Erbakan, SP üyeliğinden ayrıldı

Erbakan, "Bu kararın en kısa zamanda hukuken düzeltileceğine inanıyoruz" dedi.

Necmettin Erbakan, genel başkanlığını
yaptığı Saadet Partisi üyeliğinden ayrıldığını açıkladı.
Erbakan, Anayasa'nın ilgili maddesine
göre siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade ederek, bundan dolayı siyasi partilerin dernekler ve diğer tüzel kişilerden farklı olarak anayasanın özel teminatı altına alındığını kaydetti. Partilerin mali faaliyetleriyle ilgili konular ve bunlarla ilgili müeyyidelerin Siyasi Partiler Yasası'nın ilgili maddeleriyle düzenlendiğini hatırlatan Erbakan, bu esasların Anayasa ve demokrasinin temelini oluşturduğunu belirtti. Özel kanun varken genel kanunların hükümlerinin uygulanamayacağını
kaydeden Erbakan, Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince siyasi partilerin gelir ve giderlerinin incelenmesi, bunların belgeleri ve harcama maksatlarının yasalara
uygun olup olmadığının tespiti, yasalara aykırı bir harcama varsa bunun Hazine'ye gelir kaydedilmesine karar alınması, yasaya aykırı harcama yapılmışsa ilgili parti mensubundan tahsilinin talep edilmesi ve varsa suç işleyenlerin tespiti ile Cumhuriyet Başsavcılıkları'na suç duyurusunda bulunma görevinin Anayasa Mahkemesi'ne verildiğini bildirdi.
Erbakan şöyle devam etti: "Bu görevlerin ister tasfiye, isterse herhangi başka bir sebeple olsun idari veya yargısal herhangi bir merciye verilmesi Anayasa'nın 69. ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 74-76. maddelerine aykırıdır. Refah Partisi Genel Merkez ve taşra teşkilatlarının 1997 yılı mali faaliyetleri ile ilgili bütün resmi kayıtlar, Maliye Bakanlığı Milli
Emlak Genel Müdürlüğü'nce muhafaza edilmektedir. Bu evrakların hepsi, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 6.3.2002 tarih, 1998/271 esas ve 2002/43 sayılı kararının dayandırıldığı, 'o tarihte Türkiye'nin en
büyük partisi olan Refah Partisi'nin 1 Ocak 1997'den 22 Şubat 1998 tarihine kadar geçen 14 aylık süre boyunca genel merkez ve taşra
teşkilatlarının hiçbirinde bir tek kuruşluk dahi harcama yapılmadığı' kabulünün gerçeğe aykırı olduğunu açık bir şekilde ispat etmektedir. Sadece 3 ve 4. maddelerde açıklanan bu iki sebep dahi adı geçen
mahkeme kararının usül ve esas yönünden isabetli olmadığını ispat için yeterlidir. Bu kararın konusunu oluşturan iddia ile ilgili davalar, davalıların bir kısmı hakkında Ankara mahkemelerinde halen devam
etmektedir. Bu sebeplerden dolayı, mezkur kararda adli hata yapıldığına ve bu
kararın düzeltme yolu veya iade-i muhakeme yoluyla yasalara uygun bir şekilde en kısa zamanda hukuken düzeltileceğine inanıyoruz."