Davutoğlu: Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir

Davutoğlu: Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir
Davutoğlu: Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir
NTV yayınına katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir. Parlamenter sistemde Başbakan'ın etkisi daha fazla. Tartışma Cumhurbaşkanı üzerinden yapılmamalı." dedi.

NTV canlı yayınında Ahmed Arpat'ın yönetiminde Mustafa Karaalioğlu ve Seda Öğretir soruyor, Başbakan Ahmet Davutoğlu yanıtlıyor.

NTV'nin derlemesine göre, Başbakan Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

"ÜNİTER DEVLETLERDE DE BAŞKANLIK SİSTEMİ OLABİLİR"

Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir. Parlamenter sistemde Başbakan'ın etkisi daha fazla. Tartışma Cumhurbaşkanı üzerinden yapılmamalı.

Örneğin Başkanlık kararnamesi denetim dışı değildir. Başkanlık sistemi güçler ayrılığına daha uygun bir sistemdir.

Evrensel demokratik değerlere yakın bir sistem olmalı. Gücün tek elde toplandığı önyargısıyla konuşamayız.

İçtüzüğün gözden geçirilmesinde mutabık kaldık. AB uyum yasaları için destek vereceklerini söylediler.

7 Haziran'da Türkiye'nin zaafa düştüğünü sandılar. Yeni dönem, şans verelim diye randevu talep ettim. Muhatabımda samimiyet ve ciddiyet ararım. Size oy verenlere saygımdan görüşmek istedim.

HDP yol ayrımında ama hala farkında değiller. Tavırlarını değiştirsinler, samimi olsunlar. Olumlu bir açıklama görelim. Önce terör hendeklerine karşıyız desinler.

(Operasyonlar ne zaman bitecek?) Sivil halkın arasına karışma yöntemini deniyorlar. Bütün sokakların tek tek temizlenmesi gerekiyor. Önemli ölçüde ilerleme sağlandı.

Büyükşehir yasasındaki aksayan hususları yeniden gözden geçiririz.

Ahmet Arpat: Sayın Başbakan bugün önemli bir görüşme gerçekleşti ve Cumhuriyet Halk Partisi lideri sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldiniz. Başkanlık sistemi ve yeni anayasa konuşuldu. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri ve Cumhuriyet Halk Partisi ekibinin yaklaşımını nasıl buldunuz ve bir uzlaşı zemini görebildiniz mi? 

Ahmet Davutoğlu: Türkiye'de siyasi partiler birbirlerinin hasımları, siyasi liderler mutlaka sert bir dil kullanmaları gerekirmiş gibi yanlış bir algı var. Biz bir rakibiz aynı seçmen tabanından oy istiyoruz. Ama demokrasilerde siyasi partiler ve liderler birbirlerini hasım gibi görmemeliler. Birbirlerini eleştirmeleri gerektiğinde bir seviye ile eleştiri yapabilmeli, desteklemek gerektiğinde de birisi doğru söz söylediğinde de doğru söylüyor demekten çekinmemek gerek. Bugünkü görüşmeyi ben yeni bir gelenek başlatması itibariyle önemli görüyorum. Bundan sonra her başbakan görev aldığında kendi perspektifiyle ilgili 4 yıllıyla ilgili muhalefet liderleri ile paylaşıp kendi perspektifini anlatıp belli konularda işbirliği imkanlarını araştırması ülkenin menfaatinedir. Bazı gerilimlerin düşmesini sağlar. Toplumda şu veya bu partiye oy veren kitlelerin birbirine daha sıcak en azından daha yumuşak bakmasını sağlar. Tepede çatışma arttığı zaman aşağıda tabanda da bir soğukluk yayılması normal. Bu görüşmeleri o bakımdan önemli görüyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu gayet misafirperver ve ekibiyle sıcak bir ortamda cereyan etti. Tabi ki görüş ayrılıkları var, ben sizin kanaatinize katılmıyorum dediğiniz şeyler oldu ama hepimiz bu ülke için çalışıyoruz. İktidar, nasıl demokrasilerin ve bir ülke için olmazsa olmaz unsuruysa, muhalefet de öyledir. Faydalı bir görüşme oldu. Ben zihnimdeki konuları kendileri ile paylaştım. Böyle bir geleneği başlatmak amacıyla böyle bir girişimde bulundum diye başta da söyledim. 

Ahmet Arpat: Bir şekilde bu işi ana muhalefet partisiyle yapabiliriz şeyini edindiniz mi? 

