Çocuklara ceza değil, şans

23 il barosunun çocuk hakları komisyonları, yeni Türk ceza kanunu tasarısına itiraz etti. Çocuklara ceza değil şans verilmesini isteyen komisyonlar, çocuklarla ilgili hükümlerin, özellikle BM Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri de dikkate alınarak, TCK dışında ayrı özel bir kanunla düzenlenmesi için Meclis'e çağrı yaptı.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - 23 il barosunun çocuk hakları komisyonları, yeni Türk ceza kanunu tasarısına itiraz etti. Çocuklara ceza değil şans verilmesini isteyen komisyonlar, çocuklarla ilgili hükümlerin, özellikle BM Çocuk Hakları Sözleşmesi hükümleri de dikkate alınarak, TCK dışında ayrı özel bir kanunla düzenlenmesi için Meclis'e çağrı yaptı. Baroların tasarıyla ilgili görüş ve önerileri şöyle:

  • Çocuk adalet sistemi, öncelikle çocuğun ceza sistemi dışında tutulmasını, koruyucu ve telafi edici adalete öncelik verilmesini gerektirir. Oysa tasarı, çocuğu ceza sorumluluğu olmayanların güvenlik tedbirlerine tabi tutmakla, 12 yaşını doldurmuş, ancak 15 yaşını doldurmamış olanlar için sadece ceza öngörmekle ceza adalet sisteminin tüm gereklerini reddetmekte. Tasarı bu haliyle mevcut Çocuk Mahkemeleri Kanunu'nun da gerisine düşmekte.
    'Sözünüzü hatırlayın'
  • Tasarıda kanunu ihlal eden çocuğa suçlu gözüyle bakılıyor. Oysa Türkiye, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf olurken, yasayla ihtilafa düşen çocuklar için yasalar, usuller ve makamlar öngöreceğine söz vermişti.
  • Bu nedenle milletvekillerinden, çocuklara verdikleri sözü hatırlamalarını, 31. maddedeki hükmün tasarıdan çıkarılması yönünde oy kullanmalarını istiyoruz.
  • İyi işlemeyen soruşturma sisteminin sorumluluğu çocukların omuzuna yüklenmemeli. Çocuklar bu gerekçeyle ceza sisteminin subjesi haline getirilmemeli.
  • Çocuklarla ilgili düzenlemeler özel bir kanunla yapılmalı. Ceza sorumluluğu olmayan çocuklarla, ceza değil, medeni hukuk kapsamında ilgilenilmeli.
  • Tasarıda 12 olan ceza sorumluluğu yaşı 14'e çıkarılmalı.
  • Çocuklar için adil yargılama hakkını ihlal eder biçimde 'güvenlik tedbirine' değil, ihtiyaçları doğrultusunda 'koruyucu tedbirlere' hükmedilmeli.
  • Kanunla ihtilafa düşen her çocuk için, onu suça iten sebeplerin ortadan kaldırılmasına öncelik veren bir yaklaşım benimsenmeli. Bu amaçla yaş ayrımı olmaksızın tüm çocuklar hakkında karar verilmeden önce bir sosyal araştırma yapılmalı.
  • Cezanın hiçbir biçimde çocuğu suçtan koruma özelliğine sahip bulunmadığı unutulmamalı.
  • Ceza sorumluluğu dönemindeki çocuklar için ikinci bir yaş ayrımı yapılmamalı. Çocuğun eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını kavraması kadar içinde bulunduğu çevre ve gelişim özelliklerinin araştırılmasına dayalı bir yargılama ve karar süreci öngörülmeli, hâkime çocuğu suçtan koruyucu tepkiyi verme olağı tanınmalı.
  • 0-12, 13-15, 16-18 şeklindeki yaş ayrımı gerçekçi değil ve herhangi bir araştırmaya dayanmaz. Ceza sorumluluğu bulunan dönemdeki çocuklar için ikinci bir yaş ayrımı yapılmamalı.
  • Gerekçe olarak üçüncü grupta suç işleme oranının yüksekliği ileri sürülecekse, şimdiye kadar cezalandırıcı hükümler yürürlükteydi ve sonuç ortada. Demek ki sistem bunu azaltmaya elverişli değil. Öyleyse başka bir olasılığa şans verilmeli, ama esas önemlisi çocuklara şans vermek gerekir.
  • Tasarıda ana-babanın velayetinin kaldırıldığı durumda çocuğa yerleştirildiği kurum temsilcisinin vasi olarak tayini öngörülüyor. Bu, çocuğu yerleştirildiği kuruma karşı korumasız bırakır. Vasi, çocuğun bakımını üstlenecek bağımsız bir kurum olmalı.
  • Çocuk hakkındaki yargılamanın hızlı olması ve mümkün olduğunca çocuğun ceza adalet sistemi dışında tutulması, temel iki prensiptir. Pek çok ülkede dava zamanaşımı altı ayla sınırlanır. Tasarıdaki süreler de aşağı çekilmeli.
    Cinsel istismar
  • 18 yaşından küçüklerle rızası dışındaki cinsel ilişki veya ilişki düzeyinde olmayan cinsel içerikli eylemler suç kapsamına alınmalı, 'cinsel davranışlar' da uygulamada karışıklığa yol açmamak üzere net tarif edilmeli. Çocuğun cinsel sömürü amaçlı ticaretiyle, organ ticareti amacıyla satışı farklı yaptırımlarla düzenlenmeli.
  • Bir çocuğun güvenlik ve gelişiminin ciddi surette tehlikede olduğunu gösterir sebeplerin varlığı halinde öğretmen, muhtar gibi görevliler başta olmak üzere komşu vb. üçüncü kişiler için de bildirim yükümlülüğü ve ihmalini suç sayan düzenleme yapılmalı.