Erdoğan 12 Eylül kurbanlarının mektuplarını okudu

Başbakan Erdoğan, Meclis grup toplantısında 12 Eylül'de yapılacak referandumda anayasa değişiklik paketine neden 'evet' denmesi gerektiğini anlatmak için 12 Eylül döneminde idam edilen gençlerin mektuplarını okudu. Mektupları okurken sesi titreyen Erdoğan, ağlamamak için kendini zor tuttu. Bu sırada AKP sıralarında oturan vekillerden bazıları başta Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç olmak üzere ağladı.

 

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

 

 ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 12 Eylül döneminde idam edilen Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren, Nejdet Adalı gibi isimleri anarak gözyaşı döktü ve referandum için 'evet' oyu istedi. Mustafa Pehlivanoğlu'nun idamı öncesinde ailesine yazdığı mektupta yer alan, "Nişanlıma selam eder, cenabı haktan hayırlı bir yuva kurmasını dilerim" satırlarında hıçkırıklara boğulan Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da 12 Eylül döneminde hapis yattığını ve babasının cenazesine dahi katılamadığını söyledi. CHP'ye, MHP'ye ve BDP'ye gönül veren herkesten referandumda 'evet' oyu isteyen Erdoğan, muhalefet liderlerinin 'hayır naraları' attığını ancak, pakete karşı çıkmalarına ilişkin somut bir gerekçe ortaya koyamadıklarını öne sürdü.

Çukurca'da altı askerin şehit olmasına neden olan çatışmaya da değinen Başbakan Erdoğan, terör sorunun sabahtan akşama çözümü için bir sihirli değneğin bulunmadığını ancak kararlılıkla çözüm için mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti. Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

TERÖRE KARŞI SİHİRLİ DEĞNEK YOK: Terörle mücadelede herkesin birlikte göstereceği dayanışma önemlidir. Akşamdan sabaha, eğer ’bir çözüm’ deniliyorsa böyle bir sihirli değnek yok. Fakat kararlılıkla bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu konuda en ufak geri adım atmak yok. Olay, bir güvenlik meselesi değildir. Sadece bir güvenlik meselesi olarak bakarsak yanılırız. Yıllar yılı böyle bakıldı, neticesi ortada. Eğer terör örgütünü, teröristleri vatandaşlarımızdan ayırabilir, onlarla arasına o perdeyi gerebilirsek, inanıyorum ki işimiz çok daha kolay olacaktır.

KÜRT VATANDAŞLARIMIN LEHİNE: BDP, 'Anayasa değişikliği paketinde Kürtlerin lehine olabilecek hiçbir madde yok. Orada Kürt adı geçmiyor' diyor. Orada hangi etnik unsurun adı geçiyor? Tayyip Erdoğan bu değişiklikten ne kadar istifade ediyorsa, benim Kürt kökenli vatandaşım da o kadar istifade ediyor.

ŞAFAK TÜRKÜSÜ: Necdet Adalı, 19 yaşında bir lise öğrencisiyken cinayet işlediği iddiasıyla 1977’de tutuklandı. Adalı, suçsuzluğunun ortaya çıkacağından, serbest bırakılacağından o kadar emindi ki Ulucanlar Cezaevi'nde arkadaşlarının firar girişimine katılmadı. Kendisini yargılayan mahkeme reisi Adalı’nın masum olduğunu iddia etti, karara şerh koydu ancak fayda etmedi. Necdet Adalı 22 yaşındayken 8 Ekim 1980’de asılarak idam edildi. Şair Nevzat Çelik’in, Adalı için yazdığı 'Şafak Türküsü' bu zamansız ölümü en güzel şekilde resmeder. 'Beni burada arama anne/Kapıda adımı sorma/Saçlarına yıldız düşmüş/Koparma anne/Ağlama/Kaç zamandır yüzüm tıraşlı/gözlerim şafak bekledim/uzarken ellerim kulağım kirişte/ölümü özledim anne/yaşamak isterken delice...'

