Davutoğlu: 7 Haziran'dan bugüne bilinçli terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız

Davutoğlu: 7 Haziran'dan bugüne bilinçli terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız
Davutoğlu: 7 Haziran'dan bugüne bilinçli terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız
TBMM'de AKP grubuna konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "7 Haziran'dan bugüne kadar bilinçli terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız" dedi. Davutoğlu operasyonlar başladıktan sonra muhalefet liderlerini bilgilendirmesine rağmen HDP Eş Başkanı Demirtaş'ı neden aramadığını da açıkladı.

RADİKAL - Başbakan ve AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Davutoğlu, PKK ve IŞİD operasyonları başladıktan sonra muhalefet partilerine bilgi verdiklerini ancak HDP'yi bunun dışında tuttuklarını hatırlatarak, "Terör söz konusu olduğunda, açık tavır sergilemeyenlerin teröre karşı bilgilendirilme hakkı yoktur. Şundan bile emin olamayız, verilen bir bilgi kaç dakika sonra Kandil’e ulaşacak, bundan bile emin değilsek nasıl bir bilgilendirme yapabiliriz" dedi.

Davutoğlu'nun konuşmasında öne çıkan noktalar şöyle:

"Son günlerde çok yoğun terör saldırısıyla karşı karşıyayız.  Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Terör faaliyetlerin yapan örgütler, önlerindeki maşalar kim olursa olsun hepsini lanetliyorum. Şehitlerimizin hatıraları ve emaneti omuzlarımızda kutsal emanet olarak ebediyete kadar sürdürülecektir.

13 Temmuz’da CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Bahçeli ile, HDP eş başkanlarıyla görüşmeler yaptık. Hemen arkasından millet olarak huzurlu Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Çevremizdeki ateş çemberi içinde, Türkiye Ramazan Bayramı'nı huşu içinde idrak etmişti. Fakat bayramı müteakip, Suruç’ta başlayan ve bugüne kadar süren terör saldırısı karşısında, Türkiye mücadele veriyor.

Geçen sene de Kurban Bayramı'nı idrak ederken, şer odakları Kobani’yi bahane etmişlerdi. Hepimizin görmesi gereken bir tablo var. Aldığımız tedbirleri, gelecek perspektifimizi paylaşmak istiyoruz. 7 Haziran’dan bugüne kadar bilinçli terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız.

TBMM Başkanı son derece vakur şekilde seçmiş, cumhurbaşkanımızdan görevli almış, hükümetsiz bırakmama çabası içindeyken, bir takım şer odakları harekete geçtiler.

Üç terör örgütü eş zamanlı saldırıda bulundular. Milletimizin bu saldırıları görmesi açısından 7 Haziran - 28 Temmuz’da neler oldu aktarmak istiyorum.

657 terör olayı gerçekleşti 11 güvenlik görevlimiz şehit edildi, 41 vatandaşımız hayatını kaybetti, 15 baraja saldırı düzenlendi, 20 araç yağmalanması, ve 335 araç yakılmasıyla karşı karşıya kaldık.

7 Temmuz’da Siirt’te polisimizin şehadetiyle işaretini vermeye başlamıştı. DEAŞ, PKK ve DHKPC eş zamanlı olarak Türkiye’yi hedef almıştır ve saldırılar başlamıştır.

20 Temmuz’da Suruç’ta DEAŞ’ın saldırısıyla 32 vatandaşımız katledildi. DEAŞ’a dönük de alacağımız tedbirleri konuşmaya başladık.

Ben 21 Temmuz’da yaralıları hastanede, alınacak tedbirleri alanda yerinde tespit için Şanlıurfa’da bulundum. Tam bir DEAŞ mücadelemizin nasıl olacağı yönünde planlamalar yaparken, aynı gün 20 Temmuz’da bu sefer Adıyaman’da PKK harekete geçti ve uzman çavuşumuz şehit edildi.

Hani bugün PKK ve DEAŞ savaşıyor diye düşünenler var ya, zamanlamaya dikkat etsinler. 
 
Hemen 22 Temmuz’da bu sefer Ceylanpınar’da polis memurlarımız alçakça kalleşçe, uyurken enselerinden vurularak şehit edildiler.

Biz istihbarat birimlerine talimat verdik ve bize gelen bilgilerle, PKK’nın telsiz konuşmalarından onlar tarafından gerçekleştirildiğini tespit ettik.

