Davutoğlu: 'Gereğini yaparız'

Davutoğlu: 'Gereğini yaparız'
Davutoğlu: 'Gereğini yaparız'
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle ile yaptığı ortak basın açıklamasında, "Sınırımız bir daha ihlal edilirse, gereğini yaparız" dedi.

İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen İstanbul Küresel Forumu'nun " Dünya Siyasetinde Türkiye ve Adalet Meselesi" başlıklı oturumunda konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, küresel düzende adaletin siyasi açıdan kilit kavramının katılım olduğunu

belirterek, "Karar alma süreçlerine adil katılım sağlanmalıdır. Eğer BM uluslararası toplumu temsil ediyorsa, BM siteminde farklı ulusların seslerini duyurabileceği ve bunların kararlara yansıyacağı bir karar alma süreci olmalıdır" dedi.

DÜNYADA YENİ BİR KÜRESEL KÜLTÜREL DÜZENE İHTİYAÇ VAR

BM'nin karar alma süreçlerinin, dünyadaki yeni güç yapısını yansıtacak şekilde değiştirilmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, "Yeni bir BM sistemine, yeni bir karar alma sürecine ihtiyacımız var. Türkiye olarak, bu meseleyi uluslararası platformlarda gündeme getirdik, getirmeye devam edeceğiz" diye konuştu. Davutoğlu, Türkiye'nin 2015'te G-20 ülkeleri ile En Az Gelişmiş Ülkeler Grubu'nu aynı masa etrafında toplamayı hedeflediğini aktararak, "En zengin 20 ülke, en az gelişmiş 48 ülkenin yaşadığı zorlukları görebilsin istiyoruz. En

zenginler ile en fakirler böyle bir masa etrafında bir araya gelmedikçe, uluslararası ekonomik sistemde adalet zor" dedi. Dünyada yeni bir küresel kültürel düzene de ihtiyaç olduğunu belirten Davutoğlu, "Artık 19. yüzyılın Avrupa merkezli kültürü geçerli değil. Farklı

kültürlere yeni bir yaklaşıma, coğrafi merkezci olmayan ve önyargısız yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var" diye konuştu.

KOMŞULARA AÇIK KAPILAR OLAN SINIRLAR İSTİYORUZ

Davutoğlu, dünyada bazı çevrelerin bir nefret kültürü yaratmaya çalıştığını belirterek, Hz. Muhammed'e hakaret içeren filmi hatırlattı. İslamofobi ve yabancı düşmanlığı yayan çevreleri eleştiren Davutoğlu, "Küresel kültürel düzen için bugün bence temel ortak kavram içericilik kavramıdır. Küresel dünyada içerici olmalıyız, dışlayıcı değil" dedi. "Bölgesel planda düzenler olmazsa, küresel

düzende de adalet ve barış olmayacağını biliyoruz" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel düzeyde kurulan platformları desteklediğini kaydetti. Davutoğlu, Türkiye'nin mevcut sınırlara saygı duyan ama yeni bir Ortadoğu istediğini kaydederek, "Berlin Duvarı gibi değil, komşulara açık kapılar olan sınırlar istiyoruz. İnsanların, malların, sermayenin ve fikirlerin serbestçe dolaşacağı bir Ortadoğu istiyoruz. İsrail'in Filistinliler'e baskı kurduğu, topraklarını işgal altında tuttuğu, Filistinliler'in bir kasabadan diğerine kontrol noktasından geçmeden gidemediği bir Ortadoğu'da adaletten söz edilebilir mi? Ortadoğu'da adaleti temin edemiyorsanız, küresel sahnede adaleti nasıl temin edeceksiniz?. Hiçbir Balkan, Kafkasya, Ortadoğu şehri mütecanis değildir. Avrupa'da bir şehre gittiğinizde tek kültürle karşılaşırsınız ama Şam'da, Kahire'de, Marakeş'te, Saraybosna'da, Tiflis'te veya İstanbul'da tek kültür, tek etnisite, tek din olmamıştır. Bu bizim yaklaşımımızdır" dedi.

