CHP'li Tarhan: Müdahil olduk çünkü yargılamaya güvenmiyoruz

CHP'li Tarhan: Müdahil olduk çünkü yargılamaya güvenmiyoruz
CHP'li Tarhan: Müdahil olduk çünkü yargılamaya güvenmiyoruz
AKP, CHP, MHP ve BDP grupları, 12 Eylül davasına müdahil olma nedenlerini açıkladı. En ilginç neden, CHP'li Emine Ülker Tarhan'dan geldi: Çünkü yargılamalara güvenmiyoruz.

TBMM - CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 12 Eylül davasının gerçek bir yargılama olmasını istedi ve “göstermelik, adet yerini bulsun” diye yapılan bir iş olmaması gerektiğini söyledi.

Darbe hukuku ve darbe politikasının bir bütün olduğuna dikkati çeken Tarhan, “Bu nedenle darbeyi önceleyen nedenlerden tutun, sonradan darbe hukukuna sarılıp bunun rantını yiyenlerden de hesap sorulması gerekir” dedi. Darbenin neoliberal politikaların desteklenmesi ve Türkiye'de yerleşmesi için yapıldığına ilişkin araştırmaların olduğunu anlatan Tarhan, darbenin ayrıca, emekçilerin sesini kısmak, onları susturmak için de yapıldığını dile getirdi.

Darbeyle özgürlüklerin kısıtlanması, güçlü bir yürütme ve yürütmeye nispi olarak bağlı bir yargı yaratılması için yeni anayasal yapı getirilmesinin hedeflendiğine işaret eden Tarhan, şöyle devam etti:

“Bu gerçeklerin tartışılması gerekiyor. Kimlerin desteği var? Sonradan kimlerin katkısı var? Bugün bizi yönetenlerin, özelikle darbe hukukundan nasıl yararlandıklarını görüyoruz. Bugün darbe ile hesaplaşmak istediğini söyleyenlerin, nasıl diktatörlerle kol kola girdiğini biliyoruz geçmişte. Darbenin uygulayıcısı olan bazı partilerin kurucusu olduklarını biliyoruz.

AKP 'nin bugünkü yöneticilerinin de darbe hukukunun uygulayıcıları olduklarını görüyoruz. Darbe hukukunun uzantısı olan anayasadan tutun sendikalar yasası, YÖK yasası, seçim yasası halen korunup, kollanıyor. Bu da bir nevi darbeyi onaylamaktır. Darbe sorgulanırken bunların da göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünüyorum.”

“DAVANIN SAMİMİYETİNİ TEST EDECEĞİZ”
12 Eylül davasına müdahil olduklarını anımsatan Tarhan, “Müdahil olma nedenlerimizden biri hem mağdur olmamızdır hem de bu yargılamalara, yine darbe ürünü ve DGM'lerin ruh ikizi olan özel yetkili mahkemelerin yargılamalarına güvenmememizdir. İçeriden denetlemek, tanıklık etmek ve süreci izlemek için de müdahil olduk. Muhtemelen, bir yargılama yapılmayacağını öngördüğüm için gerekirse aksaklıkların bu uluslararası platformlara, AİHM'e de taşınması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Davaya müdahil olmalarının, aynı zamanda, sürecin takipçisi olacaklarının da bir mesajı olduğunu anlatan Tarhan, böylece davanın samimiyetini de test edeceklerini dile getirdi.

Tarhan, AK Parti'nin darbe ve muhtıraların Meclis tarafından araştırılmasına ilişkin önergesine ilişkin de “Tabii ki darbelerle ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulsun. Sonuç alıp almayacakları kuşkulu. Bugüne kadar örnek görmedim. Ama tabii ki mesele darbeyse, darbelere karşı olanın bu komisyona destek vermesi beklenir. Henüz önergeyi görmedim ama tabii ki böyle bir komisyon olursa elbette desteğimiz olur” dedi.

“DARBECİLERE HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır da 12 Eylül duruşmasının anlamlı, demokrasi ve gelecek açısından da değerli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu duruşmalar bir irade beyanıdır. Milletin iradesine ve millet iradesiyle oluşmuş Meclise, siyaset kurumuna, siyasi partilere karşı hukuk dışı yollardan bir müdahale yapılmasına milletçe karşı çıkışımızın ifadesidir ve bunun suç olduğunun, mahkum edilmesi gerektiğinin ortak ifadesidir. Bu önemli ve değerlidir. Bana göre de meseleyi burada bırakmak gerekir. Kişiselleştirmeden, bu irade beyanını hükme dönüştürerek, yargılamayı sonlandırmak gerekir. MHP olarak biz 12 Eylül'ün en büyük mağduru olan partiyiz, kitleyiz. Kişisel olarak 12 Eylül'cülere hakkımızı helal etmiyoruz. Ancak kabuk tutmuş yaraların kaşınmasını, dünde kalmış tartışmaların da günümüze taşınmasını faydalı bulmuyoruz.”

