Deniz Baykal: Türkiye'nin bombalama hakkı vardır

Deniz Baykal: Türkiye'nin bombalama hakkı vardır
Deniz Baykal: Türkiye'nin bombalama hakkı vardır
Eski CHP lideri Deniz Baykal, dün gece CNN Türk'te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Baykal, YPG güçlerine yönelik obüs atışları için "Türkiye'nin bombalama hakkı var" derken, Kılıçdaroğlu için "Artık geride kalması gerektiği kanısındayım" değerlendirmesi yaptı.

RADİKAL - CHP'nin eski genel başkanı ve Antalya milletvekili Deniz Baykal, Türkiye’nin YPG güçlerini bombalamasına yönelik, “Türkiye’nin bombalama hakkı vardır” dedi. Deniz Baykal, "CHP’yi daha iyi görmek istediğini" belirtirken de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu için “Artık geride kalması gerektiği kanısındayım” değerlendirmesi yaptı.

CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında gazeteciler Deniz Zeyrek ve Hande Fırat’ın sorularını yanıtlayan Baykal, Azez-Halep hattını açık tutmak için Türkiye'nin bombalama hakkı olduğunu belirterek, "Şu anlık bu bombalamaların etkili olduğu anlaşılıyor. Güneyden Halep'e sızma planı olduğu anlaşılıyor. Halep Sünni İslam kentidir. Bu kenti Rusya'nın, Esad'ın himayesine teslim etmek üzerine bir politikayı çok ciddi sorgulamak lazım" dedi.

Azez-Halep hattın açık olmasının Halep'ten bir göç dalgasının yönelmemesi açısından önemli olduğunu da belirten Baykal, "Olay PYD olayı değil, Halep olayıdır. Olay Şii kuşatmasıdır" ifadelerini kullandı.

Baykal'ın bu sözleri özellikle sosyal medyada büyük tartışma yarattı ve 'mezhepçilikle' suçlandı. Ahmet Hakan, kullandığı "Halep Sünni kentidir" sözlerinin sosyal medyada eleştiri konusu olduğunu hatırlatınca Baykal, "Mezhep söylemi benim çok rahatsız olduğum bir söylem. Ortadoğu’da ortaya çıkan tablonun beni en çok rahatsız eden konu budur. Gönül ister ki IŞİD değil orada bizim alıştığımız türde bir Sünni İslam ortaya çıksa" dedi.

Baykal'ın sözlerinden öne çıkan noktalar şöyle:

‘BU BOMBALAMA SAVAŞ İLANI DEĞİLDİR’ 

Azez-Halep hattını açık tutmak için Türkiye’nin bombalama hakkı vardır. Bombalamaların etkili olduğu anlaşılıyor şu anda. Tarihi kimliği değiştirecek süreç yaşanırken ‘karışmayın, seyredin’ yaklaşımı çok anlamlı gelmiyor bana. Önemli olan PYD değil, önemli olan Halep. Esad olayıdır. (CHP’nin ‘iktidar savaşa sokacak’ açıklaması) İnşallah olmaz. Böyle bir kaygı yanlıştır diyemem. Elbette bende de öyle bir kaygı var. Bu büyük tırmanmadır, bu aşamadır. Bu bombalama o değildir, bu bir savaş ilanı değildir.

‘TÜRKİYE'YE SAHİP ÇIKMAK LAZIM’

Koalisyon işlemiyor. Türkiye’yi, Suriye’yi bu hale ne getirdi? Bizim hükümetin ciddi sorumluluğu var, ciddi yanlışları var. Hükümetin yanlışlarından dolayı Türkiye çektiğini çekti, bundan sonra çekmesin. Terör sorununda da tamamen kendi yanlışlarından bu hale geldi. Türkiye’ye sahip çıkmak lazım. Yeni bir savaşa sürüklenebilir, buna dikkat edelim. Bunun hesabını parti olarak biz soralım, vatandaş da sandıkta sorsun. Bazı yargıya da götürülmesi gereken konular da var.

‘CHP’Yİ İYİ GÖRMEK İSTİYORUM’

Partimi iyi görmek istiyorum, daha iyi görmek istiyorum. (Kılıçdaroğlu’na çekil çağrısı mı?) Bu kaba bir şey bunu söylemeye hakkımız yok. Kemal Bey büyük bir iyi niyetle sıkıntılı bir dönemde görev üstlendi o görevi en iyi şekilde yapmaya çalıştı. Büyük bir görev ve sorumluluk duygusu içerisinde yapmaya çalıştı. Partimize bir sürü şey de kazandırdı. Halkla ilişkilerinde, CHP’nin algılanmasında olumlu kalıcı bir sürü açılımlar getirdi. Düşünce sisteminde yenilikler getirdi, yani çok şey kazandırdı. Hiç şüphe yok. Ama şimdi çok kritik bir sürece giriyoruz. Önümüzde 3 yıllık bir süreç var. Bu yapıyla bu süreci götürmemizi ben artık geride kalması gerektiği kanısındayım. Bu doğrultuda en büyük görevin Kılıçdaroğlu’na düştüğü kanısındayım. Bu benim değerlendirmem. ‘İddiası olan kurultayı çağırır, kavgasını yapar’ diye bakılırsa bu da bir bakıştır ama bunun doğru olduğu kanısında değilim.”