Yine aynı gün, Suruç’ta katledilen vatandaşlarımızın nakli esnasında İstanbul’da DHKP-C’liler harekete geçti ve İstanbul sokaklarının kendi hakimiyetleri altındaymışçasına gösteri yapmaya kalkıştı. Biz Ankara’da bunları bir araya getiren değerlendirmeler yapmaya başladık.

23 Temmuz’da bir polisimiz, kaza ihbarı… Alçaklığı düşünün, kazaya yardıma giden polisimizi şehit ettiler.

Bugün hala, bugün dahi, barıştan bahsedenler var ya, siyasi görünümlü bazı şahsiyetler önce bunun hesabını verecekler. Herhangi bir kınama, lanetleme duydunuz mu?

Dikkatimiz İstanbul’da DHKP-C, Ceylanpınar’da PKK’ya yönelmişken, bu kez Kilis’te DEAŞ bir askerimizi şehit etti sınırda. Perde gerisindeki bir odak, üç örgütü birden harekete geçirdi. Kapsamlı, üç maşalı bir saldırıyla Türkiye karşı karşıyaydı. Oturduk, kapsamlı değerlendirme yaptık.

Ve daha sonra da operasyonlar başlamasından itibaren de PKK’nın saldırıları devam etti. 24 Temmuz’da Erzurum’da, düşünün bunların anlayışlarını zilletlerini gösteren bir olgudur. Üç sağlık görevlimiz ve ambulans kaçırıldı.

24 Temmuz’da Lice’de bir polisimiz kaçırıldı, 25 Temmuz’da başçavuş ve uzman çavuşumuz şehit edildi. Kamyonlar yakıldı. 26 Temmuz’da, İstanbul’da DHKP-C polis memurumuzu şehit etti.

27 Temmuz’da binbaşımızı şehit ettiler. Dün uzman çavuşu şehit ettiler.

Düşünün bir taraftan DEAŞ, PKK ve DHKP-C, eş zamanlı olarak Türkiye’yi hedef aldı.

Birincisi Türkiye’nin demokrasisi… Türkiye hedef edilmiştir. Ne polisimiz, ne güvenlik görevlilerimizdir hedefte olan. Onların kayıpları üzerinden, Türkiye son yılların en büyük saldırısıyla karşı karşıya kalmıştır. Hayat hakkı en kutsal haktır. Türk demokrasisi tehdit edildiği için, ben ilk gün ortak deklarasyon çağrısında bulundum. Daha operasyonlar başlamamıştı.

Çağrımız CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu dışında yanıt bulmadı. HDP’li yetkililere söylüyorum, neredeydiler, ortak tavır sergileyelim derken neredeydiler? Kandil’den alacakları talimatı bekliyordu. Madem ki talimat aldıkları bir yer var, talimat aldıkları yeri gerektiği zaman gerektiği anda cezalandırırız ve cezalandırmaya kararlıyız. 

Hükümet kurmaya çalışıyoruz, çaba sarf ediyoruz. Bu üç terör örgütü aynı anda bizim hükümet kurma çalışmalarımızı sabote etmek için harekete geçiyor.

Meclis içindeki, dışındaki aktörlere sesleniyorum. Bu demokrasimize yönelik bir saldırıdır.

İkinci hedefi bu saldırıların, Türkiye’nin kamu düzenidir. Öyle bir hava estirilmeye çalıştılar ki, Türkiye’nin sokaklarında huzur yok, kontrol güvenlik görevlilerinde değil gibi… Geçici bir hükümet iş başında ve şimdi harekete geçmenin tam zamanı dediler. Son günlerde bize müstafi başbakan, hükümet diye hitap ediyorlar. Bir dakika dahi bu emanet omuzumuzdaysa görevimizi yaparız.

Her türlü bedeli ödemeye hazırız ama kararsızlık göstermeyiz. Saldırılar karşısında alacağımız tedbirlerden vazgeçmeyiz. Kimse hevese kapılmasın.

Üçüncü hedefi bu saldırıların, Türkiye’nin uluslararası itibarıdır. Yani, şunu yapmaya çalıştılar Türkiye DEAŞ’a destek veriyor, ve Türkiye kendisine zarar veren örgütleri cezalandıracak caydırıcı güce sahip değildir… Türkiye kendisine yönelen her namluyu kırmaya muktedirdir ve buna da gerektiği zamanda cevap verecektir.