Ahmet Davutoğlu: Anayasa başlı başına bir önemli konudur ve bir mutabakat meseledir. Toplumun genelinin mutabık olmadığı bir anayasa toplum tarafından kolay edilmez ve kabul edilse bile sürdürülebilir olmaz. Ben 380 milletvekiline de sahip olsaydım bu görüşmeyi yine yapardım. Dolayısıyla mümkün olan en geniş mutabakatı sağlamak itibariyle ortak zemin olabileceği kanaatindeyim. Anayasa bağlamında ele aldığımızda ben kendi perspektifimi o da kendi perspektifini anlattı. Benim eskiden beri samimiyetle inandığım bir tez vardı; kurumlar ve mekanizmalar ancak içleri sağlam değerlerle doldurulduğu zaman yaşayabilir, çağ aşan sonuçlar doğurur. Anayasanın ruhu önemli bu açıdan. İnsan devlet ilişkisine nasıl bakıldığını ve insana nasıl bakıldığıyla tanımlanabilir ruhu. 1876’dan bu yana her bir anayasayla ilgili genel kanaatimi de paylaştım. Öyle bir anayasa yapalım ki bugünkü konjonktüre bağlı olmasın. Yani kişiselleştirmeyelim. 40 yıl sonra muhtemelen hiçbirimiz bu dünyada olmayacağız. O zaman dahi yaşayabilir bir anayasa yapmamız lazım. 12 Eylül anayasasının üzerinden 33 yıl geçti ve bugün bu anayasayla yaşanamayacağını söylüyoruz.

Kendisine de söyledim mutabık kaldığımız hususlardan birisi darbeyle gelen anayasal ve yasla hukukun tümüyle kaldırılması ve ciddi bir darbeden arındırılmış sivil bir siyasete geçiş. Önemli olan esasta anlaşmak o da bu anayasa değişmeli. Bizim kanaatimiz bir anayasa revizyonu değil yeni bir anayasa istiyoruz. Baktığımızda bu anlaştığımız hususlardan birisi 12 Eylül anayasasının kaldırılması. İkinci husus, 12 Eylül anayasası devleti esas alan devleti tanımlayan yukarıda bir yerde görüp vatandaşı devlete göre tanımlayan ve temel hak ve hürriyetlerden hareket eden bir anayasa olmaktan daha çok sorumlulukları tanımlayan ve özgürlükleri verdikten sonra kısıtlayan detaycı bir anayasa. Benim ruhtan kastettiğim, öyle bir anayasa yazalım ki insanı esas alsın. Devlet dediğimiz şey bizim eserimizdir. Devleti vatandaşlar olarak biz yönetiriz. Anayasada gerek yürütme erkinde gerek diğer şeylerde devlet var bir yerde ulaşamadığımız, o tanımlıyor biz de ona uymak durumundayız. Devleti vatandaşlar olarak biz tanımlayacağız. Temel hak ve hürriyetler konusunda bir kısıtlamanın gelmediği, az, öz, net bir anayasa. Yine gücün tekelleşmediği bir anayasa. Bu sadece yürütmede cumhurbaşkanında yada başbakanda gücün birikmesi değil yargıda da güç tekelleşmeyecek. Gücün tek meşruiyet kaynağının halk olduğunu ve halkın süzgecinden geçmemiş, halkın onayını almamış hiçbir mekanizmanın meşruiyet kazanamayacağı bir anayasa. Anayasanın iskeletine gelince bu ruhu teminat altına alan bir yönetim biçimini tartışalım. Yani başkanlık sistemi bu ruhu hayata geçiriyorsa doğrudur, parlamenter sistem geçiriyorsa doğrudur. İki örnek de vardır. Burada bizim 200 yıllık bir parlamenter geçmişimiz var ve buradan hareket edelim diye geliyor sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dan. Ama bizde aslında hiçbir zaman gerçek parlamenter sistem uygulanmadı. Tek parti dönemine parlamenter sistem mi diyeceğiz ya da 12 Eylül’le birlikte ortaya çıkan çarpık yapıya mı diyeceğiz, 28 Şubat dönemine parlamenter sistem mi diyeceğiz, ülkenin seçilmiş başbakanını neredeyse yüce divana çıkarıldığı dönemleri veya 27 Nisan muhtırasının yaşandığı döneme parlamenter sistem mi diyeceğiz. Bu şekilde evrildikten sonra siyasal sistem doğru olanın başkanlığa geçmek olduğunu, başkanlık sistemini de bu ruhu uygun tanımladığımızda iddia edildiği gibi diktatörlüğe ya da otoriter yapıya dönüşmeyeceğini ama bu ruha sahip olmazsa parlamenter sistemde buna dönüşebilir. Hitler Almanyası parlamenter sistem içinden doğdu. Tabuları bir kenara koyalım anlaştığımız zemin üzerinde hiçbir kısıtlama ve önyargı olmaksızın Türkiye için hangi sistem doğruysa siz de teklifinizi koyun biz de koyalım ve tartışalım. Şu anda tek parti olarak AK Parti anayasayı değiştiremez. Gücümüz olsaydı da değiştirmezdik. 

