Duvarların Dili Olsa

Genelkurmay Başkanlığı'nın, YÖK yasa tasarısına ilişkin sert açıklaması, AKP'de tam bir bomba etkisi yarattı.

AKP'lilerin YÖK fıkrası
Genelkurmay Başkanlığı'nın, YÖK yasa tasarısına ilişkin sert açıklaması, AKP'de tam bir bomba etkisi yarattı. İsim verilmeden yapılan değerlendirmelerde Genelkurmay açıklamasından sonra tasarının mevcut haliyle Meclis'te görüşülmesinin zor olacağı görüşleri dile getirildi. Hatta tasarının hükümet tarafından geri çekilip ya da görüşülürken talepler doğrultusunda değiştirilebileceği de konuşuldu.
Bunun üzerine AKP'li bir milletvekili YÖK yasa tasarısında gelinen noktayı
şu fıkra ile ortaya koydu.
"Köyün ağası kâhyası ile birlikte kasabaya doğru yola çıkmış. Yolda bir at pisliği görmüşler. Ağa, kâhyaya dönerek "Bu pisliği ye, sen ata bin ben yürüyerek atı süreyim" demiş. Bunun üzerine kâhya pisliği yemiş ve ata binmiş. Atı da ağa sürmüş. Dönüş yolunda yine bir at pisliği görmüşler. Bu kez kâhya, ağasına dönerek "Şu pisliği ye sen ata bin ben yürüyeyim" demiş. Ağa, kahyasının atın üzerinde kendisinin ise yürüyerek köye girişini gururuna yedirememiş. Pisliği yiyerek atın üzerine yeniden binmiş. Kâhya birkaç adım attıktan sonra ağasına dönerek 'Aynı yere geldik. Peki biz bu boku niye yedik' demiş.'
Vefa, mı reel politik mi?
Bütün aksi yönde açıklamalarına karşın Başbakan Tayyip Erdoğan'ın KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yıldızının pek barışmadığını sağır sultan bile biliyor. Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Denktaş'a bakışı, yıllardır sadece 'Denktaş'a oynayan' Dışişleri bürokrasisini de zorda bıraktı.
30 yılı aşkın süredir Denktaş'la hep 'aynı düşünen' ve 'birlikte hareket eden' diplomatlar, bu kez en azından 'evet-hayır' çekişmesinde Denktaş'la yollarını ayırmak zorunda kaldı. Referandum sürecinin atlatılması Kıbrıs dairesi başta olmak üzere Dışişleri Bakanlığı'nı rahatlatmıştı ki ABD'nin yeni manevrası küçük bir 'vefa' sorunu daha ortaya çıkardı. ABD, Kıbrıs Türk Toplumu'nun lideri olarak Başbakan Mehmet Ali Talat'ı ilan etti. AKP de müzakere ve referandum sürecinde kendileriyle yapıcı bir işbirliği içinde olan Talat'ın yeni sıfatını hemen sindirdi.
Gelin görün ki Dışişleri bürokrasisinin bu duruma alışması kolay olmayacak. Şimdi bütün ilgili diplomatlar atılacak adımlarda önce Talat'ı mı Denktaş'ı mı arayacaklarını kara kara düşünüyor. Sorunla ilgili gelişmelerin gidişatına bakılırsa, aynı diplomatlar 'reel politik'i Cumhurbaşkanı Denktaş'a vefaya tercih etmek zorunda kalacaklar.
Sivrisinekler öldürülmesin!
Hayvanseverlerin dört gözle beklediği 'hayvan hakları yasa tasarısı', geçen hafta TBMM Çevre Komisyonu'nda renkli tartışmalarla kabul edildi.
'Ev hayvanları kısırlaştırılsın' şeklindeki önerge komisyon üyelerini tam anlamıyla ikiye böldü. AKP'li Ali İbiş "İnsanların kısırlaştırılmasına nasıl karşı çıkıyorsak hayvanlar için de bu geçerli olmalıdır" diyerek öneriye karşı çıktı. AKP'li Muzaffer Baştopçu, evinde kedi ve köpek besleyen kişilerin 'Bunların çoluk çocuğunu da göreyim' gibi bir anlayışta olacağına inanmadığını söyledi. Tasarının kesim esnasında hayvanların
'refah ve güvenliğinin sağlanması'na ilişkin maddesine AKP'li Nurettin Aktaş, "Kesime giden hayvanın refahı mı olur kardeşim" diyerek tepki gösterdi.
'Bir hayvan türünü yok edecek her türlü müdahale yasaktır' hükmünde yer alan 'tür' ibaresine AKP'li Zeynep Karahan Uslu, "Bu durumda evdeki sivrisinekleri öldürenler bile 5 milyar ceza verebilir" diyerek karşı çıktı.
AKP'li Fuat Geçen, 'hayvanların satışını izne bağlayan' hükümle ilgili kafasına takılan soruyu, AKP'li Cüneyt Karabıyık'ı örnek vererek gündeme getirdi. Geçen, "Şimdi Cüneyt ağbi bana bir Van kedisi hediye etti. Bunu da ben sattım diyelim, ne olur?" diye sordu. Parlamento muhabirlerden biri kendini tutumayıp 'Ayıp olur' deyince üyeler kahkahaya boğuldu.