DEAŞ, Türkiye’ye hem güvenlik açısından bir tehdittir, hemde aziz dinimize verdiği zarar bakımından aynı zamanda inancımıza yönelik de bir tehdittir. Biz her zaman DEAŞ’ın tehdidine karşı tavır aldık. DEAŞ yanlış bir islam imajı oluşturmak suretiyle en büyük zararı vermektedir. Türkiye için en büyük tehdittir.

Aynı şekilde PKK, bu kez etnik istismar üzerinden faaliyet yürütüyor. Türkiye’nin kültürel fay hatlarını oynatmaya çalışıyor. DHKP-C ise Alevi vatandaşlarımızı istismar etmeye kalkıyor. Bu terör örgütleri, farklı kaynaklardan beslenmekle birlikte hedefleri aynı olan şer odağının maşalarıdır.

Aramıza fitne sokmak isteyenler, şu veya bu etnik grubu harekete geçirerek Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara da bütün millet olarak el ele durmaya kararlıyız.

Aldığımız tedbirleri de paylaşmak istiyorum. Madem ki üç ayaklı, üç hedef vardı, DEAŞ-PKK-DHKP-C. Biz de üç ayaklı üç hedefe dönük operasyonu başlattık. Aynı anda eş zamanlı bir operasyonla Türkiye’de hak ettikleri cevabı gördüler. Birincisi Suriye’deydi. 23 Temmuz’daki güvenlik zirvesinde, 4 saati aşkın toplantıda bütün detayları ele aldık. Bir eylem planı çıkardık. O günden bugüne kararlılıkla uygulanmaktadır. O gün aldığımız kararlar hiç aksamadan hedefe ulaşmıştır.

Madem ki DEAŞ Suruç’ta 32 vatandaşımızı katletmiştir, sınırımızda askerimizi şehit etmiştir. DEAŞ’a karşı o gece operasyon kararı verdik. DEAŞ’ın sınırlarımıza yakın bütün karargahları tahrip edildi. Hava kuvvetlerimiz başarılı bir operasyonla, bize arz ettikleri hedefleri bertaraf ettiler. 23 Temmuz’daki operasyondan hemen sonra, 23 Temmuz’u 24 Temmuz’a bağlayan gece bu kez saat 23’te eş zamanlı olarak uçaklarımız bir taraftan DEAŞ hedeflerini vurmaya devam etti, diğer tarafta Kuzey Irak’ta kapsamlı bir harekat başlattı. Aynı şekilde dalga dalga gelen operasyonlarla PKK’nın bütün üsleri yığınakları karargahları hedef olarak tayin edilmiştir ve hedeflere tam isabetle, başarıyla ulaşılmıştır.

Cumartesi sabahı üçüncü dalga operasyonunda DEAŞ ve PKK hedefleri, karadan topçu atışıyla vurulmuştur. Üçüncü ayak ise, Türkiye’de maşalar elemanlar üzerinden yapılan ve vatandaşlarımızın güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı yürütülen çalışmalardır. Yine eş zamanlı olarak, 39 ilde DEAŞ PKK DHKPC unsurlarına karşı operasyon başlatılmış ve şu ana kadar 1302 zanlı gözaltına alınmıştır.

Mesajı aldık, ve mesajın gereğini o odaklara gönderdik. Göndermeye de devam edeceğiz.

Onlar şunu dediler, biz istediğimiz anda sizin vatandaşlarınızın canına kast ederiz. Biz de şunu diyoruz, bir vatandaşımızın canına kast eden olursa, dünyanın neresinde olursa olsun dünyayı başlarına yıkarız.

Onlar şunu dediler, biz Türkiye’yi istediğimizde çatışmaya yöneltebiliriz. Bizde şunu dedik, biz AK Parti teşkilatları Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin edebi kardeşliğinin teminatıdır.

Onlar şunu dediler, biz Türkiye’yi acziyet içinde gösterebiliriz. Bizde şunu söyledik. Biz demokratikleşme çabalarıyla ne kadar müşfiksen, hasımlarımızı cezalandırma konusunda o kadar kudretliyiz. Onlar şunu dediler, biz Türkiye’yi yalnızlaştırırız. Ama görüldü ki, bütün dost ve müttefik ülkeler Türkiye’nin yanındadır. Ve Türkiye hiçbir zaman yalnız olmamıştır ve yalnız olmayacaktır.