Mustafa Karaalioğlu: Şimdi cumhurbaşkanının halk tarafından seçiliyor oluşu, sistemin başkanlığa doğru evrilmesi sonucunu doğuruyor.Önce bunu deneyelim noktasında mısınız? 

Ahmet Davutoğlu: 2007 seçimlerinden sonra biz anayasa değişikliği için AK Parti olarak bir anayasa çalışması yaptırdık Ergun Özbudun başkanlığında. AK Parti’nin teklifi olarak kamuoyuna açtık o zaman AK Parti kendi anayasasını empoze ediyor diye eleştiri geldiği için 2011’de bütün partilerin eşit katılımıyla mutabakata dayanarak yol alacak bir anayasa uzlaşı komisyonu oluştu. Orada da netice alınamadı 60 maddede mutabık kalınabildi. Şimdi mutabık kaldığımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu tabi sayın Bahçeli ile de görüşeceğiz anayasa uzlaşma komisyonu kaldığı yerden çalışmalarını süreli olarak 6 ay gibi 3 ay gibi anlaşacağımız bir sürede çalışmayı sürdürsün. Bu çalışmayı yaparken biz başkanlık sistemiyle ilgili kanaatlerimizi modelimizi gündeme getiririz. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi başka bir şey teklif ediyorsa o da kendi teklifini sunar. Şurada biz başkanlık sisteminin yanlış olduğunu düşünüyoruz dedikleri yerde onu tartışalım birlikte o yanlışı gidermek için düşünelim gerekiyorsa. 

Seda Öğretir: Önce adını koyup anayasayı ona göre yapmak. 

Ahmet Davutoğlu: Anayasanın bazı temelleri vardır ki parlamenter sistemde de aynıdır diğer sistemlerde de geçerlidir. Yönetim sistemini tanımlayan paragraflar veya ilgili maddeler daha sonra tartışılmak üzere diğer alan tümüyle tamamlanabilir. Ruhu iyice oturduktan sonra oturur konuşuruz. Burada olmaması gereken konjonktürel bir tartışma yapmayalım. Diğerleri gibi geçmiş yıllara tepkisel olmayan, kişiselleştirmeden, hiçbirimiz baki değiliz. Bunu başbakan, cumhurbaşkanı ilişkisi olarak telakki etmeyi de ben çok büyük bir zillet olarak görürüm. Ülkem için doğru olan neyse onu yaparım. Keşke biz 12 Eylül’ü rafa kaldıran bütün bu darbe izlerini silen bir anayasa yapalım bundan daha büyük bir paye olabilir mi bir devlet adamı için. Burada hepimizin bu mirası ortaklaşa yapacağımız bir ortam oluşturalım.

Mustafa Karaalioğlu: Anayasa yapımı konusunda bugün ortaya çıkan yöntemden kuşku duyma hakkımız da var. Daha önceki parlamentoda denendi ama muvaffak olunamadı. Şimdi siz diğer partilerden daha fazla sorumluluk sahibi olmalısınız. Bizim önümüzde bir sene sonra çıkıp bu yöntem olmadı derseniz ne olacak?

Ahmet Davutoğlu: Bunu bana kimse soramaz çünkü elimizin altında 317 milletvekilimiz var. Millet AK Parti’ye dönük “Ülke yönetimini size teslim ediyorum çünkü size güveniyorum” dedi. Ama bize anayasa yetkisini size veriyorum demedi ve anayasayı uzlaşarak yapın dedi. Burada yapamazsak her bir toplum kesiminin bize ve muhalefete baskı yapıp bu 12 Eylül anayasasından bizi kurtarın demesi lazım. Bu toplumsal talep uyanırsa eminim herkes elinden geleni yapacak. Değilse biz kendi teklifimizi ortaya koyar ve bu teklif için kamuoyu desteği bekleriz.

Ahmed Arpat: Bir önceki uzlaşma komisyonunda oybirliği arıyordunuz belki bu sefer oy çokluğu modeline geçme durumu söz konusu olabilir mi?

Ahmet Davutoğlu: Onun için turu bitirmem lazım. Bütün parlamentodaki grubu bulunan partilerin katılacağı bir süreç bu. Bazı maddelerde 3 bazı maddelerde 2 parti anlaşıyorsa bunlar sonra düşünülecek şey. Bizim için doğru olan bütün partilerin bir mutabakat metni ile meclisin ve halkın huzuruna gitmesi.

Mustafa Karaalioğlu: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hafta içinde sayın Davutoğlu başkanlık sistemini bir anlatsın anlayalım diye demeçler vermişti. Bugün kendisine bir başkanlık modeli anlatınız mı?