ORTADOĞU HERKES İÇİN SINAV

Özgürlüğün ve güvenliğin dengeli olması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Ancak bütün oyların birbirine eşit olduğu demokraside, özgür ve adil seçimler, adaleti temin eder" dedi. Davutoğlu, Arap Baharı'nın yaşandığı ülkelerde halkların ayaklanma nedenlerinden

birinin de ekonomi olduğunu ifade ederek, "Arap Baharı sadece siyasi hak arayan bir hareket değil, ekonomik adaletsizliğe ve yolsuzluğa karşı bir ayaklanmaydı da" dedi. Ortadoğu'nun herkes için büyük bir sınav olduğunu, Türkiye'nin Arap Baharı sürecinde tarihin doğru tarafında yer aldığını dile getiren Davutoğlu, "Tunus devriminin ilk gününden itibaren açık, net bir konum aldık. Tarihin doğru tarafındayız. Demokrasinin, şeffaflığın yanındayız. Yolsuzluğa karşı, bütün etnik ve mezhep gruplarına eşit vatandaşlığın yanındayız. Tunus'ta Yasemin Devrimi'nde, Tahrir'de, Bingazi'de, Yemen'de ve bugün de Suriye'de aynı konumdayız. Bizim için Suriye'de bir Hıristiyan ile Müslüman, bir Sünni ile Alevi arasında, Arap, Türkmen veya Kürt arasında fark yok. Hepsi eşit, hepsi kardeşlerimiz. Biz Beşar Esed'e ideolojisi veya mezhebi yüzünden değil, izlediği zulüm politikasından dolayı karşıyız. Onur kavramı insanlığın özüdür. Biz onurları için mücadele eden insanların yanındayız. Saraybosna'da ve Srebrenitsa'da onuru için savaşan insanların yanında olduk. Bugün de Hama'da, Halep'te onurları için bütün gayretlerini ortaya koyanların yanındayız" diye konuştu.

TÜRKİYE YUMUŞAK GÜÇ KULLANIYOR

Davutoğlu, "sıfır sorun" kavramını da değerlendirerek, "Etrafımızdaki bütün ülkeler dostlarımızdı. Arap Baharı fırsatlar, imkanlar ve

riskler getirdi. Kuzey Afrika'da pek çok insan şu anda Türkiye'yle ilişkilerini dinamik bir şekilde olumlu yönde tartışıyor. Büyük fırsatlar var" dedi. Suriye'nin de herkes için bir sınav olduğunu belirten Davutoğlu, "Tarihin doğru yanında mıyız, değil miyiz? Vicdanın yanında mıyız, değil miyiz? Yeni yükselen jeopolitiği mi destekliyoruz? Bizi bölen çizgi budur. Bizi bölen çizgi mezhep değil, zihniyet çizgisidir. Bu çizgiyi anlayan Sünniler, Hıristiyanlar, Şiiler, Dürziler tarihin doğru tarafında, anlamayanlar yanlış tarafındadır. Bunları anlamayan bir Sünni diktatör, bir Şii diktatör tarihin yanlış tarafındadır" diye konuştu. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesinde izlediği politikayla yumuşak güç kullandığını kaydeden Davutoğlu, "Sert güce ihtiyaç duyacağımız anlar da olur. Biri bize saldırırsa, Akçakale'de olduğu gibi sivil vatandaşlarımızı öldürürse, karşılığını veririz. Mümkün olan her şeyi yaparız, BM Güvenlik Konseyi'nin adaletine rağmen, Suriye'deki zulmü görmeyen kör insanlara rağmen, Suriye halkının yanında olacağız, oradaki zulmün kurbanı kardeşlerimizi desteklemek için mümkün olan her şeyi yapacağız. Açık politikamız bu" dedi.