İşte bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Burada en büyük güç kaynağımız aziz milletimizdir. Yarın genişletilmiş il başkanları toplantısında bütün il teşkilatlarımızla, gençlik kolları, kadın kollarımızla toplanacağız. Buradan da ak parti teşkilatlarında bir talimat mahiyetinde şunu ifade etmek isterim. Başınız dik olsun, yere ve bu ülkeye sağlam şekilde basınız. Kimseye özellikle de doğu ve Güneydoğu’daki teşkilatlarımıza sesleniyorum. Sizin tam da bugün vakur şekilde sokağa çıkarak, bu ülkenin birliğini beraberliğini gösterme vaktidir.

'SABRIMIZI TEST ETMESİNLER' 

Bir şehit verirsek o şehidin verilme talimatını veren odaklara karşı her türlü harekatı yapmaya devam edeceğiz. Bizim sabrımızı kararlılığımızı test etmesinler. Dün sabah aziz şehidimizin eşi sibel hanımla görüştüğümüzde, ona bunu söylemiştim.

Bütün şehit eşlerine, yakınlarına, çocuklarına seslenmek istiyorum. Acınız acımızdır. Yüreğimizde hissediyoruz. Ama onlar cennete yürümüşlerdir. Ama sizler ve onların manevi huzurunda söylüyorum ki, şehitlerimizin emanetini en kararlı şekilde omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz. Bir Arslan’ımızı kaybetmiş olabiliriz, ama Anadolu'nun binlerce arslanı ayaktadır. Bu arslanların bir kısmı Türk'tür, bir kısmı Kürt'tür. Kimi Sünni’dir, kimi Alevi’dir. Ama hepsi kardeştir, hepsi azizdir.

DÖRT KESİME DÖRT MESAJ

Buradan dört kesime dört mesaj vermek istiyorum. Birincisi halkımıza, mesajımız şudur: Ülkemizin geleceği huzuru, devletimizin bekası için ne gerekiyorsa yapan bir hükümetiniz olduğundan emin olunuz. Devletinize, ülkenize ve hükümetinize güveniniz. Sizlerin huzur içinde uyumanız için, gecelerini uykusuz geçiren güvenlik birimimize güveniniz. Bir çok tuzaklarla karşı karşıya kalabiliriz. Ama tuzakların üstünde bir tuzak, komploların ötesinde AK Parti’nin getirdiği bir Türkiye vizyonu vardır. Biz milletimize güveniyoruz.  Bütün vatandaşlarımıza şefkat eliyle yaklaşacağız. Huzurunu bozmak isteyenlere karşı da kudret elimizi tepelerine indirmeye kararlıyız.

İkinci mesajım siyasi parti liderlerine. Bugünler ortak tavır alma günleridir. Bugünler insan hak ve özgürlükleri etrafında ortak bir duruş sergileme günleridir. 7 Haziran sonrasında diyalog kanallarını açık tuttuk. Hiçbir ayrım gözetmeden parti liderlerini ziyaret ettim. HDP’ye de yüzde 13 nispetinde oy almış bir parti olarak, gittim. Orada da bütün bu görüşmelerde bu perspektifi kendileriyle paylaştım. Operasyonlar başlamadan önce, Suruç olayından sonra çağrıda bulundum, her gün tekrar ettim. Ümit ettim ki, milletimiz siyasi partilerin bir araya gelmesinden kaynaklanan dayanışmayı görür.

Ama HDP bunu kategorik olarak yapmadı. Teröre karşı tavır alma konusunda bir ortak deklarasyona imza atmaktan bile imtina ettiler. Çünkü teröre karşı tavır aldıkları anda, sırtlarını dayadıkları kesime de sırtlarını döneceklerdi. Sırtını terör örgütüne değil millete dayayanlar lazım bu ülkeye millete.

'DEMİRTAŞ'I NEDEN ARAMADIM'

Operasyonlar başladıktan sonra da pazar günü Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi aradım. Operasyon hakkında bilgi verdim. Bu mesele bir ülke meselesi. AK Parti ülke meselesini omuzlarına almış yürüyor, ama bütün partilerin bilgilendirmesi lazım.

Peki şu soru gündeme gelebilir. Demirtaş’ı niye aramadınız?