Ahmet Davutoğlu: Başkanlık modeli yeni keşfedilecek bir şey değil. Bizim kafamızdaki de anayasa uzlaşma komisyonuna verilmiş teklifimiz var. Ama bu teklifi birlikte değerlendirebileceğimizi söyledim. Bunun üzerine konuşalım, itirazlarınızı değerlendirelim, sizin teklifiniz varsa onu da konuşalım dedim kendilerine. Ama başkanlık sistemi diktatörlüğe yol açar, federal bir yapıyla ülkeyi böler doğru değil. Önyargı olmadan yapalım. Ama yasama, yargı, yürütme bunları anlattım. Bu ilişkilerin bir güçler ayrılığı içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledim. Türkiye'deki çarpık parlamenter sistemin güçler birliğine dayandığını da izah ettim. Latife olarak hatta “Ben sizin yerinizde olsam başkanlığı tercih edebilirdim muhalefet olarak” dedim. Parlamenter sistemde çoğunlukta olan partinin genel başkanı, başbakan olarak parlamento üzerinde etkili olma kabiliyetim bir başkanlık sisteminden daha fazladır. Ben şu anda parlamentodan bir yasa geçirmek istesem zorlanarak da olsa engelleme de olsa geçiririz. Ama başkanlıkta illa bunun böyle olacağına dair bir husus yok. Burada önemli olan önyargısız konuşabilmek. Hele tartışmayı sayın cumhurbaşkanımız üzerinden kesinlikle yapmamak bunu kendisine de ifade ettim. 50 sene sonra 100 sene sonra da devlet adamları bize çok iyi işleyen bir sistem bıraktılar bir anayasa bıraktılar diyebilsin insanlar. 12 Eylül kolay bir anayasa yapımıydı 5 general oturup bu böyle olsun şu böyle olsun dediler. Sonra da kimin ne oy verdiği belli olan bir referandumla da geçti. Peki o kolay yapılan anayasayla biz zor bir devlet yönetimi yapıyoruz. Kurumlar arası ilişkilerin doğru tanımlanmadığı, vatandaşlık hukukun doğru dürüst yerini bulmadığı bir şey. Şimdi hepimiz elimizi taşın altına koyup önce tansiyonu düşürüp daha sonra doğru olan neyse onu yapalım.

Ahmed Arpat: Daha önce verdiğimiz bir teklif vardı ve onun üzerinden müzakereyi açarız gelin konuşalım dediniz. O teklif üzerinden bazı eleştiriler vardı. Örneğin başkanı kim denetleyecek, başkanın kararnameleri gibi konularda sizin aklınızdaki sistem…

Ahmet Davutoğlu: Oradaki hususlardaki bütün o komisyon çalışmalarına katılan arkadaşları saatlerce dinledim. Her bir prensibin şu anda demokratik şekilde başkanlık uygulayan ülkelerde ABD başta olmak üzere nasıl uygulandığını beraber değerlendirebiliriz. Burada başkanın şu yetkileri fazla, konuşalım. Başkanlık kararnameleri uygulaması denetimden ari değildir. Yani başkan bir kararname çıkarır yasama bunu beğenmezse onu ilga eden bir yasa çıkarabilir. Burada mutlak anlamda bir ferman gibi başkanın yasa çıkarması söz konusu değil. Başkanın iki dönemdir şeyi ihtiyaçlara yönelik bir şey çıkardığında parlamentoda değiştirilebilir. Burada hiçbir gücün bütün erkleri elinde toplamaması. Başkanlık sistemi bu anlamda güçler ayrılığına daha uygun bir sistem doğru uygulandığında. Yanlış uygulanan ülkeler var tabi ama parlamenter sistemin yanlış uygulandı yerler de var. Bir ülkenin şeyini aynen almak değil ama evrensel demokratik değerler diyorum onu revize ederiz. Başkanlık sistemini savunan herkes gücün biriktiği tek elde toplandığı otoriter yapıyı savunuyor gibi bir önyargı olduğunda konuşamaz hale geliyoruz. Hele hele sanki AK Parti ve AK Parti’nin seçeceği bir başkan bugün için sayın cumhurbaşkanımız böyle bir güç kullanacak bize hayat alanı kalmayacak gibi bir psikoloji varsa benim bu girişimim bu psikolojiyi önce yok etmek için. Gelin konuşalım sizi rahatsız eden neyse konuşalım. Yok ama siz bir şey söylüyorsanız onu da görelim. Ama bu 12 Eylül anayasası mükemmel yürüyor son cumhurbaşkanımızın halk oyuyla seçilmesinden sonra aksaklıklar başladı derseniz bu cumhurbaşkanımıza da bana da Türk siyasetine de töhmettir. 82’den bu yana bu anayasa problem üretti. Kimin başkan olacağına millet karar verecek seçime gidilecek. Burada sistemi doğru kurarsak bundan sonraki nesiller rahat eder.