Çözümsüzlüğün hesabı verilemez

30 yıllık çözümsüzlük
Başbakan Erdoğan, Annan Planı'na eleştirileri yanıtlarken, 30 yıllık bir çözümsüzlüğe çözüm üretildiğini söyledi. Erdoğan, "AB birincil hukuku konusunda yüzde 100 sonuç alamadık. Ancak, uluslararası müzakerelerde yüzde yüz sonuç alındığı nerede görülmüş? Tarihe bakanlar Kıbrıs'taki anlaşmanın değerini de görür" diye konuştu.
'KKTC'yi kim tanıyor?'
"KKTC'yi bizden başka tanıyan var mı" diyen Erdoğan, siyasi eşitliğin güvenceye alındığını, güvenlik ve askeri garantinin güçlendirildiğini belirtti. Başbakan şöyle dedi: Vehim ve spekülasyonla kafa karıştırılmasın. Kıbrıs'ı çözümsüzlüğe mahkûm etmek tarihe hesap verilemeyecek bir adım.

ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında Kıbrıs konusunda şu değerlendirmeleri yaptı:
Mutabakat zemini: Yola çıkarken, 'Çözümsüzlük çözüm değildir' ve 'Siyaset çözüm üretme sanatıdır' dedik. Hiçbir zaman çözümsüzlüğü çözüm olarak görmeyeceğiz. Müzakere sürecinde, devletin kurumlarıyla yapılan istişareler sonrası ortaya çıkan mutabakat zemininde bir siyaset izledik. Bazı konularda mutabık olunmayabilir.
Risk var: Anlaşmanın AB'nin birincil hukuku haline getirilmesi konusunda sonucun yüzde yüz alındığını söyleyemeyiz. Orada şüphesiz ki bir riskimiz var. İki kesimliliğin korunması, adanın kuzeyinde Kıbrıs Türk devletinin siyasi eşitliğinin güvence altına alınması, Kıbrıs Türk toplumunun ulusal birliğinin korunması, adada belli oranda Türk askerinin Türkiye'nin AB'ye tam üye olduktan sonra da Kıbrıs'ta kalması, güvenlik ve garantilerin güçlendirilmesi, Kıbrıs Türk'ünün refahı ve ekonomik gelişmesinin teminat altına alınması, adada yaşayan anavatan kökenlilerin haklarının korunmasının da planda olmasına özen gösterdik.
Herkes tanıyacak: Türkiye'den başka KKTC'yi tanıyan yoktu. Şimdi, iki devlet yeni bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kuruyor. Marşları ayrı, bayrakları ayrı. Artık Türkçe de uluslararası bir dil olacak.
Tarihe bakın: Evet, planda eksikler var. Uluslararası müzakerelerde her şeyin yüzde yüz hallolduğu nerede görülmüştür? Tarihe bir bakın. Anlaşmanın önemini görürsünüz. Kuzey Kıbrıs'ı çözümsüzlüğe mahkûm etmek tarihe hesap veremeyecek bir adım ve süreçtir. Onun için çözümlenmesi gerekiyordu. Biz bu işi bitirmek istiyoruz.
Pabuç bırakmayacağız: Çözüm arayışını ver-kurtul etiketiyle yaftalamaya çalışan marjinal kesimlerin kuru gürültülerine pabuç bırakacak değiliz. '9 bin sayfa bu süre içinde halka anlatılamaz' deniliyor. 9 bin sayfanın büyük bölümü AB ile ilgili teknik konular. Bunları anayasal ilkeler gibi takdim etmek yanlış. Zaten, bu düzenlemelerin çoğunu AB müktesebatına uyum çerçevesinde hayata geçiriyoruz.
Aldatmayalım: Kendimizi aldatmayalım. Bu konu bir günlük, bir aylık, bir yıllık konu değil. 1974'ten bu yana 30 yıllık bir süreç. 30 yıldır neredeydiniz, niye konuşmadınız, niye atılması gereken adımları atmadınız? Ne Türkiye'ye ne KKTC'deki kardeşlerimize zaman kaybettiremeyiz. Bu davadaki önceliklerimizle ilgisi olmayan bu teknik yasaları gündeme getirmenin, sanki insanlardan gizlenen bir şeyler varmış gibi bir hava estirmeye çalışmanın mantığını anlayabilmiş değiliz. Kafaları bulandıracak vehim ve spekülasyonlardan kaçınmalı.
Bu konuyu basit siyasi çıkar malzemesi yapmaya çalışanlar bilsinler ki, ne bu yolla Türkiye'ye ve Kıbrıs halkına kazandıracakları bir yarar vardır ne de bu basiretsizlikle, milletin basiret hazinesinden çalabilecekleri bir oy vardır. Sonuçtan umutluyuz.