Çin'den artan Kürt sorunu ilgisi

Uygur meselesi nedeniyle Çin'de şu sıralar yoğun biçimde bir 'Kürt sorunu dersi çalışılıyor. Çin'de yaşayan akademisyen Umut Ergunsü, "Bu aralar Çinliler çok yoğun bir şekilde Kürt sorununu inceliyorlar. Düşünce kuruluşları, akademisyenleri bu konuyu araştırıyor, Çin Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili raporlar hazırlatıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çok değil daha bir kaç hafta önce Uygur meselesi nedeniyle ilişkilerin gerildiği Çin’e iki günlük bir ziyaret gerçekleştirecek.
Türkiye her ne kadar ekonomik ilişkileri ön planla tutmaya çalışsa da Erdoğan’ın ziyareti Uygur sorununun gölgesi altında geçecek; zira bu konu Çin açısından büyük hassasiyet taşıyor.
“Türkiye için PKK ne ise Doğu Türkistan (İslami Hareketi) da Çin için aynı şeyi ifade ediyor” diyor, Çin’de yaşayan genç akademisyen Umut Ergunsü. Kimse Uygurlara yapılan baskıyı inkar etmiyor; ama dünyanın geri kalanı sıradan Uygurlarla Doğu Türkistan İslami Hareketi arasında bir ayırıma giderken, Türkiye’de böyle bir ayırım yapılmaması Çin’in tepkisine yol açıyor. Ergunsü Çin’in son dönemlerde Kürt sorununa olan ilgisinin artmış olmasına dikkat çekiyor.
“Bu aralar Çinliler çok yoğun bir şekilde Kürt sorununu inceliyorlar. Düşünce kuruluşları, akademisyenleri bu konuyu araştırıyor, Çin Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili raporlar hazırlatıyor” diyen Ergunsü, ayrıca Çin devlet ajansının Türkiye’deki temsilciliğinin de bu konuyla ilgili haberleri sıklaştırdığına da dikkat çekiyor.
Türkiye’den gelen uluorta eleştiriler karşısında Çin’in elini kolunu bağlayıp oturmasını beklemek zaten naiflik olurdu. “Niyet okuması yapmak istemiyorum. Ama bunun böyle devam edeceğini sanmıyorum. Çinliler de ellerinde Türklere karşı kullanacakları bir silah olmasını istiyorlar” diye koruşuyor Ergunsü.
Aslında Çin’in daha önce de misilleme olarak PKK’ya destek tehtidinde bulunmuşluğu var. Hatta hiçbir zaman resmen açık edilmese de 1995 yılında o dönemki Türk hükümet gizli bir karar alarak Uygurların Türkiye’deki faaliyetlerine sınırlama getirdi. Bununla birlikte Uygur konusu ikili ilişkileri gölgelemeye devam etti.

Çin’in elindeki en büyük koz: ticari ilişkiler

Aslında günümüzde Çin’in elinde çok daha etkili olabilicek başka bir baskı aracı daha bulunuyor, o da ikili ticari ilişkiler.
2000’den sonra büyük patlama gösteren ekonomik ilişkilerde hem Çin’in lehine devasa bir ticari açık hem de Çin’e bağımlılık durumu var.
2014’te Çin, Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ikinci ülke oldu. (Birinci ülke enerji ithatından dolayı 25,2 milyar dolarla Rusya). Çin’den 24.9 milyar dolarlık ithalat yapıldı; Rusya ile aradaki fark sadece 300 milyon doar. Yakında Çin, Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülke olacak.
Türkiye Çin’den ağırlıklı olarak ara mal alıyor. Ergunsü, bir Türk işadamının “Çin’den ara malı alıp, nihai malı üretip Avrupa’ya ihraç ediyoruz” şeklindeki tespitinin altını çiziyor.
“Biz Çin’den almazsak başka yerlerden ara malı çok daha pahalıya almak zorunda kalırız. Çin ise Türkiye’den aldığı mermeri başka bir ülkeden de tedarik edebilir” diyor Ergunsü, Türkiye’nin Çin’in toplam ihracatında sadece yüzde 1 lik bir paya sahip olduğunu hatırlatarak.

Ticaret açığı 1’e 8.7 seviyesinde

Aslında Erdoğan’ın ziyaretinin en önemli gündem maddesi 1’e 8.7 seviyesinde olan ticaret açığı. Bu açığın az da olsa kapatılabilmesi ise ancak ve ancak Çin hükümetinin siyaseten onay vermesiyle mümkün olabilir.
Bu noktada Türkiye’nin en büyük kozu Ergunsü’ye göre jeopolitik konumu ve görece istikrarlı bir ülke olması.
Çin’in “Batı’ya yürüyüşü,” diğer bir deyişle ülkeyi Avrupa’ya bağlayacak İpek yolunun canlandırılması projesi, Türkiye’yi Pekin’in stratejik radarına sokmuş durumda. Çin gözüyü Batıya çevirdiğinde haritada önce Orta Asya ardından Türkiye’yi görüyor. Çin’i karadan bağlayacak üç yoldan ikisinin Türkiye’den geçmesinin planlandığını belirten Ergunsü, “Türkiye’nin görece istikrarlı olması bir avantaj; yoksa başta nerden geçirecekler yolu; Suriye’den mi? Gönlü geleneksel müttefiki Mısır’dan yana ama orasının da durumu malum,” diyor.
Türkiye, dünyada daha aktif bir rol üstlenme hazırlığındaki Çin’in strateji radarına girse de iki taraf arasındaki bilgi uçurumu, iletişimsizlik ve güven eksikliği iki ülke arasındaki işbirilği potansiyelini sınırlamaya devam ediyor. Ergunsü’ye göre, işbirliğinin artması isteniyorsa Uygur meselesinde sonuç getirmeyecek uluorta eleştirilerden kaçınılması şart.