AĞLAMAKTAN KONUŞAMADI: 12 Eylülcüler, kendi ifadeleriyle asılan bir solcuyla denge kurmak için bir de sağcı idam etmek istediler. Adalı’dan sadece birkaç saat sonra 22 yaşında bir genç, Mustafa Pehlivanoğlu darağacına yürüdü. Ailesi, infazdan üç gün sonra çocuklarını ziyarete geldiğinde, idam edildiğini öğrendiler. Mustafa’dan geriye şu satırlar kaldı: Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz.(...) Eğer benim günahım varsa, cenabı Allah’ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah’tan bulsunlar. Anne sizlerle helalleşmek isterdim fakat olmadı, hakkım varsa hepinize helal olsun, siz de helal edin Son olarak ağbime, yengeme, (ağlamaktan konuşamadı) yeğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, (hıçkırarak) cenabı Allah’ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.'

ERDAL EREN, ERTUĞRUL GÜNAY: Bir başka isim Erdal Eren oldu. 17 yaşındayken tutuklandı, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde 18 yaşından küçük olmasına rağmen idam edildi. 14 Mayıs 1987’de Hüseyin Kurumahmutoğlu, sabah namazını kılarken, başına vurulan dipçik darbesiyle Mamak Cezaevi'nde genç yaşında dünyaya veda etti.
Bu zulümlerin, işkencelerin, insanlık dışı uygulamaların en yakın şahitlerinden, mağdurlarından biri de Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay idi. 12 Eylülde hapisteyken, vefat eden babasının cenazesine bile katılamadı.

MHP TABANINA MESAJ: Alparslan Türkeş, 1992’de verdiği bir röportajda DYP -SHP koalisyonuna güvenoyu verme gerekçesini açıyor: ’12 Eylül Anayasası'nı değiştireceklerine söz verdiler. 12 Eylül, ülkücüler olarak bize çok haksızlık etmiş, büyük mağduriyetler getirmiştir. Ah Mamak Cezaevinin dili olsa da bize tabutlukları, C-5’leri anlatsa. Metris’in, Bayrampaşa’nın dili olsa da orada kararan hayatları anlatsa.’ Buradan ah Diyarbakır Cezaevinin dili olsa da konuşsa... Diyarbakır Cezaevinin dili yok ama keşke 12 Eylül’de orada yatan bazı MHP yöneticileri, vicdanlarının sesine kulak verip, dürüştçe konuşsa. Tam 30 yıl sonra, yine bir 12 Eylül günü, işte bu işkenceler, zulümlerle, bu insanlık dışı uygulamalarla milletçe hesaplaşacağız. Gencecik ölümlerle, zamansız vedalarla, 17 yaşındaki çocukları yağlı urgana taşıyan zihniyetle hesaplaşacağız. Gencecik yaşında haksız bir şekilde idam edilen Mustafa’nın ’Allah’tan bulurlar’ dediği gün işte 12 Eylül 2010 günüdür.

BİZ YÜZLEŞECEĞİZ: Yıllarca 12 Eylül mağdurları solcuları istismar eden CHP, 12 Eylül ile yüzleşemese de biz yüzleşeceğiz. Yıllarca 12 Eylül mağduru ülkücülerin sesine kulak vermeyen MHP, 12 Eylül ile hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız. Adil bir şekilde yargılanmadan, dar ağacağına gönderilen Necdet Adalı’nın, Mustafa Pehlivanoğlu’nun, Erdal Eren’in, sabah namazında dayakla öldürülen Hüseyin Kurumahmutoğlu’nun hatıraları karşısında alnımız ak kalırken, onlar boyunlarını bükmüş durumda kalacaklar, mahcup olacaklar. MHP’li kardeşlerimizden, CHP’ye, BDP’ye gönül vermiş kardeşlerimden ’evet’ bekliyorum. (Radikal)

 

NECDET ADALI KİMDİR?

