Davutoğlu: Ekonomide kriz senaryosu yapanlar avuçlarını yalayacak

Davutoğlu: Ekonomide kriz senaryosu yapanlar avuçlarını yalayacak
Davutoğlu: Ekonomide kriz senaryosu yapanlar avuçlarını yalayacak
Meclis'te AK Parti grup toplantısında konuşan Başbakan Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin "Er geç Esad'la müzakere etmek zorunda kalacağız" sözlerine sert eleştiriler yöneltti.

RADİKAL - Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor. Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

ESAD'LA MÜZAKERE: Bazı aykırı sesler duyuyoruz. İnsanlık vicdanını isyan ettiren sesler duyuyoruz batıdan. Esed'le müzakere edilmeliymiş. Bütün bu katliamlardan sonra, kırmızı çizgi diye çektiğiniz kimyasal silahlara rağmen Esed'in oturup elini sıkarsanız, o sıktığınız tarihten silinmeyecektir. Ha Karacic'in ha Saddam'ın ha Esed'in eli sıkılmış. Hitler Polonya'ya girdiğinde sessiz kalınması savaşa yol açmışsa, büyük acılar yaşanmışsa, bugün Esed'in elini sıkmak isteyenler Ortadoğu'da olacak her türlü zulmün vebalini omuzlarında taşırlar.

Biri zulüm yaparsa, kendi halkının üzerine kimyasal silahlarla giderse dur deriz. gücümüz yettiğince dur deriz. sesimizi yükseltiriz. ama hiçbir zaman zalimin yanında yer almadık, almayacağız.

Gerçi yalanladılar ABD Dışişleri Bakanı'nın ifadesini. O yalanlamayı memnuniyetle karşılıyoruz. Buradan Avrupa'ya ve ABD'ye sesleniyorum, insan hakları söz konusu olduğunda bunu onları doğal hakkı olarak görüp, Mısır, Suriye halkı demokrasi istediğinde, siz hele bekleyin, onların hakkı değildir deyip, Suriye ve Mısır rejimiyle işbirliğine kalkarsanız dünyada samimiyetiniz kalmaz."

Hani mazur görülmez ama en azından anlaşılabilir, Berlin'de, Washington'da oturup da Suriye halkına kayıtsız kalınması. Ama Ankara'da, İstanbul'da, Hatay'da oturup da Suriye halkının acılarına kayıtsız kalanları tarih affetmez.

Suriye Ulusal Koalisyonu, bundan dört yıl önce ayağa kalkan Humuslu, Deralı, Lazkiyeli gençlerin temsilcileridir. Biz onlara yardım edeceğiz. Esed rejiminin zulmü karşısında onları güçlü kılmamız, Suriye halkının kıskaca alınmasını engelleyecektir. İnsanlık dışı bir rejim ile terör örgütü arasında Suriye halkı kıskaca alınmaya çalışılıyor.

Batı'da bir dışişleri bakanı, vatandaşları için 'Hollanda'ya dönmelerindense Suriye topraklarında ölüp kalmalarını isteriz' diyor. Gençlerinize sahip çıkın.

Yol şudur. Tarihte Anadolu'yla iç içe yaşamış Suriye halkı, tarih boyunca aşırılığa meyletmemiştir. Suriye tarihinde bunu görmezsiniz. Halep, Şanlıurfa gibi mübarek bir şehirdi. Tarih şartlar bizi onlardan ayırdı.

EKONOMİK KRİZ BEKLENTİSİ: Birileri neredeyse ellerine kına yaktı, Türkiye 'de kriz olacak diye. Ana muhalefet de diğer partiler de bunun beklentisi içinde. Bu kritik günlerde, Çanakkale savaşının yıl dönümünde, haince batı başkentlerinde kamuoylarını Türkiye aleyhine ayağa kaldırmaya çalışan paralel çetenin de rüyası bu. Sanki Türkiye'ye has kriz var gibi olsun. Aynen öyle avuçlarını yaladılar, yalayacaklar.