Demirtaş’ın ve eş başkanların, terör konusundaki samimiyetsizlikleri ortaya çıkmıştır. İkircikli tavır sergileyenlerle bizim görüşmelerimizin bir sınırı olur. Terör söz konusu olduğunda, açık tavır sergilemeyenlerin teröre karşı bilgilendirilme hakkı yoktur. Şundan bile emin olamayız, verilen bir bilgi kaç dakika sonra Kandil’e ulaşacak, bundan bile emin değilsek nasıl bir bilgilendirme yapabiliriz?

Ambulans içinde olan ebe şoförle eşimle birlikte konuştum. Hala karşı çıkacak cesaret olamayanların, terörle mücadele taraf olma durumu olur mu?
 
Bugün yine ‘gelin barış için konuşalım'... Konuşalım, biz barışı her zaman konuştuk. Çözüm sürecini kararlılıkla sürdüren, hiçbir taviz vermeden sürdüren AK Parti'dir. Peki siz samimi davrandınız mı? Bir taraftan barış derken, diğer taraftan terör ve silah kullanımı karşısında ortak tavır sergileyebildiniz mi? İkircikli tavırların sonuna gelinmiştir.

Tavırlarını ortaya koyarlarsa, DEAŞ terörünü kınadıkları gibi PKK terörünü de kınamaya cesaret ederlerse, uykusunda ensesinden şehadet edilen polislerin şahadetlerini kınayabiliyorlarsa, binbaşımızın katledilmesini kınayabiliyorlarsa, kınayabildikleri gün biz de çağrılarına cevap verir, oturur konuşuruz. Bunu yapmadıkları sürece, millet nezdinde de bizim nezdimizde de sanık sandalyesindedirler.

'YÜZÜNE MASKE TAKAN HERKES...'

İstanbul’da Gazi olayları konusunda, cenaze bahane edilerek, yüzlerini maskeyle çıkmak isteyenlere karşı açık tavrımızı ortaya koyduk. Yüzüne maske takan, silahla sokağa çıkan herkes hak ettiği muameleyi görecektir. Siyasi partilerin de özellikle iç güvenlik yasası çıktığı zaman, bu yüz kapamaya karşı tavır sergileyen partileri de, oradan buraya gelen vekillere de sesleniyorum. Sokakların emniyeti hepimizin emniyetidir.

Üçüncü mesajım terör örgütlerine ve onların arkasındaki odaklara… Siz hangi gerekçeyle hangi eylemi planlarsanız planlayın, karşınızda dimdik duran Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve tek bir yumruk gibi duran aziz milletimizi bulacaksınız. Operasyonu başlattığımız gece, üçte toplantıdan çıktım. Gece yarısından başlayarak Türkiye’nin her köşesinden tebrik ve takdir mesajları aldık.

Bu dalga geçer, tekrar eski düzene döneriz, yine Kuzey Irak’ı üs haline çeviririz, yine DEAŞ hesaplar yapıyorsa veya DHKP-C; hepsi bilsinler: Türkiye artık bir hafta önceki konumda değildir. Nasıl onlar kapsamlı saldırıda bulunmuşlarsa, biz de bu operasyonları noktasal operasyonlar olarak görüyoruz. Üç değil 33 terör örgütüyle mücadele etmeye kudretimiz yeter. Bu süreç, silahlı unsurlar silahı bırakana, Türkiye’yi terk edene kadar devam edecektir.

Dördüncü mesajım uluslararası camiaya… Şu ana kadar beni veya cumhurbaşkanımızı arayarak, taziye mesajında bulunan, dost ve müttefik ülkelere teşekkür ediyorum. 121 ülke desteğini ifade etti. Her birine teşekkür ediyorum. Terörle mücadele aynı zamanda bir samimiyet testidir. Son bir hafta içinde verilen destek hem yalnız olmadığını göstermiştir. Yalnız değiliz, olmayacağız ve mazlumları da hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız.

Tabi bu arada bazı ülkelerden ikircikli ve dostluğumuza yakışmayan ifadeler de geldi. Onları da not ettik.

Bir önemli siyasi liderin şu ifadesi zikretmek isterim “Türkiye’nin böyle ayakta olması, uyanık olması en güzel haberdir. Türkiye uyanıksa biz rahat uyuyabiliriz” dediler.

Türkiye’nin dostluğu çok kıymetlidir. Hasmane tutum içinde olanlara cevabı net ve katidir. Halkımızın huzurunu, sınırlarımızı korumak gerektiğinde alınması gereken her türlü tedbiri şimdiye kadar olduğu gibi almaya devam edeceğiz.