ve özgürlükçü bir partide her zaman farklı sesler olabilir. Ancak burada söyledikleriniz için de öncelikle söz konusu olanın ‘ulusalcılık’ değil statükoculuk olduğunu belirtelim. Dediğim gibi parti içinde pek çok farklı görüşler olabilir ama partinin yetkili kurullarının kararları dışında açıklamalar doğru değildir. İşte bu parçalı bir görüntü verilmesine neden oluyor. Biz bu nedenle kurultayda Kılıçdaroğlu anlayışını destekliyoruz. Çünkü parti demokratik ve özgürlükçü çizgide devam etmeli. ‘CHP sağa yöneldi’ algısı da daha çok küçük sol partiler tarafından yaratılıyor. Bunlar çok küçük partiler ancak medyaya yansıyınca etkili oluyor. Cumhurbaşkanı seçimleri için bu eleştiriyi getirenlere, Mansur Yavaş’la Ankara oyların nasıl arttığını hatırlatırım. Bakın CHP, Türkiye’de hem Rojava’ya hem Başbağlar’a hem de Sivas’a giden tek partidir. AKP Başbağlar’a, HDP Rojava’ya gider ama biz üçüne de gideriz. Erzurum’da boğulana, Soma’da ölene, Elbistan’da mahsur kalana koşan biziz. CHP mazlumların yanında yer alan en büyük sol partidir. Ancak sıkıntımız bunu siyasete çevirebilmekte.