Darbeciler özel yetkilide

Darbeciler özel yetkilide
Darbeciler özel yetkilide

Kenan Evren (solda) ve Tahsin Şahinkaya, iddianamede 12 Eylül darbesi döneminde yapılan işkencelerden de sorumlu tutuluyor.

12 Eylül'ün Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ile silah arkadaşı Tahsin Şahinkaya darbe suçundan 12. Ağır Ceza'da yargılanacaklar.
Haber: MESUT HASAN BENLİ - hasan.benli@radikal.com.tr / Arşivi

İDDİANAMENİN TAM METNİ

ANKARA - 12 Eylül darbesinin mimarlarından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın ‘ağırlaştırılmış hapis’ cezasıyla cezalandırılması talebiyle hazırlanan iddianame, dün Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, hem 1961 Anayasası ile hem 1982 Anayasası’nda egemenlik hakkının millete ve onun temsilcisi TBMM’ye tek başına verilmediğinın altı çizilerek, “Onun yanında seçimle işbaşına gelmemiş kişi ve kurumlara egemenliğin paylaştırıldığı görülmektedir. Bu durum, mevcut sistemimizde tam demokrasinin halen içselleştirilemediğini göstermektedir” denildi. Türkiye , Genelkurmay başkanlarının özel yetkili mahkemelerce yargılanıp yargılanmayacağını tartışırken, 12 Eylül darbesini yapan Evren ve Şahinkaya hakkında Özel Yetkili Savcı Kemal Çetin tarafından hazırlanan iddianame, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Evren’in avukatı, mahkemenin yetkisiz olduğu yönünde başvuruda bulunacaklarını açıkladı. Mahkeme, kabul kararıyla, darbe suçunun 32 yıl önce işlenmesi nedeniyle zamanaşımı bulunduğu, bu nedenle darbecilerin yargılanamayacağı şeklindeki değerlendirmeleri dikkate almadı. 

Niye hep asker kökenli?
İddianamede anayasanın geçici 15. maddesinin kaldırılmasıyla yapılan suç duyuruları üzerine soruşturmanın başlatıldığı kaydedildi. Söz konusu suçun, “kamu adına kovuşturulması gereken bir suç” olması nedeniyle müştekilerin isimlerinin iddianameye yazılmadığı belirtildi. İddianamede şu çarpıcı tespite yer verildi: “1961 Anayasası ile getirilen sistemle siyaset kurumu üzerinde vesayetçi düzenlemeler bulunmaktadır. Bu dönemde seçilen üç cumhurbaşkanının (Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk) siyaset dışı ve asker kökenli oluşu tamamen bir tesadüf eseri olarak değerlendirilemez. Gerek 1961 Anayasası’nda gerekse 12 Eylül 1980 darbesinden sonra yürürlüğe konulan 1982 Anayasası’nda, egemenlik hakkının millete ve onun temsilcisi olan TBMM’ye tek başına verilmediği, onun yanında seçimle işbaşına gelmemiş kişi ve kurumlara egemenliğin paylaştırıldığı görülmektedir. Bu durum, mevcut sistemimizde tam demokrasinin halen içselleştirilemediğinin, gücünü milletten almayan, seçimle işbaşına gelmemiş bürokrasinin bir şekilde ipleri elinde tutmak istediğinin göstergesidir. Bu kesimler şeklen demokrat görünmekle birlikte, işler kendilerinin veya ideolojisine hizmet etmiş oldukları güç odaklarının istediği gibi gitmediği takdirde demokratik yönetime müdahale yollarını aramaya başlarlar. İstedikleri ortama demokrasi dışı yollarla ulaşmak gerekiyorsa derhal o oluşum ve çalışmaların yanında yer alırlar.” 

Ağarda iddianamede
İddianamede darbe döneminde gözaltına alınan kişilerin gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde maruz kaldıkları işkenceler de anlatıldı. Bu bölümde helikopter kazasında ölen BBP eski lideri Muhsin Yazcıoğlu’nun darbe sürecinde gördüğü işkenceleri anlattığı röportajına da yer verildi. İddianamede müşteki sıfatıyla yer alan Mustafa Kahya’nın o dönemde İstanbul Emniyeti’nde siyasi şube müdür olan Ünal Erkan ve müdür yardımcısı Mehmet Ağar’ın ‘işkencesi olduğu’ yönündeki ifadesine de yer verildi. İşkencenin o yıllarda sistematik bir yöntem olarak kullanıldığı anlatılan iddianamede, Diyarbakır Askeri Cezaevi, Mamak Askeri Cezaevi, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ndeki DAL (Derin Araştırma Laboratuvarı) olarak adlandırılan yerin öne çıktığı ifade edildi.

Radikal’in dizisi iddianamede
Savcı Çetin iddianameyi hazırlarken yararlandığı kaynaklara da yer verdi. Darbe suçlamasıyla yargılanan Yalçın Küçük’ün ağırlıklı olarak videoların ve yazıların yayımlandığı Kalemler ve Kılıçlar isimli internet sitesi de yararlanılan kaynaklar arasında gösterildi. Ayrıca Radikal’in Maraş olayları ile ilgili olarak hazırladığı yazı dizisi de iddianamede geniş olarak yer aldı. İddianamede yararlanılan kaynaklar şöyle sıralandı: “Şeref Gözübüyük, Anayasa Hukuku, Robert Dahl, Demokrasi Üstüne, Ali Kuzu, 12 Eylül İhtilali ve Onların Çocukları, Mehmet Ali Birand, Hikmet Bila, Rıdvan Akar, 12 Eylül Türkiye’nin Miladı, Muslih İpekliler, Anılarda 12 Eylül, THİV yayınları İşkence Dosyası, Gözaltında ya da Cezaevinde Ölenler; Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, Murat Belge.