AK PARTİ'NİN MECLİS ARAŞTIRMA İSTEMİ
AK Parti'nin darbe ve muhtıraların Meclis tarafından araştırılmasına ilişkin önergesinin hatırlatılması üzerine de Şandır, “Bunu destekleriz, desteklemeyiz anlamında söylemiyorum. Buna partinin yetkili kurulları karar verecek. Ama sonucunu öngöremediğiniz ve toplumsal faydayı hasıl edemeyeceğimiz konularda tartışma başlatmanın anlamı yoktur. MHP olarak nereden başlanacaksa oradan bu yana sonuna kadar sorgulamaya hazırız. Çünkü bu ihtilallerin en büyük mağduru biziz. Alacaklı kalırız, borçlu kalmayız” diye konuştu.

BDP : BİZİM ÖNERGELERİMİZ DE DAHİL EDİLMELİ
BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da 12 Eylül darbe döneminin anayasasıyla 30 yıldır ülkenin yönetildiğini ifade etti.

Öncelikle anayasa yapım sürecini dikkate almak gerektiğini belirten Buldan, “Anayasada yapılacak değişiklikler, Türkiye için demokrasi sınavı olacak” dedi. Buldan, şunları kaydetti:

“Göstermelik de olsa bugün Kenan Evren yargılanabiliyor olabilir ama bir bütün olarak o dönemi değerlendirdiğimiz zaman, bu döneme kadar bir zihniyet değişikliğinin olmadığını görüyoruz. O dönemi yönetenlerle bu dönemi yönetenler arasında çok büyük bir fark yok. Türkiye'nin demokratikleşmesi, özgürlüklerin önünün açılması, o dönemde yaşananların bir daha yaşanmaması için tabi ki araştırma önergelerinin Genel Kurul'da gelmesi ve kabul edilmesi önemli ama önemli olan zihniyet değişikliğidir.

Bugünkü dava Türkiye açısından tarihi bir davadır ama eksiktir. Dolayısıyla aynı yöntemi uygulayan, aynı zihniyete sahip iktidar partisinin öncelikle kendi içerisinde bir değişime ve dönüşüme ihtiyacı vardır. Bu değişim ve dönüşümle birlikte bu araştırma komisyonu anlamlı olur.

Bütün darbe dönemleri birlikte değerlendirilmelidir. Sadece 12 Eylül değil bütün darbe dönemleri ele alınmalı. Bizim bu konuyla ilgili verdiğimiz iki araştırma önergesi var. Bunlar da dahil edilmeli. Bu sürecin aydınlık bir Türkiye açısından önemli olduğunu düşünüyorum.”

DURUŞMAYI İZLEYEN AK PARTİ'Lİ YETİŞ
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 12 Eylül davasını izleyen AK Parti Adıyaman Milletvekili Murtaza Yetiş ise “Toplumun gerçekten olgunlaştığını orada gördüm” dedi.

Davanın sembolik bir değeri olduğunu ifade eden Yetiş, yargılamanın Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ile sınırlı kalmamasını umduklarını söyledi. Yetiş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece Evren ve Şahinkaya'nın değil o dönemde darbeye destek veren sivil toplum kuruluşu görünümlü bütün kuruluşlar, o dönemin medyası, üniversitesi, darbe sürecine hazırlık yapan, toplum mühendisliği yapan tüm çevreler ve ülkenin tarihinde yer etmiş darbecilerle ilgili yeni bir dönem başlayacaktır. Artık Pandora'nın kutusu açılmıştır, Türkiye'nin darbeler ve darbecilerle yüzleşme zamanı gelmiştir. Bu yüzleşmenin ilk ayağı da bu davadır.

Belki geleceğin barış içinde yaşanacak Türkiye'si de bu dava da yakalanabilir. Çünkü sağ-sol gibi bir takım suni kamplaşmaların hiçbir gerçekliğinin olmadığını biz bugün o mahkemede gördük.” (aa)