Çiçek: Çözümsüzlüğün kaynağı Rum tarafı

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün açık kaynağı ortaya çıkmıştır. Kesinlikle bu Rum tarafıdır" dedi

Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Kıbrıs'ta yapılan referandumun ardından çözümsüzlüğün açık kaynağının artık ortaya çıktığını ifade ederek, "Kesinlikle bu Rum tarafıdır" dedi.
Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs ile ilgili gelişmeler üzerinde durulduğunu ifade etti. BM Genel Sekreteri'nin ve uluslararası camianın önde gelen ülke ve kuruluşlarının gayreti ve Türkiye'nin son dönemde aldığı inisiyatif ile geliştirilen, Kıbrıs sorununda şimdiye kadar ortaya konulan en kapsamlı ve en ciddi çözüm planının Rum tarafınca reddedilmesini önemli fırsatın yitirilmesi olarak değerlendiren Çiçek, "Türkiye bundan üzüntü duymaktadır" diye konuştu. Çiçek şöyle devam etti: "Ada'da ilk kez yapılan referandumlar Kıbrıs'ta yeni bir durum yaratmıştır. Uluslararası camianın ve bütün ilgili kurumların ortaya çıkan durum karşısında doğru tespitlerde bulunması gerekmektedir. BM Genel Sekreteri'nin kapsamlı çözüm önerisi, 1 Mayıs 2004 tarihinden önce Kıbrıs'ta dengeli bir uzlaşıya varılmasını ve Ada'nın yeni bir ortaklık yapısıyla ve bir bütün halinde 1 Mayıs'ta AB'ye tam üye olmasını hedeflemekteydi. Bu Türkiye'nin ve uluslararası camianın isteği ve beklentisiydi. Referandumun sonucu Rum tarafının yeni bir ortaklığa, Kıbrıslı Türkler'le beraber yaşamaya, uzlaşmaya birlikte AB'ye girmeye karşı olduğunu açıkça göstermiştir. Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün açık kaynağı da artık ortaya çıkmıştır. Kesinlikle bu Rum tarafıdır. Uluslararası kurumların, uluslararası camianın üyelerinin Rum tarafının Kıbrıs sorununu ve AB üyeliğini istismar etmesine müsaade etmeyeceğini ümit ediyoruz. AB açısından bakıldığında referandum sonuçlarının son derece çelişkili bir durum yarattığı açıktır. Çözüme ve Ada'yı birleştirmeye 'hayır' diyen Rum tarafı üyeliğe kabul edilmekte, buna karşılık uluslararası toplumun beklentisi çerçevesinde sorunun çözülüp, Ada'nın birleşmesi ve birlikte AB'ye girmek için irade sergileyen Türk tarafı ise dışarıda bırakılmaktadır."

'Ambargo ve kısıtlamalar kalkmalı'
Çiçek, uluslararası camianın Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs Türk tarafını da temsil ettiği iddiasını sürdürmesine artık izin vermemesi gerektiğini ifade ederek, Yunanistan'ın da Ada'da çıkan bu yeni durumu gerektiği şekilde değerlendirmesini beklentisi içinde olduklarını bildirdi.
Hükümet olarak Ada'da referandumun ardından ulaşılan aşamada, Rum siyasi liderliğinin ve uluslararası camianın, öncelikle Kıbrıs Türk halkına haksız ambargo ve kısıtlamalar uygulamaktan vazgeçmesi çağrısında bulunan Çiçek, Kıbrıs Türk halkının referandum ile dünyayla bütünleşme arzusunu ortaya koyduğunu kaydetti.
Kıbrıs Türk halkını uluslararası alanda daha fazla tecrit etmeye kimsenin hakkının bulunmadığını vurgulayan Çiçek şöyle konuştu: "Uluslararası camia, insan haklarına saygılı ve çoğulcu bir demokratik yapı içinde yaşamakta olan Kıbrıs Türk halkına karşı sorumluluklarını artık üstlenmek durumundadır. Uluslararası camia, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, Kıbrıs Türk tarafını da temsil ettiği iddiasını sürdürmesine artık izin vermemelidir. Bilindiği üzere, uluslararası alanda ve bölgesinde barış ve istikrarın gelişmesine katkıda bulunan Türkiye, AB'ye tam üyeliği temel bir stratejik hedef olarak belirlemiştir. Türkiye, ayrıca komşularıyla ilişkilerinin gelişmesine önem atfeden ve bu yolda ilerleyen bir ülkedir. Bu doğrultuda, Yunanistan ile ilişkilerini daha da ileriye götürmek için üzerine düşen samimi gayreti sarfedecektir. Yunanistan'ın da Ada'da çıkan bu yeni durumu gerektiği şekilde değerlendirmesini bekliyoruz."
Çiçek, KKTC ve Kıbrıs Türk halkının anavatanı Türkiye'yi bundan sonra da yanında bulacağını bildirdi. Kıbrıs Türk halkının birlik ve beraberlik içinde olacağından emin olduklarını belirten Çiçek, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının refahı ve esenliği için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti. Çiçek açıklamalarının sonunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan, BM yetkilileri ve ilgili ülkelere de bu konuda gösterdikleri gayretten dolayı teşekkür etti.

'Sonuç küçümsenemez'
AB'den Kıbrıs konusunda 'Türk tarafının üzerine düşeni tam olarak yaptı değerlendirmelerinin fazla iyimser' bulunduğu ve 1 Mayıs 2004'ten sonra Türkiye'nin Ada'dan sembolik olarak asker çekmesi ve Rum tarafını tanıması gerektiği yönündeki değerlendirmeleri sorulması üzerine Çiçek şu karşılığı verdi: "Kimsenin çıkan sonucu küçümsemesine gerek yok. Hem Kuzey Kıbrıs Türk halkı, hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti elinden geleni yapmıştır. Referandum öncesinde kim ne söz verdiyse, kamuoyuna kim ne açıklama yaptıysa onun arkasında durmak mecburiyetindedir. Ayrıca, bir mazeret üretilmesine gerek yoktur. Tablo ortadadır. Gerçek bütün çıplaklığı ile ortadır. Eğer birileri bu sonucu kabullenmek istemiyorlarsa, bunu çok açık söylemeleri lazım. Sonradan şart koşmanın, laf üzerinden laf üretmenin de bir anlamı yoktur. Biz, üzerimize düşeni yaptığımız kanaatindeyiz. Kıbrıs Türk halkı, üzerine düşen çabayı göstermiştir ve olumlu bir sonucu da ortaya koymuştur. Bu gerçeği herkes kabul etmek durumundadır."