Necdet Adalı (d. 1958 - ö. 8 Ekim 1980), 12 Eylül rejimi tarafından idam edilen Kurtuluş Hareketi lise kanadı Dev-Lis'li Devrimci militandır. 12 Eylül rejiminin idam ettiği ilk kişidir. Adalı 1977 yılında Ankara'da Yıldırım Beyazıt Lisesi'nde öğrenciyken Ankara İsmetpaşa'da bir kahvehanenin taranması olayıyla ilgili olarak tutuklandı ve yargılandı. Ulucanlar Cezaevi'nde tutuklu bulundu. Bu sırada gerçekleştirilen bir firar eylemine "nasıl olsa suçsuzluğunun anlaşılacağını" ileri sürerek katılmadı. Kendisini yargılayan mahkeme başkanı Albay Hamdi Sevinç'in Adalı'nın suçsuz olduğunu ileri sürmesine karşın, mahkeme heyeti tarafından suçlu bulundu. Karara şerh koyan Sevinç bu tutumu nedeniyle ceza aldı ve daha sonra ordudan istifa etti. Adalı 8 Ekim 1980 tarihinde Ulucanlar Cezaevi'nde asılarak idam edildi. Nevzat Çelik'in yazdığı ve daha sonra Ahmet Kaya tarafından bestelenen "Şafak Türküsü" şiiri Adalı için yazılmıştır.

MUSTAFA PEHLİVANOĞLU KİMDİR?
Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül Darbesi'nden sonra idam edilen ilk ülkücü. Balgat'ta, 10 Ağustos 1978 gecesi, teravih vakti, mahalledeki 5 kahvehane, kimliği belirsiz kişilerce tabancalarla tarandı, 5 kişi yaşamını yitirdi. Tarihe 'Balgat katliamı' olarak geçen bu olayda, sol görüşlülere ait üç kahvehanede 3, ülkücülere ait iki kahvehanede de 2 kişi yaşamını yitirdi. Olaydan sonra operasyona başlayan polis, 3 kilometre uzakta, Ülkücülerin yoğun olarak oturduğu Karapınar Mahallesi'ne baskın düzenledi ve bir grup genci gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında, 22 yaşındaki Mustafa Pehlivanoğlu da vardı. 12 Eylül 1980 askerî darbesinden önce yapılan yargılama sonunda idam cezasına çarptırılmıştı. 2 yıl kadar hapis yatan Mustafa Pehlivanoğlu ile aynı davadan yargılanan İsa Armağan, yatmakta oldukları ve çok sıkı korunan Mamak Askerî Cezaevi'nden kaçtılar. Planları yurtdışına kaçmaktı. Ancak aynı günlerde 12 Eylül darbesi yapıldı, sıkıyönetim ilan edildi.Mustafa Pehlivanoğlu ile İsa armağan, 18 Ağustos 1980'de Kütahya'da saklandıkları bağ evinde yakalanarak tekrar cezaevine kondular. 7 Ekim 1980 tarihinde idamı onaylanan Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim'i 8 Ekim'e bağlayan gece yarısından sonra, solcu militan Necdet Adalı'dan birkaç saat sonra, Mamak Cezaevi'nde asıldı. Pehlivanoğlu, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na gömüldü. Mustafa Pehlivanoğlu mahkeme süresi boyunca polis ifadesinin işkence zoruyla alındığını ve kendisinin masum olduğunu iddia etti. İdam kararını veren Sıkıyönetim Mahkemesi Hâkimi Ali Fahir Kayacan daha sonra anlattığı anılarında, Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılan solcu Necdet Adalı'ya denge olsun diye idam edildiğini belirtti. Ailesi idamı ancak infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiklerinde öğrenebildi. 

ERDAL EREN KİMDİR?
Erdal Eren (25 Eylül 1964, Şebinkarahisar, Giresun - 13 Aralık 1980, Ankara), 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen ve asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi.
Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi Sinan Suner, 30 Ocak 1980 tarihinde Milliyetçi Hareket Parti'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürüldü.[Erdal Eren, Suner'in öldürülmesini protesto etmek için 2 Şubat 1980 günü düzenlenen gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, yargılanarak 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevi'nde infaz edildi.

Erdal idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan'a, "avukatıyla görüştürülmediğini, 18 yaşının altında olmasına rağmen idam edilmek istendiğini, yaşının 18'den küçük olduğunu tespit edecek olan kemik testi yapılması talebinin kabul edilmediğini, vurduğu söylenen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını" söyledi. Ağabeyi Erkan Eren, Erdal'ın Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu dile getirdi. Erdal'ın idam edildiği tarihte yaşının 18'den küçük olduğunu belirten Erkan Eren, infazı radyodan öğrendiklerini ve Erdal'ın kimsesizler mezarına gömülmek istendiğini söyledi. (Kaynak: Vikipedi)