Derviş'ten CHP MYK'ya rapor

MYK üyelerine dağıtılan 'Çağdaş Sosyal Demokrasi ve Türkiye' raporunda, başarının yolunun 'Atatürkçü-sosyal demokrat sentez' olduğu vurgulanıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Kemal Derviş, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerine dağıtılan raporunda, başarının yolunun 'Atatürkçü-sosyal demokrat sentez' olduğunu belirtti.
'CHP eşittir: devlet, yasaklar, güdüm' hissinin yurttaşların bir kısmında devam ettiğine dikkati çeken Derviş, bunun aşılması için özgürlükler konusuna özellikle eğilmek gerektiğini vurguladı. Derviş, danışmanı Yusuf Işık ile birlikte 28 Mart yerel seçimleri öncesinde hazırladığı, 'Çağdaş Sosyal Demokrasi ve Türkiye' başlıklı raporu, MYK üyelerine dağıttı. Raporun ilk bölümünde, dünyada çağdaş sosyal demokrasinin tarihçesi ve geçirilen aşamalara yer verilirken, ikinci bölümde de Türkiye açısından sosyal demokrasi değerlendirildi.
CHP'nin kuruluşu ve ardından yaşanan sürecin anlatıldığı raporda, ideolojik köken olarak Avrupa'daki sosyal demokrat partilerle Türkiye'dekiler arasında tarihsel açıdan belirgin farklılıklar bulunduğuna işaret edilerek, özetle şu görüşlere yer verildi:
"Türkiye'de sosyal demokrat hareketin Avrupa'daki sosyal demokrat hareketle ana çizgiler açısından aynı genel çerçevede yer almasının önemi, belirgin şekilde artmıştır. Diğer taraftan, Türkiye'nin özgül koşullarının tarihsel, sosyolojik alanlar açısından da dikkate alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Tarihsel gelişmeyi bugünün koşullarında etkili bir sürece dönüştürecek, yeterince kapsayıcı bir yaklaşımın 2000'li yıllarda CHP'nin çatısı altında belirginleştirilip benimsenmesi, bugünkü iktidara yeterince güçlü ve sağlıklı bir alternatif oluşturmamızı sağlayacak ve Türkiye'nin siyasal yapısını sağlamlaştıracaktır. Özünde bu kapsayıcı ve çağımıza uygun yaklaşım, sahip çıktığımız ulusal, Atatürkçü geleneğimizle, Avrupa türü çağdaş bir sosyal demokrasiyi bir araya getiren bir sentezin oluşturulmasıyla gerçekleştirilebilir."

ATATÜRKÇÜLÜK VE CHP

Raporda, 'Atatürkçülüğün bugün de ihtiyaç duyulan her şeyi kapsadığı ve dolayısıyla partinin tek düşünsel dayanağını oluşturması gerektiği' görüşünün yaygın ancak oldukça yanıltıcı bir yaklaşım olduğu kaydedildi.
'1920 ve 1930'lu yıllardaki uygulamalarıyla sınırlanmış bir Atatürkçülüğü tek siyasi kaynak olarak tanımlayan bir yaklaşımın, CHP'nin yapısı, genel konumu ve temel politikalar çerçevesi ile çeliştiği' görüşüne yer verilen raporda, şu noktalara işaret edildi:
"Atatürkçülüğü bugünün Türkiyesi'nde tek bir partiye, tek bir siyasi tercihe indirgeme anlamına gelebilecek bir yaklaşımdan kaçınılması gerekmektedir. Laiklik gibi en temel ilkelere karşı çıkılmadıkça, Atatürkçülüğün bugün çeşitli siyasi tercihlere sahip yurttaşlar tarafından benimsenmesi doğaldır. Atatürkçülüğün geniş bir siyasi yelpazede benimsenmesi olumludur.
Kuşkusuz, yaklaşımında Atatürkçülüğe en çok yer veren, Atatürkçülüğü en çok benimseyen parti CHP'dir ve bu böyle kalmalıdır. Ama aynı zamanda CHP'nin en önemli ayırt edici özelliklerinden biri, Atatürkçülükle çağdaş sosyal demokrasinin sentezi olmalıdır. Ancak, bu henüz başarılmış değildir. Atatürkçü-sosyal demokrat senteze oluşmuş, tamamlanmış gibi bakmak, soru yok saymak son derece yanlış, gerçekleri yansıtmayan bir tutum oluşturur."
Raporda, solda insanlara daha güçlü bir umudu taşıyacak, solun potansiyel kitlesini hareket getirip, genişletecek; ülkede çağdaş, dinamik ve etkin bir yönetim kadrosu arayışına yanıt verecek; yüksek standartlı özgürlükleri ve demokratik yapıları yerleştirip pekiştirecek; bu özlemlere sahip aydınları cezbedecek ''güvenli, güçlü, kapsayıcı bir seçenek ihtiyacının artarak sürdüğü'' ifade edildi.
Bu ihtiyacın karşılanmamasının AKP iktidarının dengede tutulması ve bu iktidara güçlü bir alternatifin bulunması açılarından önemli bir eksiklik oluşturacağı da vurgulandı. CHP içinde ve parti yandaşlarında 1930'lı 1940'lı yıllardan gelen bir geleneğin bulunduğu gözlemine yer verilen raporda, şöyle denildi:
"Bu geleneğin özüne sahip çıkmalıyız ve bu gelenekle gurur duymalıyız. Ama aynı zamanda bu gelenek, belirli dönemlerde özellikle de 2. Dünya Savaşı'nda ve ondan sonra yaşanan olaylar yüzünden, gerçekte olduğundan ve Atatürk'ün öngördüğünden daha devletçi, daha merkeziyetçi, daha sınırlayıcı, yasakçı, içine kapalı ve dünyadan uzak kalmaya yönelik bir model haline dönüştürüldü.
Dolayısıyla, 'CHP eşittir; devlet, yasaklar, güdüm' hissi yurttaşların bir kısmında devam etmektedir. Bu algılamanın iyice aşılmasını sağlamamamız gerekmektedir. Bu olumsuz algılamaların aşılması açısından, özgürlükler konusuna özellikle eğilmekte yarar bulunmaktadır. Çağımızda, Türkiye'de özgürlüklere CHP'den daha çok sahip çıkan bir parti olmamalıdır."

'EKONOMİYİ YÖNETMEKTE BECERİKSİZ' DÜŞÜNCESİ

Ekonomik alandaki gelişmelere de dikkat çekilen raporda, 'sosyal demokrat bir parti olarak, sağın rantçı devlet olgusu, süreci bağlamında gerekli ayrımın ortaya konularak belginleştirilmesinin büyük önem taşıdığı' belirtildi.
'Sosyal demokrasinin ekonomiyi yönetmekte beceriksiz olduğu yönünde, geçmişte bir doğruluk payı da taşımış olan düşünceyi silmek gerektiği' belirtilen raporda, "Sosyal demokrasi yalnızca bir hakça gelir dağılımı aracı değil, aynı zamanda sağlıklı, sürdürülebilir, ülkeyi krize sokmadan gerçekleştirilen, yeterince yüksek ve düzenli bir büyümenin güvencesi olmalıdır" denildi.