Seçime giderken bununla yetinmeyip başka kumpaslar içine girecekler. Çok iyi biliyorlar, bu dünyadaki dalgalanmanın Türkiye'ye yansıması. Dünyadaki genel trend içinde Türk Lirasının değer kaybı, belli bir ortalamada tutuldu ve herhangi bir şekilde ekonomimizin etkilenmesinin önüne geçildi. Bunun karşısında ABD'de, ekonomik dönüşüm programlarını New York'ta anlattıktan sonra, uçaktan iner inmez hem ekonomi bürokrasisinin önemli yöneticileriyle, Merkez Bankası Başkanı, SPK başkanıyla görüştük. Atılabilecek adımları istişare ettik. Ardından cumhurbaşkanımızla istişare ettik. Salı günü 8 saati aşkın ekonomi değerlendirme toplantısı yaptık. En kötü en iyi senaryolarla ilgili tedbirlerimizi netleştirdik. kimse bizden irrasyonel bir tepki beklemesin. rasyonel olmak iddialardan vazgeçmek anlamına gelmez. Finansal yapımız sağlamdır, bütçe açığımız OECD'nin üçte biri düzeyindedir. Ekonomi yönetiminde farklı kanaatler varmış gibi kriz senaryosu yapanlar avuçlarını yalayacaklar.

Merkez Bankası başkanımızın verdiği brifing sonrasında da konuları ele aldık. Bakanlar Kurulu'nda da gözden geçirdik. Kimse kriz senaryoları üzerine hesap yapmasın. Krize yatırım yapanlar kesinlikle kaybedeceklerdir.

DOKTORLARA ŞİDDET: Gece nöbetlerini ben çok iyi bilirim. Şu anda dahi ameliyat odalarında hastalarının başında neşteri tutan bütün ellere, hemşirelere hastabakıcılara şükranlarımızı iletiyorum. Sağlık devletli olmak demektir. Sağlıklı nesiller lazım. Şiddet her yerde kötüdür. şifa vermek için uğraşan doktor, sizin hastanızı ihmal ediyor değildir, saygı gösterin ve emin olun ki doktorlarımız elinden geleni yapacaktır. Şiddet uygulayanların genelde alkol ve uyuşturucu bağımlısı olduğunu göze alarak hastanelerdeki güvenlik tedbirini artırdık. Doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza müjdelerimizi ilettik. Onların döner sermayedeki ikinci emeklilik hakları konusunda imkanlar oluşturduk.

' CHP METROYA NEDEN KARŞI': Biz ekonomik alanda krizlerle boğuşurken, dünyaya örnek teşkil edecek hamlelere devam ediyoruz. Geçtiğimiz ay üç katlı tünelin müjdesini paylaşmıştım. Geçen hafta, dünyada bir ilk olacak olan bu büyük projeyi, Hasdal kavşağı ile Çamlık kavşağını 14 dakikaya indiren bu projeyi zannettik ki İstanbullu bağrına basar. Bu proje İBB'ye geldi ve nasıl Boğaziçi Köprüsü'ne karşı çıkmışlarsa, CHP bu projeye hayır oyu verdi. Ben şaşırmadım. Bunlar yapmaya değil engellemeye ayarlanmış. Kılıçdaroğlu bunu izah etsin bakalım niçin hayır dediler? Yerin altına trafiği taşıyıp, yer üstünü koruyarak metro inşa etmekten niçin rahatsızlar?

Gezi olaylarında İstanbul'u tarumar edenlerin arkasında durdu bunlar. Kendileri Yalova'daki çınarları kestiler, Sekiz ağacın yer değiştirmesiyle İstanbul'u yaktılar yıktılar. Onlar dört dakikayı bile göremezler ama, hadi dört yıl diyelim. Kılıçdaroğlu sen yıllarla, biz asırlarla uğraşırız. Dört yıl istemesi doğal, neden gözleri faltaşı gibi hazinedeki fonlarda, gelecek dört yıl içinde tarumar edecek, tıpkı Bahçeli gibi eyvallah deyip gidecek. Millet ikinci tiyatroya izin vermez.

PARTİ KAPATMALAR: Geçen hafta çağrıda bulunmuştuk. Madem parti kapatılmasından kaygılısınız, işte hodri meydan demiştik. Yiğit göremedik bir hafta içinde. Anayasa komisyonuna gitti, komisyon çalışmaları tamamlandı ve geçti. Ama nasıl İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde üç katlı tünele karşı çıkıp ekonomik kalkınmaya karşı çıkmışlarsa, şimdi de komisyonda anayasa değişikliği paketine karşı çıktılar.